ÜNİVERSİTE OKUMAK MI? MESLEK LİSESİ OKUMAK MI? YATIRIMDIR?

Yıllarca ögrencilerimi üniversiteye sokmak için büyük bir mücadele veren bir eğitimciydim.
Farklı metotlarla gercekten üniversitelere çok ögrenci gönderdik ve bununla da gurur duyduk. O zamanlar o gerekliydi.
Yukardaki başlıktan üniversitede okuyan gençleri rahatsız ettiğimi de biliyorum.

Eğer gençlerimiz üniversite okuma hülyasıyla 10 yıl emek sarfedip neticede 4.000 TL almayı hedefliyorsa, 18 yaşında kaynakçı yanında işe başlayan bir işçinin şimdi kazandığı 4.000 TL'nin daha güçlü olduğunu anlayamayacaktır.
Hefefleri para kazanmaksa tabi.
Görüyoruz ki ögrencilerimizin büyük çogunluğunun hedefi para kazanmak.

Meslek lisesini bitirip kaynakçı olan bir genç 10 yılda evini ve arabasını almış, evlenmiştir bile.
Üniversiteyi tercih edenin durumunu bir düşünün .

Türkiye'de üniversite öğrencisi olarak 8,5 milyon insan var.
Almanya'da 2,5 milyon var.
Almanyada ögrencilerin %65 i meslek edinmeyi amaçlarken %35 i üniversite tahsili yapmaktadır.Bizde ise tam tersi.

Bu da gösteriyor ki Almanya'da üniversite okumak kötü yatırımdır. Aslında Türkiye' de de öyle ama maalesef gerçekler söylenemiyor.

"Dikkatli yatırımcı rekabetin yüksek olduğu yerde rızık aramaz.
Klasik tanımda "kâr" şöyle ifade edilir: Uzak yerlerden pazara mal getirerek yüksek kazanç elde etme faaliyeti."

Öğrenci kitlesi, bu tanımı dikkatle izleseydi kendi emeğini herkesten farklı kılacak şekilde yapılandırırdı." diyor Lütfi Gerger.

Öğrencilerin çoğu 10 yıl okuyup 4000 TL maaşa razı olurken iş bulunca da maaş yetmiyor serzenişinin yanında, iş ve aş da beğenmemekte.

10 yıl okuyup 3000 TL maaş almaya razı bir gençlik, işe girdiğinde de "maaş yetmiyor" demekte.

Evet çünkü işe girmek için gurbete çıktıyorsun ve kira veriyorsunuz.
"Kapitalizmin en büyük silahı kentlerdir" derken genclerimizi kent çukurlarından çıkarmıyoruz.

Geleneksel toplumda geçimlik ekonomi modeli "aile" sistemi korunduğu için meslek sahibi genç 10 yılda hayat buluyordu.

Günümüz başarılı iş adamlarına bakılınca, ailelerini toplamış, aynı evin çatısı altına alan kişilerin ekonomik olarak güçlendiklerini görüyoruz .

Ailesi dağılan kişilerin ise, bu kapitalist sistemde ufalanıyorlar, başarı grafiğini yükseltemiyorlar.
Ögrencilerimizin mezuniyet törenlerinde "Ülkemizin en yüksek katma değerli mezunları sizsiniz." diye gözlerinin içlerine baka baka yalan söylüyoruz.

Mezun olunca da bilmem kaç yıl iş aramakla geçen günler , aile kavgaları, stresler, boşluklar .
"Ben falan fakülte mezunuyum , 5000tlden aşağı çalışmam, o iş bana göre degil," havalarında iken, piyasa ona şunu öğrettiyor; 2500'e çalışırsan gel.

Tabi gerçek, maalesef beğenmediğiniz asgari ücretle geçim tutanların yanındadır. Ailesinden ayrı iş tutan genç de maalesef 7000tl alsa da geçinemiyor .
Gençlerin evlenmediği veya evlenemedigi gerçeği de burda yatıyor.

