BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: “Türkiye Doğru Yerde DurmaIi”

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu


Milli Takım
Kosova’yı deplasmanda 1-0 mağlup ederek FİFA 2026 Dünya Kupası finallerine katılma hakkı kazanan A Milli Futbol Takımımızı tebrik ediyorum.
**
Mehmet Selim Kiraz
Dün, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesinin 11. yıldönümüydü.
Görevi başında, Marksist Leninist vatan haini teröristler tarafından şehit edilen Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmetle ve saygıyla yad ediyorum.
**

 

Görele
Bazen, hayata ve insanlığa dair umutlarımızı karartan haberlerle karşılaşıyoruz.
Giresun'un Görele ilçesinde, CHP'li Belediye Başkanı’nın görevden alındığı taciz davasının mağduru 16 yaşındaki kızımızın, geçirdiği elim ve şüpheli trafik kazasından sonrası, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiği haberleri basında yer aldı.
Son derece üzgünüm.
“Kamu görevi”nin; kamu görevlerinin insanlara yüklediği “sorumluluklar”ın; toplumdaki yerimizin, görevlerimizin dışında, vatandaş olmanın, baba olmanın, insan olmanın bize yüklediği sorumluluklar üzerinde daha çok düşünmeye ihtiyacımız var.
Çocuklarımıza karşı sorumluluklarımız var.
Taciz davası devam ettiği için, ancak bazı sınırlar içerisinde ve birkaç cümle söyleyebiliyorum.
Dün, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, “Görele Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Hasbi Dede’nin taciz ettiği iddia edilen kız çocuğunun ölümüyle ilgili sürece müdahil olacağını” açıkladı.
Yaşananlar, bütün yönleriyle, hiçbir şüphe kalmayacak şekilde aydınlatılmalıdır.
Aksi takdirde kamu vicdanı ağır bir yara alacaktır.
Hayatını kaybeden evladımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
**

 

 


İran
Kıymetli Vatandaşlarım;
ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaş devam ediyor.
Basın toplantıları ayrıntılı siyasi ya da ekonomik analizler yapmak için uygun zeminler değil.
Biraz da tarihe not düşmek adına, önemli gördüğümüz birkaç ayrıntıyı aracılığınızla kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.
“Haksız”, “hukuksuz”, “gerekçesiz” bir savaşa şahit oluyoruz.
Her savaşta olduğu gibi, “savaşın gerekçeleriyle” ya da “savaşa neden olan şartlarla” hiç alakası olmayan çok sayıda masum sivil hayatını kaybetti.
Tümüne, bir kez daha Cenab-ı Allah’tan bir kez daha rahmet diliyorum.
*
Önce Filistin’de, şimdi İran’da yaşanan gelişmelerde, İsrail’de, İsrail başbakanı ve hükümeti hakkında devam eden yolsuzluk davası ile ABD’deki Epstein hadisesinin en önemli belirleyicilerden bir olduğunu, bir kez daha ifade etmek istiyorum.
ABD ve İsrail’li yöneticilerin, kendi hırsızlıklarını ve sapkınlıklarını gündemden düşürmek için işledikleri cinayetler; küresel emperyalizmin, sömürdükleri, sömürmeyi hedefledikleri, çoğu Müslüman ülkeleri kana boğmaları, gelecekte insanlık tarihinin kara lekelerinden bir olarak geçecektir.
Bugün yaşanan gelişmelere, geçtiğimiz yıllardan bugüne, adım adım işaret ettik.
Yaşananlar büyük ölçüde, küresel emperyalizmin, “bölgemizin kaynaklarını” ve “jeopolitiğin avantajlarını” sömürmeye devam etmek için kurdukları düzeni devam ettirme çabasından kaynaklanıyor.


Dünyanın en büyük acıları, 100 yılı aşkın süredir, Ortadoğu’da, dünyanın en değerli kaynaklarına sahip coğrafyada yaşanıyor.
Osmanlı’nın, Türk’ün hakimiyetinin sona ermesinden sonra, Ortadoğu’da, savaşlar, göçler, terör, açlık, yoksulluk hiç eksik olmadı.
Dünyanın en zengin kaynaklarının üzerinde yaşayan insanlar için, kan, gözyaşı, açlık ve yoksulluk, hiç ara vermeden bölgenin karakterini belirleyen ana unsur olmaya devam ediyor.
Maalesef, bölgenin kaynaklarının Batı’ya taşınması üzerinden geçen 100 yılın ardından artık “normal” kabul ediliyor.

