Günümüzde okulun ve öğretmenin köyden atılmasının ulusal anlamda devasa bir toplumsal göç mühendisliğinin ürünü olduğu pek vurgulanmıyor ama ne yazık ki köylerin okulsuzlaştırılması köy ahalisinin kentlere taşınmasını hızlandırmıştır. Okununca içinde köyün ve kır insanının topraklarından koparılıp umutsuz bir göçün içine sürüklenişinin acısını hissedeceğiniz ve yutarcasına okuyacağınız bir kitap Beyaz Ölüm…
Öğretmen Hasan Konu ‘Beyaz Ölüm’ adlı çalışmasında görevini adanmışlık duygusuyla içselleştirmiş öğretmenlerin köylerdeki kıt koşulları zorlayarak neler yapabileceklerinin çok sayıda örneğini sunuyor bizlere. Tarihe bırakabileceği küçücük bir belgenin peşine düşmüş dervişane bir köy öğretmeninin serüvenidir bu kitap. Boyası solmuş, sıvaları bozulmuş, sırtındaki kiremitlerin yükünü taşıyamaz olmuş çatıların ölüm çığlığıdır. Hasan Hoca ülkesinde on yıllardır süregelen bu en büyük depremin enkazını tırnaklarıyla kazan, bir selüloz parçası da olsa kurtarmayı düşleyen ve yüreğiyle yaşayan bir öğretmen..
Hasan Hocayı böyle bir çalışmaya iten de dersliklerinde yıllarca nefes tüketip emek verdiği bu eğitim mekanlarının göz göre göre yitip gitmesi. Hasan Konu bu belgesel çalışmasına sık sık duygularını da katmış. Hani bir daha hiç göremeyeceği evladının bavulunu yakıcı bir hüzünle hazırlayan bir ebeveynin hıçkırıklarını içine gömmesi gibi.. Nitekim zaman zaman isyan edip içten yakınmalarda bulunmuş. Örneğin Yuva Köyü ilkokulundan bahsederken “bir okula bu kadar eziyet edilemez” deyivermiş.
Bu görsel ve belgesel eserde yüzlerce köy çocuğu mutlaka kendinden bir parça bulacaktır. Okuyucusu bol olsun..