90'LIK BAHÇİVAN HÜSEYİN'İN DEDE'NİN YAĞMUR REÇETESİ!

90’LIK BAHÇİVAN ‘HÜSEYİN DEDE’NİN”

BURDUR GÖLÜ İLE BİRLİKTE ÜLKEMİZİ

KURAKLIKTAN KURTARMA REÇETESİ!

Ömrünü bağ bahçe işleriyle ve toprakla uğraşarak geçiren 90 yaşındaki duvar komşumuz Hüseyin Ölmez “Gölümüz kurursa hayatımız kurur” diyor ve Burdur Gölü’nün kurumaması veya kurtarılması için bazı önerilerde bulunuyor. Hüseyin Dede aynen şöyle diyor: “Burdur Gölü deyince hepimizin yüreği sızlıyor ciğeri yanıyor. Fakat her şeyden önce Gölün kurumasının kendi hata, günah ve kusurlarımızdan kaynaklandığını unutmamalıyız(!) Allah (c.c) bizi yarattıktan sonra ‘Bana itaat ediniz. Beni unutursanız başınıza çeşitli belâlar veririm, Meselâ yangın, kuraklık, sel, deprem gibi afetler, çeşitli hastalıklar ve korana gibi virüsler verir, dolayısıyla da sizi uyarır, imtihana tâbi tutarım…” buyuruyor. Ancak bizler bu uyarılar karşısında ne yapıyoruz? Allah’a olan kulluk görevimizi yerine getiriyor muyuz? Günde 5 vakit namaz kılıp rahmet (yağmur veya kar) yağdırması için O’na yalvarıyor muyuz? Burdur’da 20’ye yakın baraj ve göletimiz var. Bunlar yağan kar ve yağmurlar dolayısıyla oluşan suları tutmasa, yani suların tamamını Burdur Gölü’ne akıtsak, bu çorbaya tuz misâli olur. Bazıları ‘Pancar, yonca ve mısır gibi ürünler ekilmesin…’ diyerek ekonomimize büyük katkı sağlayan çiftçimizin önünü kesmek istiyor. Bu öneriler hiçbir şekilde Burdur Gölü’nün kurtarılmasına katkı sağlamaz. Onun için tek yapılacak şey Allah’tan rahmet, kar yağmur dilemektir... Bunun için günde 5 vakit namaz kılmadığınız gibi hafta da bir gün ve iki rekâtlık farz namazını kılıp camiden nasıl kaçacağımızı düşünmemeliyiz... Yani her şeyden önce kendi kusurlarımıza ve günâhlarımıza bakıp değerlendirmemizi ona göre yapmalıyız…”

NEMMAMLARIN KOL GEZDİĞİ TOPLUMLARIN

ÜZERİNE NE YAĞMUR YAĞAR NE DE RAHMET

Ben de Hüseyin Ölmez’in tespitlerine katkıda bulunmak ve konuyu biraz daha müşahhaslaştırmak için yaşanmış bir hikâyeyi siz sevgili okurlarımla paylaşmak istiyorum:

Hikâye şöyle: Hz. Mûsâ (a.s) döneminde de ‘günümüzdekine benzer’, hattâ daha da beter bir kuraklık yaşanıyormuş. Durumdan muzdarip olan halk ve bilhassa çiftçiler Hz. Mûsâ’ya giderek “Kuraklık nedeniyle bitkilerimiz kurudu ve hayvanlarımız açlık ve susuzluktan ölmeye başladılar. Sıra insanlara geliyor. Siz Peygambersiniz.., bir dua yapıverseniz de biz ‘âmin’lerimizle size katılsak” şeklinde bir talep de bulunurlar. Mûsâ (a.s) da “Belde halkını bir meydanda toplayın, hattâ o meydana hayvanlarınızı da, beşikteki çocuklarınızı da getirin!” der. Ve belde haklı derhal bir meydanda toplanıp Hz. Mûsâ’ya haber verir. Hazret de topluluğun başına geçerek kendilerine önce istiska (yağmur isteme) namazı kıldırır, ardından da Cenab’ı Allah’tan yağmur yağdırmasını niyaz eder! Fakat bir türlü beklenen veya istenen yağmurlar gelmez! Halka karşı mahcup olan Hz. Mûsâ, bunun sebebi hikmetini Allah’a (c.c) sorar. (ki, peygamberlerin Allah’la konuşmak gibi bir özellikleri vardır) Cenab-ı Allah’da, “Ya Mûsâ! Aranızda bir nemmam (koğucu) var, onu aranızdan çıkarın ondan sonra dua edin..!” şeklinde nidâ eder. Bunun üzerine Hz. Mûsâ da, “Aramızdaki nemmamı bana bildir de biz onu aramızdan çıkarıp duamızı öyle yapalım Ya Rabb’i!” der. Cenab-ı Allah (c.c) ta, “Olmaz Ya Mûsâ! O zaman (haşa) ben nemmam durumuna düşerim!” şeklinde nidâ eder. Mûsâ (a.s) da “Peki ne yapalım, nasıl edelim Yarabb’i?” diye sorar. Cenab-ı Hakk ta, “Topluca tövbe ve istiğfarda bulunduktan sonra bana dua edin..!” şeklinde nida eder. Bu emri alan Hz. Mûsâ orada bulunanlara topluca tövbe ve istiğfar yaptırdıktan ve istiska namazını yineledikten sonra duasını yapar. Ve çok geçmeden bol bereketli yağmurlar yağmaya başlar. Dolayısıyla da Mûsâ Peygamber’in kavmi kuraklıktan, kendisi de manevî sorumluluktan ve mahcup olmaktan kurtulur!

Günümüze gelince, aramızda nemmamların, (koğucuların, oradan oraya olur olmaz dedikoduları taşıyıp yayanların) cirit attığı bir devirde Cehab-ı Allah yağmur da yağdırmaz, karda yağdırmaz! Yağdırsa bile ya kâfi gelmez ya da fazla yağarak felâkete dönüşür! O nedenle, eskilerin yağmur yerine rahmet kelimesini kullandıkları bir nîmet için bende Hüseyin Ölmez’e katılıyor ve ‘Cenab-ı Hakk, biz mücrimlerin-günâhkârların olmasa bile içimizdeki ağzı dualı kullarının, eren ve evlîyaların, mecnun ve meczupların, sâbi çocukların ve saçı sakalı ağarmış ihtiyarların, hayvan ve haşerelerin yüzleri suyu hürmetine İslâm beldelerini kuraklık, kıtlık, sel, yangın, deprem gibi semâvî, arzî, ârizî âfet ve felâketlerden korusun inşaAllah!’ diyor, herkese ‘memmamsız…’ saygılar sunuyorum.

FUHUŞ YERYÜZÜNDE YAYGINLAŞINCA YER SARSINTILARI (DEPREMLER) OLUR! İDARECİLER HALKA ZULÜM VE HAKSIZLIK YAPTIKTIKLARINDA YAĞMURLAR KESİLİR. (KURAKLIK VE KITLIK BAŞLAR…)

Hadis (Deylemî)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Taceddin Akbaş - Mesaj Gönder

# Burdur

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.



Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 870 1515
Reklam bilgi