 


Aynı küresel emperyalist güçler tarafından göreve getirilen yönetimler, “imtiyazlı ve zengin azınlık” olmayı, “insan” olmaya, “Müslüman” olmaya tercih ediyorlar.

Yaşananların hiçbir yerinde, hiçbir insani değer bulamayacağınız gibi, dünyada, hukuku ve insanlığa ait değerleri “sözde” korumak için kurulan ve varlığını devam ettiren uluslararası kuruluşlar, bu sömürü düzeninin devamını sağlayan aparatlar olmanın dışında hiçbir fonksiyon ifa etmiyorlar.
*

 

 


Türkiye, doğruları söylemeli, doğru bir bakış açısıyla yaşananları değerlendirmeli, fiili olarak savaşın tarafı olmamalı ancak hakkın yanında zulmün karşısında olmalıdır.
Hükümetimizin, süreci bu dikkat ve hassasiyetle yürüttüğünü görüyoruz.
Türkiye, Rusya Ukrayna savaşında da Suriye’de de İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği soykırımda da Irak konusunda da -bedel ödeme pahasına- doğru yerde durmuştur, doğru tavır almıştır. Bu hakkı herkes teslim etmelidir.
Politik gerekçeler, politik çıkarlar, bir hakkın teslimine engel olmamalıdır.
**

 


Kıymetli Kardeşlerim;
Maalesef İran’da yaşanan ve ilk günden beri bölgeye yayılma riski taşıyan savaşın dünyayla birlikte Türkiye ekonomisini de ciddi şekilde etkileyeceği anlaşılıyor.
Orta Doğu, İran ve çevresindeki savaşın etkilediği bölge, dünya petrol arzının yaklaşık %30-35’ini sağlıyor.
Bu bölgedeki çatışmalar, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanması veya tankerlerin engellenmesi, küresel petrol piyasasında tarihin en büyük arz şoklarından birini yaratıyor.
Ortadoğu’daki toplam üretim, dünya petrol arzının yaklaşık %30-35’ine tekabül ediyor.
İran, tek başına günlük yaklaşık 3 milyon varil üretim kapasitesine sahip. Bu da küresel arzın %3-4’üne denk geliyor.
*
Orta Doğu dünya petrol arzının yaklaşık üçte birini (%30-35) sağlıyor demiştik.
Bu bölgede Suudi Arabistan tek başına %12-13 ile en büyük paya sahipken, Irak %6-7, İran ise %3-4 oranında katkı yapıyor.
Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar birlikte yaklaşık %5 civarında bir pay oluşturuyor.
Özellikle, İran’ın kontrolünde olan Hürmüz Boğazı’ndan, dünya petrolünün %20’si taşındığı için, bölgedeki savaş ve gerilimler küresel enerji güvenliği açısından kritik bir risk yaratıyor.
*

 


İran’daki savaşın, “tarihteki en büyük arz kesintisini tetiklediği”ni söylemek yanlış olmayacaktır. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’nın açıklamaları da bu yönde.
Küresel petrol fiyatları hızla yükseliyor. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde ağır maliyet baskısı yaratıyor.
ABD, Kanada ve Brezilya gibi ülkeler üretim artırarak açığı kapatmaya çalışsa da Orta Doğu’nun payı kritik.
*
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü küresel enerji güvenliğinin en zayıf noktası.
Bu nedenle, savaşın uzaması, dünyada, bölgemize ve doğal olarak Türkiye’nin enerjinin maliyetlere etkisi bağlamında büyük bir baskı yaratacaktır.
*


Kıymetli Vatandaşlarım;
Yani enerji fiyatları sadece petrol piyasasını değil, küresel ekonomik dengeleri de altüst etme riskiyle bizi karşı karşıya bırakıyor.
Türkiye kırılgan bir ekonomiye sahip, içinde ve çevresinde çok sayıda risk faktörü barındırıyor.
Pandeminin ilk gününden itibaren
Bir “tedbir” ve “çıkış noktası” olarak, Türkiye'nin "1- Gıdada/tarımda, 2- İlaçta, 3- Enerjide, 4- Savunma sanayiinde kendi kendine yetecek duruma geleceği tedbirleri alması" gerektiğini dile getirdik.
Bu söylemi, pandemi döneminden itibaren ilk kez ve sürekli olarak Büyük Birlik Partisi kullandı.

