Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Burdur 10°C
Yağışlı

MEVLÂNÂ HAFTASI

03.12.2019
A+
A-

MEVLÂNÂ HAFTASI
Aslında Hz. Mevlânâ genelde bütün milletimizin, özelde de inananların bir değeridir veya öyle olmalıdır. Ancak, Kendisinin ve mûritlerinin orada yaşaması ve mezarları, dolayısıyla da sevenlerinin büyük bir çoğunluğu da orada bulunması nedeniyle olsa gerek hep Konya’da anılır ve Konya’da hayırla yâdedilir… Yani bugün Mevlânâ Hazretlerinin kendi ülkelerinden ve kendi ırklarından, hattâ kendi dinlerinden olduğunu iddia eden ülkeler bile bulunmasına, dolayısıyla da sahiplenilmesine rağmen biz de bu Mübareğin anılmasını ve yâdedilmesini hep Konya’lılara havale ediyoruz maalesef! O nedenle, ben daha yazımın başında Hz. Mevlânâ Hazretlerini ile Hacı Bektaş Velî Hazretleri arasında yaşanmış olan bir hikâyeyi siz sevgili okurlarımla paylaşmak ve her iki mübareğe de ganî ganî rahmetler dilemek, daha sonra da konuma girmek istiyorum:
Şöyleki; Hacı Bektaş Velî hazretlerinin mûritlerinden biri bir gün bir koyun çalarak Kırşehir’deki Hazrete hediye etmek üzere yanına gider. Yani, kendince Şeyhini denemek ister! Ancak, koyunun çalıntı olduğunu anlayan Hazret de hediyeyi kabul etmez… Bu sefer o kişi aynı koyunu alır doğruca Konya’ya götürüp Hz. Mevlânâya hediye eder… Ve o Hazret de koyunu kabul eder… Duruma şaşan mûrit, “Ben bu koyunu çaldım ve Hacı Bektâşi Velî Hazretlerine hediye etmek istedim… Fakat O, koyunun çalıntı olduğunu anladı ve hediyemi kabul etmeyip geri çevirdi. Ancak, siz kabul ettiniz, neden acaba..?” diyerek kabulün sebebi hikmetini sordu. Mevlânâ da, “Hacı Bektaş Hazretleri öyle bir Velî kuldur ki, O’nun gırtlağından zerre miktarı haram geçmeç!” şeklinde anlam yüklü, dost canlı ve vefalı bir cevap verdi… Mevlânâ’dan dersini alan kişi bu sefer Kırşehir’e döner gelir ve doğru ca Hacı Bektaş Velî’yi bularak kendisine, “Efendim! Benim size hediye etmek istediğim koyunun çalıntı olduğun siz anladınız ve kabul etmediniz. Fakat, Hz. Mevlânâ kabul etti! Acaba neden..?” dedi. O hazret de, “Mevlânâ Hazretleri öyle bir Umman-ı Deryadır ki, O’nu zerre miktarı günah kirletmez” (!!)
NUR İÇİNDE YATIN ALLAH’IN (c.c) VELÎ KULLARI
Bugün bir çok kanaat önderi veya cemaat ya da parti veya sivil toplum teşkilâtı başkanı birbirinin hakkında sui zan besler ve arkrasından, hattâ yüzüne karşı kuyusunu kazar ve birbiri hakkında demediğini bırakmazken, dönemin ve bir Allah’ın (c.c) iki velî kulu birbirlerinin gıyaplarında bile övgüler yağdırıp birbirlerine iltifatlar da bulunuyorlar! Dolayısıyla da hem Yaratan’larının yanında hemde kullarının yanında itibarlarını, sevgi ve saygıları artırıyorlar. O nedene ben ‘Cehab-ı Hak onları nur içinde yatırsın, biz günâhkar kullarına da sekinet, suhûlet, basîret, ferâset, dirâyet, metânet, günühlarından da feragat etme gücü ve kolaylığı versin…’ diye dua ve niyazda bulunuyorum.
Velhâsıl-ı kelâm; büyük bir hoşgörü ve barış insanı, kültür âbidesi, mutasavvıf, düşünür ve Türk Müslüman olan Muhammed Mustafa Celâleddîn-i Rumî Hazretleri 1207 yılında bugünkü Affanistan, o dönemdeki İran sınırları içerisindeki Horasan eyâletinin Belh şehrinde dünya gelmiş olan ve 1273 yılında da rahmet-i Rahman’a kavuşmuş olan büyük bir Velî ve bir olan Allah’ın (c.c) dostudur.
O İYİ ANLAŞILMALI ve İSTER MÜSLÜMAN OLSUN
İSTER GAYRİ MÜSLÎM HERKESE İYİ TANITILMALI!
Kısacası; Hz. Mevlânâ asil bir Türk, şek ve şühpesizbir Müslümandır… O nedenle O, yurdumuzun her köşesinde anlanılmalı, anlaşılmalı, anlatılmalı ve âdeta bir kültür hazinesi olan eserleri, kitap ve şiirleri ile anlam yüklü menkîbeleri nesilden nesile aktarılmalı. Dolayısıyla da ruhu şadedilip hayırla yâdedilmeli….
Hüsâsâ-i netice; bendeniz kendim biraz Konya’da kaldığımdan ve yengelerimden birini Konyadan aldığımızdan ve yeğenlerimden birini Konya’ya verdiğimizden midir nedendir bilmiyorum. İçinde Konya ve Mevlânâ geçen hemen her cümleye dikkât kesilir, merakla izlerim!
Ve bu haftanın da “Mevlânâ Haftası” olması beni böyle bir yazı yazmaya sevketti…’ diyor, herkese ‘Mevlânâlı’ sevgiler, ‘Hacı Bektâş Velî’li saygılar sunuyorum.
UNUTMA! SENİN İÇİN BAŞKASINDAN VAZGEÇEN
BİRGÜN MUTLAKA BAŞKASI İÇİN SENDEN VAZGEÇER
****************************************************
KİMLE GEZDİĞİNİZE, KİMLE ARKADAŞLIK ETTİĞİNİZE
DİKKÂT EDİN. ÇÜNKÜ BÜLBÜL GÜLE, KARGA ÇÖPLÜĞE GÖTÜRÜR.
********************************************************
OLMAZ DEDİĞİN NE VARSA HEPSİ OLUR. DÜŞMEM DERSİN DÜŞERSİN,
ŞAŞMAM DERSİN ŞAŞARSIN. ÖLDÜM DER DURUR YİNEDE YAŞARSIN…
*********************************************************
İNSANLAR SENİ YANLIŞ ANLADIKLARINDA SEN DERT ETME
DUYDUKLARI SENİN SESİN, FAKAT AKLINDAN GEÇİRDİKLERİ KENDİ DÜŞÜNCELERİDİR.
Mevlânâ Celâleddî-i Rûmî

ETİKETLER:
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.