BUCAK HÖYÜKLERİ (1)

BUCAK HÖYÜKLERİ (1)
Değerli okuyucularım merhabalar.
Çoğumuz kırsala çıktığımızda ilçemizin batı bölgesinde bazı yükseltiler, tepecikler görmüşüzdür. Hatta belki de bu tepeciklerin üzerine çıkarak çevreyi gözlemlemi ya da oturup dinlenmiş, getirdiğimiz azık çıkınlarını açarak yemek yemişizdir. Belki de bu tepecikler üzerindeki arazilerde yetiştirdiğimiz ürünleri toplamışızdır. Buralarda hayvan otlatmışızdır. Ama düz ovada böyle tepeciklerin ya da yükseltilerin bulunması nedenini belki düşünenimiz olduğu gibi hiç fikir edinmeyenlerimizin de bulunduğunu tahmin ediyorum.
Düz ovadaki bu tepecikler nedir, nasıl oluşmuştur? Bunları belki de hiç düşünmemişizdir ya da aklımıza gelmemiştir. Bu yazımda Bucak’ta bulunan ve şimdiye kadar sadece birinde resmî kazı yapılmış olan höyükleri tanıtmaya çalışacağım. Ben bir arkeolog, antropolog, jeolog değilim. Ancak özel ilgimden dolayı değişik kaynaklardan edindiğim bilgiler ve bizzat giderek bu tepeciklerde yaptığım gözlemlerin ışığında Bucak Höyüklerini bilgilerinize sunmaya çalışacağım. Alanında yetkin kişilerin yapmaya fırsat bulamadığı bir konuyu aktarırken ola ki eksik ve yanlışlarım bulunabilir. Şimdiden hoşgörüle...
Öncelikle çocukluğumdan bir anımla başlamak istiyorum. Bir çiftçi çocuğu olarak 11-12 yaşlarındayken görevlerimden birisi koyun gütmekti. Şimdiki Kahveler çevresi o zamanlarda boş araziydi. Kahveler Mevkii'nin batısında bulunan küçük bir yükseltiye halkımız Üyücek derdi. Otlattığım hayvanları Üyücek’e de götürürdüm. Ama ben o zamanlarda “Üyücek” kelimesinin anlamını elbette bilmiyordum. Yalnız hiç unutmadığım bir şey ise Üyücek’te bulduğum delikli ve camdan yapılmış küçük gök boncuklardır. Üyücek’te toprak üzerinde pek çok gök boncuk olurdu. Boncukları toplar oynardık. Ama bizim için pek bir değeri de yoktu. Yani olacağı nihayetinde gök boncuktu işte. Nazar değmesi inancına göre bu boncuklar hayvanlara takılırdı. O zamanki anılarımdan hatırladığım birisi de büyüklerime sorduğum gök boncukları Üyücek’e kimin attığı sorusuydu. Tabi tatmin edici bir cevap aldığımı hatırlamıyorum. Sadece “Üyücek’te eskiden insanlar yaşamış, boncuklar da onlardan kalmış.” cevabını hatırlıyorum.
Aradan geçen uzun zaman içinde benim koyun gütmeye gittiğim Üyücek adının “höyük”ten geldiğini, höyüğün küçük olmasından dolayı dilimizdeki –cek küçültme ekini alarak halk tarafından Üyücek dendiğini, gerçek adınınsa Höyücek olduğunu öğrendim. İlerleyen zaman içinde höyüklerle ilgili olarak elbette pek çok bilgi de edindim. İlçemin hemen her bölümünü gezip gördüğümde Bucak’ın höyükler bakımından çok çok zengin bir bölge olduğunu bizzat gözlemledim. Bu zamana kadar höyüklerle, özellikle Bucak Höyükleriyle ilgili olarak edindiğim bilgileri siz okuyucularımla paylaşmak istedim.
