Hasan Konu
Köşe Yazarı
Hasan Konu
 

SONDAJCI KOCA SÜLEYMAN (Süleyman Uçar) (1927-)

Sondajcı Koca Süleyman, Kadı Yusuf Oğullarındandır. 1927 doğumludur. Mıncıraklı’da Antalya- Burdur karayoluna paralel olarak uzanıp giden bağların içinde onun da bağı olduğu için taa çocukluğumdan beri Koca Süleyman’ı tanırım. Önceden çiftçilik yapardı. Bağımızın doğusundaki tarlalarını işlediği yılları da çok iyi hatırlıyorum. O, Bucak Ovası’nda tırpanla ekin biçen ilk adam olarak hafızama kazıdığım birisidir. İnceyol kenarındaki tarlasını tırpanla biçerken biz de yanına varırdık. Ben merakla onun ekin biçişini izlerdim. Çünkü ondan başka kimsede ekin biçtiği o aleti görmemiştim. Koca Süleyman gayet ağırbaşlı bir biçimde ekinini biçerken bize de sorular sorar, biz çocukları konuştururdu. Bazen ona kuyudan çektiğimiz soğuk suyu da götürürdük. 1960’lı yılların ikinci yarısında Bucak Ovası’nda da sondajlar yapılmaya başlandı. Herkes uygun gördüğü tarlasına sondaj yaptırıyor, genelde de tütün dikiliyordu. Yeraltı suları o zamanlar çok yakınlarda olduğu için sondajlardan su almak çok büyük kolaylık olarak görülüyordu. Sondajın suyuyla bolca sulanan tütünün verimi de elbette çok oluyordu. Koca Süleyman da İnceyol’un kenarındaki tarlasına yolun tam kıyısına bir sondaj yaptırdı. Onların burada çok büyük bir tarlaları vardı. Tarlayı bölerek nöbetleşe olarak tütün dikmeye başladılar. Yani her yıl aynı tarlanın bir bölümüne tütün dikiyorlar, aynı sondajdan da suluyorlardı. Bir iki yıl içinde yeraltı suları aşağılara inince toprağın yüzünden su alınamaz oldu. Suyun alınabilmesi için üç-dört metre derinliğinde çukur açmak gerekiyordu. Herkesin yaptığı gibi Koca Süleyman da yaklaşık üç metrelik bir çukur açtı ve sondajın tabanına beton döktü. Ama sular her sene biraz daha aşağılara indikçe çukuru da derinleştirmek gerekiyordu. Herkes çukurunu derinleştiriyor ama Koca Süleyman tabana beton döktüğü için çukuru derinleştiremiyordu. Böyle olunca da suyu alma çarelerini düşünmeye başladı. Sonunda o da çukuru derinleştirmeye karar vererek tabandaki betonu kırdı. Bu şekilde çalışırken sondaj bozuldu. Sondaj boruları tıkanır, borunun su aldığı tabanda göçmeler olur ve su kesilirdi. Koca Süleyman’ın sondajı da böyle bozuldu, su çıkaramaz oldu. Sondajcıların kullandığı calaskar denilen üçayaklı aracı getirip sondajın başına kurdu. Onunla boruyu yukarıya çekti, indirdi bir şeyler yaptı ve suyu yeniden çıkardı. Calaskar sökülüp götürüldü. Bir süre sonra Koca Süleyman’ın sondajı yine arızalandı, yine calaskarı getirdiler derken bu birkaç kere böyle devam etti. Gerçekten sondaj randımanlı olmazsa insanı çok uğraştırır, bunaltır. Koca Süleyman da böyle uğraştı ve bunaldı. Koca Süleyman son çare olarak bir calaskar alıp sondajın başına dikti. Sondajı arıza yaptıkça kendisi tamir etmeye başladı. Calaskarla boruları çekiyor, temizliyor, indiriyordu. Başka komşularının da sondajları bu şekilde bozulunca Koca Süleyman onlarınkini de temizleyip suyu çıkarıyordu. Bir böyle iki böyle derken Koca Süleyman suyu kesilen sondajların açılması için aranılan adam oluverdi. O da hiç ıngır zıngır etmeden gidip suyu kesilen sondajların sularını yeniden çıkarıveriyordu. Tabi yaptığı işin karşılığını da herkes az veya çok veriyordu. Bir süre sonra delik delme araçlarını da temin eden Koca Süleyman sondaj yapmaya da başladı. Onun hiç matematik bilgisi, hesabı, kitabı yoktu, tamamen deneme yanılma yoluyla delik deliyordu. Calaskar delik delinecek yere kurulur, devridaim çukurları hazırlanır, dörtlük Pancar Motor da hazırlanır ve delik delinmeye başlanırdı. Koca Süleyman bıçağın ucu on metreden aşağıya ulaştığında