Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Burdur 11°C
Az Bulutlu

TÜRKİYE’NİN BAŞKANLIK SİSTEMİ

04.11.2019
A+
A-

TÜRKİYE’NİN BAŞKANLIK SİSTEMİ

24 Temmuz 2018 tarihi Türkiye’nin “Parlamenter Sistem”le yönetildiği son gündü. “Türk Tipi Başkanlık” da denilen “Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’nin” uygulandığı 16. ayda bir değerlendirmesini yapmak gerekiyordu. İstanbul İl Başkanlığı İYİ PARTİ’nin kuruluşunun 2. Yıl kutlaması kapsamında böyle bir etkinliğe imza attı.

Genel Başkan Meral Akşener’in de dinlediği ve gerçekten yetkin isimlerin katıldığı açık oturumda, uygulanmakta olan sistem evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde değerlendirildi.

Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu’nun yönettiği açık oturumun konuşmacıları Taha Akyol, Prof. Dr. Bahadır Erdem, Prof. Dr. A. Kasım Han idi.

Öncelikle A. Kasım Han’ın dikkat çektiği gibi, böyle bir program olacak ve sahnedeki kürsüye Genel Başkan çıkıp nutuk çekmeyecek… Pek alışılmış bir durum değildi. Meral Akşener böyle yaptı ve konuşmacıları baştan sona dikkatle dinlemeyi tercih etti.

Açık oturumdan sonra yapılan resepsiyonda ise yanında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte gelen Meral Akşener kısa bir konuşmayla katılanları selamlamakla yetindi.

Böyle akademik çerçeveli bir toplantıda dinleyicilerin program sonuna kadar ilgisini hiç kaybetmeden izlemeleri de umut verici idi.

**********************************

TÜRK TİPİ BAŞKANLIK UYGULAMASI

“Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi” hakkındaki görüşlerini farklı mecralarda izlediğimiz üç değerli uzman bu defa sistemin hem teorisini ve hem de mevcut uygulamaları değerlendiler. Aklımda kalan önemli tespitleri paylaşmak istiyorum:

·         Fransız politik düşünürü Montesquieu’dan beri dillendirilen “Kuvvetler Ayrımı” demokrasinin olmazsa olmazıdır. İster Parlamenter Sistem, ister Başkanlık Sistemi, ister Monarşi ile yönetimi tercih edebilirsiniz. Ancak bütün gelişmiş ülkelerin tercihi olan demokratik bir yönetim sistemi istiyorsanız kuvvetler ayrılığı ilkesine göre oluşturulmuş bir sistem kurmanız gerekir.

·         Cumhurbaşkanlığı sistemi toplumsal, hukuki veya siyasi bir ihtiyaçtan değil, “daha fazla güç kullanma isteğinden” kaynaklanmıştır. “Güç insanı bozar, mutlak güç mutlak bozar” ilkesi gereğince Cumhurbaşkanının kim olduğundan bağımsız ciddi bir tehlikeye zemin hazırlanmıştır.

Yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin elinde toplandığı kişi, halk tarafından seçilmiş bir başkan da olsa, bu kişinin yetkilerini kötüye kullanmayacağı anlamına gelmez. İnsanoğlunda kuvveti kötüye kullanılma eğilimi vardır.

·         “İktidar iktidarla sınırlanır. İktidardakilerin insafıyla değil! Kuvvetlerin aynı elde toplandığı bir sistemde kimse güvende değildir.”

·         1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesindeki ifadesiyle, “Hakların güvence altına alınmadığı ve kuvvetler ayrılığının olmadığı bir toplumda anayasa da yoktur.”

·         Parlamenter sistem Türkiye’nin kurumsal hafızasına ve kişisel davranış biçimlerimize sinmiş 150 yıllık siyasi tecrübesini içinde barındırmaktadır. Bu sistem de elbette mükemmel değildi. Ama içinde barındırdığı zaafları gidererek parlamenter sistemle devam etmek en uygun ve faydalı yöntem olabilirdi. Yeniden parlamenter sisteme geçmeli. Eğer Başkanlık Sistemi devam ettirilecekse kuvvetler ayrılığı ile denge ve denetim sistemleri oluşturmak kaydıyla devam edilmesi gerekir.

