İLK PARA KAZANMA HİKÂYEM…            

 

              İLK PARA KAZANMA HİKÂYEM…

           

  İnsan hayatında “ilkler”  önemlidir.  İlk  okula  başlayış, evlenme, ilk  çocuğunuzun  doğumu ve daha birçok şey… Her birinde yüreğiniz  kıpır kıpırdır. Heyecandan…

İlk parayı kazandığımda bende de  öyle olmuştu. Yanılmıyorsam on, on bir  yaşlarındaydım.  Bazı arkadaşlarımın “ Hey! Bak para kazandık  para!  ” diyerek bana hava attıkları bir gündü.  Bir arkadaşıma nasıl para kazandıklarını sorduğumda “filanca adamın  ekibinde  amele olarak çalışıyor,  tarlalarda anason,  pancar çapalıyoruz, günde beş lira kazanıyoruz,” demişti.

Benim onlardan aşağı kalır tarafım neydi!  Ben de  çapaya  gidebilirdim. Ertesi gün  bu işi sürekli yapan  akrabamdan bir ablaya: “Ben de sizinle çalışmaya gitsem olur mu? “ diye sordum.

            “ Olur ama sana tam yevmiye vermezler, yarım yevmiye alırsın,” dedi. Ee bunu bana  zaten o çocuk da söylemişti. Tam yevmiye on liraymış.

Durur muydum hiç? Üç lira verseler de benim için iyi paraydı. Çünkü o zamanlar   sinema  için  50 kuruş en fazla 1 lira veriyorduk. Bir yumurta 25 kuruştu.

İki gün sonra sabah erkenden,   işçileri taşıyan traktörün römorkundaydım. Tarlaya vardık. Henüz bastırmamıştı ama o  gün havanın  çok sıcak olacağı belliydi. Hemen çalışmaya başladık. Her birimiz  bir sıra tutturmuş gidiyorduk. İşimiz anasonu çapalamak ve yabanî otlarını  temizlemekti.

 Amelelikte  ilk günüm olduğu için “Dayıbaşı” denilen adamın hemen dikkatini çekmek ve gözüne girmek istiyordum. Sonradan benim gibi yapanlara yalaka dendiğini öğrenecektim. Ama olsun!  Para kazanmak kolay mıydı?

 Çok çalışıyor ve  sıcağa rağmen pes etmiyordum!  Tarlada da epeyce  çakır diken vardı. Onları bazen çapayla bazen de  elimizle yoluyorduk.  Çıplak elle diken yolmaktan parmaklarım kan revan içinde kalmıştı. Tabii o zamanlar eldiven meldiven gibi şeyleri bilmezdik.

Saat  on yedi  olduğunda herkes o günün  yevmiyesini  almak için kuyruğa girdi. Bizim “Dayıbaşı”  herkese onar lira verirken, sıra bana gelince  gülümseyerek  şöyle bir yüzüme baktı ve:

“ Bu kerata daha küçük;  ona beş lira vermemiz lazım ama, benden  altı buçuk lira çalışır, iyi iş çıkardı çünkü!” dedi. Parayı aldım.

O anda bendeki sevinci görmeliydiniz!

Büyüyünce  şu kuralı  öğrendiğimde  o gün ne  doğru  bir iş yaptığımı anlamıştım:

“ Hayatta başarmak istiyorsanız  her zaman sizden beklenenden daha fazlasını vermelisiniz…”    

 

TÜRKİYE BEREKETLİ BİR  ÜLKE…

Türkiye büyük ve bereketli bir ülke.  Ne dürüstler gördü bu ülke  ne fırıldaklarla  tanıştı!  Ne hayırseverimiz biter  bizim  ne de dolandırıcımız!

Sülün Osman, Banker  Kastelli, Banker Yalçın, Selçuk Parsadan, Jet Fadıl, Tosuncuk vs. derken şimdi de Kripto Faruk…

Aman aman  dikkat!

Ne kadar tamah o kadar zarar…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ramazan Canural - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.



Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 870 1515
Reklam bilgi