Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Burdur 22°C
Parçalı Bulutlu
http://www.nnchaber.com/wp-content/uploads/2019/11/KUZENLER.gif

‘CEBİMDEN ÇIKARIP DA OYUNCUYA GÖSTEREMEDİĞİM KIRMIZI KART ELİMDE DOMATES KURUSU GİBİ BURUŞTU GİTTİ’

07.11.2019
A+
A-

‘SİLAHINA DAVRANIP DA SIKAMAYAN KOVBOY GİBİ DOLAŞIYORUM SAHADA’
Günümüz futbolunda sahalarda çok sık rastladığımız tartışmalardan birini olayın kahramanı Kara Mehmet lakaplı Mehmet Altınışık büyük bir açıksözlülükle anlatıyor. 1980’li yılların yetenekli forveti yine o yıllarda düzenlenen turnuvaların birinde yaptığı ilk ve son hakemlik serüvenini paylaşıyor.
Mehmet Altınışık’ın hakemlere çok itiraz eden futbolcu karakteri bu ilginç hakemlik macerası ile empatiye dönüşüyor: İçinde, gündelik hayattaki hakkına razı olmama, ötekine olan tahammülsüzlük, güvenlik zaafiyeti gibi birçok toplumsal yetersizliğimize ayna tutan bu güzel ve mizahi öyküyü sevgili Haslet’in güzel karikatürünü de ekleyip ‘Futbolun Kasabalı Yılları’ adlı kitabımın 307’inci sayfasından alıntılayarak paylaşıyorum.

‘CEBİMDEN ÇIKARIP DA OYUNCUYA GÖSTEREMEDİĞİM KIRMIZI KART ELİMDE DOMATES KURUSU GİBİ BURUŞTU GİTTİ’

“Bucak’ta yapılan turnuvaların birinde Dereköy ile Karapınar karşılaşıyordu ve organizasyon komitesi beni hakem tayin etmişti. Futbol yaşamımda ilk defa hakem oluyordum. Çok dengeli iki takımın maçıydı. Ama hırslı idiler. Top bir o kalede bir bu kalede. Verdiğim her karar, çaldığım her düdük tartışmaya yol açıyordu. İşin tuhafı kararlarımın çoğuna iki takım birden itiraz ediyordu. Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamıyordum. Sarı kart gösteriyorum kartı gören takım kararı ağır bulup itiraz ediyor, öteki takım kartın renginin kırmızı olması gerektiğini iddia ederek itiraz ediyordu. Verdiğim frikik atışını biri gereksiz bulurken diğer takım çizginin içindeydi niçin penaltı vermedin diyordu. Velhasıl 22 tane öfkeli ve hoşnutsuz adamla uğraşmaktan gına geldi. Hepsi üstüme geliyor. Aslında o kadar küfür ve hakarete sahada top oynayanların yarısını oyundan atmam lazım. Kartı çıkardım ama beni tehditler savurarak tartaklayan o kadar öfkeli adam sahadayken kırmızı kart göstermekten de tırsıyorum. Kartı çıkarttım ama gösteremiyorum. Topçular iyice çıldırdı. Kartı arkamda tutuyorum. Nereye saklayacağımı bilmiyorum. Silahına davranıpta sıkamayan kovboy gibi sahada dolaşıyorum. Maçı iki de bir tatil ediyorum bu sefer saha kenarındaki organizasyonun memurları üstüme geliyor. Beni kandırıp ikna ediyorlar ve sahaya dönüyorum. Hakemliği kabul edip sahaya çıktığıma bin pişman olmuştum. Herkesin gözü üstümde olmasa çaktırmadan seyircilerin arasına karışıp tüyeceğim. O kadar zor durumdayım yani. Belki dünyada bir ilktir: Üç kez maçı tatil ettim ve bu kararımı üç kez geri aldım. Ve orada anladım hakemliğin ne kadar zor bir meslek olduğunu. O günden sonra oynadığım maçlarda hakeme itiraz ederken birde onun gözüyle pozisyona bakmayı öğrendim. Hakemleri hakemlik yapınca anladım.”

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.