Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu Liyakatle ahbap olsaydınız memleketiniz böyle olmayacaktı
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, AHBAP soruşturması üzerinden hükûmeti hedef alarak şunları söyledi: “Devletinizi ahbap-çavuş ilişkileriyle yönettiğiniz için bugün bununla karşı karşıya kalıyorsunuz. Denetimle olsaydınız detaylar haberimizde
YAVUZ AĞIRALİOĞLU: LİYAKATLE AHBAP OLSAYDINIZ MEMLEKETİNİZ BÖYLE OLMAYACAKTI!
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, AHBAP soruşturması üzerinden hükûmeti hedef alarak şunları söyledi: “Devletinizi ahbap-çavuş ilişkileriyle yönettiğiniz için bugün bununla karşı karşıya kalıyorsunuz. Denetimle olsaydınız böyle devletiniz ahbap-çavuş ilişkileriyle bu kadar yıkılmayacaktı. Liyakatle ahbap olsaydınız memleketiniz böyle olmayacaktı. Hesap verilebilirlikle ahbap olsaydınız, adaletle ahbap olsaydınız, ciddiyetle ahbap olsaydınız AHBAP böyle bir şey yapmayacaktı.”
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde yaptığı basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
BİZ TERÖRSÜZ TÜRKİYE İÇİN 40 YILDIR MÜCADELE EDİYORUZ
“Biz terörsüz Türkiye’nin, terörün bitmesinin, terörsüz bir memlekette yaşayabilmenin bir mecburiyet olduğuna inandığımız için 40 yıldır mücadele ediyoruz. Yani terörsüz Türkiye olsun diye ölüyoruz. Terörsüz Türkiye sağlanabilsin diye ölümü göze alıyoruz. Terörsüz bir memlekette evlatlarımız büyüsün diye en sevdiğimiz evlatlarımızı kurban veriyoruz. Daha önce terörlü Türkiye olsun diye yaşıyormuşuz da şimdi ilk defa terörsüz Türkiye imkânı doğmuş gibi konuşanları da telin ediyoruz. Biz Kürt’e 40 yıldır kurban oluyoruz. En çok sevdiklerimizle kurban oluyoruz. Diyoruz ki: ‘Sizi bizden almalarına müsaade etmeyeceğiz. Sizi bizden koparmalarına müsaade etmeyeceğiz. Gerekirse öleceğiz.’ Meydanlarda sizin temsilciniz olduğunu söyleyen katiller sürüsüne bir şey demek zorundasınız. ‘Biz pişman değiliz’ diyorlar. Biz pişman mıyız? Vatanımızı beklediğimiz için, Kürt’ü beklediğimiz için vatanımızın, milletimizin birliğini, dirliğini beklediğimiz için pişman mıyız? Değiliz! ‘Yenilmedik’ diye bağırıyorlar; biz yenildik mi? Ben de siyasetçilere hatırlatıyorum: Biz yenildik mi? Yenilmedik. Devletin, milletin bu anlamda ödediği bedel ortadadır. Bu hassasiyetlerle İmralı’nın muhataplığını meşru görmedik, Öcalan’a muhataplığı doğru bulmadık. Kandil’e mikrofon gönderilmesini, Kandil’e heyetler gönderilmesini daha önce tecrübe ettiniz. Daha önce yaptığınız hatalara bir daha düşmeyin istedik.
DEVLET ÖRSELENİYOR, SİYASET ÖRSELENİYOR…
Sayın Cumhurbaşkanı süreci en ihtiyatlı yöneten taraf olmaya devam ediyor. Herkes her şeyi söylüyor; o en son, en makul yerde duruyor. Olur da akamete uğrarsa ‘Ben yapmadım, şunlar şunlar heves etti’ demek için kendine güvenli bir cep bulmuş olabilir. Ama bu arada devlet örseleniyor, millet örseleniyor, siyaset örseleniyor. Bu arada Meclis itibar kaybediyor. Bu arada yapıp ettiklerinizden bu uğurda bedel ödemiş insanlar rencide oluyorlar.
Memleketteki denetimsizlikten herkes nasibini alıyor. AHBAP diye bir gündemimiz oldu biliyorsunuz. Devletinizi ahbap-çavuş ilişkileriyle yönettiğiniz için bugün bununla karşı karşıya kalıyorsunuz. Denetimle olsaydınız böyle devletiniz ahbap-çavuş ilişkileriyle bu kadar yıkılmayacaktı. Liyakatle ahbap olsaydınız memleketiniz böyle olmayacaktı. Hesap verilebilirlikle ahbap olsaydınız, adaletle ahbap olsaydınız, ciddiyetle ahbap olsaydınız AHBAP böyle bir şey yapmayacaktı. Siyaseti de ahbap-çavuş ilişkisiyle yönetmeseydiniz, elinizdeki imkânlarla hükûmet etme fırsatı bulduğunuz bu 24 yıl ahbap-çavuş ilişkileriyle değil de devlet terbiyesiyle, devlet ciddiyetiyle daha çok buluşabilseydiniz memleket böyle olmayacaktı.
