Bebeksi Yüzlere Olan Yanılsamalı Güven: Surata Verilen Oylar...

BEBEKSİ YÜZLERE OLAN YANILSAMALI GÜVEN: SURATA VERİLEN OYLAR...
Kamyoncu bir eniştemiz vardı toprağı bol olsun. Haladan enişteydi. Doğru Yol Partisi’ne oy verirdi. Partiden ziyade iflah olmaz bir Tansu Çiller hayranıydı. Birkaç ziyaretimiz olmuştu. Bu ziyaretlerimizin hemen hepsinde televizyondaki akşam haberlerine çivilenmiş; bir erkek okyanusunun ortasında kumsal sarısı saçlarını rüzgara savuran beyazlar içindeki tanrıçasının haber kuşağındaki sırasını beklerken bulurduk onu. Hele hele Çiller’in topak yüzüne oturttuğu gamzeli gülüşüne tanık olmaya görsün. Müthiş keyfe geldiği andır. Takılırdık ara ara. Takılmasan bile konuklarına illa ki anlatacaktır gönlünün politik Afrodit’ini. Neyini beğeniyorsun diye sorardık. Bir antikçağ hatibi gibi kükreyerek cevaplardı. Ona göre her politikası doğruydu, testisli kadındı, ama herşey bir yana güzelliğine para yetmezdi. Başka partiye geçse onunla birlikte o partiye hiç düşünmeden geçebileceğini söylerdi.
Yalnızca eniştemiz değil, Çiller uğruna kızına Tansu ismini verenlere kadar bir dolu hayran kitlesi gelip geçti toplumdan.
Doğan çocuklara Menderes’in, Karoğlan Ecevit’in, Türkeş’in, Erdoğan’ın vs isimlerinin sıkça verildiğini bilmeyenimiz yoktur. Tipinden duruşundan tavrından beğeni toplayıp görüntüsüne tapılan siyasi lider figürleriyle doludur bu ülke.
FİZİĞİN AMBALAJINA TAV OLAN ALDANIŞLAR
Sosyal psikoloji kitlelerin politik yönelimlerini incelerken insanların ikna oluşunu iki başlığa ayırır. Biri ‘merkezi ikna yolu’dur: Yani bir mesajı anlama, dikkatle değerlendirme; inceleme bilinciyle olan insanların mesajın içeriğini dikkate alarak tutum belirlediğini ya da değiştirdiğini anlatır. Diğeri ise ‘çevresel ikna yolu’dur: İnsanların mesajın, etkinliğin, vaadin neyi anlattığına bakmadan, hatta liderin ne söylediğini dinleme gereği bile duymadan onun yakışıklılığına, güzelliğine, beden duruşuna, konuşma tarzına bakıp ondan etkilenerek oy veren gruptur. Örneğin parti programını, hizmet vaadlerinin içeriğini birinci grup inceler ama ikinci gruptakiler böyle mesajları içeren bülten ve föylerin kapağını açmaz.
Robin Dunbar’ın ‘şu hayatta kaç arkadaş lazım’ kitabında çevresel ikna metodu; yani kalıplı duruşa, yakışıklılığa, simetrik yüze, güzelliğe, tarza mest olup oy veren büyük bir kitlenin varlığına işaret eder ve bunların etkilenim süreçlerinin ayrıntıları farklı istatistiklerle anlatılır. İlgilenen dostlara öneririm..
YÜZ SİMETRİSİ
Siyaseti yaşamını kolaylaştırıp nitelikli hale getirecek bir program ve partiyi tercih etmek olarak değil; kendisine gülüp tebessüm eden bir adayın sunum ve endamına bağlanma süreci olarak duyumsayan insanlara da sıklıkla rastlarız. Kendi mutlak doğrularıyla yaşayan, muhattabıyla konuşurken ufka bakan, sakal bıyıkla pek arası olmayan yine akrabam bir esnafın kendisi gibi her gün sinek kaydı işlem gören bir yerel politikacıya ve partisine oy vermesinde o politikacının yüz simetrisi ve bebeksi görüntüsüne hürmet eğilimini aramışımdır.
