TELEVİZYON DİZİLERİ EVLİLİK KURUMUNU TEMELDEN SARSIYOR!

TELEVİZYON DİZİLERİ

‘EVLİLİK KURUMUNU’

TEMELDEN SARSIYOR

Yeniye gelene kadar iyi bir tv. İzleyicisi değildim ama korona bizi evlere hapsettiği için bizler de bazı dizilere mahkûm olduk maalesef. Ve izlediğim kadarıyla dizilerin birçoğu evlilik müessesesini temelden sarsıyor ve bîkârları evlenmekten soğutuyor…

Ben çok izlemesem de, edindiğim intibalarıma göre ne idiğü, nereye veya kime hizmet etiği belirsiz olan tv dizilerinin geniş halk kitleleri tarafından izlendiği anlaşılıyor maalesef…

Meselâ “Kırmızı Oda”, “Masumlar Apartmanı”, “Bir Annenin Günâhı”, “Kefâret”, “Sadakatsiz”, “Sol Yanım’’ gibi dizilerde kadın sömürülüyor, eşlerin arası açılıyor, dolayısıyla da gençler evlenmekten, yuva kurmaktan korkutulup soğutuluyor. Oysa Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) “Evleniniz, çoğalınız. Zira âhiret-kıyâmet günü ben sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim…” buyuruyor. Amma ve lâkin, tv dizileri, sinema filmleri, yazılı ve görsel basın yayın organları, sosyal medya bilhassa magazin programları be(î)kârların evlenmemesi için ne gerekiyorsa onu yapıyor!

Eskileri varsa da yeni başlayan birçok dizi de kutsal âile yuvası ve anne baba figürü, nine dede mevhumu değersizleştirilirken, toplum ailesiz bir birey olma yolunda ve hızlı adımlarla ilerliyor-ilerletiliyor maalesef.

Bu konuda bir açıklama yapan Araştırmacı Yazar Gülizar Sinay “Bir erkek yetiştiren bir birey yetiştirir, bir kadın yetiştiren de bir nesil yetiştirir. Şu anda televizyonlar da ve sosyal medya da kadın konusunun bu kadar işlenmesinin temel nedeni de bir nesli bozmak. Burada ciddi bir proje yürütüldüğünü düşünüyorum… Bu diziler bizim toplumumuzun psikolojisini de bozuyor. Toplum da ‘Her erkek aldatır, erkeklere güvenilmez’ gibi bir algı var artık. Meselâ benim üç kızım var, üçü de evliliğe olumsuz bakıyor. Ne yazık ki toplumumuz ailesiz bir birey olma yolunda ilerliyor…” demiş.

Bir başka kadın Sosyolog Türkan Çiğdem de, televizyonlarda kadın üzerinden yeni bir algı sürecinin başlatıldığını hatırlatarak, “Televizyonlarda ve dizilerde gösterildiği gibi bizim toplum olarak kadın veya erkek sorunumuz yok. Genel bir iletişim sorunumuz var. Kadın erkeğin, erkek kadının yapısını işleyişini, bakış açısını, algısını görevlerini bilmiyor. O nedenle tabir yerinde ise kullanım hatası oluşuyor ve kadın erkek birbirlerinin ayarlarını bozarak ortaya uygunsuz durumlar çıkıyor. Dizilerde ve filimler de kadın ve erkek arasındaki düzgün, olması gereken ilişkiyi anlatacak bilinçlendirici yapımlara yer verilmeli. Şu an televizyonlardan pompalanan kadın dramları üzerinden ortaya çıkan sonuç kesinlikle kabul edilemez…”

DİZİLERİN İSİMLERİNDE BİLE HAYIR YOK

KÜLTÜR PROGRAMLARI DA KÜLTÜRSÜZ

Yazımın başında da belirtmeye çalıştığım gibi, iyi bir tv izleyicisi değilim ve bu şartlar altnda olmaya da çalışmam. Ancak, 24 saat evlerimizin başköşesinde kurulu olan ve bir ‘tık’la açılışı ve kapanışı yapılan televizyonlardan korunmak o kadar kolay olmuyor. Televizyonlardan kurtulsanız bile internet veya cep telefonlarından kurtulmanız mümkün olmuyor. Biz yetişkinler kurtulsak bile çocuklarımız ve torunlarımız bu çağın bir tür vebasından kurtulamıyor… Bırakın sıradan dizileri, kültür ağırlıklı yarışma programlarında bile kültür emperyalizmi uygulanıyor, maneviyat erozyonu ve dezenformasyonu pompalanıyor!

Bizim inancımıza göre bir ebeveynin yeni doğan çocuğuna en geç 7 gün içinde güzel bir isim koyması şarttır. Ve isimlerin çocukların bünyesinde olduğu gibi kişilikleri üzerinde de büyük etkisi olduğu bilinir. Ki, bu konuda sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), “Siz, kıyâmet gününde kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız; öyle ise (çocuklarınıza isim verirken) güzel isimler seçin…” buyuruyor. Bu konuda yine psikologlara göre çocuk, iyi güzel isimle ve aidiyetle kendisine özgüven duyduğu gibi, kötü isimle ömür boyu aşağılık kompleksi yaşayabilir…

Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; sayılı kişinin tanıdığı veya ilgilendiği çocuklarımızın isimleri bile onlar üzerinde olumlu ya da olumsuz etkiler bırakırken, milyonların izlediği tv dizilerinin ve kültürümüzle uzaktan yakından alâkası olmayan sözde kültür ve güyâ yarışma programlarının isimlerinin ve içeriklerinin insanlar üzerinde bıraktığı olumsuz etkileri varın siz düşünün!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.

CANLI BİR KÜLTÜR, BİLGİ NOKSANLIKLARINI

SÜRATLE TELÂFÎ EDER…

Nevzat Köseoğlu

KENDİ KÜLTÜRÜ İLE ALÂKASI OLMAYAN

İNSAN ÜLKESİNİN YABANCISIDIR…

Ludwig Tieck

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Taceddin Akbaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.



Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 870 1515
Reklam bilgi