devridaim suyuyla gelen malzemeyi incelemeye başlardı. Delik deldiği yörede su seviyesi zaten belli olduğundan o seviyeye varıldığında çıkan malzemeyi bir kere daha inceleyip sondaj sahibinin de oluruyla delik delme işini bitirirdi. Borular sökülür, sondajın kendi boruları deliğe indirilir ve güzelce birbirine eklenirdi. Suyu çıkaran Koca Süleyman sondaj araçlarını toplamaya başlardı. Önceleri deliklere tek boru sallanırken sonraları Ali Derviş’in Hasan sondajda çift boru tekniğini getirdi. Delik biraz genişçe deliniyor, önce delikli geniş boru bırakılıyordu. Geniş borunun dışına da çakıl dolduruluyordu. İç boru ise en sonra birbirine eklenerek deliğe bırakılıyordu. Bu sistemde sondajın göçme ve tıkanma tehlikesi olmazdı. Bu olduğu sürece deliğin ucunda su oldukça böyle yapılan sondajın suyu tükenmezdi. Bu yeni sistemi Koca Süleyman da uyguladı. O da artık iki borulu sondajlar yapıyordu. Onda yine hesap yoktu, yine deneme yanılma yoluyla işini görüyordu. Koca Süleyman o yıllarda çok güçlüydü. Sondajda indirme kaldırma işlerini bu gücü sayesinde kolayca yapardı. Koca Süleyman’ın gözü de karaydı. Yaptığı bir işte korku nedir hiç aklına getirmezdi. Bir an geldi küçük sondaj işlerini Koca Süleyman, büyük işleri de Ali Derviş’in Hasan işledi. Çünkü Koca Süleyman’ın sondaj araçları elle döndürüldüğü için fazla derine inemezdi. Biz de Koca Süleyman’a sondaj da yaptırdık, bozulan sondajları tamir de ettirdik. O yıllarda ben ve kardeşlerim de tam gençliğimizin üzerinde olduğumuz için tut dense tutuyor, kopar dense koparıyorduk. Bağımızdaki sondaj ile Kara Ali Kuyusu başındaki sondajımızda birlikte çalıştığımızı bugünkü gibi çok iyi bir şekilde hatırlıyorum. İkisinde de sondaj tıkanmıştı. Su çıkmayınca tarla sulanamamış, tütün iyice su isteyip buruşmuştu. Bir an önce sondajın tamir edilmesi ve suyun çıkarılıp tütünün sulanması gerekiyordu. Canımız burnumuzdaydı. Çünkü bir iki gün daha su verilemezse tütün kuruyacaktı. Koca Süleyman’ı bulup geldik. Calaskarı çukurun başına kurduk. Boruyu yukarıya çekip çekip bırakıyoruz ki içindeki dolgu boşalsın. Koca Süleyman kendisi de bir ucundan tutup bize “Kaldır! Kaldır! Kaldır! Hoooop!” diyor hep birlikte deliğin içindeki boruyu çekip yukarıya kaldırıyoruz. Sonra “İndir! İndir! İndir!” diyor indiriyoruz. O arada bir de “Tamaaam, oldu direk! “ diyor. Ama bir türlü delik açılmıyor. Ama o ne derse biz onu uyguluyoruz, hiç itiraz etmiyoruz, delik de bir türlü açılmıyor. Koca Süleyman biraz düşünüyor, bu sefer “Şöyle yapalım!” diyor onun sözüne uyarak dediği şekilde yapıyoruz. Olmadı boruyu yukarıya kaldırıp bağlıyor Pancar Motor’la içine su basıyor. Delik açılmadıkça aklına geleni birlikte uyguluyoruz. Sonunda delik açıldı ama öyle bir yorulduk ki o kadar olur. Ertesi gün zorla kalkıyoruz, ama Koca Süleyman maşallah hiç oralı bile değil. Koca Süleyman bu şekilde uzun yıllar sondaj tamir etti, yeni sondajlar yaptı. Artık çiftçiliği falan bırakmıştı. İstenilen her yerde sondaj yaptı. Kıravgaz’da sondaj yaparken zamanın valisi köye geldiğinde onun çalışmasını izledi. Koca Süleyman’la konuştu ve onu tebrik etti. Bunun gibi yakın ve uzak çevrenin hemen her yerinde sondajlar yaptı. Yaptığı işte fazla hırslı olmadı, az kazandı. Ama çok tercih edildi. Su motorlarından sonra devreye elektrikli dinamolar girdi. Su daha da aşağılara gittiği için bir çukura iki dinamonun oturtulduğu çok sondajlar oldu. Koca Süleyman bu sondajlarda hep çalıştı. Dinamoları ilkbaharda çukura indirip bağladı. Güz gelince de aynı dinamoları söküp çıkardı. Çünkü kışın su seviyesi yükselince dinamolar suyun içinde kalıp bozulurdu. Aynı sondajlarda yanan dinamoların