Ramazan Canural
Köşe Yazarı
Ramazan Canural
 

ELLİ YIL ÖNCEKİ DÜĞÜNLER…1

Zamanla her şey değişiyor. Elli yıl önceki düğünler de çalgıları, müzikleri ,oyunları, adetleri ve eğlence biçimleriyle şimdikilerden oldukça farklıydı. Bir kere düğünler kış aylarında yapılırdı. Evlenecek çiftler düğün öncesi birbiriyle pek görüşmez, tanışmazdı.Bizden önceki kuşakta kocasını gerdek gecesi gören gelinler olduğunu duyardık. Düğünler üç gün sürerdi. Ya salı günü öğleden sonra başlar perşembeye biterdi ya da cuma günü başlayıp pazara biterdi. Tabii düğün başlamazdan önce keşkek dövme ve imece vardı. Şimdi elli yıl öncesine gidiyoruz ve Kedi Kayasında bizim evin yüzelli metre aşağısındaki Dibek Taşı Meydanındayız. Her düğün öncesi burası bir saatliğine festival alanı gibi kalabalık olur. Çünkü bir gün sonra başlayacak düğün için keşkek dövülecektir. Keşkek alayı meydana ulaşıp herkes yerini alınca…. Buğday çuvalı Dibek Taşının yanına konur. Taşın etrafında insanlar halka oluşturmuş ve davul zurna ekibi de halkadaki yerini almıştır. Davul zurna ekibi neşeli ve hareketli oyun havaları çalmakta ve alanda gençler coşkuyla çöke çöke oynamaktadır. Taşın öbür tarafında bulunan ağacın dalına bir sırık asılmış ve tam ucuna da bir portakal iliştirilmiştir. “Ah şunu koparsak da bi yesek” diye biz yumurcakları içinden geçmektedir… Ucuna portakal asılan sırığın geri kalan kısmına da kırmızısından, yeşiline, sarısından mavisine rengarenk yazmalar bağlıdır. Bakın şimdi siyah bıyıklı iri kıyım iki genç, ellerine büyük bir L harfini andıran özel birer tokmak aldılar ve biraz önce orta yaşlı iki amcanın, mermerden oyulmuş Dibek Taşı çukuruna koydukları keşkeklik buğdayı dövmeye başladılar. Önce tokmağı biri vuruyor o kaldırdıktan sonra da öbürü… Onca davul, zurna sesi ve gürültüye rağmen tokmak sesleri taa bizim evden duyuluyor! Davul zurnayla oynayan gençler şimdi iyice hareketlendi. Tokmağı vuran delikanlılar daha da coştular. Bir neşe, bir keyif ve muhabbet ki sormayın gitsin! Meydanın kenarındaki çitin dibine çömelmiş biri şapkalı öbürü şuburalı (başlık) iki adam onca gürültünün arasında sohbet ediyor. Şapkalı olanı cebinden çıkardığı “Birinci” paketinden bir sigara yakıp derin bir nefes çektikten sonra yanındakine: ” Ali efe ne oldu sizin emmoğlunun imecisi be, geddile mi oduna? “ diye soruyor. (Bizim yerel şivede abi efeye imece ise imeciye dönüşmüştür.) Öbürü: “He ya sabah erkenden gettiler . Baya galabalıktı. Ağşama odunlar hazır olur, perşembeye de düğün dutulur…” Şimdi nedir bu imeci, diyeceksiniz… Burada “imeci” düğünde yakılacak odunların dağdan kesilip getirilmesi oluyor. Konu komşu her düğünden önce onlarca eşeğin taşıdığı odunları kesmek için sabah erkenden bizim evin önünden geçen “odunculuk yoluna” düşmekte ve akşama 30- 40 eşek yükü odun getirilip düğün sahibine hediye edilmektedir. Şimdi var mı bu tür imeceler? Yok!.. Meydanda şimdi keşkek dövme işi bitmiştir ve artık davul zurna Köroğlu gaydasını vurmaktadır. Bu “iş bitti dağılın” demektir. Keşkek alayı meydandan ayrılır… Devamı haftaya… Bekleriz efendim.
Ekleme Tarihi: 14 Ağustos 2022 - Pazar

ELLİ YIL ÖNCEKİ DÜĞÜNLER…1

Zamanla her şey değişiyor. Elli yıl önceki düğünler de çalgıları, müzikleri ,oyunları, adetleri ve eğlence biçimleriyle şimdikilerden oldukça farklıydı.

