
İlgilenenlerin ya da ilgililerin bilecekleri gibi, 16 Kasım tarihi ‘Uluslararası Hoşgörü Günü’; 17 Kasım Tarihi ‘Dünya Premature (gününden önce-günsüz doğan) Çocuklar’ ve ‘Komşular Günü’; 18-24 Kasım tarihleri arası ‘Ağız ve Diş Sağlığı Haftası’; 19 Kasım tarihi ‘Dünya Tuvalet’ ve ‘Erkekler Günü’; 20 Kasım tarihi ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’; 21 Kasım tarihi ‘Dünya Merhaba Deme’ ve ‘Dünya Televizyon Günü’; ayrıca 20 Kasım tarihi ‘Dünya Diş Hekimleri Günü’. Yani bizler bir hafta gibi kısa bir sürede adı olsa da uygulaması, aslı astarı olmayan bir çok günü ve haftayı birlikte kutladık veya kutlayacağız!
Kısacası; genelde dünyamızda, özelde de ülkemiz de adı var kendisi yok olan gün ve haftaları bırakın kutlamayı, say say bitmiyor! O nedenle ben bugünkü yazımın bir bölümünü sadece ve kendimce uygun bulduğum günlerden bazılarına, büyük bir bölümünü ise 45 gündür hunharca ve kullanılması yasak olan silâhlara öldürülen ve yaralanan büyükler, kadınlar kızlar, yaşlılar ve hastalar konusu ayrı, evlerini yerlerini başlarına yıktıkları yetmezmiş gibi aynı silahlarla yakıp yıktıkları hastanelere sığınan yaralı çocukları öldüren, dolasıyla da öksüz ve yetim, hattâ hiçbir şeysiz bırakan Siyonist ve Terörist İsrail Devleti ile kâtil İsrail askerleri ile polislere değineceğim:
16 Kasım tarihi ‘Uluslararası Hoşgörü Günü’ idi, ama günümüzde hoşgörünün ‘hoş’u bile kalmadı maalesef… 17 Kasım Prematüre ‘Çocuklar Günü’ için ise sadece ‘Allah (c. c) o çocukların da anne ve babalarının da yar ve yardımcıları olsun’ diyebilirim… 18-24 Kasım tarihleri arası ‘Ağız ve Diş Sağlığı Haftası’. Ancak, son zamanlarda birçok şeyimiz olduğu gibi ne ağzımızın tadı ne de dişlerimizin sağlığı kaldı maalesef…
19 Kasım ‘Tuvalet ve Erkekler Günü’. Ancak günümüzde birçok şeyimiz gibi tuvaletlerimiz de ya alafranga oldu ya da ayakta bevledilecek şekilde inşa edildi… Erkeklerin ise ne gün kutlayacak halleri kaldı ne de günleri…
21 Kasım tarihi ‘Dünya Merhaba Deme ve ‘Televizyon Günü’. Herkesin mâlûmu olduğu üzere günümüzde insanlar bırakın yolda yolakta karşılaştığı insanlara selâm verip almayı, uzak yakın akrabasıyla, apartmanda, merdivende veya asansörde karşılaştığı komşusuyla bile selamlaşmıyorlar… ‘Televizyon Günü’ne gelince, insanlar zamanlarının büyük bir bölümünü ya televizyonun karşısında ya da internet veya akıllı cep telefonlarının başında geçirdikleri için ben o konuda bir şey söylemeyi zait buluyorum…
Burada bir parantez açmak ve ‘20 Kasım Diş Hekimleri Günü’nü kutlamak isterim. Çünkü bizim bazen kendi ağızlarımıza bile bakmak istemediğimiz ve çürük nedeniyle sabahlara kadar ağrı çektiğimiz ve eğri büğrü dişlerimiz görmek istemediğimiz dişlerimizi düzeltmek veya ağrılarımızı dindirmek için saatlerce ağzımızda çalışan diş hekimlerimizin günlerini yürekten kutluyor; tamamına aileleriyle, eş ve dostlarıyla sağlık sıhhat ve âfiyetler dileklerimle birlikte saygılar sunuyorum… Sözü şimdi de Gazze’de 45 gündür katledilen çocukların bilmedikleri, duymadıkları ve yaşayamadıkları günlerine, ‘Dünya Çocuklar Günü’ne getirmek istiyorum:
Bütün çocuklar İslâm fıtratı üzerine yaratıldıkları ve akılbâliğ olana kadar da günâhlardan münezzeh, yani günahsız oldukları için masumdurlar! Dolayısıyla da hiçbir şeyle yükümlü olmadıkları gibi, hiçbir şeyden sorumlu olmaz, olamaz ve sorumlu tutulamazlar… O nedenle, biz inananlar, dünyanın neresinde olursa olsun ve anası babası kim olursa olsun velev ki savaşta olsun hiçbir çocuğu öldürmediğimiz gibi öldürülmesini de istemeyiz. Ölür ve veya öldürülürse de çok üzülürüz… Yani, dünyanın herhangi bir yerinde bir çocuğun öldürülmesi bizi son derece üzer… Ve İsrail’in günlerdir Gazze’ye yağdırdığı bombalar ve fırlattığı füzelerle yaraladığı ve öldürdüğü binlerce çocuk arasında Yahudi çocukları bile vardır ve biz onlar için de aynı üzüntüyü duyarız… Dolayısıyla da “Dünya Çocuklar Günü’’ adı altında bir uyduruk günde hiçbir çocuğun gününü kutlayamayız-kutlamayı kendimize yakıştıramayız…
