TACEDDİN AKBAŞ YAZDI ‘28 ŞUBATÇILAR’IN ASIL GÂYE  VE NİHÂİ HEDEFLERİ ERBAKAN  DEĞİL, İNANAN.. KESİMLERDİ!

TACEDDİN AKBAŞ YAZDI ‘28 ŞUBATÇILAR’IN ASIL GÂYE VE NİHÂİ HEDEFLERİ ERBAKAN DEĞİL, İNANAN.. KESİMLERDİ!

Reklam Reklam Reklam Reklam

 

Şanlı Tarihimizin kapkaranlık noktasındaki yerini alan ve “Postmodern Darbe” olarak nitelendirilen ‘28 Şubat 1997’deki Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı’nın üzerinden 23 yıl geçse de yaşı şimdilerde 40 ve üzerinde olan herkes iyi bilir ve hatırlar ki; O Kurul’un esas hedefi dönemin Başbakanı ve Refah Partisi’nin (RP) Genel Başkanı Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın kendisi ve partisi, artı Başbakan Yardımcısı ve Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Prof. Dr. Tansu Çiller’in kendisi gibi gözükse de asıl gâyesi ve nihâi hedefi inanan kesimdi, inanan insanlardı-Müslümanlardı!

Yerel Mahkemeden sonra Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 21. Dairesi de bunun böyle olduğunu kabul etmiş olacak ki; Yerel Mahkeme’nin 28 Şubat’ın 18 sanığına verdiği (müebbet hapis cezası dâhil) hükmü yerinde bulmuş ve sanıkların istinaf istemlerini reddetmiş… Yani İstinaf Mahkemesi, Yerel Mahkemenin 18 tane 28 Şubat sanığına “Türkiye Cumhuriyeti icra Vekilleri Heyetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Cebren Men etmek” suçundan verdiği hapis cezasını onamış. 10 sanık hakkında verilen kararları ise ‘zaman aşımı ve ölüm nedeniyle’ düşürmüş..!

Kısacası; Yerel Mahkemenin az ya da çok verdiği cezalar bir üst mahkeme olan Bölge İdare Mahkemesi tarafından da onanmış-onaylanmış…

Davanın Yargıtay sürecinde sonuç ne olur onu bilmiyorum… Ancak, sonuç ne olursa olsun, 28 Şubat’ın îzansız, insafsız, acımasız ve trajikomik filminin mâlûm senaristleri, ister asker olsun ister sivil, ister gazeteci olsun ister okuyucu, ister televizyoncu olsun ister seyirci; daha doğrusu 28 Şubat filinin veya filminin tüm yapımcı, oyuncu ve destekleyicileri, mağdurları da tabii, beşerî mahkemelerde yargılandıkları, dolayısıyla da beraat ettikleri ya da ceza aldıkları gibi, Mahkeme-i Kübra’da da, asil Milletimizin vicdan mahkemesinde de ya yargılanmışlardır yada yargılanacaklardır. Yani, sanıklarda, tanıklar ve mağdurlar da tüm fiiliyatlarının mükâfat veya cezalarını ya görmüşlerdir ya da göreceklerdir! Ve beşerî mahkemeler veya insanlar yanılsalar veya yanıltılsalar bile, İlâhi Adalet terazisi herkesi ve her şeyi sıfır yanılma payıyla tartacak ve kesin adalet mutlaka tecelli edecektir! Daha doğrusu boynuzsuz koyun dahî boynuzlu koyundan hakkını alacak, dolayısıyla da kimsenin hakkı kimse de kalmayacaktır!

Velhâsıl-ı kelâm; ‘28 Şubat Postmodern Darbesi’ deyince dönemin diğer mağdurları varsa da, siyâsi mağdurlarından biri dönemin İçişleri Bakanı ve şimdiki İyi Parti’nin (İP) Genel Başkanı Meral Akşener, yine dönemin Refah Parti’li Adalet Bakanı rahmetli Şevket Kazan, artı dönemin Başbakanlık Müsteşarı Hasan Celal Güzel, namı diğer Tank Hasan! Ve, ve, ve asıl, hattâ baş mağdurlarından, ama aynı zamanda da baş sorumlularından biri olan Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’dir… Ancak, Demirel “Ben 6 defa gittim 7 defa geldim. Dolayısıyla da darbecilerden intikamımı aldım…” falan ettim filân ettim bahanesiyle 28 Şubatın paşalarından veya Postmoderen Darbenin yapımcılarından zerre kadar şikâyetçi ve hiç davacı olmadı!