sökülüp sarıldıktan sonra çukura indirilip bağlamasını da yine o yaptı. Çukurlarda kazalara uğradı, bacağı kırıldı. Bazı çukurlarda düştü, sakatlandı. Ama bir kere olsun bu işi bırakmayı düşünmedi. Sonraki yıllarda sondajlarda modernleşme oldu ve dalgıç pompalar devreye girdi. Dalgıç pompalar büyük kolaylıktı. Delik çok derin olarak açılıyor dıştaki geniş boru deliğe yerleştirildikten ve çakıllandıktan sonra dalgıç pompa yerleştiriliyordu. Koca Süleyman bu sondajları yapamadı. Ama hiç de işsiz kalmadı. Çünkü dalgıç pompaların yanması veya öteki arızalarında iş yine Koca Süleyman’a düşüyordu. Sondajcılıkta kırk beş senesini doldurdu ama halen bırakmadı. Son yıllarda küçük bahçe sondajları yapmaya devam etti. Bu arada sondajda kalan dalgıçları da çoklukla o çıkardı. Ben de M.Akif Mahallesi’ndeki evime küçük bir sondaj yaptırmayı düşündüm. Koca Süleyman’ı bulup geldim. Yaş bir dut dalıyla arsayı taradı. Arsanın her tarafında dal eğiliyordu. Bu şekilde dalın eğilmesi arsanın her yanında su var demekti. O, yolun kenarına yapalım dedi, ben de arsanın ortasına yapılsın istedim. Nasıl olsa arsanın her yanında su vardı. İyi öyleyse dedi ve arsanın ortasına düzeni tuttu. Çukur açıldı, çeşmeden su salınıp dolduruldu. Delinmeye başlandı. 18. metreye ulaşıldığında bıçak işlemez oldu, sıkışıp kaldı. Bıçağın çakılla sıkışmasını önlemek için dış boruyu deliğe saldı, onun içinden çalışmak istedi. Dış boru tam oturmadı, bu sefer boruyu sökmek istedi sökemedi. On beş gün uğraştı, olmadı, yapamadı. Sonunda “Hoca olmadı!” dedi özür beyan etmek istedi. Ben de yapacak bir şey olmadığı için kabul ettim. Yine de bu kadar gün çalıştığı işin parasını verdim. Bir traktör geldi, sondaj aletleri römorka yüklendi. Tam giderlerken “Hoca!” dedi, “Deliği benim dediğim yere yani yolun kenarına delseydik bu suyu bulurduk. Ama sen arsanın ortasına istedin bu yüzden suyu bulamadık.” dedi. Olur muydu olmaz mıydı bilemiyorum. Koca Süleyman deneme yanılma yoluyla elli yıla yakın bir zamandır sondajlarda çalışıyor. Ona artık Sondajcı Koca Süleyman diyorlar. 2013 yılı itibariyle 86 yıllık koca bir çınar olmasına karşılık deliklerde sıkışıp kalan dalgıçları halen o çıkarıyor. Hareketleri epeyce kısıtlanmasına rağmen bu işi bırakmıyor, bırakamıyor. Kahveye sıkça çıkıyor. Onun oyun arkadaşları var, boş kaldıkça onlarla elli iki oynuyor. Geçenlerde Ara Kahve’de karşılaştık, beni buyur etti, bir çay ısmarladı, birlikte çay içtik. Üstü başı her zaman olduğu gibi yine çamurluydu. Hal hatır sorup konuştuk. Deliğin metresini yirmi liraya deliyormuş. Sondajda sıkışıp kalan ya da yanan bir dalgıcı da yüz liraya çıkarıyormuş. Avdancık’ta bir dalgıç çıkarmış, adam yüz lirayı çıkarıp vermemiş. Oğlu Hamza’nın motosikletiyle o parayı almaya gidecekmiş. “Hamza’yla gideriz, ellisini o alır, ellisini de ben alırım.” dedi. Bir ara “Süleyman Dayı yaşlanmışsın bırak artık bu işleri, dinlen gayrı.” diyecek oldum bana “Hoca, milletin delinecek o kadar çok deliği var ki, ohoooooo o kadar çok delinecek delik var. Evde yatırtmıyorlar. Ben bıraksam da millet bıraktırmıyor.” dedi. Konuşmamızdan sonra kalktık. Ben tam kahveden çıkarken oyun arkadaşlarından biri çağırdı, elli iki oynamaya başladılar. Koca Süleyman deldiği deliklerle bu toprağın pek çok yerine gerçekten mührünü vurdu. Halen aranan bir sondajcı olması – Allah geçinden versin - onun gelecekte çok hayırlarla anılıp yâd edilecek birisi olduğunu işaret ediyor. Bu millet de kendisine hizmet edeni asla unutmaz ve onu hakkıyla anar. Bucak-31 Temmuz 2013 Not: 27 Şubat 2022 günü Koca Süleyman’ı kaybettik. Mekanı cennet olsun.
Ekleme Tarihi: 02 Mart 2022 - Çarşamba

