Ramazan Canural
Köşe Yazarı
Ramazan Canural
 

İYİMSERLİĞİN BÖYLESİ

İnsanlar çeşit çeşit… Fakirler - zenginler… Hassaslar- vurdumduymazlar… Çalışkanlar - tembeller… Doğrucu Davutlar - yalancılar… Toplum için faydalı işler üretenler; bütün ömrünü cırcır böceği gibi tüketenler… Liste böyle uzatılabilir. Ve… Yukarıdaki listeye iyimserler ve kötümserler de eklenebilir. Yani bardağın dolu tarafını görenlerle boş tarafını görenler… Bardağın boş tarafını görenler kendilerine ve etraflarına sürekli negatif enerji saçtıkları için sevilmezler ve hep mutsuzdurlar. Bardağın dolu tarafını görenlerse… etraflarına pozitif enerji ve umut dağıttıkları için diğer insanlar tarafından sevilirler ve mutludurlar. Yani mevzu bir “bakış açısı” meselesidir. Bakış açısı farkını biraz abartan bir fıkra ile yazıya devam edelim: Temel işsizdir. Türkiye’de iş bulamayınca soluğu Amerika’da alır. Orada da epey işsiz gezer. Tam ümidini kaybetmek üzereyken Kızılderililerle mücadele eden bir kulüple tanışır. Onlardan bir iş (!) teklifi alır. Kulüp başkanı : “ Bak Temel,” der. “Burada para kazanmak çok kolay. Bizimle çalışacaksın! Yapacağın iş zor değil. Şehirde yaşayan Kızılderililerden kesebildiklerinin kulağını kesip bana getireceksin. Kadın, çocuk, yaşlı… fark etmez. Artık gücün kime yeterse…ve kulak başına elli dolar alacaksın.” Başka çıkar yol bulamayan Temel teklifi kabul eder. İlk gün tek kulak elli dolar, ikinci gün iki kulak yüz dolar derken, paraya iyice dadanmıştır. Bir süre sonra tek başına sıkılır. Trabzon’dan, arkadaşı Dursun’u da çağırır. Çünkü o da işsizdir. Haftalar süren bir deniz yolculuğundan sonra Dursun Temel’le buluşur. İşe beraber devam ederler. İki kişi olunca hem daha kolay hem de daha çok para kazanmaya başlarlar. Hayatlarından da memnundurlar. Artık daha fazla Kızılderili’nin canını yakmaktadırlar. Çalışmaktan çok yorgun düştükleri bir gün orman kenarında uyuyakalırlar. Biraz sonra Temel duyduğu şiddetli bir gürültüyle uyanır ve gözlerini ovuşturarak etrafına göz attığında bir de ne görsün? Yüzlerce Kızılderili ellerinde satırlarla palalarla burunlarından soluyarak Temel’le Dursun’a bakmaktadır. Bazılarının da kulağı kesiktir… Bu kadar çok Kızılderili’yi karşısında gören Temel arkadaşını hemen dürter ve sevinçle haykırır: “Hişt Dursun bana bak! Eğer gördüğüm rüya değilse bu sefer paranın anasını belledik”
Ekleme Tarihi: 04 Haziran 2022 - Cumartesi

İYİMSERLİĞİN BÖYLESİ

İnsanlar çeşit çeşit…

Fakirler - zenginler…

Hassaslar- vurdumduymazlar…

Çalışkanlar - tembeller…

Doğrucu Davutlar - yalancılar…

Toplum için faydalı işler üretenler; bütün ömrünü cırcır böceği gibi tüketenler…

Liste böyle uzatılabilir.

Ve…

Yukarıdaki listeye iyimserler ve kötümserler de eklenebilir.

Yani bardağın dolu tarafını görenlerle boş tarafını görenler…

Bardağın boş tarafını görenler kendilerine ve etraflarına sürekli negatif enerji saçtıkları için sevilmezler ve hep mutsuzdurlar.

Bardağın dolu tarafını görenlerse… etraflarına pozitif enerji ve umut dağıttıkları için diğer insanlar tarafından sevilirler ve mutludurlar.

Yani mevzu bir “bakış açısı” meselesidir.

Bakış açısı farkını biraz abartan bir fıkra ile yazıya devam edelim:

Temel işsizdir. Türkiye’de iş bulamayınca soluğu Amerika’da alır. Orada da epey işsiz gezer. Tam ümidini kaybetmek üzereyken Kızılderililerle mücadele eden bir kulüple tanışır. Onlardan bir iş (!) teklifi alır.

Kulüp başkanı :

“ Bak Temel,” der. “Burada para kazanmak çok kolay. Bizimle çalışacaksın! Yapacağın iş zor değil. Şehirde yaşayan Kızılderililerden kesebildiklerinin kulağını kesip bana getireceksin. Kadın, çocuk, yaşlı… fark etmez. Artık gücün kime yeterse…ve kulak başına elli dolar alacaksın.”

Başka çıkar yol bulamayan Temel teklifi kabul eder.

İlk gün tek kulak elli dolar, ikinci gün iki kulak yüz dolar derken, paraya iyice dadanmıştır. Bir süre sonra tek başına sıkılır. Trabzon’dan, arkadaşı Dursun’u da çağırır. Çünkü o da işsizdir. Haftalar süren bir deniz

yolculuğundan sonra Dursun Temel’le buluşur. İşe beraber devam ederler.

İki kişi olunca hem daha kolay hem de daha çok para kazanmaya başlarlar. Hayatlarından da memnundurlar. Artık daha fazla Kızılderili’nin canını yakmaktadırlar.

Çalışmaktan çok yorgun düştükleri bir gün orman kenarında uyuyakalırlar. Biraz sonra Temel duyduğu şiddetli bir gürültüyle uyanır ve gözlerini ovuşturarak etrafına göz attığında bir de ne görsün?

Yüzlerce Kızılderili ellerinde satırlarla palalarla burunlarından soluyarak Temel’le Dursun’a bakmaktadır. Bazılarının da kulağı kesiktir…

Bu kadar çok Kızılderili’yi karşısında gören Temel arkadaşını hemen dürter ve sevinçle haykırır:

“Hişt Dursun bana bak! Eğer gördüğüm rüya değilse bu sefer paranın anasını belledik”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.