Yüz simetrisi deyipte geçmeyin. Kamuoyu araştırmaları Amerika’nın ilk siyahi başkanı olma başarısını Obama’nın McCain’den daha uzun ve simetrik yüzüne bağlayan sonuçlarla doludur.
İçerikten yoksun şematik bir bakışla karar vermek çoğu kez siyasal düş kırıklıklarına yol açmıştır. Gözün estetik kavrayışı bazen maskelenmiş karakterin önündeki bubi tuzağı olmaktan öteye gidemez. Zira tanımadığınız iki kişiden birini tercih edecek olsanız gudubet suratlı birine değil, fiziksel estetiğin oranını azami ölçüde tutturmuş diğerine akarsınız. Dolayısıyla olumlu tercih kullandığınız ikinci kişi hiç çaba sarfetmeden 1-0 önde başlamıştır yarışa..
Seçici bir güzellik arayışının podyumuna tasarlanarak çıkartılan politik modeller çoğu kez algılandıkları şekilsel maddi niteliklerin altını doldurma yeteneğinden uzaktır ve kendilerini o mertebeye taşıyan sunum ve makyaj hilelerini kamusal çalışma alanına yansıtma eğilimi gösterebilir.. Görüntü ve gürültüyle savılan bir hizmet dönemi israf edilmiş olur.
Taşrada ulaştığı politik mertebeyi liyakatla değil partisinin ülke genelindeki popülaritesi; beden duruşuna eklediği popülist tebessümler ve ağzı kalabalık belagatına inanıveren kitlenin goy goyculuğu ile yakalamışların kudretin anaforuna kapılma eşikleri çok düşüktür. Her şeye kadir olduğu noktasına çok hızlı yükselirler. Artık şekilsel imtiyazla edinilen yarı tanrısallığın şımartılmış özgüveniyle yurttaşları baştan savmak, görmezden gelmek, telefonlarını açmamak gibi üstenci bir bakışla kamusal yönetişim kurumunun ağırlığını aşındırabilir; makamın karakterini yozlaştırıp dejenere edebilirler. Bu tür bebeksi maskelilerin siyasal yetkiyi ele geçirmeleri çoğu kez tam bir felakete yol açabilir. Tüccarlıktan geliyor olanların şehrin kapasitesi ve büyüme potansiyeline bakmaksızın akıl almaz kararlarla imar durumunu alt-üst edip her yeri ticari alana çevirebilirler. Şehrin içindeki okulları otobüs terminali muamelesi yapıp yerleşimin ve insanın olmadığı kent çeperlerine sürebilir kent içindeki okul yerlerini çarşı yapma projeleri için kullanmaya kalkabilir, yürüme mesafesindeki okula erişimi toplu taşıma ve servis sistemine mahkum edebilirler. Siyaset ve rant ihtirasları için asırlık okulları yıkıp yerinden edebilecek; minicik öğrencilerin ve yoksul velilerin kahırlı gözyaşlarını hiçe sayacak kadar merhamet yoksunudurlar.
Simetrik ve bebeksi yüz yapısı dıştan bakan kişinin olumlu estetik yargılarını çabuklaştırıp bir aldanışın zeminini hazırlayabilir. Seçmeni; önüne koyulan adayın bilgi, birikim, deneyim, sorumluluk ve feragat gibi niteliklerini doğru ve ayrıntılı şekilde okuyabilmenin akılcı yönteminden uzaklaştırabilir..
Politikanın tercih sosyolojisi kusursuz suratlara koşulsuz onay vermiş kitlelerin hayal kırıklığıyla doludur.
Fiziğine büyülenerek yüceltilen her figürün kibir ve aldatışına hazır olmak gerekebilir.
