BİR BAŞKADIR BENİM ŞEHRİM

Bülbülü altın kafese koymuşlar, ama o hep ‘ah atan vah vatan!’ diye feryâdettiği gibi, Atalarımız ise  ‘Ana gibi yar, vatan gibi diyar olmaz!’ diyerek vatanın önemine vurgu yapmışlar… Ancak,  Hemen her konuda olduğu gibi, bu konuda da en güzel sözü Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) “Hubbu’l vatan, minel îmân” yani, ‘vatan sevgisi îmandandır…’ diyerek özetlemiş!

Benim de metropol bir Şehir olan İstanbul’da 4’ü evlât 3’ü torun olmak üzere 7 nüfusum, Ankara’da Kimya Mühendisliği okuyan bir torunum, Konya’da da bir gelin Yeğenim ve yeğenimin çocukları bulunmasına, ayrıca yengemizin Konyalı olmasına, ben de Konya da bir buçuk yıl kadar  kalmış olmama rağmen, şimdilerde buralara  3-5 yılda bir gidip gelebildiğim gibi, 1-2 haftadan fazla da kalamıyorum. Ki, İstanbul ve Konya en çok sevdiğim, çünkü mânevi havası yüksek, manâvî derinliği olan, Ankara ise Merkezî Yönetimin orada bulunması ve bazı resmi işlerim nedeniyle ve arada bir gidip geldiğim şehirlerden biridir.

BERKEMÂL ASÂYİŞİMİZ,  SAĞLAM

DOSTLUKLARIMIZ.., YAŞANIR KÖY

KASABA ve MAHALLELERİMİZ VAR

Evlenmek ve olabildiği kadar çocuk yapmak sünnet… Ancak, fitnenin kol gezdiği, şeytanların ve/veya şeytanlaşmış insanların cirit attığı bir devirde çoluğu çocuğu sünnete uygun bir şekilde yaşatmak veya yetiştirmekte farz olmalı! O nedenle, ben şehrimizin sunî veya gelişigüzel, rastgele ya da kotrolsüz bir şekilde büyümesini, sokak ve caddelerin Teksas’a veya film setlerine dönüşmesini, dolayısıyla da âsâyişinin bozulmasını, sağlam dostlukların, iyi komşulukların ve ölümüne arkadaşlıkların ortadan kalkmasını istemiyorum. Çünkü, ben her ne olursa olsun, büyüyen bir toplumda problemlerinde büyüyeceğini-büyüdüğünü ve çözümlerinin de zorlaşacağını-zorlaştığını biliyorum. Bunun en bâriz örnekleri İstanbul, Ankara, İzmir vb. Büyükşehirlerin hal ve gidişleridir…

BÜYÜK ŞEHİRLERİN… BIRAKIN DİĞER

PROBLEMLERİNİ VEYA KÜLFETLERİNİ

YOL YORGUNULUĞU… YİNE YETER(!)

(Ve BURDUR’UMU ÇOK SEVİYORUM)

Yukarıda da arz ettiğim gibi evlâtlarımı, torunlarımı ve yeğenlerimi görüp hasretlerini gidermek için arada birde olsa gittiğim büyük şehirlerde en çok sıkıntıyı yollarda çekmiş biri olarak oralarda bulunan başta evlâtlarım, torunlarım ve yeğenlerim olmak üzere hemen herkesle buluşuyor, görüşüyor ve hasret gideriyorum. Ancak, Burdur’umun da hasretini çekiyorum…

Meselâ, İstanbul’da şöyle bir (en serî bir araçla bile) gezip dolaşmak için bir(kaç) gün, hattâ hafta bile yetmezken, benim Burdur’umun tamamını ve yaya olarak gezip dolaşmak için bir saat bile kâfî gelir. Ki, bir seferinde Eyüp’teki Eyüp Sultan Camii’ne gitmek üzere ‘çoluk çocuk’ yola çıktık. Ancak, trafikteki yoğunluk nedeniyle Eyüp Sultan Yerine Beykoz’daki Yûşâ (a.s)’ın kabrini ziyaret etmiş ve Camii Şerifinde namazı kılmak nasip olmuştu. Fakat, bu kısacık gezi bile bize tam 6 saata mâlolmuştu.

Velhâsıl-ı kelâm, bana göre bayrağımın dalgalandığı ve ezanımın okunduğu her yer benimdir… Ve canımı verir, bu ve bu gibi kutsallarımı yine vermem. Yani ben vatanımın, yurdumun bir karış toprağına, milletimin al bayrağıa ve ümmetimin ezan-ı Muhammed-îsine değil el, dil uzatanın bile dilini koparabilecek kadar seviyorum… Ancak, nereye gidersem gideyim içten içe ‘ah Burdur’um, vah Burdur’um…’ diyorum. Ve büyük şehirlerde yaşayan ve maddî mânevi imkânsızlar içinde kıvranan, geçim darlığı ve yol sıkıntıları çeken başta evlâtlarım, torunlarım ve diğer yakınlarım olmak üzere tüm insanlara kolaylıklar diliyor, herkese ‘ölümüne vatan sevgili’ saygılar sunuyorum.

ŞAHSINIZA KÖTÜLÜK EDEN BİR DÜŞMANI

AFFEDİN.  LÂKİN, VATANINIZA VE MİLLETİNİZE

KÖTÜLÜK EDEN BİR KİMSEYİ ASLA AFFETMEYİN

Hz. Ali (r.a)

—————————————————————

VATAN SAĞLIĞA BENZER, DEĞERİ

KAYBEDİLİNCE ANLAŞILIR

Süleyman Nazif

—————————————————————

VATANI VATAN YAPAN ÖLÜLERİN KÜLLERİDİR

Ernest Renan