Bir arkeoloji terimi olan höyük, insanoğlunun yerleşik hayata geçtiği Neolitik Çağ'dan itibaren yapılmaya başlanmıştır. Höyük, tarih içerisinde üst üste kurulmuş köy, kasaba ve şehir kalıntılarından meydana gelen yapay yükselti ve tepelere denir. Höyüklerin hepsi de hep düzlüklerdeki verimli topraklara yakın göl kıyılarında kurulmuştur. Bunun sebebi yerleşim biriminin güvenliğinin sağlanmasıdır. Gölün hemen karaya yakın bölümünde kurulan su üzerindeki saz ya da o zamana uygun malzemelerden yapılmış olan barınaklardan oluşan yerleşim birimi hareketli bir köprüyle karaya bağlıdır. Bir vahşi hayvan saldırısında seyyar durumdaki bu köprü devreden çıkarılarak evlerin karayla bağlantısı kesilir ve vahşi hayvan tehlikesi zararsızca atlatılırdı.
(Burada hemen bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum: Madem höyükler su veya göl kıyılarına yapıldıysa Bucak Höyüklerinin kurulduğu yerlerde bir göl mü vardı? sorusu aklımıza geliyor. Bu soruyu şimdilik aklımızın bir köşesine kaydedelim ve orada beklesin. Kestel gölü bölümünde bu soruyu hatırlayacağız.)
Bu şekilde hayatına devam eden birim günün birinde doğal bir afete uğrar da yapılan konutlar yıkılırsa yıkıntının üzerine sağ kalan varsa onlar tarafından, sağ kalan yoksa ilerleyen zaman içinde başka bir oymak tarafından yeni bir yerleşim birimi oluşturulurdu. Bu durum binlerce yıl böyle sürüp gittiği içindir ki höyükler pek çok katmandan oluşmuştur. Bir örnek vermek gerekirse Çanakkale’deki ünlü Truva kentinin 11 katmandan oluştuğu tespit edilmiştir.
Höyük şeklindeki bazı yapay tepelere ise tümülüs adı verilmiştir. Höyükler üst üste yapılan yerleşimlerden oluşmasına rağmen tümülüsler Neolotik Çağ'dan beriye değişik zamanlar ya da çağlarda yapılmış olan anıt mezarlardır. Bu anıt mezarlar tek olduğu gibi ikisi , üçü bir arada olanlar da vardır. Her yönden kolaylıkla görülebilen tümülüslerin büyüklüğü bu anıt mezara konulan kişinin önemi ya da saygınlığıyla doğru orantılıdır.
Yani buraya defnedilen kişi çok saygın birisiyse tümülüs çok çok yüksek olurdu.
Neolitik Çağ ve onu takip eden çağların insanları kutsal saydıkları "yarı tanrı" nitelikli yöneticilerine sevgi, saygı ve bağlılıklarından dolayı tümülüsleri yapmışlardır. Bu çağ insanı da öldükten sonra başka bir dünyada yaşamaya devam etme inancına sahipti. Yöneticileri onlar için kutsal kişilerdi. Bu kutsal yönetici öldüğünde göl kenarında belirlenen yere törenle defnedilirdi. Mezara ölen kişinin gittiği yeni hayatında yine binmesi için atı ve kendisine hizmet etmeleri için birkaç tane de hizmetçisi öldürülüp birlikte gömülürdü. Ayrıca ölen kişinin sağken kullandığı bütün eşyaları, araçları, silahları, takıları, giysileri de yine öbür dünyasında kullanması için aynı yere gömülürdü. Bu mezarın üzerine de çevreden tonlarca toprak taşınarak tümsek halinde yığılırdı. Bir anıt mezar haline getirilen koskoca tümülüs bu şekilde örtülür, belli zamanlarda burada topluca ibadet ederlerdi. Göllerin hemen bitişiğinde yapılan bu kutsal mekânlar aradan geçen binlerce yıl içinden sıyrılıp günümüze kadar gelebilmiştir. Ancak kazı yapılmadan bu tepeciklerin höyük mü yoksa tümülüs mü olduğu bilinmemektedir.
Bucak’ta höyüklerin bulunduğunu belirtmiştim. Bunlardan sadece benim çocukluğumda gök boncuklar bulduğum Höyücek’te resmî kazı yapılmıştır.
BUCAK HÖYÜKLERİ başlığı altında bu höyükleri bölümler halinde tanıtmaya çalışacağım. İlk olarak ilçemizin hemen bitişiğindeki Höyücek Höyüğü’nden başlayıp bir-iki gün aralıklarla diğer höyüklerle ilgili bilgileri de yayımlayacağım.
