Ramazan Canural
Köşe Yazarı
Ramazan Canural
 

KIZILELMAYA HEEEEY… KIZILELMAYA!

Yetmişli yıllar… Terör olayları ülkemizi kasıp kavurmakta. O yıllardaki adıyla sağ sol çatışmaları… Sağ kesimde birkaç akım mevcut: Ülkücüler, Akıncılar, Mücadeleciler, Nurcular… Solcularsa aralarında kaç fraksiyonun olduğunu kendileri bile bilmiyor. Hepsi solcu ama; kimisi Rus yanlısı, kimisi Çin, kimisi Küba yanlısı, kimisi bilmem kim… Fraksiyon sayısının otuzu aştığını söyleyenler var. Say say bitmez! O zamanlar Türkiye slogan cennetiydi. Ülkücüler ne Amerika ne Rusya ne Çin, Her şey Milliyetçi Türkiye için diye slogan atarken; solcular Tek yol Devrim, Bağımsız Türkiye diye bağırırdı. Sadece bağırmak çağırmakla kalsak sorun yoktu da 1975-80 arası ülkede her gün 10-15 genç, sağ sol çatışmaları yüzünden kara toprağa düşer olmuştu. Bizler Ülkücüydük. Fırsat buldukça Üniversite kampüsünde toplanır Malazgirt Marşını okurduk. Ne marştı o be! Özellikle son kıtası bizi “uçurmak” için yeterliydi: …………………………………. Yiğitler kan döker bayrak solmaya Anadolu başlar, vatan olmaya… Kızıelmaya hey…Kızılelmaya!.. En güzel marşını vurmada mehter; Ya Allah…Bismillah…Allahüekber!   Tabii bizimkisi tatlı bir hayaldi. Kızılelma kimdi… Türkiye olarak, biz kimdik? Ülkede yakacak fuel oil bulunamadığı için öğrenci yurtlarında kaloriferler yanmaz, bazı geceler odalarımızda palto ile otururduk. Fakir fukaralık paçalarımızdan akardı. Hey yer kuyruktu. Sigara kuyruğu, yağ kuyruğu, tüp gaz kuyruğu, mazot kuyruğu…Tüp gaz mı dedin? Evet öyle dedim… Şimdiki gibi doğalgaza kavuşup da, fiyatını beğenmeme lüksümüz olacak değildi ya…Bildiğin tüp gazdı işte! Bütün bunlara rağmen biz yine de Kızılelma peşindeydik! Peki neydi bu Kızılelma! Bize göre Türk Birliği demekti. Turan demekti. O zaman Komünist Rusya ve Çin’in mezalimi altında ezilen Türklerle; Türklüğün ve İslam’ın son kalesi Türkiye’nin birleşmesi demekti. Yıllar geçti…90’ lara geldik. Sovyet Rusya dağıldı. Türk Devletleri birer birer bağımsızlıklarına kavuştular. Nihayet… 2009 da Nahçıvan’ da Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konferansı kuruldu. Bu devletlerin Cumhurbaşkanları geçen gün İstanbul’da yeni bir zirve toplantısı yaptılar. Asil üyeler: Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan… Gözlemci ülkeler, Türkmenistan ve Macaristan… Macaristan ne alâka, diyenler çıkabilir… Oysa onlar da Türk asıllı… Ülkenin adı bile HUNGARY… Yani Hun’lar, yani Atilla’nın torunları…Dinleri farklıymış! Varsın dinleri farklı oluversin…Onlar kendilerini Türk hissetmişler ya, önemli olan bu! İstanbul’daki toplantıda birliğin adı da değiştirilerek Türk Devletleri Teşkilatı olmuş. Çok güzel olmuş çooook! Yakışır benim milletime… Şimdi düşünüyorum da… Bizim gençlik yıllarımızın Kızılelma’sı yavaş yavaş gerçekleşiyor mu ne! Tabii bu teşkilat inşallah İslam İşbirliği Teşkilatı ya da Arap Birliği veya Birleşmiş Milletler gibi “etkisiz eleman” hüviyetinde olmaz. Ama ben öyle olacağını hiç sanmam. Çünkü aralarında kendi silahını, İHA’sını SİHA’sını kendi yapan proaktif bir ülke olarak Türkiye var. Kutlu olsun!
Ekleme Tarihi: 13 Kasım 2021 - Cumartesi

KIZILELMAYA HEEEEY… KIZILELMAYA!