BİR PARTİ VESAYETİYLE ÜLKEYİ KARŞI KARŞIYA BIRAKTINIZ
Memlekette eskiden vesayet vardı; gerçekten vardı. Gazeteciler koşa koşa askerlerin yanına giderlerdi, manşet atarlardı. ‘Önemli bir askerî yetkiliyle...’ diye konuşmak modaydı. İş adamları askerlere göre hizalanırlardı. Bazı meslek örgütleri askerler üzerinden mesaj verirlerdi, siyasetçilerle istihza ederlerdi. Siyasetin üstünde birtakım odakların vesayeti vardı. Basının da vardı, ticari meslek örgütlerinin de vardı. Hepsiyle hesaplaştınız, teşekkür ederiz. Bütün vesayet odaklarının hepsini hallettiniz. Ama başımıza şöyle bir dert geldi: Bütün vesayet odaklarını hallettiniz, hepsini halledip ülkeyi demokratikleştirecektiniz; bir parti vesayetiyle ülkeyi karşı karşıya bıraktınız. Parti vesayeti oldu! Bütün hallettiğiniz vesayet odaklarından daha kuvvetli bir parti vesayetiyle sistem karşı karşıya kaldı. Şimdi mülki idareniz partiniz karşısında aciz, devlet bürokrasisi aciz, adli bürokrasi aciz, akademi aciz, sivil toplum aciz.
BUNUN ÖNÜNE GEÇMENİN YOLU YARI BAŞKANLIK SİSTEMİDİR
Plansızlığın bedelini milletinize böyle ödetiyorsunuz. 50+1 sistemi de dahil, bizi bu vesayetle karşı karşıya bırakan, bu parti vesayetini sistemin verimsizliğine dönüştüren mekanizma da herhalde anayasa konuşulurken tekrar gündeme gelecektir. Partimiz burada hassasiyet gösterip şöyle diyecektir: ‘Efendim, Türkiye’de 50+1 Türk siyasetinin ilkesizliğine sebep olduğu için değişmelidir. Bu ilkesiz ittifakların, demokrasinin ikide bir demin şantaj alanında hedef hâline getirilip oturtulmasının önüne geçilmelidir. Efendim, denge-denetim mekanizmaları çalışmıyor. Bunun önüne geçmenin yolu yarı başkanlık sistemi. ‘Parlamenter sistem’ de demiyoruz; yarı başkanlık. Meclis güçlenmelidir. Yasama bağımsız, yasama yürütmeyle koordineli olacaksa bile çok daha etkin hâle gelebilmelidir. Yargı tam bağımsız olabilmelidir. HSK’nın, Anayasa Mahkemesinin durumu düzeltilmelidir.’ Bu yargının hâli aslında her şeyi ifade etmektedir.
BU ÇETELER KİMİN ZAMANINDA ŞEHİRLERE HÂKİM OLMUŞLAR?
‘Suça sürüklenen çocuklar’ tabirini değiştiriyorlar; ‘Adli süreçteki çocuklar’ tabirini beğendik. Cezalar caydırıcı olsun, artırılacak; beğendik. Hâkime selahiyet tanınıyor; hâkimlerin güçlendirilmesi lazım ama hâkimlerin iyi eğitilmesi de lazım, müstakil hâle de gelmeleri lazım. Telefon açılabilen, siyasetin gölgesinde kalabilen yahut endişeyle çalışamayan şartların engellenmesi lazım. ‘Çeteler arttı’ diyorsunuz... 24 senedir iktidardaysanız bu çeteler kimin zamanında şehirlere hâkim olmuşlar? Bunlar ne zaman çeteleşmişler? Bu adalet kimin zamanında bozulmuş? Bu eğitim ne zaman planını kaybetmiş? Bu üretim ne şartlarda bu hâle gelmiş? Bu faiz nereden çıkmış? Bunların hesabını da vermek zorunda olduğunuz bir sürece girdiniz.
Biz de Türkiye’nin önümüzdeki dönem inşallah sorunlarından kurtulacağı bir planın partisiyiz. Biz Anahtar Parti olarak yaylalardayız. Şenlikler zamanı, Karadeniz’de millet sıla-i rahim için memleketine gelir; yazın şenlikler zamanıdır. Sahada hissesine tebessüm düşen, memleketine gelmiş gurbetçilerle sarılmaktan yürüyemeyen parti Anahtar Parti’dir. Çok kıymetlidir. Esnaf ziyaretine gidiyoruz; siyasetçiye kahır çoktur, bize tebessüm boldur. Esnaf siyasetçiyle muhatap olmak istemez, bize ‘Şöyle derdimiz var, duyurun’ diye arkamızda durmaktadır.”