SONDAJCI KOCA SÜLEYMAN (Süleyman Uçar) (1927-)

Sondajcı Koca Süleyman, Kadı Yusuf Oğullarındandır. 1927 doğumludur.

Mıncıraklı’da Antalya- Burdur karayoluna paralel olarak uzanıp giden bağların içinde onun da bağı olduğu için taa çocukluğumdan beri Koca Süleyman’ı tanırım. Önceden çiftçilik yapardı. Bağımızın doğusundaki tarlalarını işlediği yılları da çok iyi hatırlıyorum.

O, Bucak Ovası’nda tırpanla ekin biçen ilk adam olarak hafızama kazıdığım birisidir. İnceyol kenarındaki tarlasını tırpanla biçerken biz de yanına varırdık. Ben merakla onun ekin biçişini izlerdim. Çünkü ondan başka kimsede ekin biçtiği o aleti görmemiştim. Koca Süleyman gayet ağırbaşlı bir biçimde ekinini biçerken bize de sorular sorar, biz çocukları konuştururdu. Bazen ona kuyudan çektiğimiz soğuk suyu da götürürdük.

1960’lı yılların ikinci yarısında Bucak Ovası’nda da sondajlar yapılmaya başlandı. Herkes uygun gördüğü tarlasına sondaj yaptırıyor, genelde de tütün dikiliyordu. Yeraltı suları o zamanlar çok yakınlarda olduğu için sondajlardan su almak çok büyük kolaylık olarak görülüyordu. Sondajın suyuyla bolca sulanan tütünün verimi de elbette çok oluyordu.

Koca Süleyman da İnceyol’un kenarındaki tarlasına yolun tam kıyısına bir sondaj yaptırdı. Onların burada çok büyük bir tarlaları vardı. Tarlayı bölerek nöbetleşe olarak tütün dikmeye başladılar. Yani her yıl aynı tarlanın bir bölümüne tütün dikiyorlar, aynı sondajdan da suluyorlardı.

Bir iki yıl içinde yeraltı suları aşağılara inince toprağın yüzünden su alınamaz oldu. Suyun alınabilmesi için üç-dört metre derinliğinde çukur açmak gerekiyordu. Herkesin yaptığı gibi Koca Süleyman da yaklaşık üç metrelik bir çukur açtı ve sondajın tabanına beton döktü. Ama sular her sene biraz daha aşağılara indikçe çukuru da derinleştirmek gerekiyordu. Herkes çukurunu derinleştiriyor ama Koca Süleyman tabana beton döktüğü için çukuru derinleştiremiyordu. Böyle olunca da suyu alma çarelerini düşünmeye başladı. Sonunda o da çukuru derinleştirmeye karar vererek tabandaki betonu kırdı.

