Osman Oktay
Köşe Yazarı
Osman Oktay
 

Cumhuriyetle Yaşıt Basın Emekçisi Osman Şan: 1925-2013

           Taşrada Politikayla Birlikte Yürüyen Gözüpek Gazetecilik..             Osman Şan 1925’te Bucak’ta doğdu. Şıhlar sülalesinden İstiklal Savaşı Gazisi Mehmet Şan’ın büyük oğludur. İlkokulu Yanan Mektep’te okudu. Okulda kasaba öğrencileriyle birlikte toplu sünnet töreniyle sünnet oldu. Dördüncü sınıfta iken beşinci sınıflara yıldızlar ve astronominin diğer alanlarına ilişkin konferans verecek kadar yaşıtlarından önde giden eğitim düzeyine sahipti. İlk Mektep’te başöğretmeni Ömer Pamuk’un yanısıra Hasan Kasap ve Cemal öğretmende okudu.         1944 yılında Bucak’ın ulusal ölçekte dışa açılmasının ilk adımları onun Bucak’ta açtığı gazete ve dergi bayiliğinin faaliyete geçmesiyle başlar. Hemen 1 yıl sonra 1945’te Vakit ve Son Posta gazetelerinde Bucak ile ilgili ilk yazılar Osman Şan’ın imzasıyla yayınlanır. 1949 yılında ise Bucak’taki ilk yerel gazeteyi çıkartır. Adı “Bucak Gazetesi” dir.         Osman Şan’ın gazetecilik ve edebiyat ortamına duyduğu ilginin ilk yerel ürünü bizzat kendisinin yazıp Bucak Halkevi’nde oynadıkları “Kolsuz Kahraman” adlı tiyatrodur. 1953 yılında “Mahkumlar Cehennemi” isimli ilk kitabı Ankara’da çıkan Ulus Gazetesi’nde, ikinci kitabı İstanbul’daki Yeni Gazete’de  tefrikalar halinde yayınlanmıştır. 1954 yılında Burdur’un ilk günlük yerel gazetesi ‘Yeni Turan’ı çıkartmıştır. Yine Burdur ili dahilinde profesyonel gazeteci olarak ilk basın kartına sahip olan, 1980 yılında Burdur’un ilk basın şeref kartını almaya hak kazanan kişidir. 65 yıla yakın bir süre Basın kartı taşıyan Türkiye’nin ender gazetecilerinden biridir.         Osman Şan, yazıyla gelen uygarlığın ruhuna dokunma ve sahiplenme konusundaki duyarlılığı, aydın karakteri, muhalif duruşu terk etmeyen basın emekçilerinden biridir. Yaşamın ürettiği yalnızlıklara ve yoksunluklara meydan okuya okuya ömür sürmüş, dik duruşundan ödün vermemiş, güç odaklarına eyvallah etmemiştir. Doksan yaşının eşiğinde dünyayla vedalaştığında bıraktığı mütevazi dünyevi miras onun mesleki onurunu onaylar düzeydedir. 2. Cihan Harbi ve Dutlu Kahve         Osman Şan’ın bugünkü Esnaf ve Sanatkarlar Kooperatifi binasının yerindeki Dutlu Kahve ile ilgili verdiği bilgiler şöyle:         Dutlu Kahve’de, bataryasına elle çevrilen çarkla enerji yüklenen bir radyo varmış. 2. Cihan harbi yıllarında oraya haber dinlemeye gelinirmiş. Tarlaya giden rençberler o dönem ecnebiceden alıntı ama taşrada çok tutmuş ‘acans’ kelimesiyle tanımlanan haber saatini çok önemsermiş. Acanstan birşeyler duyabilmenin merakına karışan tarladaki işten kalma kaygısının suçluluğu onların Dutlu Kahve önünden ikircikli ve tedirgin duraksamalarla geçmelerine sebep olurmuş. Osman Şan orada dinlediği haberleri yorumlar, savaşa katılan ülkelerin hangileri olduğunu, hangi coğrafyalarda yer aldıklarını kasaba sakinlerine anlatmaya çalışırmış. Gazete ve dergi bayiliği yaptığı dönemlerde bazı nüshaları kahveye getirir, savaşla