Dönemin mağdurlarının açtıkları davalara mağdur olarak katılan Meral Akşener, mahkeme hâkiminin sorusu üzerine “28 Şubat bir darbe girişimidir… Ancak ben davacı değilim…” demiş! Ki, 28 Şubatçılar, Meral Hanım’a (hatırlanacağı üzere) benim satırlarımın arasına alıp sayfamı kirletmek istemediğim en ağır sözleri söylemişler ve Kendisine en ağır hakaretleri yapmışlardı! Şevket Kazan ise aynı soru

karşısında hüngür hüngür ağlamış, fakat O’da sanıklardan şikâyetçi ve davacı olmamıştı! Ve Kazan’ın o tutumu karşısında şaşkına dönen Avukatı, “Sayın Kazan’ın şu an haleti rûhiyesi yerinde değil… Sayın Kazan’a aynı soruyu tekrar sorar mısınız Hâkim Bey?” demiş. Hâkim Bey de Kazan’a aynı soruyu tekrarlamış, fakat rahmetli Kazan yine aynı şeyi söylemişti! Ancak, merhum Hasan Celal Güzel, namı diğer Tank Hasan, “28 Şubat bir darbe girişimi değil, bas baya darbedir, darbenin ta kendisidir..!” şeklinde konuşarak 28 Şubatın özetini çıkarmıştı!

Hülâsâ-i netice; bendeniz de 1960 Askerî Darbesini hayal mayal hatırlasam da, daha sonraki tüm darbeleri, müdahaleleri, ültimatomları (!) ve benzer girişimleri bizzat yaşayarak, görerek ve okuyarak öğrendim ki; bunların hiç birinin de haklı bir gerekçeye dayandığını görmedim, duymadım, bilmiyorum… Ve diğer darbeler veya girişimler ayrı değerlendirme konusu… O nedenle ben ‘dün az ya da çok ama cezaları kesinleşen 28 Şubat Postmodern Darbesi’nin sanıklarından (ki, darbenin fizîkî olmasa da maddî mânevî mağdurların biri de benim) bu Dünya da olmasa bile, öte Dünya da ve Mahkeme-i Kübra’da mutlaka şikâyetçi olacağım’ diyor, herkese ‘âdil’ saygılar sunuyorum.

EN KÖTÜ DEMOKRASİ, EN İYİ DARBE

YÖNETİMİNDEN DAHA EVLÂDIR(!!!)

Alparslan Türkeş

MİLLÎ İRADEYE YAPILAN HER DARBE

HUKUK… ÇERÇEVESİNDE… CEZASINI

ÇEKER VEYA ÇEKMELİDİR…

Anonim

Reklam Reklam
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Sponsorlu Bağlantılar
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  • YENİ
  • YORUM
BURDUR’DA JANDARMA GÖZ AÇTIRMIYOR

BURDUR’DA JANDARMA GÖZ AÇTIRMIYOR

30 Haziran 2020, BURDUR’DA JANDARMA GÖZ AÇTIRMIYOR için yorumlar kapalı
BURDUR İLÇELERİNİ GEZMİŞ MEMLEKETTE MAZOT BIRAKMAMIŞ

BURDUR İLÇELERİNİ GEZMİŞ MEMLEKETTE MAZOT BIRAKMAMIŞ

30 Haziran 2020, BURDUR İLÇELERİNİ GEZMİŞ MEMLEKETTE MAZOT BIRAKMAMIŞ için yorumlar kapalı
CK Enerji Akdeniz Elektrik’ten pandemi döneminde 4 hastaneye şarj istasyonu

CK Enerji Akdeniz Elektrik’ten pandemi döneminde 4 hastaneye şarj istasyonu

30 Haziran 2020, CK Enerji Akdeniz Elektrik’ten pandemi döneminde 4 hastaneye şarj istasyonu için yorumlar kapalı
OSMAN OKTAY YAZDI KASABANIN ŞERİFİ

OSMAN OKTAY YAZDI KASABANIN ŞERİFİ

30 Haziran 2020, OSMAN OKTAY YAZDI KASABANIN ŞERİFİ için yorumlar kapalı
ÖZÇELİK TECRÜBESİYLE GÖREVE DEVAM EDİYOR

ÖZÇELİK TECRÜBESİYLE GÖREVE DEVAM EDİYOR

30 Haziran 2020, ÖZÇELİK TECRÜBESİYLE GÖREVE DEVAM EDİYOR için yorumlar kapalı