Türkiye'de gençlere "geleceğin gözde meslekleri" rehberliğini hep yaptık.
Bu rehberlik, hayatın gerçekleri karşısında bu gün için tıp hariç masaldan ibarettir.
Oysa geleceğin gözde mesleği geniş kesimler için şudur: 18 yaşında kalifiye bir eleman olmayı hedeflemek .

Peygamberimiz bir gün mescide girdi. Sahabe dağınıktı. "Toparlanın topluluk rahmettir" dedi.
Ama bugün bu sözün kiymetinden uzaklaştık. "Birlikten kuvvet doğar", "aile meclislerinin başarısı" düsturu, günümüzde bireysellik içinde kaybolup gitmeyle karşı karşıya kaldı.

"Türkiye'nin aydınlarının toplumu covid-19 sonrası topluma hazırlayacak fikir vermemesi de büyük talihsizliktir.

Eğitimin tamamen sanal olduğu bir döneme doğru gidiyoruz. Bunun anlamı üniversitelerin büyük çoğunun "açık öğretim üniversitesi"ne dönüşeceğidir.

Sözde "Simit satar geçinirim" diyen bir gençligin e- ticaretten haberi bile yok.

Gençlerimizin üniversite okumasının sebebinin kültüründe gelişmeyi sağlamak yerine, devlet dairesinde veya özel sektörde iş garantisiyle ve 8-5 mesai ile çalışmak istegi.
Gençligin nereye yığıldığını görmezden gelerek kötü yatırım yapılıyor, mesleki eğitime gereken önem verilmiyor.

Türk aydınlarımızın maalesef çoğu kırdaki hayatı küçümsedi ve "sanayileşme davamız" söylemini "evet, varoşlardan merkeze yürüyoruz" diyerek benimsedi.
Köydeki kerpiç, taş, ahşap evini beğenmeyen okumuşların milyonluk konutlara yerleşmesi Türkiye ekonomisinin dışa bağımlı hale getirerek, insan kaynaklarınin yoksulluğuna sebebiyet verdi.
"8-17 mesai düzeni, hafta sonu tatil düzeninde çalışacağım" demenin bedellerini ödüyoruz.

"Türk aydınları kendi özeleştirisini yapmamakta ve ülkenin meselelerini başkasına fatura etmenin siyasal diliyle konuşmaktadır.
Türk aydınları sorunları başkasına fatura etmekle arabesk bir dünyada yaşıyor. "
Lütfi Bergen'e hak vermemek mümkün degil.
Yazımı kücük bir hatıramla bitirmek istiyorum.
2003-2004 egitim ve ögretim yılı için okulumuz Anadolu lisesine kayıt yapıyoruz. Bir baba çocuğunun elinden tutmuş okulumuza geldi.? "Müdür bey buraya oğlumu kaydettirmek istiyorum" dedi. Çocuğunuz okulumuzu kazanamamış amca dedim. Sen bu çocuğu meslek lisesine kaydet koluna altın bir bilezik taksın dedim.
Orada bizim yanımızda misafir olarak bulunan meslek lisesi müdürü lafa karışarak ne dedi biliyor musunuz okurlarım.
"Amca sakın bizim okula çocuğunu kaydertirme ordan bir b..k olmaz" dedi.
Kulaklarıma inanamadım inanın yıkıldım.
İşte Meslek lisesini, memleket meselesi haline bizler getirdik...

Üniversiteyi, kültürünü geliştirme olarak düşünülürse tamam ama universite sıralarında okumadan da bugün insan kültürünü geliştirebiliyor .Üniversite tahsili yapacaklar ile mesleki eğitimi yapacakları ayırmak, hayata hazırlamak gerekiyor.
İş olarak düşünülürse ara eleman" meslek lisesi."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdurrahman Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.



Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 870 1515
Reklam bilgi