DOĞAN CÜCELOĞLU’NUN ARDINDAN

Kasım 1998 tarihleri olacaktı. Doğan hocamın Burdur’da konferans vereceğini öğrenmiştim. 50 km öteden dört öğretmenimi dersten alarak konferansın yapılacağı salona gittik. Salon devlet hastanesinin izbe bir köşesindeydi. 20 veya 30 kişilik bir salondu. Konferans başlamıştı. Salonda dinleyici olarak yalnızca askeri personel vardı. Üniformalı kişileri görünce şok olmuştum. 28 Şubat sürecinde askeri personel için vali tarafından düzenlenmişti. Valinin, hocanın arkadaşı olduğunu, böyle bir programa davet ettiğini öğrenmiştim.

Salonda bizden başka sivil yoktu. Doğan hocam gözlüğünün üstünden şaşkın şaşkın bize baktı ve durakaldı. Konferansın ortasında yetişebilmiştik. Konferans sona erdi. Askeri personel salonu terk ettikten sonra bizlere” Siz durun.” dedi. Bize hayran hayran baktı.” İşte geldiğime şimdi değdi.” dedi. Tanıştık. “Benim için öğretmen çok önemlidir.” dedi. “Her öğretmen insanlığın geleceği için savaş veren bir gizli kahramandır.” dedi. “Savaşcı” kitabından hediye etti. “Duygulandırdınız beni” dedi. Kendisini okulumuza davet ettim. “Şu aralar gelemem. Amerika’ya gidip gelmem lazım. Dönüşümde uygun bir günde geleceğim, söz.” dedi. Bu sözü alarak döndük Bucak’a.

Üç ay sonra haberleştik. Bir tarih belirleyerek geleceğini teyit ettirince dünyalar bizim olmuştu. “Velilerimize, öğretmenlerimize, hiçbir bedel almadan geleceğim, konferans vereceğim.” demesinden ayrıca çok mutlu olmuştuk.

Bir taraftan hazırlıklarımıza başlarken izin onayı için Milli Eğitim Müdürlüğünün uygun görüşünü alarak Kaymakama gittim. Kaymakam uzun uzun yazıya baktı. “Kim Bu Adam?” dedi. Anlattım, kitaplarından bahsettim. “Olmaz” dedi. ’’ İlçeye biri gelecekse ancak ben davet ederim. Size ne oluyor? Hem konferansta sağ kolunu kaldırırsa sağcı derler, sol kolunu kaldırırsa solcu derler. Olmaz olmaz, git işinize bakın!’’ dedi. Kısaca kovdu.

Doğan hocama ne diyecektim? Öğretmenlerime, velilerimize ne diyecektim? Şok olmuştum.

Doğan hocamı arayarak; Kaymakamımızın çok selamı olduğunu, İleride daha kapsamlı bir program yapıp bizzat kendisinin davet edeceğini, toplantıyı ileri günlerde yapalım dediğini söyledim. “Anladım müdürüm, anladım. Biz böyle şeylerle çok karşılaşıyoruz. Üzülmeyin bir başka günde başka bir şekilde telafi ederiz. Kaymakamınıza selam söyleyin. İyi duyguları için teşekkür ederim. İki türlü insan var. Yapılması gerekeni ancak söyleyince yapanlar ve kendi vicdanlarının sesi ile yapanlar. Çevrenizde hangisi çoğunlukta. Siz ona bakın. Siz ikinci olmaya devam edin.” dedi.

O ince ve hassas adam her şeyi anlıyor, ama kimseyi de kırmamaya çalışıyordu.

Birkaç saat geçmeden Kaymakamımız çağırdı. “Kimdi o adam? Hemen hazırlıklara başlayalım. Konferansı yapalım.” dedi.

Şaşırmıştım.

Ne oluvermişti de değişivermişti öyle?

Hocaya haber ettiğimi, ona dediklerimi aktardım.

Söylediklerimi birkaç kere tekrar ettirdi. “Oh be iyi söylemişsin müdür” dedi. “Gönlünü edebilirsek getirelim bir irtibat kur.” dediyse de, hocam kabul etmedi, kırılmıştı.

Doğan Hocam meğerse Valiyi Bucak’taki konferansa davet etmişmiş. Programın yapılamayacağını kaymakam beyin sözlerini aktarınca vali küplere binmiş. Vali Kaymakamı fırçalamış, onun üzerine kaymakamın bizleri aradığını sonradan öğrendik.

Aradan birkaç sene geçti. Beni aradı. ”Size söz vermiştim. İlçenize ve okulunuza geleceğim. Ayarla. “ dedi. Özel bir kurum adı altında davetimi yeniledim. Kültür sarayında büyük bir izdiham, kalabalık altında halkımızla buluşturduk. O sırada Öğretmen evinde rehber öğretmenlerin bir toplantısına da götürdüm. Çok memnun olmuştu.

Doğan Cüceloğlu Hocamı böyle tanımıştık. 30 yıl önceden başlamıştı dostluğumuz. Çok şeyler paylaşma fırsatımız olmuştu. Ara ara konuşurduk. Öğrenci, veli, yönetici, ana baba, çocuk, eğitim ve psikolojik problemlerini kaynağından öğrenir, kitaplarına kaynak teşkil ettirirdi.

Artık hatıralarımızda yaşayacak.

O ince, kibar, küçükle küçük, büyükle büyüktü.

Hemencecik anlayıveren duyguları bizleri kamçılamıştır.

Ülkemizin değerlerini bilen, yerli ve milli bir yapısı vardı.

Kalenderdi.

Profesör unvanını kullanmazdı.

Alçak gönüllüydü.

Ondan çok şey öğrendiğim ve etkilendim.

Yeri doldurulamayacak bir öğretmen, bir psikolog, bir sosyolog, bir yönetici, bir veli, bir çocuk, bir doktordu. Eserleriyle milyonlara dokunan, seminerleriyle gönüllere taht kurmuştu.

Seni hep sevginle, saygınla, gülen yüzünle ve rahmetle anacağız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdurrahman Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.



Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 870 1515
Reklam bilgi