ilgili karikatür ve haberleri okur, onlarla ilgili açıklayıcı ek bilgiler verirmiş kasaba sakinlerine. Gazete ve dergiler trenle Burdur’a kadar gelir oradan Bucak’a ulaştırılırmış. Bucak’ta Millet Partisi’ni Kuruyor         Osman Şan 1949 yılında askerden terhis olup kasabaya dönüyor:            “Askerden geldikten sonra arkadaşlarla toplandık. Bekir Aktaş, Nurettin Alp, Hüseyin Demirtaş, Osman Atan’la birlikte parti kurmaya karar verdik. Beni görevlendirdiler. Millet Partisi’ne müracaat ettim. Fevzi çakmak imzasıyla yetki telgrafı geldi. Telgrafta ‘Bucak Müstakil İlçe Teşkilatı’nı kurmakla görevlendirildiniz’ yazıyordu. Teşkilatı kurduk. Arkadaşlarım beni başkan seçtiler. İlk etkinliğimiz Cumhuriyet Bayramı’nda parti üyelerimizle traktör, motorsiklet ve bazı motorlu araçlarla tören geçişi yapmak oldu. Bu büyük yankı uyandırdı.” Halkevi’nde Tiyatro Oynuyorlar         Millet Partisi’ni Bucak’ta örgütleyen genç kadro peşi sıra etkinlikler düzenliyor:         “Parti adına piyes tertiplemeye karar verdik. Tüm temsil kitaplarını karıştırdım hemen hepsinde mutlaka bir kadın rolü vardı. Bucak’ta o dönemde böyle bir senaryo oynama imkanı yoktu. Ben ‘Kolsuz Kahraman’ diye bir piyes yazdım. Provalar yaptık ve Halkevi’nde oynamaya karar verdik. O yıllarda Halkevi Başkanı Mehmet Ali Ünal idi. Halkevi’ni piyes oynamak için bize vermek istemediler. Bir gün parti müfettişi olarak kasabaya gelen Konya Milletvekili Sedat Çumralı’ya rast geldim tesadüfen. Ona ‘bu halkevi kimin’ diye sordum. ‘Halkın’ dedi. ‘Bizde halkız ama burada temsil vermemiz engelleniyor’ dedim. Sedat Çumralı ‘verin salonu çocuklara piyeslerini oynasınlar’ dedi. Piyesi oynadık. Arz-ı umumi üzerine ikinci gün bir kez daha oynandı piyes.” Bucak’ta Bayar, Menderes, Köprülü ve Koraltan’ı Kızdırıyorlar:         Millet Partisi’nin o yıllardaki onursal Başkanı Fevzi Çakmak, lideri ise Osman Bölükbaşı’dır. İlçe Başkanlığı’nı Osman Şan’ın yaptığı Bucak İlçe örgütü ise oldukça genç bir kadroyla etkili bir çalışma yapmaktadır:         “Piyesten hemen sonra muhalefet lideri Celal Bayar ve arkadaşları Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan ilçeye geldiler. Biz parti teşkilatı olarak bu ziyaret için patates mühüründen rozet baskıları yapıp elbiselerimizin yakalarına astık. Partimizin önünden geçecek olan Celal Bayar ve arkadaşlarını selamlamak için patinin önünde toplanıp oturduk. Bayar ve beraberindekiler bizi görünce başlarını çevirip selam vermek istemediler. Bunun üzerine bizde ayağa kalkmadık. Akşama doğru bir çatala bağladığımız löküs lambasıyla kalabalık bir grupla Pazar camiinin karşısındaki Demokrat Parti teşkilatının balkonundan konuşacak olan Bayar’ın mitingine gittik. Orada bizim varlığımızdan bir kez daha rahatsız oldu ve ‘vakit geç oldu’ gerekçesiyle konuşmaktan vazgeçti” “Beni Bu Adamları Göstermek İçin mi Çağırdınız?”         