Kediler ve Patileri
Kedilerin patileri yalnızca yürümek, zıplamak ya da tırmalamak için değildir... Patilerdeki yumuşak yastıklar, çevreyi algılayan hassas birer duyusal yüzey gibi çalışır.
Kedilerin patileri yalnızca yürümek, zıplamak ya da tırmalamak için değildir... Patilerdeki yumuşak yastıklar, çevreyi algılayan hassas birer duyusal yüzey gibi çalışır. Kediler bu yastıklar sayesinde zeminin dokusunu, basıncını, sıcaklığını ve titreşimleri hissedebilir. Hatta pati yastıkları denge, tutunma, av titreşimlerini algılama, ısı düzenleme gibi işlevlerde rol oynar.
Bu yüzden bir kedinin eve yeni gelen halının üzerinde dikkatli dikkatli yürümesi, patisini banyodaki soğuk fayansa basıp geri çekmesi ya da titreşen bir nesneye ilgi göstermesi boşuna değildir. Bizim için sıradan bir zemin, onun için bilgi taşıyan bir harita gibidir.
Patiler Kedilerin Sessiz Radarlarıdır
Kedileri dikkatle izleyince şunu fark ederiz: Bir yere atlamadan önce uzun uzun bakarlar, ama yalnızca gözleriyle ölçmezler. Bastıkları yüzeyin güvenli olup olmadığını patileriyle de yoklarlar. Pati yastıkları sinir uçları bakımından hassastır ve bu sayede kedi zemindeki küçük değişiklikleri hissedebilir. Kedilerde dokunma duyusu çok güçlüdür, bıyıkları titreşimlere karşı çok hassastır ve pati yastıkları avı kavramada kedilere yardımcı olur.
Bu özellikler, kedinin doğadaki avcı kimliğiyle doğrudan ilgilidir. Bir kedi sessiz yürümek zorundadır. Avına yaklaşırken bastığı dalın, yaprağın, taşın ya da toprağın nasıl tepki verdiğini anlaması gerekir. Evde yaşayan kediler artık av peşinde koşmak zorunda olmasa da bu mirası taşır. Koltuğun kenarında yürürken, masaya çıkarken, kitaplığın üstünde ince bir çizgide dengede kalırken patilerinden gelen bilgiyi kullanırlar.
Burada güzel olan şu: Kedinin zarifliği yalnızca kas gücünden gelmez. O zarafetin arkasında sürekli çalışan küçük bir algı sistemi vardır. Biz onu “Ne kadar da sessiz yürüyor...” diye hayretle izleriz, ama o aslında bastığı her noktadan bilgi topluyordur.
Neden Bazı Yüzeyleri Sevmiyorlar?
Bazı kedilerin alüminyum folyo, çift taraflı bant, ıslak zemin, çok pütürlü paspas ya da aşırı sıcak-soğuk yüzeylerden hoşlanmaması da bu hassasiyetle açıklanabilir. Çünkü pati yastıkları yalnızca basınca değil, sıcaklığa karşı da duyarlıdır. Kedilerin patilerinin sıcaklık değişimlerini sanılandan daha iyi ayırt edebildiğini gösteren deneysel çalışmalar vardır.
Bu yüzden “Kedim niye bu halıya basmıyor?” sorusunun cevabı duyusal rahatsızlık olabilir. Bizim için önemsiz olan bir yüzey, kedi için fazla sert, fazla kaygan, fazla soğuk ya da fazla garip olabilir. Özellikle yeni alınan eşyalar, deterjan kokusu kalmış zeminler, parlak kaygan yüzeyler ve elektriklenme yapan kumaşlar bazı kedileri rahatsız edebilir.
Kedinin dünyasında konfor, yalnızca yumuşak bir minder bulmak değildir. Bastığı yerin güvenli, tanıdık ve tahmin edilebilir olması da önemlidir. Bu yüzden kediler bazen evin en pahalı yatağı yerine eski bir battaniyeyi seçer. Çünkü o battaniyenin dokusunu, kokusunu, sıcaklığını ve verdiği hissi tanır.
Kedilere uzaktan bakınca onları bağımsız, rahatına düşkün ve biraz da keyfî canlılar olarak görürüz. Ama yakından bakınca bambaşka bir şey çıkar karşımıza: Her hareketini ölçen, çevresini sessizce okuyan, dünyayı yalnızca gözleriyle değil bedeniyle de tanımaya çalışan bir canlı.
Pati konusu da bunun en güzel örneklerinden biridir. Bir kedinin yavaşça yere basması, önce tek patisini uzatıp yoklaması, sonra ağırlığını vermesi küçük bir hareket gibi görünür. Oysa orada çok hızlı bir değerlendirme vardır: Burası güvenli mi? Kayıyor mu? Soğuk mu? Üzerinde yürünür mü? Buradan atlanır mı?
Belki de kedilerin bize en çok öğrettiği şeylerden biri budur... Bazen iyice bakmak, denemek,, yoklamak ve acele etmemek gerekir. Kediler bunu her gün yapar.