Hasan Konu Yazdı Bucak Höyükleri 4. Kısım

BUCAK HÖYÜKLERİ (4)
7-ANBAHAN HÖYÜĞÜ
Kör Höyük görüldükten sonra gelinen yoldan geriye dönülür. Doğuya doğru ilerlenince yeniden Ürkütlü köyüne ulaşılır. Köyün doğu çıkışında sol tarafa bir yol ayrılır. Bu yol, aynı zamanda üzerinde köylerin de bulunduğu ikinci bir Bucak yoludur. Hani Kızılkaya üzerinden gelinmişti ya bu yoldan Bucak’a dönülebilir. Bucak’tan da aynı yoldan buraya elbette ulaşılabilir. Bu tamamen insanların kendi tercihlerine bağlıdır. İşte tamamı asfalt olan bu yoldan kuzeye doğru ilerlenir.
Bu yöre gidip görmeyenler için görülmeye değer bir bölgedir. Yaklaşık olarak 4-5 km. gidildikten sonra Yüreğil köyüne ulaşılır.
Yüreğil köyü sol tarafta Kestel Dağı’nın güneye uzanan kolunun doğu eteklerinde güneybatı-kuzey doğrultusunda yer alan ana yoldan 1km. içeride bulunan şirin mi şirin bir köyümüzdür. Eski yerleşim tamamen dağın yamaçlarında olmasına rağmen yeni yeni ovaya doğru inilmektedir.
Yüreğil köyünü 1 km. uzaklıktan seyrettikten sonra doğuya doğru hafif bir kıvrım yapan yolda devam edilir. İşte bu anda Kestel Dağı’nın güney eteklerinde karşı tepelerden aşağıya kuzey-güney doğrultusunda yerleşen Anbahan köyü tam karşınızda yer almaktadır. Yukarı yani kuzey bölümde bulunan minaresi ve ağaçlıklı çevresinin çok güzel bir görünümü izlemeye değer bir görünümdür. Anbahan köyü de kuzeyden güneye doğru uzanarak asfalt yolu atlayarak her geçen gün ovaya doğru biraz daha inmektedir.
Bu yolda devam ederken sağ tarafta çukur sayılabilecek ve verimliliği her halinden belli olan Anbahan-Yüreğil Ovası yer alır. Hatta bu ova kuzeydoğudan gelen Keçili Ovası ve daha batıda yer alan Ürkütlü Ovası ile birlikte de anılabilir. Çünkü bu dört köyün arazileri Ürkütlü’den itibaren doğu ve kuzey doğuya gidildikçe birbirine eklidir.
Sağ tarafımızda bulunan batıdan doğuya doğru uzanan ya da doğudan batıya doğru uzanan da diyebileceğimiz bu çukur ovada Kestel Gölü’nün dolu olduğu yıllarda Anbahan Gölü bulunuyordu. Bu göle tarihin derinliklerindeki durumuyla ilgili tahminimize göre Kestel Gölü’nün güneybatıya uzanan kolu da denilebilir. Anbahan Gölü de geçtiğimiz elli yıl içinde kuruyan göllerimizden birisidir. Anbahan Gölü’nün kapladığı alan göl kuruyunca tarıma açıldı. Bu verimli göl yatağında şimdi tarım yapılmaktadır. Yolun sol tarafı ise kısa süren arazilerden sonra Karlı Dağ’a doğru yükselmeye başlar. O anda içinde bulunulan bu yeryüzü sistemi, Ulu Karlı Dağ’ın (Kestel Dağı-Katrancık Dağı) güneye bir uzantısıdır.
Yolda ilerlenirken Anbahan köyü sapağına varmadan yaklaşık olarak 300 m. berisinde sağ tarafta Anbahan Höyüğü gayet rahat bir şekilde görülebilir. Anbahan Höyüğü yol ile bitişiktir de denilebilir.
Anbahan Höyüğü de hem yükseklik hem de büyüklük olarak diğer höyüklerle kıyaslandığında orta büyüklükte bir höyük olarak belirlenebilir. Günümüzde Anbahan Höyüğü üzerinde de tarım yapılmaktadır. Bu höyükte de geçmişte kaçak kazı yapma girişimleri olmuştur. Ama günümüzde sit alanı olduğunu herkes bilir ve höyük toplumsal bir koruma içinde sessiz ve sakin bir şekilde binlerce yıldan beri süregelen zaman yolculuğuna uyuyarak devam etmektedir. Höyüğün güneydoğu tarafında Anbahan Çayırlığı bulunmaktadır. Anbahanlılar geçmişte bu çayırlıkta köy düğünleri ve köy eğlenceleri yaparlardı.
Anbahan Gölü’nün dolu olması durumu düşünülürse ya da hayal edilirse Anbahan Höyüğü’nün de çağdaşı höyüklerin kuruluş amacına uygun olarak gölün hemen kıyısında bir noktada kurulmuş olduğu söylenebilir. Yani o çağlarda Anbahan Gölü şimdiki höyüğün bulunduğu noktaya kadar dolardı denilebilir.
