Türbe Yolu (Turba Yolu)

TÜRBE YOLU
(TURBA YOLU)
Merhaba değerli okuyucular,
İlçemiz sınırları içinde biz Türklerin bu topraklara gelerek kurdukları köylerden birisi de şimdiki Çamlıca Mahallesi sınırları içinde bulunmaktadır. Günümüzde ortadan kalkmış durumda olan bu köy, halkımızın şimdi Turba Mevkii olarak adlandırdığı yerde kurulmuş olan köydür.
Bu köy, şimdiki elektrik trafosunun bulunduğu yerin güneydeki yamaç bölümlerini de içine alarak başlayıp batıya doğru yaklaşık olarak 1 km. uzanan bölümde yerleşmişti. Köyün yerleşimi şimdi düzenli bir mecraya (akış yolu) sokulan Aşağıoba Deresi’nin güneyinde yer almaktaydı
Sınırlarını belirlemeye çalıştığım bu köyün ya da yerleşim biriminin Türkler tarafından kurulduğu kesindir. Ama kuruluş devri ve hikayesi hakkında bir bilgi yoktur. Bu köyün adının ne olduğu da bilinmemektedir. Geçmişten günümüze halkımızın atalarından duyarak getirdiği bir ad da yoktur. Ama bu köyün adının arşiv kayıtlarında olabileceğini umuyorum.
Atalarımız “Gelin girmeyen ev olur, ama ölüm girmeyen ev olmaz!” demişlerdir. İşte burada yaşayan insanlar da vakitleri yetip ömürleri bitip son günleri geldiğinde ölmüşler, burada belirlenen mezarlığa defnedilmişlerdir.
Bu köyün insanları ya da ileri gelenleri mezarlık olarak da Aşağıoba Deresi’nin güney kıyılarını seçmişlerdir. Köy burada yaşadığı süre içerisinde oluşan mezarlık yaklaşık olarak 50 dekarlık bir alana ulaşmıştır.
Ben buradaki mezarlığın şekli ve genişliğini çok iyi hatırlıyorum. Hem mezarlık genişti hem de mezarların başına dikilen taşlar çok büyüktü. Öyle ki üçgen şeklindeki bazı mezar başlığı taşlarının oraya 1-2 kişinin yardımlaşmasıyla dikilmesinin olanaksız olduğunu söyleyebilirim.
Bu konuda bir fikir vermek açısından söylemek gerekirse Köle Mezarlığı’nın o çok eski bölümü burada bulunan mezarların yerleşimi ve mezar taşlarının şekli konusunda bir fikir verebilir.
Hatırladığım kadarıyla mezarlıktaki taşlar ilkbaharda gelişen otlar ve adam boyuna ulaşan deve dikenleriyle tamamen örtülerek çoğu görünmez olurdu. Mezarlık bu haliyle gündüzleri içine girilemediği gibi geceleri de yanından korkuyla, sessizce geçilen bir yer özelliği taşıyordu.
Tanıtmaya çalıştığım köyün sakinleri gün gelmiş bu toprakları bir şekilde terk etmiştir. Geçmişten günümüze kadar gelip geçen Bucak halkı da bu köyün ne adı, ne de nasıl ve niçin ortadan kalktığı hakkında bir duyuma ve bilgiye sahip olamamıştır. Onlardan geriye günümüze kadar gelebilen suyu hiç bitmeyen Çift Kuyusu ile çok geniş bir alana yayılmış durumdaki mezarları kalmıştır.
Karayvatlar Mahallesi’nde Üçpınar’dan başlayan Gazi Caddesi’nin yerleşim alanının dışındaki devamı olan ilkel yol Aşağıoba Deresi’nin akış yoluna uyup dere boyunca devam ederdi. Bu düzensiz yol, Hacı Hüseyin Musluğu’nun batı ucunda yine kasaba içinden gelen Fidan Çıtlık Yolu ile birleşirdi. Bir at arabası veya kağnının ancak gidebildiği bu ilkel, bakımsız ve dar yol, bahsettiğim tarihî mezarlığın kuzeyinden geçerek yine dere boyunca devam eder, Söğütlü Musluk’ta ikiye ayrılarak Bucak Ovası’nın değişik bölümlerine ulaşımı sağlardı.