Bu şekilde çalışırken sondaj bozuldu. Sondaj boruları tıkanır, borunun su aldığı tabanda göçmeler olur ve su kesilirdi. Koca Süleyman’ın sondajı da böyle bozuldu, su çıkaramaz oldu. Sondajcıların kullandığı calaskar denilen üçayaklı aracı getirip sondajın başına kurdu. Onunla boruyu yukarıya çekti, indirdi bir şeyler yaptı ve suyu yeniden çıkardı. Calaskar sökülüp götürüldü.

Bir süre sonra Koca Süleyman’ın sondajı yine arızalandı, yine calaskarı getirdiler derken bu birkaç kere böyle devam etti. Gerçekten sondaj randımanlı olmazsa insanı çok uğraştırır, bunaltır. Koca Süleyman da böyle uğraştı ve bunaldı.

Koca Süleyman son çare olarak bir calaskar alıp sondajın başına dikti. Sondajı arıza yaptıkça kendisi tamir etmeye başladı. Calaskarla boruları çekiyor, temizliyor, indiriyordu.

Başka komşularının da sondajları bu şekilde bozulunca Koca Süleyman onlarınkini de temizleyip suyu çıkarıyordu. Bir böyle iki böyle derken Koca Süleyman suyu kesilen sondajların açılması için aranılan adam oluverdi. O da hiç ıngır zıngır etmeden gidip suyu kesilen sondajların sularını yeniden çıkarıveriyordu. Tabi yaptığı işin karşılığını da herkes az veya çok veriyordu.

Bir süre sonra delik delme araçlarını da temin eden Koca Süleyman sondaj yapmaya da başladı. Onun hiç matematik bilgisi, hesabı, kitabı yoktu, tamamen deneme yanılma yoluyla delik deliyordu.

Calaskar delik delinecek yere kurulur, devridaim çukurları hazırlanır, dörtlük Pancar Motor da hazırlanır ve delik delinmeye başlanırdı. Koca Süleyman bıçağın ucu on metreden aşağıya ulaştığında devridaim suyuyla gelen malzemeyi incelemeye başlardı. Delik deldiği yörede su seviyesi zaten belli olduğundan o seviyeye varıldığında çıkan malzemeyi bir kere daha inceleyip sondaj sahibinin de oluruyla delik delme işini bitirirdi. Borular sökülür, sondajın kendi boruları deliğe indirilir ve güzelce birbirine eklenirdi. Suyu çıkaran Koca Süleyman sondaj araçlarını toplamaya başlardı.

Önceleri deliklere tek boru sallanırken sonraları Ali Derviş’in Hasan sondajda çift boru tekniğini getirdi. Delik biraz genişçe deliniyor, önce delikli geniş boru bırakılıyordu. Geniş borunun dışına da çakıl dolduruluyordu. İç boru ise en sonra birbirine eklenerek deliğe bırakılıyordu. Bu sistemde sondajın göçme ve tıkanma tehlikesi olmazdı. Bu olduğu sürece deliğin ucunda su oldukça böyle yapılan sondajın suyu tükenmezdi.

Bu yeni sistemi Koca Süleyman da uyguladı. O da artık iki borulu sondajlar yapıyordu. Onda yine hesap yoktu, yine deneme yanılma yoluyla işini görüyordu.

Koca Süleyman o yıllarda çok güçlüydü. Sondajda indirme kaldırma işlerini bu gücü sayesinde kolayca yapardı. Koca Süleyman’ın gözü de karaydı. Yaptığı bir işte korku nedir hiç aklına getirmezdi. Bir an geldi küçük sondaj işlerini Koca Süleyman, büyük işleri de Ali Derviş’in Hasan işledi. Çünkü Koca Süleyman’ın sondaj araçları elle döndürüldüğü için fazla derine inemezdi.

Biz de Koca Süleyman’a sondaj da yaptırdık, bozulan sondajları tamir de ettirdik. O yıllarda ben ve kardeşlerim de tam gençliğimizin üzerinde olduğumuz için tut dense tutuyor, kopar dense koparıyorduk.

