TACEDDİN AKBAŞ YAZDI İSTANBUL SÖZLEŞMESİ SÖZLEŞME DEĞİL, TAM BİR ‘KEŞME(!)KEŞLİK’TİR

İnsanların bazen ‘kaş yapacağız’ derken göz çıkardıkları olur! Ve İstanbul Sözleşmesi de Ak Parti Hükümetlerinin çıkardığı gözlerden biri oldu! Yani, İstanbul Sözleşmesi ucubesi, Ak Parti’nin biraz kendini lâik kesime ve müesses nizama, entel ve dantel …

İnsanların bazen ‘kaş yapacağız’ derken göz çıkardıkları olur! Ve İstanbul Sözleşmesi de Ak Parti Hükümetlerinin çıkardığı gözlerden biri oldu! Yani, İstanbul Sözleşmesi ucubesi, Ak Parti’nin biraz kendini lâik kesime ve müesses nizama, entel ve dantel takımına.., güya kadın veya insan, hattâ hayvan hakları savunucularına, biraz da Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne (AB) kabul ettirmek için ‘kayıtsız şartsız bir şekilde..’ altına imza koyduğu bir sözleşmenin adıdır!

Ve 2014 yılında ve İslâm Ülkelerinin Başşehri durumunda olan İstanbul (İslâmbol)’da imzalanan Sözleşmenin üzerinden 6-7 yıl gibi bir süre geçmesine rağmen; başta kadına kıza, insana ve hayvana yönelik şiddetin durması ya da azalması olmak üzere kimseye bir yararı olmadığı gibi, zararı bile oldu! Yani Sözleşmenin zinâyı suç olmaktan çıkarması bir yana, 4. Maddesi ve 3. Fıkrasında bahsi geçen “Cinsel tercih” ifadesi eşcinselliği, lezbiyenliği ve saireliği meşrû kılması, kadınları kızları, dolayısıyla da nesilleri ifsad etmesi ya da edecek olması başlı başına bir felâkettir-feciattır!

BU SÖZLEŞME’NİN ALTINA AK PARTİ DEĞİLDE

BİR BAŞKA… PARTİ İMZA ATSAYDI, O PARTİ’Yİ

YERDEN YERE VURUR VE TEPESİNE BİNERDİK!

İnsanlar sevdikleri kişi, kurum ya da kuruluşların hatalarını, kusur, ayıp ve günâhlarını görmedikleri, görmek istemedikleri gibi, genelde liderine, özelde de yöneticilerine inandıkları partilerin hata, günâh veya kusurlarını da görmüyorlar, görseler bile ‘muhakkak bir bildikleri veya bir hikmeti vardır..:’ diyerek beklemeyi tercih ediyorlar…

Ak Parti’nin altına imza attığı İstanbul Sözleşmesi de böyle bir şeydir. Diğer partilerin düşünceleri farklı olabilir. Ak Parti’nin yöneticileri ve Hükümetleri bir dönem ülkeye demokrasinin gelmesi veya askerî vesâyetin ortadan kalkması, darbelerin önü kesilmesi ve AB’ye girmenin şart olduğuna inandıkları için o Sözleşmenin altına imza koydular. Ancak, ana Sözleşmenin yavru maddelerini(!) çıkarıp bizim bünyemize uygun hale getirme gibi bir çalışma içine girmediler…

Bu sözleşme bana göre, birinci paragrafında da belirtiğim gibi tıpkı kaş yapayım derken göz çıkarmak gibi bir şey oldu ve beni 30-35 yıl öncesine götürdü. O aklıma gelen şey de şöyle gelişmişti:

Burdur Merkezdeki bir ilkokulumuz da öğretmenlik yapmakta olan bir öğretmen arkadaşım, okul da öğrencilerine yıllar önce ölmüş olan bir devlet adamı hakkında ‘içki kullanırdı, alkolik ti..!’ gibi sözler söylemiş, cümleler kurmuş..!

Öğrencilerden bir tanesi de o sözleri babasına olduğu gibi aktarmış. Bahsime konu devlet adamını taparcasına seven, karşıtlarından veya sevmeyenlerinden ise şiddetle nefret eden öğrenci velîsi de çocuğunun öğretmenini Millî Eğitim Müdürlüğüne şikâyet etmiş. O dönemin iktidarının, Valisinin ve diğer yöneticilerinin durumları ayrı, tescilli bir komünist olduğu bilinen Millî Eğitim Müdürü de o öğretmeni meslekten ihraç ettirebilmek, en azından ağır bir ceza aldırabilmek için elinden geleni yapmış ve kendisinden âcilen bir savunma istemişti. O an için ne yapacağını şaşıran ve birazda paniğe kapılan Öğretmen de durumu bana anlatmıştı. Ve o gece çalıştığım gazetenin ofisinde buluşmuş ve ben daktilomun başına geçmiş, Öğretmen de yanı başıma oturmuştu! İkimiz saatler süren ama mükemmel de bir savunma hazırlamamıştık. Sonunda da ben o Öğretmen arkadaşa “Ya Hocam! Keşke sen o konuyu öğrencilerine hiç açmamış-anlatmamış olsaydın, bugün hazırladığımız savunmadan daha hayırlı bir iş yapmış olurdun! Yani, senin orada söylediğin doğrulardan kazandığın sevaptan daha fazla günahı biz şu hazırladığımız savunma ile girdik. Daha doğrusu, seni kurtarmak için dün “alkolik…” falan filan dediğin kişiyi bu savunma da âdetâ melekleştirdik!” dediğimi ve bizim o mübalağalı savunmamızın o arkadaşın meslekten ihracını engellediğini, en azından ağır bir cezadan kurtardığını ve bunu da kendisinin itiraf ettiğini dün bugün gibi hatırlıyorum… Ve o arkadaşın hâlâ yaşadığını ve bana olan minnet duygularını hissettirdiğini hatırlatmak istiyorum!

İstanbul Sözleşmesinin altına, hem de İstanbul’da imza koyan Ak Parti Hükümeti’nin de Türkiye’yi AB’ye aldırabilmek, dolayısıyla da ülkeye sivil bir demokrasi getirebilmek için imza attığını düşünüyorum. Ki, bu gün birçok Müslüman bunun böyle olduğuna inanıyor. Yoksa hiçbir Müslüman öyle bir gayrimüslim sözleşmenin altına imza atılmasına razı olmadığı gibi, imza atan yetkilileri de affetmez/edemez!..

Bendeniz de o sözleşme değil de tam bir keşmekeş olan ucube ya tek taraflı olarak feshedilmeli ya da gerekli düzenlemeler yapılarak ıslah edilmeli. Dolayısıyla da neslin ifsadının önüne geçilmeli!..’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.

HER İNSAN HATA EDER. HATA EDENLERİN

EN HAYIRLISI İSE (HATA DA İSRAR ETMEYEN)

VE TÖVBE EDENDİR…

Hz. Muhammed (sav)

İNSANLAR KENDİ HATALARININ EN İYİ AVUKATI,

BAŞKALARININ İSE EN İYİ YARGICIDIR…

Seyit Nurteki Arvasi

BİLMEDEN YAPILAN HATA YANLIŞLIKTIR

BİLEREK YAPILAN HATA İSE İHANETTİR…

Brechet

İLK HATALAR ONU YAPANLARIN; İKİNCİ

HATALAR ONLARA İZİN VERENLERİNDİR

Anonim

06 Tem 2020 - 00:00 Burdur- Gündem

Son bir ayda nnchaber.com sitesinde 2.430.497 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.



Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 870 1515
Reklam bilgi