Bu bölgeye sonradan yerleşen biz Bucaklıların ataları, adı bilinmeyen bu mezarlığa yakın zamana kadar hiç dokunmamıştır. Hatta burada yatanlara –biraz da korkuyla çekinerek- “saygı” göstermiş, ilerleyen zaman içinde “Türbe” adına kadar indirgenen uzun isimler vermişlerdir.
Türbe kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Genellikle ünlü bir kimse için yaptırılan ve içinde o kimsenin mezarı bulunan yapı." olarak açıklanmaktadır. Sözlükte ayrıca “türbe” kelimesinin köken olarak Arapça “turbe”den geldiği belirtilmektedir.
Başka bazı kaynaklarda “türbe” ile ilgili ilginç açıklamalar da bulunmaktadır. Bunlara göre “türbe”, “Etrafı çevrilmiş yahut üstü örtülmüş mezardır.” “ Türbe, ziyaret edilen üstü kapalı veya yarı açık mezardır.” “ İçinde genellikle ünlü kisilerin veya ermiş sayıldığına inanılanların olduğu mezarlık” şeklinde açıklanmıştır.(Uzman Tv., Dersimiz.com, NND, Ekşi Sözlük vb.)
Atalarımız, İslamiyet’i kabullerinden sonra Arapça’dan aldıkları pek çok terimi dilimize kattıkları gibi “turbe” kelimesini de almışlar, Güzel Türkçemiz’deki Büyük Ses Uyumu Kuralı’na uydurarak “türbe” şeklinde kullanmaya başlamışlardır. Bununla birlikte zamanlarının ve yaşayan kişilerin varlık durumlarına göre mezarların üzerine sonradan yapılan her türlü ahşap ve taş yapıya da “türbe” demişlerdir.
Hatırladığım kadarıyla 1960’lı yılların sonlarına doğru bir cenaze defnedildikten sonra mezarın çevresi taşlarla rasgele çevrilirdi. Mezarların çoğu definin yapılması sırasındaki haliyle kalırdı. Bazı mezarların üzerine ise işlemeli dilmelerden oluşturulan ahşap bir iskelet konurdu. Mezarın üzerine konan bu aksama da TÜRBE denirdi. Bucaklı, çok özen gösterilen çocuklar için onların ana-babalarına “Sen bu çocuğu çok şımartıyorsun! Bir dediğini ikiletmiyorsun!. Yarın öldüğünde belki mezarına türbe çaktırıverir!” gibi bir söylem de geliştirmiştir.
Türbe Mezarlığı’nın da adını mezarların üzerine eklenen bu ahşap türbelerden aldığı düşünülebilir ki benim düşüncem bu yöndedir. Çünkü yakında, önemli kişiler ya da “erenler” adına yapılmış olan hiç bir türbe bulunmamaktadır.
Türbe Mezarlığı’nda bulunan hiç bir mezarda türbe gördüğümü hatırlamıyorum. Bu mezarlıktaki türbelerin ahşap iskeletlerden yapılmış olmasından dolayı ilerleyen zaman içinde çürüyüp kaybolduğunu, zamanımıza kadar ulaşamadığını düşünüyorum. Ama aynı ahşap türbelerin örneklerini Hacı Sarılar Mezarlığı’nın eski bölümünde gördüğümü çok iyi hatırlıyorum. Sazak Mezarlığı’nda örnek olarak gösterebileceğim ahşap bir türbeyi de tespit ettim.
