Aile Bağlarımızı Nasıl Güçlendirebiliriz?

Modern hayat aileleri çoğu zaman aynı çatı altında bile birbirinden uzaklaştırıyor. Herkesin meşgul olduğu alanlar, işi, okulu, yorgunluğu ve kendi çevresi var. Bu yüzden aile bağlarını güçlendirmek için önce şunu kabul etmek gerekir: aile içi ilişkilerimizi güçlendirmek için emek vermemiz gerekir.

Aile bağları büyük sözlerle değil, küçük ama tekrar eden davranışlarla güçlenir. Aynı evde yaşamak, aynı soyadını taşımak ya da bayramlarda bir araya gelmek tek başına güçlü bir aile ilişkisi kurmaya yetmez. Asıl bağ, insanların birbirini gerçekten gördüğü, duyduğu ve yanında hissettiği anlarda oluşur.

Modern hayat aileleri çoğu zaman aynı çatı altında bile birbirinden uzaklaştırıyor. Herkesin meşgul olduğu alanlar, işi, okulu, yorgunluğu ve kendi çevresi var. Bu yüzden aile bağlarını güçlendirmek için önce şunu kabul etmek gerekir: aile içi ilişkilerimizi güçlendirmek için emek vermemiz gerekir.

Aile İçinde Konuşmayı Değil, Dinlenmeyi Önemseyin

Birçok ailede herkes konuşur ama çok az kişi gerçekten dinlenir. Günlük sohbetler çoğu zaman “Yemek yedin mi?”, “Dersin nasıl geçti?”, “İş nasıldı?” gibi gündelik ve ruhsuz sorularla sınırlı kalır. Bu sorular bağ kurmak için yeterli değildir.

Aile ilişkilerini güçlendirmek için daha derin ve samimi bir dinleme alanı açmak gerekir. Bir çocuk okuldan mutsuz geldiyse hemen nasihat vermek yerine “Bugün seni en çok ne yordu?” diye sormak daha doğru olur. Eşiniz sessizleştiyse “Neyin var?” diye sıkıştırmak yerine “Bugün biraz içine kapanmış gibisin, yanında olduğumu bilmeni isterim” demek daha iyileştiricidir.

Aile içinde dinlenir olmak, insanın kendini değerli hissetmesini sağlar. Herkesin fikrinin önemsendiği bir evde güven artar. Güven arttıkça insanlar saklanmaz, içine kapanmaz, sürekli savunmaya geçmez. Böylece aile, birlikte yaşayan insanların olduğu, sıcak bir yuvaya dönüşür.

Burada önemli olan şey süslü püslü cümleler kurmak değildir. Bazen yalnızca telefonu bir kenara bırakıp göz teması kurmak bile yeterlidir. Çünkü insan çoğu zaman çözümden önce ilgiye ihtiyaç duyar.

Birlikte Geçirilen Zamanı Görev Değil, Güzel Anlar Haline Getirin

Aile bağlarını güçlendiren en önemli şeylerden biri ortak hatıralardır. Ama bunun için pahalı tatillere, büyük organizasyonlara ya da özel günlere ihtiyaç yoktur. Bazen pazar kahvaltısında herkesin aynı masaya oturması, akşam yürüyüşüne çıkmak, eski fotoğraflara bakmak ya da birlikte yemek hazırlamak yıllarca hatırlanacak bir sıcaklık bırakabilir.

Sorun şu ki, aile ile geçirilien zaman çoğu evde bir görev listesine dönüşür. Alışveriş, temizlik, okul, faturalar, yemek, trafik, ödev derken insanlar aynı hayatı yönetir ama aynı hayatı paylaşamaz. Oysa bağ kurmak için “yapılacak işler” kadar “birlikte olunacak anlar” da gerekir.

Haftada sadece bir akşamı aile saati haline getirmek iyi bir başlangıç olabilir. Bu saat içinde televizyon arka planda açık olmaz, herkes telefonuyla ayrı bir dünyaya çekilmez. Birlikte bir oyun oynanır, film izlenir, sohbet edilir, basit bir tatlı yapılır ya da sadece çay içilir. Önemli olan etkinliğin büyüklüğü değil, o anda herkesin gerçekten orada olmasıdır.

Çocuklar için bu tür anlar güven duygusunu besler. Yetişkinler için de aileyi sadece sorumluluk alanı olmaktan çıkarır. Çünkü aile bağı, birlikte geçirilen zamanın süresiyle değil, o zamanın niteliğiyle güçlenir.

Kırgınlıkları Biriktirmeyin

Güçlü aile, hiç tartışmayan aile değildir. Güçlü aile, tartıştıktan sonra barışı sürdürmeyi ve kırgınlıkları onarmayı bilen ailedir. Her evde anlaşmazlık olur. Kimi zaman sesler yükselir, yanlış anlaşılmalar yaşanır, kırıcı sözler söylenir. Önemli olan bunların yokmuş gibi davranılarak üstünün örtülmemesidir.

Birçok ailede sorunlar konuşulmaz, sadece zaman geçince unutulmuş gibi yapılır. Fakat konuşulmayan kırgınlıklar kaybolmaz; tavırlara, mesafeye, soğukluğa ve güvensizliğe dönüşür. Bu yüzden aile bağlarını güçlendirmek isteyen herkesin “özür dileme”, “açıklama yapma” ve “yeniden yakınlaşma” becerisini önemsemesi gerekir.

Bir ebeveynin çocuğuna “Az önce sana sert davrandım, sen haklıydın!” demesi otoritesini zayıflatmaz. Tam tersine çocuğa adalet ve sorumluluk duygusu öğretir. Eşlerin birbirine “Bunu konuşmadan geçmeyelim, çünkü seni kaybetmek istemiyorum” diyebilmesi ilişkiyi güçlendirir. Kardeşler arasında bile, “Kırıldıysan özür dilerim." cümlesi yıllarca sürecek mesafeyi önleyebilir.

Aile içinde barış ortamı ve kırgınlıkları onarma kültürü varsa insanlar hata yapmaktan değil, birbirini kaybetmekten çekinir. Bu da daha yumuşak, daha güvenli ve daha dayanıklı ilişkiler kurar.

Güçlü aile, herkesin aynı düşündüğü yer değildir. Herkesin duyulduğunu, değer gördüğünü ve gerektiğinde geri dönebileceği güvenli bir limanı olduğunu bildiği yerdir. Aileyi aile yapan da tam olarak budur: Hayat zorlaştığında birbirine yük değil, birbirine güç olabilmek.

 

 

İlişkilerilişki dinamikleriaileTürkiye

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.