Bağımızdaki sondaj ile Kara Ali Kuyusu başındaki sondajımızda birlikte çalıştığımızı bugünkü gibi çok iyi bir şekilde hatırlıyorum. İkisinde de sondaj tıkanmıştı. Su çıkmayınca tarla sulanamamış, tütün iyice su isteyip buruşmuştu. Bir an önce sondajın tamir edilmesi ve suyun çıkarılıp tütünün sulanması gerekiyordu. Canımız burnumuzdaydı. Çünkü bir iki gün daha su verilemezse tütün kuruyacaktı.

Koca Süleyman’ı bulup geldik. Calaskarı çukurun başına kurduk. Boruyu yukarıya çekip çekip bırakıyoruz ki içindeki dolgu boşalsın. Koca Süleyman kendisi de bir ucundan tutup bize “Kaldır! Kaldır! Kaldır! Hoooop!” diyor hep birlikte deliğin içindeki boruyu çekip yukarıya kaldırıyoruz. Sonra “İndir! İndir! İndir!” diyor indiriyoruz. O arada bir de “Tamaaam, oldu direk! “ diyor. Ama bir türlü delik açılmıyor. Ama o ne derse biz onu uyguluyoruz, hiç itiraz etmiyoruz, delik de bir türlü açılmıyor.

Koca Süleyman biraz düşünüyor, bu sefer “Şöyle yapalım!” diyor onun sözüne uyarak dediği şekilde yapıyoruz. Olmadı boruyu yukarıya kaldırıp bağlıyor Pancar Motor’la içine su basıyor. Delik açılmadıkça aklına geleni birlikte uyguluyoruz. Sonunda delik açıldı ama öyle bir yorulduk ki o kadar olur. Ertesi gün zorla kalkıyoruz, ama Koca Süleyman maşallah hiç oralı bile değil.

Koca Süleyman bu şekilde uzun yıllar sondaj tamir etti, yeni sondajlar yaptı. Artık çiftçiliği falan bırakmıştı. İstenilen her yerde sondaj yaptı. Kıravgaz’da sondaj yaparken zamanın valisi köye geldiğinde onun çalışmasını izledi. Koca Süleyman’la konuştu ve onu tebrik etti. Bunun gibi yakın ve uzak çevrenin hemen her yerinde sondajlar yaptı. Yaptığı işte fazla hırslı olmadı, az kazandı. Ama çok tercih edildi.

Su motorlarından sonra devreye elektrikli dinamolar girdi. Su daha da aşağılara gittiği için bir çukura iki dinamonun oturtulduğu çok sondajlar oldu. Koca Süleyman bu sondajlarda hep çalıştı. Dinamoları ilkbaharda çukura indirip bağladı. Güz gelince de aynı dinamoları söküp çıkardı. Çünkü kışın su seviyesi yükselince dinamolar suyun içinde kalıp bozulurdu. Aynı sondajlarda yanan dinamoların sökülüp sarıldıktan sonra çukura indirilip bağlamasını da yine o yaptı. Çukurlarda kazalara uğradı, bacağı kırıldı. Bazı çukurlarda düştü, sakatlandı. Ama bir kere olsun bu işi bırakmayı düşünmedi.

Sonraki yıllarda sondajlarda modernleşme oldu ve dalgıç pompalar devreye girdi. Dalgıç pompalar büyük kolaylıktı. Delik çok derin olarak açılıyor dıştaki geniş boru deliğe yerleştirildikten ve çakıllandıktan sonra dalgıç pompa yerleştiriliyordu. Koca Süleyman bu sondajları yapamadı. Ama hiç de işsiz kalmadı. Çünkü dalgıç pompaların yanması veya öteki arızalarında iş yine Koca Süleyman’a düşüyordu. Sondajcılıkta kırk beş senesini doldurdu ama halen bırakmadı. Son yıllarda küçük bahçe sondajları yapmaya devam etti. Bu arada sondajda kalan dalgıçları da çoklukla o çıkardı.

