Öte Yaka, Beri Yaka Savaşı…

Aşağıda bir çocukluk anısı anlatılıyor. Ama bu sıradan bir anı değil. Her ne kadar arkadaşlar, o zamanlar (1965-66 yılları…)buna “savaş” dedilerse de ben tam karar veremiyorum. Bu bir kavga mıydı, bir savaş mıydı, yoksa altı-üstü bir oyun muydu? En iyisi öyküyü okuyun, kendi kararınızı kendiniz verin.

Halil Reis bağırdı:“Herkesin sapanı yanında mı arkadaşlar?” Heyecanlıydı. Birbirimize bakıştık. Yirmi, yirmi beş ilkokul çocuğu, mahalleyi tam ortadan ikiye bölen derenin kenarında toplanmıştık. Kimimiz dört, kimimiz beşinci sınıftaydık. Bekliyorduk, çünkü biraz sonra da köprünün öbür tarafına, Öte Yakalılar akın etmeye başlayacaktı.

Mustafa heyecanla atıldı: “Yanımızda, yanımızda!..Acele edelim Halil, bu sefer Öte Yakalılar kalabalık gelecekler! Biraz önce uzaktan gördüm onları; taşlar,sopalar, sallama sapanlar…Adamlar her şekilde dövüşe hazır!”

“ Mustafa doğru söylüyor, bugün daha dikkatli olalım arkadaşlar, ” dedi Halil. ”Geçen haftanın intikamını mutlaka alır bunlar…”

Geçen hafta Öte Yakalıları yenmiş ve hepsini birer birer evlerine kadar kovalamıştık.

İlginç bir “savaştı” bu… Okulda, teneffüste, yolda, belde birbirimize normal davranırdık. Ama ikindi vakti son dersten çıkıp da evlerimize gideceğimiz an geldi miydi, olanlar olurdu. Derhal yüz seksen derece değişir ve hemen iki düşman gruba ayrılırdık: Öte Yakalılar, Beri Yakalılar…

Savaş meydanı derenin iki kıyısıydı. Her iki tarafın “savaşçıları” köprüye kırk elli metre mesafede konuşlanır ve bir taraftan karşı tarafa yüksek sesle savrulan bir küfür, savaşın fitilini ateşlerdi: “Ulan o….pu çocukları, kıçınız sıkıyorsa hadi çıkın karşımıza!...”

Sapan taşları “vınnnn, vınnn…” kâh kulağımızın dibinden, kâh tepemizin üstünden geçerdi. Ara sıra kafasına veya vücuduna taş isabet eden bir çocuk aniden bağırmaya başlar, yüzüne doğru akan kanları silmek için hemen oradaki duvarın dibine çömelirdi. Yaralıyla bir kişi ilgilense bile, diğer serdengeçtiler yine karşı cepheye(!) taciz atışlarına devam ederler, en gözü karalarımızsa, köprünün altından sürüne sürüne karşı tarafa geçmeye çalışırlardı.

Silahlarımız her ne kadar taş, sapan taşı ve sopalar olsa da bazen ilginç sahneler yaşanırdı. Meselâ bir keresinde uzun boylu ve bizden birkaç yaş büyük olan beşinci sınıftaki Hamdi, savaşa sırtında bir tüfekle gelmişti. Hamdi sekiz yıldan beri bu okulda öğrenciydi. Bereket ki tüfeğine kuru sıkı koymuştu. Yoksa çok tehlikeli olabilirdi. Onun amacı savaşın en kızgın anında havaya kuru sıkı atarak karşı tarafta moral çöküntüsü ve korku yaratmaktı.

Bizim Halil (Reis) en önde vuruşanlardandı. Kucağındaki taşları karşı tarafa var gücüyle fırlatırdı. Kendisine Reis derdik ama ufak-tefek bir çocuktu ve ona kolay kolay taş isabet etmezdi.

Bu hafta maalesef bozguna uğradık. Öte Yakalılar geçen haftanın rövanşını almışlardı. Köprüden bizim yakaya bağıra-çağıra ve naralar atarak geçtiler ve bizi, mahallenin en dışındaki tepelere kadar kovaladılar.

Çatışmanın ortasında kalan ve köprünün altında saklanmaya çalışan beşinci sınıftan Durmuş’u yakaladılar ve zavallı çocuğu feci şekilde dövdüler. Birkaç çocuk Durmuş’un üstüne üşüşüp kafasını taşla “deldiler” ve garibimin yüzü kanlar içinde kaldı.

Bu savaş(!) sahneleri her okul çıkışında günlerdir devam ediyor. Bakalım iş nereye varacak?

Öykü bu…

İşin ilginç yanı, o zamanlar; ne babalarımız, ne öğretmenlerimiz, ne mahalle muhtarı, ne mahalle bekçileri…( o zamanlar polis yoktu) bize “yahu siz deli misiniz? yaptığınız iş çok yanlış, çok tehlikeli…” diye bir uyarıda bulunmazdı.

Hey gidi özgür çocukluk günleri hey!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ramazan Canural - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.



Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 870 1515
Reklam bilgi