Millet Partili Gençlerin sessiz gruplaşmalarına iyice uyuzlanan Celal Bayar ve arkadaşları konuşma yapma mekanını bir kez daha değiştirirler:         “Bayar’ın meydan mitinginden vazgeçmesinden sonra Kösenin Kahve’de halka sesleneceği bilgisi geldi. Kösenin Kahvesi Eski Dutlu Kahve’nin şimdiki Kooperatif’in tam karşısında Belediye Binası ile bitişikti. Biz Millet Partili Gençler olarak topluca Kösenin Kahve’ye gelip salonunu doldurduk. Buraya gelen Bayar Millet partilileri görünce konuşmaktan yine vazgeçti ve oldukça sinirlendi. Hatta duyduğumuza göre DP Başkanı Ali Cudi Yüce’yi ‘beni bunları gör diye mi çağırdınız buraya’ diye fırçalamış.” Refik Koraltan: “O Haydutlar Halen Bucak’ta mı?         1949’da belediye seçimleri olur. Seçimlere katılan ve o yıllarda başını Ali Cudi Yüce, Mustafa Konu, Kahveci Köse, Nalbant Hasan, Mehmet Yeter’in çektiği Demokrat Parti Bucak’ta Belediye Reisliğini kazanır. Lütfi Alp, Mehmet Ali Ünal ve Hakkı Aktaş’ın önderlik ettiği Cumhuriyet Halk Partisi yenilgiye uğrar:         “Millet Partisi olarak biz 25 yaşını geçmiş partililere sahip olmadığımız için yasa gereği seçimlere katılamadık. DP belki yalnızca Bucak’ta kazanmıştı. Bizim yüzümüzden üç kez yolunu ve programını değiştiren; sonraki yıllarda Cumhurbaşkanı ve Başbakan olan Bayar ve Menderes Antalya’ya defalarca Bucak üzerindengeçmelerine karşın Bucak’a girmediler. Hatta Refik Koraltan bir geçişinde Demokrat Partili yerel yöneticilere ‘o haydutlar halen burada duruyor mu’ diye sormuş.”  Siyasal Gazeteciliğe Geçiş         Osman Şan’a Genel Başkan Osman Bölükbaşı imzasıyla davet gelir ve partinin gezilerine katılmaya başlar ve bir olumsuzluğa tanık olup özeleştiri yapar:         “Partinin yurtiçi gezilerine katılmaya başladım. Oralarda nutuklar çektim. Millet Partililer aralarındaki özel konuşmalarda İsmet Paşa ile alay ediyorlardı. Bucak’ta bu durumu anlatım ve partiden istifa ettim. Bu geziler esnasında Nazilli’de ‘Nazilli’ diye bir gazete gördüm. 1949 yılıydı sanırım. Nasıl neşrettiklerini sordum. Bazı temel bilgiler verdiler. Oradan döndükten sonra Burdur Cumhuriyet Matbaasının sahibi Mustafa Tüzün ile görüşme yaptım. Onunla anlaşma yaptık. Haftada birgün olmak üzere matbaada ‘Bucak’ adlı gazeteyi basmaya başladım. Demokrat Parti’nin ele başları bundan hoşnut olmadılar. Baltalayıcı girişimlerde bulundular. Bucak Gazetesi’ni çıkardığım günlerde Burdur Belediye Başkanı Hüseyin Otan haftada 2 kez çıkan ‘Yeni Burdur Gazetesi’ni yönetmem için teklifte bulundu. Haftada iki gün Abdülkadir Uçan’ın oğlu Muhammet Uçan’dan motorsiklet kiraladım Burdur’a gidip geldim. Burdurdaki bu çalışmalarım esnasında haftalık ‘Fedai’ isminde mizah gazetesi yayınladım. Bu gazete 1 yıl boyunca çıktı. Seçimlere bir ay kala Halkevi’ne yerleştim. Cumhuriyet Halk Partisi’ni destekleyen Yeni Burdur Gazetesi’ni seçim sonuna kadar yönettim. 1950 yılında ise hükümete hakaretten tevkif edilip 1 ayı Bucak’ta, 3 ayı Burdur’da 4 ay hapis yattım. Bugünkü 301.maddenin ağababası 159. maddeden içeri girdim. Tabi bu tevkif süreci tamamen Demokrat Parti’nin tertibiydi.”         