Ben de M.Akif Mahallesi’ndeki evime küçük bir sondaj yaptırmayı düşündüm. Koca Süleyman’ı bulup geldim. Yaş bir dut dalıyla arsayı taradı. Arsanın her tarafında dal eğiliyordu. Bu şekilde dalın eğilmesi arsanın her yanında su var demekti. O, yolun kenarına yapalım dedi, ben de arsanın ortasına yapılsın istedim. Nasıl olsa arsanın her yanında su vardı. İyi öyleyse dedi ve arsanın ortasına düzeni tuttu. Çukur açıldı, çeşmeden su salınıp dolduruldu. Delinmeye başlandı. 18. metreye ulaşıldığında bıçak işlemez oldu, sıkışıp kaldı. Bıçağın çakılla sıkışmasını

önlemek için dış boruyu deliğe saldı, onun içinden çalışmak istedi. Dış boru tam oturmadı, bu sefer boruyu sökmek istedi sökemedi. On beş gün uğraştı, olmadı, yapamadı. Sonunda “Hoca olmadı!” dedi özür beyan etmek istedi. Ben de yapacak bir şey olmadığı için kabul ettim. Yine de bu kadar gün çalıştığı işin parasını verdim. Bir traktör geldi, sondaj aletleri römorka yüklendi. Tam giderlerken “Hoca!” dedi, “Deliği benim dediğim yere yani yolun kenarına delseydik bu suyu bulurduk. Ama sen arsanın ortasına istedin bu yüzden suyu bulamadık.” dedi. Olur muydu olmaz mıydı bilemiyorum.

Koca Süleyman deneme yanılma yoluyla elli yıla yakın bir zamandır sondajlarda çalışıyor. Ona artık Sondajcı Koca Süleyman diyorlar. 2013 yılı itibariyle 86 yıllık koca bir çınar olmasına karşılık deliklerde sıkışıp kalan dalgıçları halen o çıkarıyor. Hareketleri epeyce kısıtlanmasına rağmen bu işi bırakmıyor, bırakamıyor. Kahveye sıkça çıkıyor. Onun oyun arkadaşları var, boş kaldıkça onlarla elli iki oynuyor.

Geçenlerde Ara Kahve’de karşılaştık, beni buyur etti, bir çay ısmarladı, birlikte çay içtik. Üstü başı her zaman olduğu gibi yine çamurluydu. Hal hatır sorup konuştuk. Deliğin metresini yirmi liraya deliyormuş. Sondajda sıkışıp kalan ya da yanan bir dalgıcı da yüz liraya çıkarıyormuş. Avdancık’ta bir dalgıç çıkarmış, adam yüz lirayı çıkarıp vermemiş. Oğlu Hamza’nın motosikletiyle o parayı almaya gidecekmiş. “Hamza’yla gideriz, ellisini o alır, ellisini de ben alırım.” dedi. Bir ara “Süleyman Dayı yaşlanmışsın bırak artık bu işleri, dinlen gayrı.” diyecek oldum bana “Hoca, milletin delinecek o kadar çok deliği var ki, ohoooooo o kadar çok delinecek delik var. Evde yatırtmıyorlar. Ben bıraksam da millet bıraktırmıyor.” dedi. Konuşmamızdan sonra kalktık. Ben tam kahveden çıkarken oyun arkadaşlarından biri çağırdı, elli iki oynamaya başladılar.

Koca Süleyman deldiği deliklerle bu toprağın pek çok yerine gerçekten mührünü vurdu. Halen aranan bir sondajcı olması – Allah geçinden versin - onun gelecekte çok hayırlarla anılıp yâd edilecek birisi olduğunu işaret ediyor. Bu millet de kendisine hizmet edeni asla unutmaz ve onu hakkıyla anar.

Bucak-31 Temmuz 2013

Not: 27 Şubat 2022 günü Koca Süleyman’ı kaybettik. Mekanı cennet olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
AHMET YILMAZ BUCAK M AKİF MAH
(03.03.2022 22:13 - #288)
BENİM KRANÇAYDA BİR TARLAM VAR ŞİMDİ BAHÇE OLMASINDA SONDAJCI SÜLEYMAN AMCAMIN ELİ VAR ALLAH KUSURLARINI BAĞIŞLASIN HASN HOCAM SENİNDE ELİNE AKLINA RABBİM ZEVAL VERMESİN
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
AHMET YILMAZ BUCAK M AKİF MAH
(03.03.2022 22:13 - #289)
BENİM KRANÇAYDA BİR TARLAM VAR ŞİMDİ BAHÇE OLMASINDA SONDAJCI SÜLEYMAN AMCAMIN ELİ VAR ALLAH KUSURLARINI BAĞIŞLASIN HASN HOCAM SENİNDE ELİNE AKLINA RABBİM ZEVAL VERMESİN
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.