 


Özetle:
“Tarımda köklü bir planlama yapmalı ve hayata geçirmeliyiz.
Yerli ilaç sanayimizi desteklemeliyiz.
Enerjiye yatırım yapmalıyız.
Savunma sanayiindeki gelişmeleri daha da güçlü bir şekilde desteklemeliyiz.” dedik.
Başka çaremiz yok, başka ihtimal yok…
**

 

 

 

 

PKK, DEM, Apo
Ayrı ayrı, PKK’dan, PKK’nın partisinden ve terör örgütünün hapisteki elebaşından açıklamalar gelmeye devam ediyor.
Yapılan her açıklama, yayınlanan her haber, öngörüşlerimizi ve endişelerimizi doğrular nitelikte.
“Türkiye’yi parçalama” ve “bölgede, küresel emperyalzmin yeni operasyon aleti” olma heveslerinin, bölgedeki savaşın da etkisiyle, artarak devam ettiğini görüyoruz.
Türkiye her zamankinden daha dikkatli olmalı, tarihten gelen devlet geleneğine ve hukuk devleti olma vasıflarına uygun bir şekilde davranmalıdır.
**

 

İsrail
Uluslararası basında, dün, şu haberler yer aldı:
“İsrail Meclisi, Filistinli mahkumlara idam cezası getirilmesini öngören yasa tasarısını onayladı. İsrailli Ben Gvir, gelişmeyi şampanya ile kutladı.”
“Uluslararası kamuoyunun tepkisine yol açan yasa tasarısı, Knesset Genel Kurulu'nda yapılan oylamada 48'e karşı 62 oyla kabul edildi.”
“Onaylanan yasaya göre, cezanın infazı İsrail Cezaevi Servisi tarafından görevlendirilen gardiyanlar tarafından asılma yoluyla gerçekleştirilecek.”

 

 

“İnfazı gerçekleştiren gardiyana kimlik gizliliği ve cezai dokunulmazlık tanınacak.”
“Arap Azınlıkları Hukuk Merkezi 'Adalah', Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına karşı Yüksek Mahkeme'ye başvurdu. Mahkeme, 24 Mayıs'a kadar yasaya ihtiyati tedbir kararı getirdi.”
*
Her yönüyle iğren, her yönüyle insanlık dışı her yönüyle alçakça…
Bir kez daha ifade ediyorum: İsrail’in cinayetlerine ses çıkaramayan Batı devletleri, uluslararası kuruluşlar ve özellikle İslam ülkelerinin yöneticileri, İsrail’in işlediği cinayetlerin tümünün suç ortağıdır.
**

 

Uşak Belediyesi, Bursa Belediyesi, Yerel Yönetimler
Hemen her gün, belediyelerle ilgili, “yolsuzluk”, “ahlaksızlık” ve “istismar” dolu suçların yer aldığı hadiselere şahit oluyoruz.
Yargı süreçleri devam ediyor.
Dolayısıyla, öncekilerde olduğu gibi ayrıntılara girmeyeceğim.
Türkiye’nin, Türk Milletinin, Türk siyasetinin, karşı karşıya olduğumuz çürümeye, yozlaşmaya, seviyesizliğe layık olmadığını söylemek mecburiyeti hissediyorum.
Bu konuda hepimize görev düşüyor.
Milletimiz hem seçim yaparken hem seçilenlerin görevlerinin devamı sürecinde, daha ilgili, daha hassas, daha dikkatli olmalı, yerel yönetimler kamu kuruluşlarımız tarafından daha etkin bir şekilde denetlenmelidir.
Saygılarımla…

Ankara Son DakikaBüyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa DesticiTürkiyeAnkara

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.