Ulus Gazetesi  ve ‘Mahkumlar Cehennemi’ Dizi Yazısı         Osman Şan Mapushaneden çıktıktan sonra tamamen siyasi gazeteciliğe yöneliyor:         “Beraat edip tutukluluk sürem sona erince 75 Tl maaşla Yeni Burdur Gazetesi’ne Yazı İşleri Müdürü olarak girdim. Bucak Gazetesi’ni kapattım. Bir gün CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek ve Ulus Gazetesi Yazarı Nurettin Artan Burdur’a geldiler. Tanıştık ve benim yurt gezilerine onlarla birlikte katılmamı önerdiler. Kabul ettim. Ulus Muhabiri olarak bu gezilere iştirak ettim. Kasım Gülek’in müthiş bir enerjisi vardı. Bir keresinde çıktık ve tam 41 vilayeti gezdik. Bu arada hapishanede yazdığım Mahkumlar Cehennemi adlı kitabım tefrikalar halinde Ulus Gazetesi’nde tam 85 gün boyunca yayınlandı. Günlüğüne 5 Tl telif ücreti aldım.”         Antalya Ata Yolu Gazetesi’nin Başına Geçiyor.         Osman Şan1953 bahar aylarında Antalya’ya geliyor:         “Cumhuriyet Halk Partili 11 partili 1000’er Tl para koyup Antalya da bir matbaa kurmuşlar. Bana 300 tl maaş önerdiler ve bu gazeteyi yönetmemi istediler. Oldukça iyi bir maaştı. Kabul ettim ve 1953 Mayıs ayından 1954 Mayıs ayına kadar 1 yıl çıkardık gazeteyi. CHP seçimleri kaybetti ve ortaklar matbaayı kapattılar.”                Burdur’un İlk Günlük Gazetesi Yeni Turan         Osman Şan 30 yıl boyunca aralıksız çıkartacağı Yeni Turan Gazetesi’ni kuruyor:         “1 Eylül 1954’te Burdur’da Yeni Turan Gazetesi’ni çıkartmaya başladım. Gazeteyi Antalya’da basıyor Burdur’da dağıtıyordum. 1 yıl böyle devam etti. 1955’te Yeni Turan Matbaasını kurdum ve orada basmaya başladım. Bu gazeteyi 1985’e kadar 30 yıl boyunca çıkarttım. O yıl gazetenin ismini ‘Yeni Gün’ olarak değiştirip Muharrem Tuncel’e sattım. Halen aynı isimle çıkmaya devam ediyor.”         1949 yılında almaya hak kazandığı Basın Kartı, 1980’de aldığı basın Şeref kartı, 1964 yılında Burdur’da çalışırken İstanbul’da kurduğu ofset matbaanın 1977’ye kadar faaliyet göstermesi; 1965’te Bucak’ta ilk matbaayı yine Yeni Turan adıyla kurması Osman Şan’ın gazetecilik ve matbaa girişimciliği yaşadığı şehirlerin dışına çıkıp bu alanda yeni deneyimlerde bulunma gözüpekliğinin göstergesi olmuştur. Bucak’ta 1965’te kurulan Yeni Turan Matbaası Oğuzhan isimli gazeteyi çıkartmaya başlamış bu gazete ve matbaa Osman Şan’dan Osman Erk’e geçmiş, daha sonra Hüseyin Erdoğmuş’a satılmıştır. Yarım asırlık matbaa tesisleri 2000’li yıllarda bir kez daha el değiştirmiş ve Mustafa Tulum’un Oğuzeli gazetesi tarafından satın alınmıştır.         1978 yılında Antalya’da Kağıtçılık yapan, 1980 yılında emekli olan Osman Şan ilerlemiş yaşına karşın uzun yıllar selülozun, mürekkebin ve yazı kültürünün çekim alanından çıkamamış, yaşamını sürdürdüğü Antalya’da birçok gazetede köşe yazarlığı yapmış, şıklığı ve tutumluluğunu hiç elden bırakmadan, 30 Mayıs 2013 tarihinde yörenin en uzun soluklu basın duayeni olarak inandığı değerlere ilişkin ödün vermez duruşuyla hayata gözlerini yummuştur. Söyleşi: Osman Oktay / İstanbul
Ekleme Tarihi: 30 Kasım 2021 - Salı