Bir kere düğünler kış aylarında yapılırdı. Evlenecek çiftler düğün öncesi birbiriyle pek görüşmez, tanışmazdı.Bizden önceki kuşakta kocasını gerdek gecesi gören gelinler olduğunu duyardık.

Düğünler üç gün sürerdi. Ya salı günü öğleden sonra başlar perşembeye biterdi ya da cuma günü başlayıp pazara biterdi.

Tabii düğün başlamazdan önce keşkek dövme ve imece vardı.

Şimdi elli yıl öncesine gidiyoruz ve Kedi Kayasında bizim evin yüzelli metre aşağısındaki Dibek Taşı Meydanındayız. Her düğün öncesi burası bir saatliğine festival alanı gibi kalabalık olur. Çünkü bir gün sonra başlayacak düğün için keşkek dövülecektir.

Keşkek alayı meydana ulaşıp herkes yerini alınca…. Buğday çuvalı Dibek Taşının yanına konur. Taşın etrafında insanlar halka oluşturmuş ve davul zurna ekibi de halkadaki yerini almıştır.

Davul zurna ekibi neşeli ve hareketli oyun havaları çalmakta ve alanda gençler coşkuyla çöke çöke oynamaktadır.

Taşın öbür tarafında bulunan ağacın dalına bir sırık asılmış ve tam ucuna da bir portakal iliştirilmiştir. “Ah şunu koparsak da bi yesek” diye biz yumurcakları içinden geçmektedir… Ucuna portakal asılan sırığın geri kalan kısmına da kırmızısından, yeşiline, sarısından mavisine rengarenk yazmalar bağlıdır.

Bakın şimdi siyah bıyıklı iri kıyım iki genç, ellerine büyük bir L harfini andıran özel birer tokmak aldılar ve biraz önce orta yaşlı iki amcanın, mermerden oyulmuş Dibek Taşı çukuruna koydukları keşkeklik buğdayı dövmeye başladılar. Önce tokmağı biri vuruyor o kaldırdıktan sonra da öbürü…

Onca davul, zurna sesi ve gürültüye rağmen tokmak sesleri taa bizim evden duyuluyor!

Davul zurnayla oynayan gençler şimdi iyice hareketlendi. Tokmağı vuran delikanlılar daha da coştular. Bir neşe, bir keyif ve muhabbet ki sormayın gitsin!

Meydanın kenarındaki çitin dibine çömelmiş biri şapkalı öbürü şuburalı (başlık) iki adam onca gürültünün arasında sohbet ediyor. Şapkalı olanı cebinden çıkardığı “Birinci” paketinden bir sigara yakıp derin bir nefes çektikten sonra yanındakine:

” Ali efe ne oldu sizin emmoğlunun imecisi be, geddile mi oduna? “ diye soruyor.

(Bizim yerel şivede abi efeye imece ise imeciye dönüşmüştür.)

Öbürü:

“He ya sabah erkenden gettiler . Baya galabalıktı. Ağşama odunlar hazır olur, perşembeye de düğün dutulur…”

Şimdi nedir bu imeci, diyeceksiniz…

Burada “imeci” düğünde yakılacak odunların dağdan kesilip getirilmesi oluyor. Konu komşu her düğünden önce onlarca eşeğin taşıdığı odunları kesmek için sabah erkenden bizim evin önünden geçen “odunculuk yoluna” düşmekte ve akşama 30- 40 eşek yükü odun getirilip düğün sahibine hediye edilmektedir.

Şimdi var mı bu tür imeceler?

Yok!..

Meydanda şimdi keşkek dövme işi bitmiştir ve artık davul zurna Köroğlu gaydasını vurmaktadır. Bu “iş bitti dağılın” demektir.

Keşkek alayı meydandan ayrılır…

Devamı haftaya…

Bekleriz efendim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.