Orta Doğu’da Diplomasi Değil Silahlar Konuşuyor
İran, İsrail ve ABD üçgenindeki askeri hareketlilik 14. gününü geride bırakırken, diplomatik çözüm umutları yerini karşılıklı tehditlere bıraktı. Bölgedeki barış ihtimallerine dair yayılan spekülasyonlar, bizzat Tahran yönetiminin en üst düzey isimleri tarafından boşa çıkarıldı.
Galibaf: "Ateşkes Değil, Caydırıcı Bir Darbe Peşindeyiz"
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ülkesinin geri adım attığına dair iddiaları sert bir üslupla çürüttü. Masada bir ateşkes planı olmadığını vurgulayan Galibaf, stratejilerinin savunmadan ziyade "öğretici bir karşılık" üzerine kurulu olduğunu şu sözlerle ifade etti:
"Bir barış arayışımız söz konusu değil. Saldırgan tarafa öyle bir yanıt vermeliyiz ki, İran topraklarına göz dikmenin bedelini bir daha asla unutmasınlar."
Galibaf ayrıca, İsrail’in sürekli bir "savaş-diyalog-ateşkes" sarmalı yaratarak bölgede hakimiyet kurmaya çalıştığını, ancak Tahran’ın bu stratejik döngüyü parçalamaya yeminli olduğunu belirtti.
Knesset Başkanı Ohana'dan "Teslimiyet" Çıkışı
Tahran’ın kararlı tutumuna yanıt, İsrail Parlamentosu (Knesset) Başkanı Amir Ohana’dan gecikmedi. İran’ın askeri kapasitesini ve direncini kırmayı hedeflediklerini belirten Ohana, müzakere kapılarını kapatan bir açıklama yaptı. Ohana, İran yönetimi için masadaki tek opsiyonun "kayıtsız şartsız teslimiyet" olduğunu savundu.
Küresel Piyasalar ve Bölgesel Riskler
Çatışmaların ikinci haftasında tırmanan bu söz düellosu, yalnızca askeri sahadaki riski artırmakla kalmadı; aynı zamanda küresel ekonomi ve bölge piyasaları üzerindeki baskıyı da derinleştirdi. Yatırımcılar, iki başkentten gelen bu uzlaşmaz açıklamalar sonrası güvenli limanlara yönelmeye devam ediyor.