Demem o ki; aklı selim ya da vicdan sahibi veya Siyonist olmayan hiçbir Mûsevî ve Emperyalist olmayan bir tek İsevî de, bu adı var kendisi yok olan Günü kutlayamaz-kutlamamalı, hele hele sayıları 2 milyarı bulan, ancak ellerinden hiçbir şey gelmeyen; İsrail’i doğru dürüst bir tel’in, hattâ buğuz bile edemeyen veya kınama dahî yapamayan Müslümanlar hiç kutlamamalı! Kutlarsa veya kutlamışsa bile bundan utanmalı, hattâ yerin dibine geçmeli ve muhataplarından özür veya helallik dilemeli… Çünkü Müslümanın derdiyle dertlenmeyen bir kişi gerçek veya samimi bir Müslüman olmadığı ya da olamayacağı gibi, genelde mâsum insanların, özelde de sabî-günahsız ve hiçbir sorumluluğu olmayan çocukların derdiyle dertlenmeyen bir İsevî de, Mûsevî de ehl-i din olmaz-olamaz! Kaldı ki, Gazze’de masum yavrular yakılarak öldürüldükleri gibi, câmiler içinde ibâdet yapmakta olan Müslümanlarla, kiliseler de yine içinde ayin yapmakta olun îsevîlerle, okullar içinde öğretim vermekte ve görmekte olan öğretmen ve öğrencilerle; hastaneler ise yine içlerindeki büyüklü küçüklü hastalarla, yaralı çocuklarla birlikte yakıldılar, yıkıldılar ve yakılıp yıkılmaya da devam ediyorlar maalesef!
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; İslâm Peygamberi Hz. Muhammed (sav)’in sahabesi ve adaletiyle ünlü ve İslâm Devletinin Hz. Ebubekir (r.a)’den sonraki 2. Hâlifesi Hz. Ömer bile “Muhammed (sav) bize Peygamber olarak gönderen Allah’a (c. c) yemin ederim ki, Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa (yahut bir kurt bir kuzuyu, ya bir koyunu kapsa) korkarım ki kıyâmet gününde onun bile hesabı Ömer’den (r.a) sorulur’’ veya “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelirde adl-i İlâhi Ömer’den sorar onu” diyor! Ki, Hz. Ömer bunu bundan 1400 küsur sene önce, yani tek ulaşım aracı hayvanlar olduğu ve hiçbir iletişim aracının bulunmadı, dolayısıyla da birçok şeyin görülmediği ve duyulmadığı devirde söylüyor… Ancak, Gazze’de yaşanan vahşeti ve öldürülen insanları bırakın, masum çocukları ekranlardan canlı canlı seyreden özelde İslâm ülkeleri, genelde de gayrimüslim ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, bakanları ve diğer sorumluları, vatandaşları da tabii, Tayyip Erdoğan hariç seslerini çıkarmadıkları gibi ülkelerinde festivaller ve benzer eğlenceler düzenleyerek keyiflerince eğleniyor ve eğlendiriyorlar… O nedenle ben onlara ‘sadece utanın ve Allah’tan (c.c) korkun!’ diyor, çocukların ve anaların babaların ağlatılmadığı bir dünya ve günler’ diliyor, herkese saygılar sunuyorum.
AYRIŞMA ÖLDÜREBİLİR, SADECE BİRLEŞME
VE BÜTÜNLEŞME YENİDEN HAYAT VERİR!
Jorge Angel
BİR ÇİÇEĞİ ÖLDÜREBİLİRSİNİZ, AMA BAHARI
ÖLDÜREMEZSİNİZ! Ermesto Che Guavera
DÜNYANIN HER NOKTASINDA, ÜLKEM DE OLDUĞU
KADAR DİĞER ÜLKELERDE DE MASUM İNSANLARI
ÖLDÜREN HER KİMSE ONA LÂNET OLSUN..!
Anonim
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumunda yaptığı konuşmada Gazze'deki gelişmeler, Filistin meselesi, BM'nin yapısı ve uluslararası güvenlik gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, Gazze'de yaşananların sona erdirilmesi için İsrail üzerindeki uluslararası baskının artırılması gerektiğini söyledi.
Burdur’da yeni eğitim öğretim yılının ilk günlerinde düzenlenen etkinlikte, Gazze’deki çocuklara dayanışma mesajı gönderildi.
İyilik Derneği, Gazze’de 10 çift için toplu düğün organizasyonu gerçekleştirdi. Yeni evli çiftlere çeyiz desteği de sağlandı.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) İlahiyat Fakültesi akademisyenleri, personeli ve öğrencileri, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla örnek bir etkinliğe imza attı. Fakülte yerleşkesinin arka kısmında oluşturulan hatıra ormanında yüzlerce fidan toprakla buluşturulurken, üniversite yönetiminden tüm dünyaya adalet ve merhamet mesajı verildi.
Gazze Şeridi’nde insani kriz derinleşirken, yakınlarını kaybeden gençler için toplu nikah organizasyonu düzenlendi. İşte can kaybının 72 bin 740’a ulaştığı bölgeden dayanışma ve umut dolu kareler...
Suat Kılıç, Gazze filosuna yönelik saldırıyı sert sözlerle eleştirdi ve Türkiye’ye daha güçlü adım çağrısı yaptı.
Yorumlar (0)