8-KEÇİLİ KÖYÜ GÖBEKLİ BELEN (MEZAR TEPE-GÖBEKLİ BELEN TÜMÜLÜSÜ)
Anbahan Höyüğü görüldükten sonra doğuya doğru devam eden Bucak yolundan ilerlenir. 5-6 km'lik bir ilerlemeden sonra Keçili köyüne ulaşılır.
Keçili köyüne varmadan yaklaşık olarak 250m. beride yolun sağ tarafında ve yol kenarında olmak üzere kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uzanan bir yükselti görülür. Keçililer bu yükseltiye Göbekli Belen demişlerdir. Göbekli kelimesinden de anlaşılacağı üzere bu yükseltinin küçük değil de küçüğün üstünde biraz büyük ve genişçe olduğu düşünülmelidir. Yörede göbekli kelimesi büyüklük ve genişliği anlatır.
“Göbekli” denince insanın aklına Urfa’daki Göbekli Tepe geliyor. İşte ovada, antik kentin dışında ama yakın bir noktada tarlaların arasında bulunan bu Göbekli Belen, tarihçiler ve yüzey araştırmacıları tarafından “Mezar Tepe” olarak adlandırılmıştır. Keçili’nin antik bir kentin üzerinde kurulduğu, köy içinde ve çevresinde halen kalıntılara rastlandığı düşünülürse bu tespitin doğruluğu tahmin edilebilir. Üzerinde halen tarım yapılan bu höyük de denilebilecek mezarlık yerine tümülüs denilmelidir düşüncesiyle ben tümülüs olarak da adlandırmak istedim. Başlığa da tümülüsü koldum.
Göbekli Belen Tümülüsü ya da araştırmacıların deyimiyle Keçili Mezar Tepe de altında barındırdıklarıyla tarihî ve gizemli uykusuna devam etmektedir. İşte binlerce yıl önce oluşturulmuş böyle Göbekli Belen gibi mezarlıklar ve altlarında barındırdıkları o geçmiş insanlar ve yaşayışları çok uzak geçmişten günümüze kadar geçen süre düşünüldüğünde tüm insanlığın çok uzun ama çok çok uzun bir şekilde geçirdiği tarihî yolculuğu, inançları, yaşayış şekilleri, dostlukları, kavgaları... kısacası antropolojik olarak tüm özellikleri akla gelebiliyor. Ben Göbekli Belen Tümülüsü’nü incelediğimde de diğer höyük ve tümülüslerde kapıldığım aynı duygulara kapılmaktan kendimi alamadım.
9- KEÇİLİ HÖYÜĞÜ
Keçili Göbekli Belen’den ayrıldıktan sonra kuzeye doğru aynı yönde ilerlenerek Keçili köyüne ulaşılır. Asfalt yol, Keçili’nin alt ya da doğu sınırından geçmektedir. Ana yoldan ayrılarak köyün doğusuna doğru inip giden ova yolundan devam edilerek ilerlenir. Ta sondaki vadiye doğru gittikçe alçalan tatlı inişten aşağıya inilerek Keçili Höyüğü’ne ulaşılır.
Keçili Höyük, Keçili’ye yaklaşık 1 km. uzaklıktadır. Güneydoğusunda bulunan karşıdaki Karağan Dağı’na iyice yaklaşılır. Karağan Dağı ile Keçili köyü tarafından gelen hafif eğimli düzlüğün birleşme noktasında kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda bir vadi bulunmaktadır. Bu vadi aynı zamanda Kestel Gölü ile Anbahan Gölü arasında bir geçiş noktası da oluşturan Kilde Boğazı adıyla anılmaktadır. Keçili Höyüğü, bu vadi tabanına yakın bir noktada ve vadinin kuzey bölümünde yer almaktadır. Höyük, doğal bir tepe üstündedir. Höyüğün bulunduğu yüksekliğe Helvacı Tepesi Mevkii denilmektedir. Kestel Gölü çok dolup su belli bir seviyeye ulaştığında Kilde Boğazı’ndan Anbahan Gölü’ne su geçişi olduğu söylenmektedir (Kestel Gölü’nün çok dolduğu ve AntalyaBurdur karayolunu kapattığı 1969 yılında bu su geçişinin görüldüğü belirtilmiştir.) Ben ise tarihin derinliklerinde Kestel Gölü ile Anbahan Gölü bu boğazda birleşiyorlardı diye düşünüyorum. Kestel Gölü’nün su seviyesi düştüğünde de Anbahan Gölü’nün seviyesi yüksekse Kestel Gölü’ne fazla suyun geçtiği de aynı şekilde belirtilmektedir.)
Keçili Höyüğü’nü Mehmet Özsait'in başkanlığındaki ekip 1984 yılında Isparta-Burdur Çevresi araştırmaları sırasında ziyaret etmiştir. Keçili Höyüğü'ndeki yüzey araştırması çalışmalarında sadece geç Neolitik Çağ’a ait buluntular ele geçirilebilmiştir. Bu sebeple yerleşkenin Neolitik Çağ sonrası terk edildiği düşünülmektedir.
