Zihnin Gürültüsünü Azaltmak
Zihni sakinleştiren alışkanlıkların en güzel tarafı, sade ve basit olmalarıdır. Hatta çoğu dışarıdan bakıldığında sıradan görünür.
Zihnimiz çoğu zaman büyük olaylar nedeniyle değil, küçük birikimlerden dolayı yorulur. Sabah uyanır uyanmaz telefona bakmak, kahveyi içerken bile acele etmek, gün boyunca yarım bırakılmış düşüncelerle dolaşmak, gece yatağa girdiğimizde iç konuşmayı susturamamak… Bütün bunlar zamanla zihnin içinde görünmez bir kalabalık ve karmaşa oluşturur.
Sakinleşmek ise tatiller, büyük kararlar ya da hayatı baştan aşağı değiştirmekle ilgili değildir. Bazen bir pencereyi açmak, bir bardak suyu yavaş içmek, bir film izlemek, bir kitabın sayfalarında dolaşmak bile zihne küçük bir alan açar. İnsan zihni, sürekli yeni uyaranlara değil, bazen tekrar eden sade eylemlere ve derin düşüncelerden uzaklaşmaya ihtiyaç duyar.
Güne başlarken birkaç dakika sessiz kalmak bu yüzden güçlü bir eylemdir. Hemen haberleri, mesajları ve sosyal medyayı açmadan önce kendimize kısa bir boşluk bırakmak, günün geriye kalan bölümünü etkiler ve değiştirir. Bu boşlukta büyük şey yapmaya da gerek yoktur. Yatağın kenarında oturmak, nefesimizi fark etmek, dışarıdaki sesleri dinlemek, bedenimizi esnetmek yeterlidir. Zihin, güne büyük bir karmaşayla değil, huzur ve dinginlikle başlar.
Zihni sakinleştiren alışkanlıkların en güzel tarafı, sade ve basit olmalarıdır. Hatta çoğu dışarıdan bakıldığında sıradan görünür. Her gün aynı saatte kısa bir yürüyüşe çıkmak, çalışma masasını gün sonunda toparlamak, akşam yemeğinden sonra on dakika hiçbir şey yapmadan oturmak, uyumadan önce ışığı biraz kısmak… Bunlar büyük başarı hikâyeleri gibi durmamakla birlikte iç dünyamızda bir düzen duygusu yaratır.
Zihin belirsizlikten yorulur. Her şeyin aynı anda değiştiği, her işin acil olduğu, her bildirimin dikkat istediği bir çağda küçük rutinler bir tür iç dinlence olur. İnsan, gün içinde birkaç sade alışkanlığa sahip olduğunda daha az yorulur...
Örneğin her akşam kısa bir düzenleme ve hazırlanma ritüeli yapılabilir. Ertesi gün giyilecek kıyafeti hazırlamak, masadaki gereksiz eşyaları kaldırmak, mutfakta sabaha kirli bardak bırakmamak, yapılacakları uzun uzun düşünmek yerine üç küçük not almak… Bu basit düzenlemeler yalnızca evi değil, zihni de toparlar. Çünkü gözümüzün gördüğü tüm karmaşa, zihnimizin içindeki karmaşayı da besler.
Bir başka etkili alışkanlık da gün içinde kısa molalar oluşturmaktır. Fakat telefona bakarak geçirilen bir mola, zihni dinlendirmez. Tam tersi, başka bir yorgunluğa yol açar. Oysa kısa bir süre pencereye bakmak, yürümek, elleri yıkarken suyun akışına odaklanmak ya da sessizce bir bardak çay içmek zihni dinlendirir.
Zihni sakinleştirmek, düşünceleri tamamen susturmak demek değildir. İnsan zihni düşünür, hatırlar, kurgular, endişelenir, plan yapar. Sorun düşünmek değil, düşüncelerin bizi sürekli ele geçirmesidir. Bu küçük alışkanlıklar burada devreye girer. Bize kendi zihnimizle aramıza ince bir mesafe koymayı öğretir.