Halkımızın Arapça’dan aldığı “turbe”den TÜRBE’ye çevirdiği, bilim adamlarının sözlüğe bu biçimiyle -İstanbul Türkçesi ile- koyduğu kelime ilerleyen zaman içinde Bucak halk dilinde söyleyiş değişikliğine uğramıştır. Yani türbe kelimesi halkın ağzında yine ses uyumu kuralına uydurularak günlük konuşmalarda TURBA’ya dönüşmüştür. Bunun sonucunda buradaki mezarlığa Turba Mezarlığı, mevkiye de Turba Mevkii denilir olmuştur. Zamanla konuşma dilinde “mevkii” kelimesi de aşınmaya uğrayıp günlük konuşmalarda kaldırılarak yöreye sadece TURBA denmeye başlanmıştır. Buradan geçen ilkel yola da TURBA YOLU denmiştir.
Türbe Mezarlığı, başka amaçlarla kullanılmak üzere üzerine yapılan yapılarla günümüzde ortadan kalkmıştır. Yani Türbe Mezarlığı tarihteki yerini almış, ondan geriye sadece zamanla değişen TURBA adı kalmıştır.
Geçtiğimiz 40-50 yıl içinde Bucak’ın gelişmesiyle Turba yöresine de yerleşimler olmuş, bunlar için alt yapı gerekmiştir. Belediyemiz Turba’da da gerekli çalışmaları yaparak Aşağıoba Deresi’nin ortaya alındığı çift yönlü güzel bir yol yapmıştır.Yol yenilenmiş ama eski adı olan TURBA adı kullanılmaya devam edilegelmiştir.
Günümüzde aslı TÜRBE olan TURBA kelimesi gerekli görülen her durumda kullanılmaya devam etmektedir. Fakat bu adın geçmişini ve anlamını bilmeyen genç kuşak ile dışarıdan gelip Bucak’a yerleşen hemşehrilerimizin TURBA’yı harf değişiklikleriyle başka anlamlar yükleyerek kullandıklarına şahit oluyoruz. En çok da TURBA YOLU ibaresinin çok çok yanlış kelimelerle kullanıldığını duyuyoruz. Böyle kullanılınca TURBA adının kaynağını bilenlerin değişik kullanımların kültürümüzde yarattığı ve bundan sonra yaratacağı aşınmadan dolayı üzüldüklerine tanık oluyorum.
Bu tanıklıktan dolayı Turba’nın geçmişini bilen birisi olarak içimde halkımızı bilgilendirme sorumluluğunu hissettim. Bu yazımla umarım istenilen amaç gerçekleşmiştir.
Bununla birlikte bu yanlış anlama ve söylemin bir noktada durdurulması adına Bucak Belediyesi yetkililerinin bu konuda bir çalışma yapabileceğini ümit ediyorum.
Benim düşünceme göre uygun görülen iri puntolu harflerle dikkat çekecek biçimde yazılacak olan iki satırlık yol levhalarıyla doğru anlamaya acaba yardımcı olunabilir mi? Aynı levhanın üst bölümüne TÜRBE YOLU yazılıp hemen bunun altına da parantez içinde ve bir punto küçük harflerle (TURBA YOLU) yazılsa ve bu levhalar yolun Bucak ve Antalya- Burdur Karayolu’ndan girişlerine dikilse nasıl olur? (Yazının başlığında görülebileceği gibi)
Belirttiğim levhalar konulursa kesinlikle –zaman içinde- yanlış anlamaların ortadan kalkacağına ve Turba adının doğru bir şekilde yoluna devam edeceğine inanıyorum. Benim naçizane düşüncemin yanında kültür aşınmasının önlenmesi yönünde yetkililerce değişik fikirler de ortaya konulup gerçekleştirilebilir.
İlçemiz ve halkımız adına sade bir vatandaş olarak sunduğum bu teklifimin Belediyemiz yetkililerince dikkate alınacağına ümitle şimdiden teşekkür ediyorum.
Saygılarımla.
Emekli Öğretmen Hasan KONU

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Konu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak NNC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan NNC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler NNC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı NNC Haber değil haberi geçen ajanstır.



Burdur Markaları

NNC Haber, Burdur ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (545) 110 15 15
Reklam bilgi