10- ÇİNGENE BURNU HÖYÜK (Üzümlübel (Koklan) Köyünde)
Keçili Höyüğü görüldükten sonra kuzeye doğru yola devam edilir. Kestel köyüne ulaşılır. Kestel köyü geride bırakılarak Bucak yönünde yola devam edilir. Yolun Kestel ile Üzümlübel (Koklan) köyü arasında yer alan bölümündeki tepe aşıldıktan, orada bulunan çoban evi geçildikten hemen sonra tam inişe geçilecek olan yerde sağ tarafta doğuya doğru olmak kaydıyla çalılıklarla kaplı alçacık bir tepe uzanır. Bu tepe Üzümlübel (Koklan) köyünün tam güney karşısında ve köye yaklaşık olarak 1 km. uzaklıktadır. Üzümlübel köyünden bakılınca bu tepe boylu boyunca çok net bir şekilde görülebilir. Burada tepenin üzeri ile kuzey ve güney taraflarındaki vadi ve düzlüklerde küçük bahçeler kurulmuştur. Bu nokta Bucak tarafından gelecekler için tarif edilecek olursa Üzümlübel köyünün çıkışında Kestel ve Kuşbaba köylerinin yol ayrımı bulunmaktadır. Sol tarafa ayrılan Kestel köyü yoluna sapılır ve devam edilir. Karşıda doğuya, Kestel Gölü yatağındaki ovaya doğru uzanan tepe görülür. İşte batı doğu doğrultusunda uzanan bu tepenin doğu ucunda Çingene Burnu Höyüğü bulunmaktadır. Kestel tarafından gelenlerle Bucak tarafından gelenler inişin bitimine doğru doğuya ayrılan toprak yola saparak höyüğe ulaşabilirler.


Höyüğe ulaşmak için başka yollar da tercih edilebilir. Burada da iki seçenek vardır ki birincisi tepenin üzerinden yani sırtından yaya olarak gidilir. Ama bu yol tercih edilirse çalılıkların arasında zorlu bir yolculuk olur. ikincisi ise doğuya doğru uzanan bu tepenin kuzey ve güney yamaçlarının bitimindeki düzlüklerden de –burada kuzeyde ham toprak yol vardır, güney bölümünde ise tarlaların içinden gidilebilir- doğuya doğru gidilir. Tepenin ucunda olmak üzere, eski Kestel Gölü’ne açılan kayalık bir sırt üzerinde yer alan Çingene Burnu Höyük’e ulaşılır.


Çingene Burnu Höyük’te asıl yerleşim üç yükseltiden oluşan kayalık sırtın-resimde de açık bir şekilde görülebilir- orta yükseltisindedir. Göl kurutulmadan önce bu tepe bir yarımada niteliğine sahiptir. Çingene Burnu Höyük, göl yatağına doğru uzanmış durumda bulunan bu kayalık tepe üzerinde yaklaşık 2 m. dolguya sahip bir höyüktür. Buraya yüzeyde bulunan buluntulardan Eski Tunç Çağı’nın 2. döneminde yerleşildiği araştırmacılar tarafından belirlenmiştir. Çingene Burnu Höyük neredeyse Kestel Gölü’nün batı bölümü hariç büyük bir bölümüne hakim bir noktada kurulmuşmuş. Kuzeyden güneye tüm Aladağ , Aladağ’ın güneyinde bulunan Deliktaş Höyük, günümüzdeki Antalya-Burdur karayolu, Susuz ve Karapınar köyleri- biraz belirsiz olmak kaydıyla- ve toprakları, Deliktaş’ın güneyinde bulunan Senir Ovası ve daha güney topraklarıyla Kestel Gölü’nün ortasında yer alan Kikez Tepesi buradan çok rahat bir şekilde görülebilmektedir. Kuzey yönünde ise Üzümlübel köyünün kurulmuş olduğu Karlı Dağ'ın doğu uçlarındaki tepeler batıdan doğuya tüm engebeleriyle görülebilir. Çingene Burnu Höyük böyle bir konuma sahipmiş. Höyük üzeri öteden beriye çeşitli şekillerde kullanıldığı (Genelde hayvan besleme) için höyük özelliğini büyük ölçüde kaybetmiştir. Benim ziyaretimde höyüğün artık hafif bir rakıma düşmüş yükseltisi üzerinde çobanlar keçi otlatıyorlardı. Ayrıca höyüğün bulunduğu bu tepenin batısında tarihî süreç içinde Roma ve Türk yerleşimleri de olmuştur. Tepenin yola ulaşılan bölümünün vadiye inen yerinde bir Türkmen mezarlığı yer almaktadır. Höyüğün tahribatı gibi Roma yerleşimi ve Türkmen mezarlığı da tahrip olmuş ve kaybolmuş denilebilecek bir durumdadır.
( Devamı 5. ve son bölüm)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Konu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.



Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 110 15 15
Reklam bilgi