Çocuklarda Oyun Bağımlılığı ve Birkaç Öneri
Bilgisayar oyunları doğru kullanıldığında eğlenceli, öğretici de olabilir. Ama oyun çocuğun günlük yaşamındaki dengeyi bozacak noktaya gelirse aileler için ciddi bir kaygı kaynağı haline gelir.
Bilgisayar oyunları doğru kullanıldığında eğlenceli, öğretici de olabilir. Ama oyun çocuğun günlük yaşamındaki dengeyi bozacak noktaya gelirse aileler için ciddi bir kaygı kaynağı haline gelir. Burada asıl sorun çocuğun ne sıklıkta oyun oynadığı değil, oyunun onun uykusunu, derslerini, arkadaşlıklarını, aile ilişkilerini ve duygusal dengesini nasıl etkilediğidir. Ailelerin bu konuda paniklemeden, net bir tutumla hareket etmesi gerekir.
Yazının devamında bu önemli konu ile ilgili birkaç öneriye yer vereceğiz.
Yasaklamak yerine denge kurmak
Birçok aile ilk tepki olarak oyunu tamamen yasaklamayı düşünür. Oysa sert yasaklar daima çatışmayı büyütür, gizli oynama davranışını arttırır ve çocuğun oyuna daha fazla sarılmasına yol açabilir. Sağlıklı olan, çocuğa açık ve uygulanabilir kurallar koymaktır. Oyunun hangi saatlerde oynanacağı, ne kadar süreceği ve hangi sorumluluklardan sonra oynanabileceği belirlenebilir.
Burada en önemli olan konu, kuralların yalnızca çocuk için değil aile için de geçerli olmasıdır. Yemek sırasında ekran kullanılmaması, yatmadan önce oyun oynanmaması ve günlük sorumluluklar tamamlanmadan ekran açılmaması gibi net sınırlar çocuğun algısında daha anlaşılır bir netlik oluşturur. Çocuk, oyunun hayatın merkezi değil de sadece bir parçası olduğunu öğrenir.
Oyunun yerine gerçek hayattan aktiviteler koymak
Oyun süresini azaltmaya çalışırken en sık yapılan hata, ortaya çıkan boşluğu görmezden gelmektir. Oysa çocuk oyundan uzaklaştırıldığında yerine keyif alacağı başka uğraşlar koyulmazsa, bütün dikkatini yeniden oyuna yöneltir. Bu yüzden ailelerin yalnızca “oynama” demesi yetmez. Çocuğun gününe hareket, üretim, sosyalleşme ve gerçek dünyada başarı hissi katacak alanlar eklemek gerekir.
Spor, resim, müzik, masa oyunları, açık hava etkinlikleri, birlikte geçirilen aile zamanı ve yaşıtlarla yüz yüze ilişkiler bu noktada çok değerlidir. Çocuk, yalnızca ekrandan değil hayatın kendisinden de keyif almalıdır. Çünkü bazı çocuklar için oyun sadece eğlence değil, can sıkıntısından, yalnızlıktan ya da başarısızlık duygusundan kaçış alanı haline gelmiştir. Bu yüzden çözüm, sadece ekran süresini kısmak değil, çocuğun gerçek yaşam bağlarını güçlendirmektir.
Sorunun altında yatan nedeni görmek
Şüphesiz ki her fazla oyun oynayan çocuk bağımlı değildir. Ancak oyun yüzünden çocuğun uyku düzeni bozuluyorsa, derslerini aksatıyorsa, öfke nöbetleri geçiriyorsa, sosyal ilişkileri zayıflıyorsa ve oyun hayatındaki her şeyin önüne geçiyorsa ailelerin daha dikkatli olması gerekir.
Ailelerin çocuğa suçlayıcı ya da utandırıcı bir dil kullanmaması çok önemlidir. Çocuğu yargılamak yerine ne hissettiğini, neden oyuna bu kadar yöneldiğini anlamaya çalışmak gerekir. Bazen oyunun arkasında kaygı, yalnızlık, özgüven sorunu ya da duygusal bir boşluk bulunur. Eğer evde konulan kurallar ve yapılan düzenlemeler işe yaramıyorsa, bir uzmandan destek almak doğru olur. Çünkü bazen çözüm, oyunu azaltmaktan çok, çocuğun iç