Yetmişli yıllar… Terör olayları ülkemizi kasıp kavurmakta. O yıllardaki adıyla sağ sol çatışmaları…

Sağ kesimde birkaç akım mevcut: Ülkücüler, Akıncılar, Mücadeleciler, Nurcular…

Solcularsa aralarında kaç fraksiyonun olduğunu kendileri bile bilmiyor. Hepsi solcu ama; kimisi Rus yanlısı, kimisi Çin, kimisi Küba yanlısı, kimisi bilmem kim… Fraksiyon sayısının otuzu aştığını söyleyenler var. Say say bitmez!

O zamanlar Türkiye slogan cennetiydi. Ülkücüler ne Amerika ne Rusya ne Çin, Her şey Milliyetçi Türkiye için diye slogan atarken; solcular Tek yol Devrim, Bağımsız Türkiye diye bağırırdı. Sadece bağırmak çağırmakla kalsak sorun yoktu da 1975-80 arası ülkede her gün 10-15 genç, sağ sol çatışmaları yüzünden kara toprağa düşer olmuştu.

Bizler Ülkücüydük. Fırsat buldukça Üniversite kampüsünde toplanır Malazgirt Marşını okurduk. Ne marştı o be! Özellikle son kıtası bizi “uçurmak” için yeterliydi:

………………………………….

Yiğitler kan döker bayrak solmaya

Anadolu başlar, vatan olmaya…

Kızıelmaya hey…Kızılelmaya!..

En güzel marşını vurmada mehter;

Ya Allah…Bismillah…Allahüekber!

 

Tabii bizimkisi tatlı bir hayaldi. Kızılelma kimdi… Türkiye olarak, biz kimdik? Ülkede yakacak fuel oil bulunamadığı için öğrenci yurtlarında kaloriferler yanmaz, bazı geceler odalarımızda palto ile otururduk. Fakir fukaralık paçalarımızdan akardı. Hey yer kuyruktu. Sigara kuyruğu, yağ kuyruğu, tüp gaz kuyruğu, mazot kuyruğu…Tüp gaz mı dedin? Evet öyle dedim… Şimdiki gibi doğalgaza kavuşup da, fiyatını beğenmeme lüksümüz olacak değildi ya…Bildiğin tüp gazdı işte!

Bütün bunlara rağmen biz yine de Kızılelma peşindeydik!

Peki neydi bu Kızılelma! Bize göre Türk Birliği demekti. Turan demekti. O zaman Komünist Rusya ve Çin’in mezalimi altında ezilen Türklerle; Türklüğün ve İslam’ın son kalesi Türkiye’nin birleşmesi demekti.

Yıllar geçti…90’ lara geldik. Sovyet Rusya dağıldı. Türk Devletleri birer birer bağımsızlıklarına kavuştular.

Nihayet…

2009 da Nahçıvan’ da Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konferansı kuruldu.

Bu devletlerin Cumhurbaşkanları geçen gün İstanbul’da yeni bir zirve toplantısı yaptılar. Asil üyeler: Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan… Gözlemci ülkeler, Türkmenistan ve Macaristan…

Macaristan ne alâka, diyenler çıkabilir… Oysa onlar da Türk asıllı… Ülkenin adı bile HUNGARY… Yani Hun’lar, yani Atilla’nın torunları…Dinleri farklıymış! Varsın dinleri farklı oluversin…Onlar kendilerini Türk hissetmişler ya, önemli olan bu!

İstanbul’daki toplantıda birliğin adı da değiştirilerek Türk Devletleri Teşkilatı olmuş.

Çok güzel olmuş çooook! Yakışır benim milletime…

Şimdi düşünüyorum da…

Bizim gençlik yıllarımızın Kızılelma’sı yavaş yavaş gerçekleşiyor mu ne!

Tabii bu teşkilat inşallah İslam İşbirliği Teşkilatı ya da Arap Birliği veya Birleşmiş Milletler gibi “etkisiz eleman” hüviyetinde olmaz.

Ama ben öyle olacağını hiç sanmam. Çünkü aralarında kendi silahını, İHA’sını SİHA’sını kendi yapan proaktif bir ülke olarak Türkiye var.

Kutlu olsun!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Bekir Güven
(13.11.2021 23:46 - #195)
Harika bir yazı.Erzurumda geçirdiğimiz günler aklıma geldi. Yazınızda anlattığınız gelişmelerde çok geç kaldığımızı ,Özal döneminde fırsatları kaçırdığımızı düşünüyorum. Yazınızın son bölümünde dile getirdiğin dileklerin dileklerimdir. Selam ve dua ile
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.