·         Türkiye’de uygulanmakta olan “Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi” kuvvetler birliği ilkesine göre oluşturulmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin daha da güçleneceği, “yargının bağımsız ve tarafsızlığı”nın artacağı, denetim sistemlerinin gelişeceği iddialarıyla bu sistem halka sunulmasına rağmen tam tersi olmuştur.

·         Uygulama ile yasama erkini teşkil eden Meclis etkisiz, sembolik bir kurum haline gelmiştir. Yürütme gücü, atanmış bakanlara verildiğinden, Meclis denetiminden çıkarılmıştır. Yargının bağımsız ve tarafsız olduğuna inanan kalmamıştır. HSK üyeleri direkt veya dolaylı olarak tamamen Cumhurbaşkanı tarafından belirlendiği için kritik davalarda hakim ve savcıların değiştirilmesi gibi garabetler yaşanmaktadır.

·         “Türk Tipi Başkanlık” uygulamasının 16. Ayında toplumsal huzur, kalkınma, ekonomi, hukuka güven gibi hangi alana bakarsanız bakın daha iyiye giden bir şey yoktur.

·         Cumhurbaşkanlığı sistemi ile devletin daha hızlı kararlar alıp, uygulayacağı iddia edilmişti. Bütün yetkilerin tek kişide toplanması ile tam tersine devlet kurumları daha yavaş işlemeye başladı. Çünkü kurumların başındaki kişiler tek kişinin tavrını görmeden karar vermekte tereddüt etmektedir.

·         Türkiye’nin 1960’lardan beri düzenli bir şekilde yaptığı “Beş Yıllık Kalkınma Planları”nın hazırlanması ilk defa yeni sistemde aksadı. 11. Beş Yıllık Kalkınma Planı” 2018 sonunda Meclis’ten geçirilmiş, 2019’da yürürlüğe girmiş olmalıydı. On ay gecikmeyle yapıldı. Bu yüzden bir de garabet yaşandı: 2019 da yaşanmış 10 aylık dönem de geriye dönük planlanmış oldu.

·         Sadece yasama, yürütme ve yargı erklerinin değil, aynı zamanda basın ve sivil toplum kuruluşlarının tek adamın kontrolünden çıkarılması, bu beş gücün ayrımını ve güçler arası denge ve denetimi sağlayan kuralların getirilmesi şarttır.

**********************************

İYİ PARTİ DEMOKRASİYE CİDDİ KATKI SAĞLADI

Açık oturuma katılan Taha Akyol, Prof. Dr. Bahadır Erdem, Prof. Dr. A. Kasım Han partili kimlikleriyle tanınan kişiler değil. Onları hukuk ve siyaset bilimi alanında uzman olan kimlikleriyle tanıyoruz.

Her üç uzman da, “İYİ Parti’nin Türk siyasi hayatına katılmasının demokrasimize ciddi katkı sağladığını” vurguladılar. Siyasi dengeleri yerinden oynatması, iktidarın değişebilir olduğunu göstermesi ile çok saygı duyulması gereken bir görev yaptığını vurguladılar.

Bir kutlama törenini bile böylesine bir fikri çaba ile değerlendirmesi “İyi Parti’nin siyasete getirdiği kalitenin bir göstergesi” idi.

Özellikle Genel Başkan Meral Akşener ve kadrosuna antidemokratik medya ambargosuna rağmen böyle sonuçlar alınması çok önemli bulundu.

Programı düzenleyen ve bizi davet eden İyi Parti İstanbul İl Başkanı Satuk Buğra Kavuncu ve il teşkilatına teşekkür ediyorum.

 

04.11.2019

Ruhittin Sönmez

YAZARIN SON YAZILARI
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.