Cumhuriyetle Yaşıt Basın Emekçisi Osman Şan: 1925-2013

           Taşrada Politikayla Birlikte Yürüyen Gözüpek Gazetecilik..
            Osman Şan 1925’te Bucak’ta doğdu. Şıhlar sülalesinden
İstiklal Savaşı Gazisi Mehmet Şan’ın büyük oğludur. İlkokulu Yanan
Mektep’te okudu. Okulda kasaba öğrencileriyle birlikte toplu sünnet
töreniyle sünnet oldu. Dördüncü sınıfta iken beşinci sınıflara
yıldızlar ve astronominin diğer alanlarına ilişkin konferans verecek
kadar yaşıtlarından önde giden eğitim düzeyine sahipti. İlk Mektep’te
başöğretmeni Ömer Pamuk’un yanısıra Hasan Kasap ve Cemal öğretmende
okudu.
        1944 yılında Bucak’ın ulusal ölçekte dışa açılmasının ilk adımları
onun Bucak’ta açtığı gazete ve dergi bayiliğinin faaliyete geçmesiyle
başlar. Hemen 1 yıl sonra 1945’te Vakit ve Son Posta gazetelerinde
Bucak ile ilgili ilk yazılar Osman Şan’ın imzasıyla yayınlanır. 1949
yılında ise Bucak’taki ilk yerel gazeteyi çıkartır. Adı “Bucak
Gazetesi” dir.
        Osman Şan’ın gazetecilik ve edebiyat ortamına duyduğu ilginin ilk
yerel ürünü bizzat kendisinin yazıp Bucak Halkevi’nde oynadıkları
“Kolsuz Kahraman” adlı tiyatrodur. 1953 yılında “Mahkumlar Cehennemi”
isimli ilk kitabı Ankara’da çıkan Ulus Gazetesi’nde, ikinci kitabı
İstanbul’daki Yeni Gazete’de  tefrikalar halinde yayınlanmıştır. 1954
yılında Burdur’un ilk günlük yerel gazetesi ‘Yeni Turan’ı
çıkartmıştır. Yine Burdur ili dahilinde profesyonel gazeteci olarak
ilk basın kartına sahip olan, 1980 yılında Burdur’un ilk basın şeref
kartını almaya hak kazanan kişidir. 65 yıla yakın bir süre Basın kartı
taşıyan Türkiye’nin ender gazetecilerinden biridir.
        Osman Şan, yazıyla gelen uygarlığın ruhuna dokunma ve sahiplenme
konusundaki duyarlılığı, aydın karakteri, muhalif duruşu terk etmeyen
basın emekçilerinden biridir. Yaşamın ürettiği yalnızlıklara ve
yoksunluklara meydan okuya okuya ömür sürmüş, dik duruşundan ödün
vermemiş, güç odaklarına eyvallah etmemiştir. Doksan yaşının eşiğinde
dünyayla vedalaştığında bıraktığı mütevazi dünyevi miras onun mesleki
onurunu onaylar düzeydedir.



2. Cihan Harbi ve Dutlu Kahve
        Osman Şan’ın bugünkü Esnaf ve Sanatkarlar Kooperatifi binasının
yerindeki Dutlu Kahve ile ilgili verdiği bilgiler şöyle:
        Dutlu Kahve’de, bataryasına elle çevrilen çarkla enerji yüklenen bir
radyo varmış. 2. Cihan harbi yıllarında oraya haber dinlemeye
gelinirmiş. Tarlaya giden rençberler o dönem ecnebiceden alıntı ama
taşrada çok tutmuş ‘acans’ kelimesiyle tanımlanan haber saatini çok
önemsermiş. Acanstan birşeyler duyabilmenin merakına karışan tarladaki
işten kalma kaygısının suçluluğu onların Dutlu Kahve önünden ikircikli
ve tedirgin duraksamalarla geçmelerine sebep olurmuş. Osman Şan orada
dinlediği haberleri yorumlar, savaşa katılan ülkelerin hangileri
olduğunu, hangi coğrafyalarda yer aldıklarını kasaba sakinlerine
anlatmaya çalışırmış. Gazete ve dergi bayiliği yaptığı dönemlerde bazı
nüshaları kahveye getirir, savaşla ilgili karikatür ve haberleri okur,
onlarla ilgili açıklayıcı ek bilgiler verirmiş kasaba sakinlerine.
Gazete ve dergiler trenle Burdur’a kadar gelir oradan Bucak’a
ulaştırılırmış.

