Ramazan Canural
Köşe Yazarı
Ramazan Canural
 

BU HAFTA KONUMUZ MASAL

  Bir varmış bir yokmuş mu desem… evvel zaman içinde mi desem… geçen yıl mı desem… yoksa geçen hafta mı? Yaşlı dünyamızın şirin bir ormanında bir aslan yaşarmış. Bu aslan o kadar çalışkan o kadar becerikliymiş ki, ormanın yönetimine geldiği günden beri ne doğru dürüst dinlenmiş ne de şöyle derin bir uyku çekmiş! Ormanda yollar, köprüler yaptırmış, barajlar inşa etmiş, yaşlılar için barınaklar kurmuş, ormanın hasta ve yaralı sakinlerinin tedavisi için son model bakımevleri yaptırmış, dünyanın daha gümrah ormanlarında neler olup bitiyor diye, sık sık orman dışı geziler düzenleyerek o ormanların başında bulunan aslanlarla görüşmeler yapmış… Sizin anlayacağınız kendi ormanını diğer gelişmiş, gür ve gümrah ormanların önüne geçirmek için durup dinlenmeden çalışmış…çalışmış… Üç yıl, beş yıl, on beş yıl derken, orman halkından bazıları, bu kadar çalışmaya can mı dayanır yahu, bu ormanı biz mi adam edecez kardeşim? diyerek aslana cephe almaya başlamışlar. Ama aslan bu; durur mu? Hemen bozkurtla iletişime geçmiş. “Bu orman hepimize yeter, daha da güzelleştireceğiz, daha çok işler başaracağız, ne diyorsun, iş birliğine var mısın bozkurt kardeş? “demiş. Bozkurt şartlarını sıralamış. Sonra da, “Ama şartlarımın en önemlisi şu: Tez elden sırtlanların hizaya getirilmesi lâzım, zira ormana çok zarar veriyorlar, bölücü bunlar… “demiş. Uzatmayalım, sonunda anlaşma sağlanmış. Ama karşı tarafta bulunan kaplan, panter, canavar, tavşan, çakal, tilki, geyik, artık aklınıza hangisi gelirse, hepsi birleşerek, aslanı devirmeye karar vermişler! Fakat bakmışlar ki, bu işe güçleri yetmiyor, ne yapsak ne etsek derken; akıllarına sırtlanlar gelmiş. Onlardan da yardım istemişler. Fakat bu sırtlanlar öyle bildiğiniz gibi değil, kendilerini çok ağıra satan mahlûklarmış! Demişler ki: “Size yardım ederiz etmesine de, bizim şartlarımız ağır olur bak, bunu kaldırabilecek misiniz? “ Berikiler: Varsın ağır olsun! Yeter ki şu aslanı bir devirelim de gerisini sonra düşünürüz…demişler. Hatta başka ormanlardan müttefiklerin de desteğini sağlayarak bu işi garantiye almak istemişler. Tam da, aslanı devirmek için sabahın erken saatleri daha uygun, şu karanlıkta göz gözü görmüyor derken, bir de bakmışlar, aslan bir akşam üstü meydana çıkarak, öyle bir kükremiş öyle bir kükremiş ki, ormanın muhalif tarafındaki bütün sakinler çil yavrusu gibi dağılmışlar. Şimdi artık, aslan ve bozkurtun tüm muhalifleri, orman sakinlerini kapı kapı dolaşarak onlara şöyle dert yanıyorlarmış: “Aşk olsun yani size! Öbür bazı ormanların aslanlarını bile ikna ettik, bize destek veriyorlar, ama bir size söz geçiremiyoruz, hadi artık, şu aslanla bozkurtu devirelim de, bu ormanı beraberce yönetelim…” Ormanın sakinleri ise: “İyi ama yönetimi size teslim edersek bu ormana ne gibi katkılarınız olacak, projeleriniz nelerdir? bunları tek tek sayın bakalım,” dediklerinde, berikilerin hemen dili sürçmeye başlıyor, hık mık derken; her defasında ne diyeceklerini bilemez bir durumda kapıdan ayrılıyorlarmış. Böyle olunca da tabii bunların orman yönetiminin başına geçme hayalleri de her defasında bir başka bahara kalıyormuş. Hasılı onlar erememiş muradına biz çıkalım kerevetine…
Ekleme Tarihi: 08 Ocak 2022 - Cumartesi

BU HAFTA KONUMUZ MASAL

 

Bir varmış bir yokmuş mu desem… evvel zaman içinde mi desem… geçen yıl mı desem… yoksa geçen hafta mı?

