Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Burdur 22°C
Parçalı Bulutlu
http://www.nnchaber.com/wp-content/uploads/2019/11/KUZENLER.gif

BUGÜN CUMA BAYRAMI İLE MEVLÎD-İ NEBÎ’Yİ BİRLİKTE(!) YANİ 2 BAYRAMI BİR ARADA KUTLAYACAĞIZ İNŞAALLAH!!

07.11.2019
A+
A-

BUGÜN CUMA BAYRAMI İLE

MEVLÎD-İ NEBÎ’Yİ BİRLİKTE(!)

YANİ 2 BAYRAMI BİR ARADA

KUTLAYACAĞIZ İNŞAALLAH!!

Bugünkü ‘Mîlâdî’ takvim yaprakları 9 Kasım 2019 tarihini ve Cuma gününü, Hicrî Takvim yaprakları ise Rebiülevvel ayının 11. ve yine Cuma Gününü ve 1441 yılını gösteriyor… Bu da Müslümanların biri Cuma bayramı, diğeri de Mevlid-İ nebî, Hz. Peygamber (sav)in doğum günü olmak üzere iki bayramı bir arada kutlayacakları anlamına geliyor. Çünkü Cuma, mü’minlerin haftalık bayram günleri olduğu gibi, Mevlîd-i nebî de mü’minlerin biricik Peygamberi, inananların iki cihan serveri olan Hz. Muhammed (sav)’in doğum gününü gösteriyor… O nedenle, ben daha yazımın başında inananların mübârek Cuma ve Mevlid günlerini cân-ı gönülden kutluyor, Yüce Rabb’imden bizleri daha nice nice Cuma ve Mevlid bayram günlerinde buluşturup görüştürmesini diliyorum. Şimdi de bu iki önemli gün hakkındaki nâçiz tespit, görüş ve düşüncelerime geçmeden önce Yüce Allah’a şükretmek, sevgili Pergamberine de salâtı selâm göndermek istiyorum:

Şöyleki; ‘bizleri yoktan var eden, varlığından haberdar eden ve bizleri yüce İslâmın nuruyla nurlandırıp onurlandıran, bizleri müslüman bir ana-babadan ve müslüman bir ülkede ve çevre de yaratan Yüce Rabb’imize-Hâlıkımıza sayısız/sınırsız kere hamd ve şükürler; Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’e de milyon kere milyon defa salât-ü selâmlar olsun…. Ve Cenab-ı Hakk bizleri adaletiyle değilde, merhametiyle yargılasın, artı Peygamber Efendimiz de bizi hiçbir zaman ve hiç bir yerde şefaatsiz bırakmasın..!’ diye dua ediyorum ve sevgili okurlarımdan da bu duaya ‘âmin’ demelerini istirham ediyorum… Şimdi de konu hakkındaki derlemelerime veya iktibaslarıma geçmek istiyorum:

Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz Ahmed-i Mahmud Muhammed Mustafa (sav) Mîlâdî 20 Nisan 571 yılında, Rebiülevvel ayının 12. Gecesinde ve bir Allah’ın (c.c) Pazartesi günü dünyaya teşrif etmiştir.Ve bunun-bu günün adına ‘Mevlid Kandili’ dense de asıl adı ‘Mevlid-i nebî’ dir..! Ve Efendimiz doğduğunda sünnetli ve göbek bağı kesilmiş halde idi! Ki, iki kürek kemiği arasında ve tam kalbinin hizasında peygamberlik mührü vardı ve orada ‘Hatem-i Nübüvvet’, yani ‘peygamberlik mührü veya peygamberlik nişanı’ gibi anlamlara gelen bir Allah kelâmı ya da yazısı vardı! Muhammed adını ise Dedesi Abdülmuttalip koymuştu. Muhammed ismi de ‘övülen’ demekti. Ki, O’nu herkesten önce Yüce Yaratıcı olan Cenab-ı Allah övmüştü. Hal böyle olunca O’nu melekler, insanlar ve cinlerde övecekti. Ve övdüler de, kıyamate kadar öveceklerde…

Onu en güzel bir şekilde öven insanlardan biri de Süleyman Çelebi Hazreteri idi ve Hazret Mevlid-i Şerif şiirinin birinci mısrasında;

OL REBİÜLEVVEL AYININ NİCESE

ON İKİNCİ GİCE İSNEYN GİCESİ

OL GİCE DOĞDU OL HAYRÛL-BEŞER

ÂNESİ ONDA NELER GÖRDÜ NELER

DOĞDU OL SAATTE OL SULTÂN-I DÎN(L)

NURA GARK OLDU SEMÂVÂT-Ü ZEMİN

Diyor ki; Sevgili Peygamberimizin dünyaya teşrif etmelerinden önce semâya, gökyüzüne tam bir karanlık hâkim di ve devir tam bir cehalet devri idi…

Mekke halkı Hz. İbrahim (a.s)in dîninin bozulmuş hâlini yaşamaya devam ediyordu! İnsanların bir çoğu halka bâtıl aşılayıp bâtıl bulaştırdıkları için müşrik olmuşlardı… Allah’a (c.c) inanıyorlardı, aynı zamanda da putların, Allah ile aralarında bir aracı-elçi olduğuna inanıyorlardı! Meleklere inanıyorlar ama onları (hâşâ) Allah’ın kızları olarak görüyor ve öyle kabul ediyorlardı… Peygamberlik mevhumu da vardı! Zîrâ ‘Allah (c.c) bir peygamber gönderecek olsaydı bu kavmin ileri gelenlerden birine, kendi efendilerine gönderirdi…’ diyorlardı! Hac, kurban vb. İbâdetler vadı amma ve lâkin hiçbiri İslâmi, Rahmani değildi…

BUGÜN DE BENZER DURUMLAR VAR MAALESEF

Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; 21. Asırda, yani gününüz dünyasında ve Ülkemiz de o günleri, câhiliye dönemini özleyen, hattâ yaşayan-yaşamaya çalışan insanlar var ve bu insanların sayıları da, inananları da azımsanamayacak kadar fazla maalesef. Ve bunlar batılın Hakk’a galip gelmesi için vargüçleriyle çalışıyorlar… Ama, nâfile uğraşıyorlar. Çünkü, Hakk gelip, bâtıl zâil (yok) olalı çok oldu! O nedenle, ben biz bugün biri Cuma diğeri de Mevlid-i Nebi olmak üzere iki önemli günümüzü hakkıyla değerlendirmeye, gerisini de sevgili peygamberimize ve yüce Rabb’imize bırakalım!’ diyor, herkesi peygamber selâmı ile selâmlıyor, saygılar sunuyorum.

GERÇEKTEN SİZİN İÇİN, ALLAH’A (C.C) VE

ÂHİRET GÜNÜNE KAVUŞMAYI UMANLAR

VE ALLAH’I ÇOK ZİKREDENLER İÇİN O’NUN

RESULÜNDE ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR

Ashab Sûresi, 33. ve 21. âyetler

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.