Bucak’ta Millet Partisi’ni Kuruyor
        Osman Şan 1949 yılında askerden terhis olup kasabaya dönüyor:
           “Askerden geldikten sonra arkadaşlarla toplandık. Bekir
Aktaş, Nurettin Alp, Hüseyin Demirtaş, Osman Atan’la birlikte parti
kurmaya karar verdik. Beni görevlendirdiler. Millet Partisi’ne
müracaat ettim. Fevzi çakmak imzasıyla yetki telgrafı geldi. Telgrafta
‘Bucak Müstakil İlçe Teşkilatı’nı kurmakla görevlendirildiniz’
yazıyordu. Teşkilatı kurduk. Arkadaşlarım beni başkan seçtiler. İlk
etkinliğimiz Cumhuriyet Bayramı’nda parti üyelerimizle traktör,
motorsiklet ve bazı motorlu araçlarla tören geçişi yapmak oldu. Bu
büyük yankı uyandırdı.”

Halkevi’nde Tiyatro Oynuyorlar
        Millet Partisi’ni Bucak’ta örgütleyen genç kadro peşi sıra
etkinlikler düzenliyor:
        “Parti adına piyes tertiplemeye karar verdik. Tüm temsil kitaplarını
karıştırdım hemen hepsinde mutlaka bir kadın rolü vardı. Bucak’ta o
dönemde böyle bir senaryo oynama imkanı yoktu. Ben ‘Kolsuz Kahraman’
diye bir piyes yazdım. Provalar yaptık ve Halkevi’nde oynamaya karar
verdik. O yıllarda Halkevi Başkanı Mehmet Ali Ünal idi. Halkevi’ni
piyes oynamak için bize vermek istemediler. Bir gün parti müfettişi
olarak kasabaya gelen Konya Milletvekili Sedat Çumralı’ya rast geldim
tesadüfen. Ona ‘bu halkevi kimin’ diye sordum. ‘Halkın’ dedi. ‘Bizde
halkız ama burada temsil vermemiz engelleniyor’ dedim. Sedat Çumralı
‘verin salonu çocuklara piyeslerini oynasınlar’ dedi. Piyesi oynadık.
Arz-ı umumi üzerine ikinci gün bir kez daha oynandı piyes.”

Bucak’ta Bayar, Menderes, Köprülü ve Koraltan’ı Kızdırıyorlar:
        Millet Partisi’nin o yıllardaki onursal Başkanı Fevzi Çakmak, lideri
ise Osman Bölükbaşı’dır. İlçe Başkanlığı’nı Osman Şan’ın yaptığı Bucak
İlçe örgütü ise oldukça genç bir kadroyla etkili bir çalışma
yapmaktadır:
        “Piyesten hemen sonra muhalefet lideri Celal Bayar ve arkadaşları
Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan ilçeye geldiler. Biz
parti teşkilatı olarak bu ziyaret için patates mühüründen rozet
baskıları yapıp elbiselerimizin yakalarına astık. Partimizin önünden
geçecek olan Celal Bayar ve arkadaşlarını selamlamak için patinin
önünde toplanıp oturduk. Bayar ve beraberindekiler bizi görünce
başlarını çevirip selam vermek istemediler. Bunun üzerine bizde ayağa
kalkmadık. Akşama doğru bir çatala bağladığımız löküs lambasıyla
kalabalık bir grupla Pazar camiinin karşısındaki Demokrat Parti
teşkilatının balkonundan konuşacak olan Bayar’ın mitingine gittik.
Orada bizim varlığımızdan bir kez daha rahatsız oldu ve ‘vakit geç
oldu’ gerekçesiyle konuşmaktan vazgeçti”

“Beni Bu Adamları Göstermek İçin mi Çağırdınız?”
        Millet Partili Gençlerin sessiz gruplaşmalarına iyice uyuzlanan Celal
Bayar ve arkadaşları konuşma yapma mekanını bir kez daha
değiştirirler:
        “Bayar’ın meydan mitinginden vazgeçmesinden sonra Kösenin Kahve’de
halka sesleneceği bilgisi geldi. Kösenin Kahvesi Eski Dutlu Kahve’nin
şimdiki Kooperatif’in tam karşısında Belediye Binası ile bitişikti.
Biz Millet Partili Gençler olarak topluca Kösenin Kahve’ye gelip
salonunu doldurduk. Buraya gelen Bayar Millet partilileri görünce
konuşmaktan yine vazgeçti ve oldukça sinirlendi. Hatta duyduğumuza
göre DP Başkanı Ali Cudi Yüce’yi ‘beni bunları gör diye mi çağırdınız
buraya’ diye fırçalamış.”