1-HÖYÜCEK HÖYÜĞÜ
Höyücek, Bucak Kahveler Mevkii’nde Antalya- Burdur karayolunun 100 m. batısında OPET Petrol İstasyonu’nun hemen arkasında yer almaktadır. 1989-1992 yıllarında Prof. Dr. Refik Duru tarafından yapılan yarım kazı sonucunda Höyücek’in bir “höyük” olduğu kesin olarak belirlenmiştir. (Yarım kazı derken höyüğün kuzey bölümünde kazı çalışması yapıldı, güney bölümü eski haliyle sit alanı olarak korunmaktadır) Yani Höyücek, bir köy ya da kent kalıntısıdır. Çok uzun bir geçmişi vardır. Bunlar:
1-İlk Neolotik dönemi: Üç evreli Erken Yerleşimler Dönemi ile Tapınak Dönemi’ni oluşturur.
2-Son Neolotik Dönemi: Kutsal Alanlar Dönemi’nden oluşmaktadır.
Höyücek kazısında elde edilen paha biçilemeyen buluntular Neolotik Dönem’den beriye yaşanan dönemlerin tüm özellikleri hakkında değerli bilgiler vermektedir.
Tapınağın girişinde geyik boynuzları, aşık ve çene kemikleri, taş ve toprak kaplar, tahıl saklamakta kullanıldığı düşünülen sandıklar ve bir çukur içinde binlerce çakmak taşı delgiler, kesiciler bulunmuştur. Ağırlıklı olarak kullanılan malzeme çakmak taşıdır. Bazı mermer çanak ve kepçeler de bulunmuştur. Demir buluntuların olmamasına dikkatinizi çekmek isterim.
Heykel olarak daha çok ana tanrıça heykelcikleri bulunmuştur. Bunlar arasında topraktan yapılarak pişirilmiş çok sayıda insan heykelciği vardır. Bu heykelciklerin çoğunluğu oturmuş ya da bağdaş kurmuş iri yapılı kadın temsilleridir. Heykelciklerin bazılarının başları taştan, bazılarınınki ise kemikten yapılmıştır. Bu katmanda bulunan çanak-çömlek, Neolitik Çağ'ın en erken dönemlerine ait görünmektedir.
Höyücek’te bulunan hayvan kemikleri bu çevrede yaşadığını varsayabileceğimiz ama günümüzde bölgemizde pek çoğunun artık yaşamadığını bildiğimiz o çağ canlıları hakkında da bilgi edinmemizi sağlamaktadır:
Höyücek katmanlarında bulunan hayvan kemikleri; boz ayı, tilki, tavşan, karaca, alageyik, kızıl geyik, yaban domuzu, koyun, keçi, köpek, sığır, at ve deniz istiridyesidir.
Taş eserler Höyücek’in en kalabalık buluntu grubudur. Bunların da hemen hemen hepsini, taş baltalar, keskiler yani o dönemin başlıca silahları oluşturur. Taş buluntular içinde ilginç bir grup da değişik renklerden oluşan boncuklardır.
Höyücek üst karışık birikimi içinde, üçü taş, biri pişmiş topraktan yapılmış olan 4 tane de mühür bulunmuştur.
Kazı başkanı Prof. Dr. Refik Duru, ilk yerleşme olan İlk Neolitik Çağ yerleşmesinin MÖ 7. bin başları olarak görmektedir. Tapınak Dönemi bulgularının Radyokarbon Tarihleme Yöntemi sonucu ise katmanlara göre günümüz öncesinin 7.600, 7.511, 7.387 ve 7.311 tarihlerine denk geldiği belirlenmiştir.
Höyücek kazısının sonuçlarını bu kadar ayrıntılı bir şekilde vermekteki amacım henüz kazı yapılmamış durumdaki diğer Bucak höyüklerinin tahmin edilebilecek özellikleri hakkında okuyucunun bir fikir edinebilmesini sağlamaktır.
Höyücek’i bu şekilde tanıdıktan sonra sırasıyla diğer höyükleri bulundukları yer ve günümüzdeki durumlarıyla artık tanıyabiliriz. Gelecek bölümlerde belli bir sıralamayla Bucak Höyüklerini tanıtmaya çalışacağım.
Saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Konu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.

01

A.a.t - KARAALİLER Köyü, ÇİFTLİK Höyüğü hiç gündeme gelmiyor...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Mayıs 14:06


Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 110 15 15
Reklam bilgi