Ama taşra seçmeni hiçe sayılma duygusunu hafızasında tutma ve yeri geldiğinde cezalandırabilme yeteneğine de sahiptir.
BEBEKSİ GÖRÜNTÜ SADECE SİYASET GÖLÜNDE AVLANMAZ; SURATA ALDANIŞ TİCARETTE DE YAYGIN: BUCAK’TA BİR KONUT ALANINI YİRMİ SENEDE İKİ KERE YAĞMALAYAN PİŞKİNLİK...
Taşra insanı yalnızca siyasetteki egosu yüksek kikirik tiplerden yemez bu ‘bebeksi yüz’ kazıklarını. Cemiyetin onayını suratındaki tuzağa düşülmesinden alan; arsızlığını, hokkabazlığını, alışveriş hilelerini çanağını yaladığı cemaatin güç ve dokunulmazlık zırhının arkasında yürüten; cemaat çökünce onu tepeleyen gücün önünde büzüşen, yıllarca kendisini ticaretin melakesi olarak yutturan marina mankeni otomotiv bakkallarından da yediği aynı kazıktır.
Bu marina mankenleri sadece otomotiv işi yapmazlar. Şehirde yerel iktidarı elinde tutan güçlü partilerde siyaset ve meclis üyeliği kovalar müteahhitlik filan yaparlar. Yapıp sattıkları kaçak yapılardan arta kalan park alanlarını ahbap çavuş ilişkileri yardımıyla hülle alışverişine sokup izini kaybettirir aynı yere tekrar kendi inşaat firmaları üstünden bina dikebilirler. Yerel belediyenin sadece seyrettiği imar istismarına ilişkin parodi yargı kararları ve hak sahiplerinin feryadına rağmen fütursuzca sürdürülür. Bu arada bebeksi maskesiyle ticaret cemaat ve siyaset sahnesinde rakseden arkadaş boş durmaz. Siyasetteki akraba uzantılarını kullanarak, şehrin emniyet jandarma ve yargı mensuplarıyla samimi sabah yürüyüşleri yaparak kendisine ilişildiğinde hangi rütbeleri devreye sokabileceğinin ipuçlarını verir etrafına.. Ve göz göre göre otopark alanını betonlaştırır, yoğunluğu arttırır, yirmi sene önce yapıp sattığı binaların ufkunu kapatır, mahalle sakinlerinin oksijenine, rüzgarına musallat olur..
‘Gemisini kurtaran kaptan’, ‘iş bilenin kılıç kuşananın’, ‘bal tutan parmağını yalar’ gibi onlarca (sözde) özlü sözle şekillenmiş toplumun geldiği nokta budur: Bireysel fırsatçılığı amentüleştirenlere karşı tepkisizliktir.
Cemaatin kirli geçmişiyle olan ilişkilerinin izini silebilmek; cemaatle hesaplaşan siyasal iktidarın huzuruna kabul edilebilmek için yöre vekillerini arka arkaya süslü ofisine davet edip samimi pozlarını sosyal ağlarda paylaşan soytarılığı bu halka hiç kimse unutturamaz.
Bebeksi yüzlerin cemaat ve siyasetin egemen kurumlarıyla kendilerini yedeklemeleri doğaları gereğidir. Çünkü fizyonomik cazibelerinin onlara sunduğu beleş avantajların ve aldanışların peşindedirler her daim. Özgüven eksikliklerini anca kudreti sınanmış hazır imtiyazlarla dengede tutmaya alışmışlardır.
Yani bu maskeli balo yalnızca siyaset sahnesinde oynanmaz tabi.. Her meslek grubunda vardır bu durum..
Gözleri ferfecir okuyana karşı ihtiyatlısınızdır, desturla yaklaşırsınız ama bebeksi yüzlere karşı korunmasızsınızdır..
Çünkü onlara çabuk inanır kolay teslim olursunuz..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman Oktay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.



Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 110 15 15
Reklam bilgi