Kuşkonmazı Böyle Pişiren Şef Gibi Oluyor! 5 Dakikalık Tarif Şaşırttı
Kuşkonmaz nasıl pişirilir, ne kadar sürede olur? Tavada, fırında ve püf noktalarıyla kuşkonmaz rehberi.
Kuşkonmazı ilk kez mutfağa sokan çoğu kişi aynı şeyi yaşıyor, biliyor musun? Elinde o ince uzun sebze, aklında bir sürü soru. “Bunu şimdi ne yapacağım?” hissi. Çünkü kuşkonmaz öyle her sebze gibi değil. Biraz nazlı, biraz hassas. Ama doğru pişirildiğinde… işte o zaman bambaşka bir lezzet ortaya çıkıyor.
Bak şöyle, kuşkonmazın en önemli noktası fazla pişirmemek. Bu çok kritik. Çünkü fazla pişince hem tadı gider hem de o diri yapısı kaybolur. Hani makarnayı fazla haşlarsın da lapa olur ya, aynen öyle. Kuşkonmazın olayı hafif diri kalması. Buna “al dente” denir, yani şu demek: ne çiğ ne yumuşak, tam kararında.
Ben ilk denediğimde açık söyleyeyim, baya haşladım. “İyice pişsin” diye düşündüm. Sonuç? Yumuşak, tatsız bir şey. Sonra anladım ki mesele süre. 5-6 dakika bazen yeterli bile oluyor.
Kuşkonmazın kabuğu soyulur mu?
Şimdi burada herkesin kafası karışıyor. Kabuğu soyulur mu, soyulmaz mı? İşin aslı şu ki, kuşkonmazın üst kısmı zaten yumuşak. Ama alt kısmı biraz sert olur. İşte o kısmı temizlemek gerekiyor.
Tamamen kabuk soymak değil bu aslında. Alt tarafı hafifçe soyarsın ya da kesersin. Zaten eline alıp kırdığında doğal olarak sert kısmı bırakır. Denedin mi hiç? Kendi kendine nereden kırılması gerektiğini gösteriyor. Garip ama doğru.
Kuşkonmaz tavada nasıl pişer?
Gelelim en sevilen kısma. Tavada pişirme. Çünkü en lezzetli hali çoğu zaman bu oluyor.
Bak şöyle yapıyorsun, zeytinyağını hafif ısıtıyorsun. Kuşkonmazları atıyorsun içine. Çok karıştırmadan, hafif çevirerek pişiriyorsun. 5-6 dakika. Hepsi bu. Üzerine biraz tuz, belki sarımsak… İstersen limon sık. Bu kadar basit.
Ama işin püf noktası şu, yüksek ateşte kısa süre. Çünkü uzun süre pişirirsen yine o diri yapı gidiyor. Hani sebze sote yaparken “diriliği kalsın” dersin ya, aynı mantık.
Ben bir ara sürekli böyle yapmaya başladım. O kadar pratik ki… Akşam ne pişirsem derdine bile çözüm oluyor. Yanına yoğurt koy, bir de ekmek. Mis.
Kuşkonmaz en güzel nasıl pişirilir?
Şimdi “en güzel nasıl” sorusu biraz göreceli. Ama işin aslı şu ki, sadelik burada en büyük avantaj. Kuşkonmazın tadı zaten güzel. Çok fazla sos, baharat bastırır.
Izgarada da çok iyi olur mesela. Fırında da. Ama her yöntemde mantık aynı. Kısa süre, yüksek ısı, az dokunuş.
Bir de şu var, üzerine parmesan peyniri ekleyenler var. Denedin mi bilmiyorum ama baya yakışıyor. Ya da yumurtayla birlikte yaparsın, kahvaltıya bile gider. Yani aslında tek bir doğru yok ama yanlış çok. En büyük yanlış da fazla pişirmek.
Kuşkonmaz kimler yememeli?
Şimdi biraz daha ciddi bir konu. Herkes her şeyi yiyebilir mi? Aslında hayır.
Kuşkonmaz bazı kişilerde hassasiyet yaratabilir. Özellikle böbrek rahatsızlığı olanlar dikkat etmeli. Çünkü içinde “pürin” denen bir madde var. Yani şu demek: vücutta ürik asit oluşumunu artırabilir. Bu da gut hastalığı olanlar için riskli olabilir.
Bir de alerjik bünyeler… Nadiren de olsa reaksiyon görülebilir. Yani ilk kez deniyorsan çok abartmamak iyi fikir olabilir. Vücudunu dinlemek en mantıklısı.
Son bir şey söyleyeyim…
Kuşkonmaz aslında biraz sabır işi. İlk denemede olmayabilir, tadı garip gelebilir. Ama doğru pişirdiğinde gerçekten fark yaratıyor. Ve insan şunu düşünüyor… “Ben bunu neden daha önce yapmamışım?”
Belki de mesele sadece nasıl pişirdiğini bilmek. Çünkü bazı lezzetler doğru dokunuşu bekler. Kuşkonmaz da onlardan biri.