Yaşlı dünyamızın şirin bir ormanında bir aslan yaşarmış. Bu aslan o kadar çalışkan o kadar becerikliymiş ki, ormanın yönetimine geldiği günden beri ne doğru dürüst dinlenmiş ne de şöyle derin bir uyku çekmiş!

Ormanda yollar, köprüler yaptırmış, barajlar inşa etmiş, yaşlılar için barınaklar kurmuş, ormanın hasta ve yaralı sakinlerinin tedavisi için son model bakımevleri yaptırmış, dünyanın daha gümrah ormanlarında neler olup bitiyor diye, sık sık orman dışı geziler düzenleyerek o ormanların başında bulunan aslanlarla görüşmeler yapmış…

Sizin anlayacağınız kendi ormanını diğer gelişmiş, gür ve gümrah ormanların önüne geçirmek için durup dinlenmeden çalışmış…çalışmış… Üç yıl, beş yıl, on beş yıl derken, orman halkından bazıları, bu kadar çalışmaya can mı dayanır yahu, bu ormanı biz mi adam edecez kardeşim? diyerek aslana cephe almaya başlamışlar.

Ama aslan bu; durur mu? Hemen bozkurtla iletişime geçmiş. “Bu orman hepimize yeter, daha da güzelleştireceğiz, daha çok işler başaracağız, ne diyorsun, iş birliğine var mısın bozkurt kardeş? “demiş.

Bozkurt şartlarını sıralamış. Sonra da, “Ama şartlarımın en önemlisi şu: Tez elden sırtlanların hizaya getirilmesi lâzım, zira ormana çok zarar veriyorlar, bölücü bunlar… “demiş.

Uzatmayalım, sonunda anlaşma sağlanmış. Ama karşı tarafta bulunan kaplan, panter, canavar, tavşan, çakal, tilki, geyik, artık aklınıza hangisi gelirse, hepsi birleşerek, aslanı devirmeye karar vermişler! Fakat bakmışlar ki, bu işe güçleri yetmiyor, ne yapsak ne etsek derken; akıllarına sırtlanlar gelmiş. Onlardan da yardım istemişler. Fakat bu sırtlanlar öyle bildiğiniz gibi değil, kendilerini çok ağıra satan mahlûklarmış!

Demişler ki: “Size yardım ederiz etmesine de, bizim şartlarımız ağır olur bak, bunu kaldırabilecek misiniz? “

Berikiler: Varsın ağır olsun! Yeter ki şu aslanı bir devirelim de gerisini sonra düşünürüz…demişler. Hatta başka ormanlardan müttefiklerin de desteğini sağlayarak bu işi garantiye almak istemişler.

Tam da, aslanı devirmek için sabahın erken saatleri daha uygun, şu karanlıkta göz gözü görmüyor derken, bir de bakmışlar, aslan bir akşam üstü meydana çıkarak, öyle bir

kükremiş öyle bir kükremiş ki, ormanın muhalif tarafındaki bütün sakinler çil yavrusu gibi dağılmışlar.

Şimdi artık, aslan ve bozkurtun tüm muhalifleri, orman sakinlerini kapı kapı dolaşarak onlara şöyle dert yanıyorlarmış:

“Aşk olsun yani size! Öbür bazı ormanların aslanlarını bile ikna ettik, bize destek veriyorlar, ama bir size söz geçiremiyoruz, hadi artık, şu aslanla bozkurtu devirelim de, bu ormanı beraberce yönetelim…”

Ormanın sakinleri ise: “İyi ama yönetimi size teslim edersek bu ormana ne gibi katkılarınız olacak, projeleriniz nelerdir? bunları tek tek sayın bakalım,” dediklerinde, berikilerin hemen dili sürçmeye başlıyor, hık mık derken; her defasında ne diyeceklerini bilemez bir durumda kapıdan ayrılıyorlarmış. Böyle olunca da tabii bunların orman yönetiminin başına geçme hayalleri de her defasında bir başka bahara kalıyormuş.

Hasılı onlar erememiş muradına biz çıkalım kerevetine…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.