Refik Koraltan: “O Haydutlar Halen Bucak’ta mı?
        1949’da belediye seçimleri olur. Seçimlere katılan ve o yıllarda
başını Ali Cudi Yüce, Mustafa Konu, Kahveci Köse, Nalbant Hasan,
Mehmet Yeter’in çektiği Demokrat Parti Bucak’ta Belediye Reisliğini
kazanır. Lütfi Alp, Mehmet Ali Ünal ve Hakkı Aktaş’ın önderlik ettiği
Cumhuriyet Halk Partisi yenilgiye uğrar:
        “Millet Partisi olarak biz 25 yaşını geçmiş partililere sahip
olmadığımız için yasa gereği seçimlere katılamadık. DP belki yalnızca
Bucak’ta kazanmıştı. Bizim yüzümüzden üç kez yolunu ve programını
değiştiren; sonraki yıllarda Cumhurbaşkanı ve Başbakan olan Bayar ve
Menderes Antalya’ya defalarca Bucak üzerindengeçmelerine karşın
Bucak’a girmediler. Hatta Refik Koraltan bir geçişinde Demokrat
Partili yerel yöneticilere ‘o haydutlar halen burada duruyor mu’ diye
sormuş.”

 Siyasal Gazeteciliğe Geçiş
        Osman Şan’a Genel Başkan Osman Bölükbaşı imzasıyla davet gelir ve
partinin gezilerine katılmaya başlar ve bir olumsuzluğa tanık olup
özeleştiri yapar:
        “Partinin yurtiçi gezilerine katılmaya başladım. Oralarda nutuklar
çektim. Millet Partililer aralarındaki özel konuşmalarda İsmet Paşa
ile alay ediyorlardı. Bucak’ta bu durumu anlatım ve partiden istifa
ettim. Bu geziler esnasında Nazilli’de ‘Nazilli’ diye bir gazete
gördüm. 1949 yılıydı sanırım. Nasıl neşrettiklerini sordum. Bazı temel
bilgiler verdiler. Oradan döndükten sonra Burdur Cumhuriyet
Matbaasının sahibi Mustafa Tüzün ile görüşme yaptım. Onunla anlaşma
yaptık. Haftada birgün olmak üzere matbaada ‘Bucak’ adlı gazeteyi
basmaya başladım. Demokrat Parti’nin ele başları bundan hoşnut
olmadılar. Baltalayıcı girişimlerde bulundular. Bucak Gazetesi’ni
çıkardığım günlerde Burdur Belediye Başkanı Hüseyin Otan haftada 2 kez
çıkan ‘Yeni Burdur Gazetesi’ni yönetmem için teklifte bulundu. Haftada
iki gün Abdülkadir Uçan’ın oğlu Muhammet Uçan’dan motorsiklet
kiraladım Burdur’a gidip geldim. Burdurdaki bu çalışmalarım esnasında
haftalık ‘Fedai’ isminde mizah gazetesi yayınladım. Bu gazete 1 yıl
boyunca çıktı. Seçimlere bir ay kala Halkevi’ne yerleştim. Cumhuriyet
Halk Partisi’ni destekleyen Yeni Burdur Gazetesi’ni seçim sonuna kadar
yönettim. 1950 yılında ise hükümete hakaretten tevkif edilip 1 ayı
Bucak’ta, 3 ayı Burdur’da 4 ay hapis yattım. Bugünkü 301.maddenin
ağababası 159. maddeden içeri girdim. Tabi bu tevkif süreci tamamen
Demokrat Parti’nin tertibiydi.”
        Ulus Gazetesi  ve ‘Mahkumlar Cehennemi’ Dizi Yazısı
        Osman Şan Mapushaneden çıktıktan sonra tamamen siyasi gazeteciliğe yöneliyor:
        “Beraat edip tutukluluk sürem sona erince 75 Tl maaşla Yeni Burdur
Gazetesi’ne Yazı İşleri Müdürü olarak girdim. Bucak Gazetesi’ni
kapattım. Bir gün CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek ve Ulus Gazetesi
Yazarı Nurettin Artan Burdur’a geldiler. Tanıştık ve benim yurt
gezilerine onlarla birlikte katılmamı önerdiler. Kabul ettim. Ulus
Muhabiri olarak bu gezilere iştirak ettim. Kasım Gülek’in müthiş bir
enerjisi vardı. Bir keresinde çıktık ve tam 41 vilayeti gezdik. Bu
arada hapishanede yazdığım Mahkumlar Cehennemi adlı kitabım tefrikalar
halinde Ulus Gazetesi’nde tam 85 gün boyunca yayınlandı. Günlüğüne 5
Tl telif ücreti aldım.”

