Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Burdur 20°C
Parçalı Bulutlu
http://www.nnchaber.com/wp-content/uploads/2019/11/KUZENLER.gif

Taceddin Akbaş Yazdı: Besle Kargayı Oysun Gözünü

14.10.2019
A+
A-

BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ!

Bir zamanlar yazılarını yazmak üzere okyanus sahiline giden bir adam varmış. Çalışmaya başlamadan önce sahilde bir yürüyüş yaparmış. Bir gün sahilde yürürken plaja doğru baktığında danseder gibi bir hareketler yapan bir insan silüeti görmüş. Başlayan güne dans eden biri olabileceğini düşünürek gülümsemiş ve ona yetişebilmek için adımlarını hızlandırmış. Yaklaştıkça bunun bir genç adam olduğunu ve dans etmediğini görmüş. Bir kaç adım koşuyor, yerden birşey alıyor ve yumuşak bir hareketle okyanusa fırlatıyormuş. Biraz daha yaktlaşınca seslenmiş:

– Günaydın… Ne yapıyorsun?

– Genç adam durmuş, başını kaldırmış ve cevap vermiş:

– Okyanusa deniz yıldızı atıyorum.

– Sanırım şöyle sormalıydım, demiş. Bilge adam:

– Neden okyanusa denizyıldızı atıyorsun?

– Güneş çoktan yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları suya atmazsan ölecekler.

– Ama delikanlı, görmüyor musun ki kilometrelerce sahil var ve baştan aşağı deniz yıldızıyla dolu. Hiçbir şey farketmez…

Genç adam kibarca dinlemiş, eğilerek yerden bir deniz yıldızı daha almış ve dalgalanan denize doğru fırlatmış.

– Bunun için fark etti…

Bu cevap bilgeyi şaşırtmış. Ne söyleyeceğini bilememiş. Geriye dönmüş, yazısının başına geçmek üzere kulübesine gitmiş ve gün boyunca birşeyler yazmaya çalışırken, genç adamın görüntüsü gözünün önünden bir türlü gitmemiş. Aklından çıkarmaya çalışmış ama bir türlü becerememiş. Nihayet akşama doğru farketmiş ki, o kaskoca bilim adamı, o büyük şair, bu gencin davranışının özünü kavrayamamış. Çünkü bu gencin aslında yaptığının evrende bir gözlemci olmaya ve olup biteni izlemeye değil, evrende bir oyuncu olmayı ve bir fark oluşturmaya çalışmak olduğunu anlamış. Utanmış. O gece sıkıntı içinde yatmış. Sabah olduğunda birşey yapması gerektiğini bilerek uyanmış. Yataktan kalkmış, giyinmiş kuşanmış, sahile inmiş ve o genci bulmuş. Ve bütün sabahı onunla okyanusa deniz yıldızı atarak geçirmiş.

Bu hikâye Lauren Tseley’e ait. Yalnız şimdi anlatacağım hikâye bize ait ve ben önce anlattığım ve şimdi anlatacağım bu hikâye ile kendi psikolojimle beraber Ülkemizin bu günkü durumunu özetlemeye çalışacağım… Hikâye şöyle:

Kaplumbağalar (tosbağalar) bir gün orman da dolaşırlarken, yaralı ve yerde yatmakta olan bir aslana rastlarlar. Aslanın yarasının ağır olduğunu ve kendilerine harhangi bir zarar veremeyeceğini anlayan kaplumbağalardan biri aslanın yanına yaklaşarak ve biraz da müstehzî bir şekilde “Ne o aslan kardeş! Niye yerde yatıyorsun..?” şeklinde bir soru yöneltir! Aslan da “Avcılar beni vurdular ve yaralayıp gittiler!’’ der. Aynı kaplumbağa bu sefer daha alaylı bir şekilde ve biraz da tebessüm ederek, “Bizim arkadaşlar ava çıkmışlardı! Sakın seni onlar vurmuş-yaralamış olmasınlar?!” der. Bu alaylı soruya içerleyen, ancak yarasının ağırlığından dolayı ayağa kalkacak ve kimseye bir şey yapacak durum da olmayan aslan da kendi kendine “Bu yaradan ölmezdim. Ama bu lâf beni öldürebilir..!” şeklinde mırıldanır ve kaplumbağaları yanından kovar…

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Barış Pınarı operasyonunun 4. gününde kaplumbağa misâli ve ‘Böyle dost düşman başına!’ dedirtecek cinsten bir lâf etmiş. Akıncı aynen şöyle demiş:

“1974’te biz adına ‘Barış Harekâtı’ desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi ‘Barış Harekâtı’ desek de akan su değil kandır. O nedenle, bir an önce diyalog diplomasisinin devreye girmesi en büyük dileğimdir”

BU HAREKÂT KAN AKITMA HAREKÂTI DEĞİL

AKAN ‘’KANLARI DURDURMA HAREKÂTIDIR”

Ve AKINCI KİM YOUNG’DAN UTANMALIDIR!

Bütün varlığını, canını-cânânını Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Mehmetçiğe borçlu olan Yavru Vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı böyle derken; Kuzey Kore Cumhurbaşkanı Kim Yaung, “Amerika Türkiye’yi hedef alırsa, Amerika’yı hiç tereddüt etmeden vururum. Çünkü, Türkiye şerefli ve onurlu bir ülkedir” diyor!

Bendeniz de, 1. hikâyedeki delikanlı gibi yapıyor, en azından öyle düşünüyor, 2. hîkayedeki yaralı arslan gibi üzülüyor ve ‘Türkiye, sınırlarında, hattâ Dünya da olup bitenleri veya oynanan oyunları izlemeye, yani Türkiye Dünyada veya bölgede sadece bir gözlemci olmaya değil; oyun kurucu ve ülkemizin aleyhinde oyun kuranların-kurmaya çalışanların oyunlarını bozucu, en azından bozmaya çalışıcı bir ülke olmalı! Ve geçtiğimiz hafta başlatılan “Barış Pınarı” harekâtı da böyle bir şey olmalı!’ diyor ve bu konu da son olarak, “Barış Pınarı” harekâtı için ‘savaş harekâtı’ diyen KKTC Cumhurbaşkanı M. Akıncı’yı kınıyor ve ‘besle kargayı oysun gözünü!’ diyor, Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Yaung’a ise yürekten teşekkür ediyor, herkese saygılar sunuyorum.

VEFASIZLARA GİTME, ONLAR BİRER YIKIK KÖPRÜDÜR

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

NE ŞİİRİN DE VEFA VAR, NE LEYLÂ’DIR SANA YAR!

HEP ALLAH GÜZEL VEKİL, HEP ALLAH İNSANA YAR

Necip Fazıl Kısakürek

————————————————————————

İNSANIN İÇİ AĞRIR MI? AĞRIYOR İŞTE!

Kahraman Tazeoğlu

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.