Güne Telefona Bakarak Başlamak
Sabahın ilk dakikaları günün gidişatını belirler. Zihin o sırada henüz savunmasızdır. Gece boyunca dinlenmeye çalışmış, yeni güne başlamaya hazırlanmıştır. Biz ise telefonu elimize aldığımız anda ona bir anda onlarca uyaran göndeririz.
Sabah uyanır uyanmaz telefona bakmak artık çoğumuz için neredeyse otomatik bir hareket. Alarmı kapatıyoruz, sonra elimiz aynı hızla mesajlara, bildirimlere, haberlere ya da sosyal medyaya gidiyor. Daha yataktan kalkmadan başkalarının hayatına, dünyanın gürültüsüne ve günün telaşına karışıyoruz.
İlk bakışta bu alışkanlık masum görünüyor. Sadece birkaç mesaja bakacağım, sadece saate bakacağım, sadece gündeme göz atacağım diyoruz. Ama çoğu zaman o kısa bakış uzuyor. Bir haberden diğerine, bir mesajdan başka bir bildirime, bir paylaşımdan yorumlara geçiyoruz. Gün henüz başlamadan zihnimiz çoktan dolmuş oluyor.
Zihnin İlk Saatini Kim Yönetiyor?
Sabahın ilk dakikaları günün gidişatını belirler. Zihin o sırada henüz savunmasızdır. Gece boyunca dinlenmeye çalışmış, yeni güne başlamaya hazırlanmıştır. Biz ise telefonu elimize aldığımız anda ona bir anda onlarca uyaran göndeririz. Cevaplanması gereken mesajlar, kaçırılmış e-postalar, kötü haberler, başkalarının başarıları, tartışmalar, reklamlar ve bitmeyen öneriler…
Böyle başlayınca günün kontrolü bizdeymiş gibi görünse de aslında ilk komutu telefon vermiş olur. Daha kendi bedenimizi dinlemeden, neye ihtiyacımız olduğunu anlamadan, nasıl uyandığımızı fark etmeden dış dünyanın akışına bağlanırız. Zihin kendi gündemini kuramaz. Başkalarının gündemine tepki vermeye başlar.
Bu durum yalnızca zaman kaybı değildir. Sabah telefona bakmak, acele hissini büyütebilir. İnsan daha kahvesini içmeden eksik kalmış, geç kalmış, yetişmesi gereken bir şey varmış gibi hissedebilir.
Küçük Bir Erteleme Büyük Bir Fark Yaratabilir
Telefona hiç bakmamak mümkün olmayabilir. İş, aile, okul, haberleşme, güvenlik ve günlük planlar için telefon hayatın içinde yer alıyor. Mesele telefonu düşman ilan etmek değil, güne onunla başlamamayı öğrenmek.
Bunun için büyük kararlar almaya da gerek yok. Uyanınca telefona bakmayı sadece on beş dakika ertelemek yeterli! Bu süre, zihne ait bir başlangıç alanı açar. Yüzünü yıkamak, bir bardak su içmek, perdeyi açmak, birkaç dakika sessiz kalmak, kısa bir esneme yapmak ya da sadece yatağı toplamak bile günün ruhunu, rengini değiştirir.
Telefon başka bir odada şarj edilebilir. Alarm için eski tip bir saat kullanılabilir. Yatağın yanında telefon yerine bir kitap, küçük bir defter ya da su bardağı konabilir. Sabahın ilk hareketi ekranı kaydırmak değil, bedeni fark etmek olduğunda insan kendini daha iyi hisseder.
Burada önemli olan mükemmel bir sabah rutini uygulamak değildir. Bazen tek bir değişiklik bile yeterlidir. Gözümüzü açar açmaz telefonu elimize almamak.
Güne telefona bakmadan başlamak, basit ama güçlü bir duruştur. İnsan kendine şunu söylemiş olur. Önce ben varım, sonra geriye kalan her şey...
Bu alışkanlık zamanla zihinsel bir rahatlama yaratır. Sabahın ilk dakikalarında daha sakin kalırız. Mesele telefonu tamamen bırakmak değil, günün tüm yönetimini ona vermemektir.