        Antalya Ata Yolu Gazetesi’nin Başına Geçiyor.
        Osman Şan1953 bahar aylarında Antalya’ya geliyor:
        “Cumhuriyet Halk Partili 11 partili 1000’er Tl para koyup Antalya da
bir matbaa kurmuşlar. Bana 300 tl maaş önerdiler ve bu gazeteyi
yönetmemi istediler. Oldukça iyi bir maaştı. Kabul ettim ve 1953 Mayıs
ayından 1954 Mayıs ayına kadar 1 yıl çıkardık gazeteyi. CHP seçimleri
kaybetti ve ortaklar matbaayı kapattılar.”

               Burdur’un İlk Günlük Gazetesi Yeni Turan
        Osman Şan 30 yıl boyunca aralıksız çıkartacağı Yeni Turan Gazetesi’ni kuruyor:
        “1 Eylül 1954’te Burdur’da Yeni Turan Gazetesi’ni çıkartmaya
başladım. Gazeteyi Antalya’da basıyor Burdur’da dağıtıyordum. 1 yıl
böyle devam etti. 1955’te Yeni Turan Matbaasını kurdum ve orada
basmaya başladım. Bu gazeteyi 1985’e kadar 30 yıl boyunca çıkarttım. O
yıl gazetenin ismini ‘Yeni Gün’ olarak değiştirip Muharrem Tuncel’e
sattım. Halen aynı isimle çıkmaya devam ediyor.”
        1949 yılında almaya hak kazandığı Basın Kartı, 1980’de aldığı basın
Şeref kartı, 1964 yılında Burdur’da çalışırken İstanbul’da kurduğu
ofset matbaanın 1977’ye kadar faaliyet göstermesi; 1965’te Bucak’ta
ilk matbaayı yine Yeni Turan adıyla kurması Osman Şan’ın gazetecilik
ve matbaa girişimciliği yaşadığı şehirlerin dışına çıkıp bu alanda
yeni deneyimlerde bulunma gözüpekliğinin göstergesi olmuştur. Bucak’ta
1965’te kurulan Yeni Turan Matbaası Oğuzhan isimli gazeteyi çıkartmaya
başlamış bu gazete ve matbaa Osman Şan’dan Osman Erk’e geçmiş, daha
sonra Hüseyin Erdoğmuş’a satılmıştır. Yarım asırlık matbaa tesisleri
2000’li yıllarda bir kez daha el değiştirmiş ve Mustafa Tulum’un
Oğuzeli gazetesi tarafından satın alınmıştır.
        1978 yılında Antalya’da Kağıtçılık yapan, 1980 yılında emekli olan
Osman Şan ilerlemiş yaşına karşın uzun yıllar selülozun, mürekkebin ve
yazı kültürünün çekim alanından çıkamamış, yaşamını sürdürdüğü
Antalya’da birçok gazetede köşe yazarlığı yapmış, şıklığı ve
tutumluluğunu hiç elden bırakmadan, 30 Mayıs 2013 tarihinde yörenin en
uzun soluklu basın duayeni olarak inandığı değerlere ilişkin ödün
vermez duruşuyla hayata gözlerini yummuştur.

Söyleşi: Osman Oktay / İstanbul

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Op Dr Hüseyin Sert
(22.12.2021 20:41 - #240)
Teşekkürler. Böyle bir Bucaklı hemşehrimizi tanıttığınız için.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Op Dr Hüseyin Sert
(22.12.2021 20:41 - #241)
Teşekkürler. Böyle bir Bucaklı hemşehrimizi tanıttığınız için.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.