Taceddin Akbaş
Köşe Yazarı
Taceddin Akbaş
 

HASTÂNELER BİR YANDAN TEDÂVİ BİR YANDAN DA HASTA EDİYOR!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) raporuna göre ‘obezite de’ Dünya ikincisi, yani gümüş madalyalık, Avrupa birincisi, yani altın madalyalık olmuşuz! Ben şahsen bu madalyaları, kahır ekseriyeti, (yüzde 98-99’u) Müslüman olan milletimizin ruhuna, inancına kültürüne veya hayat tarzına uygun bulmadım-bulmuyorum. Çünkü bilinçli bir Müslüman acıkmadan, ellerini yıkamadan ve besmele çekmeden sofraya oturmaz, doymadan da sofradan kalkar ve önce şükreder, sonra da ellerini ve ağzını yıkar… Dolayısıyla da türlü türlü hastalıklara davetiye çıkarmaz veya sebebiyet vermez! Ki, günümüz insanı servet biriktireceğim derken sağlığını kaybeder, sağlığımı geri kazanacağım derken de servetini harcar! Yani insanoğlu bir kısır döngü içinde döner durur! HASTÂNEMİZ YETERSİZ, HASTALARIMIZ BİLİNÇSİZ! Hemen herkesin bildiği gibi, Devlet Hastanemizin fizîkî yapısı hem yetersiz hem de eski... Ancak İlimiz merkezinde başka hastanemiz de olmadığı için hepimiz Devlet Hastanemize muhtacız. O nedenle ben bazen olduğu gibi, bugünde hastâne ve hastalar üzerinden biraz zülfiyâre dokunacağım: Şöyle ki; Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) raporları ayrı bir konu; Benim kendi tespit, görüş ve düşüncelerime göre (korana virüs konusu ayrı…) obezitenin hemen ardından kolesterol, tansiyon hastalığı, kalp damar rahatsızlığı, alzheimer, bel, kasık ve boyun fıtığı, romatizma, kireçlenme ve kas ağrısı, şeker ve kanser hastalığı gibi envai türlü rahatsızlık ve hastalıklar geliyor! Ki, zaten tansiyon ve benzeri rahatsızlıklar domino etkisi yapıyor! Ve tansiyonun yol açtığı hastalıklardan birkaçı durumunda olan kısırlık, iktidarsızlık, düşük ve sakat doğum, başta geliyor! Ayrıca yine DSÖ raporuna göre çocukların yüzde 10’u, yetişkinlerin ise yüzde 65’inden fazlası obez, yani insanların büyük bir kısmı yiyip yiyip aç yatan hastalardan ve doymak bilmeyen insanlardan olmuş(!) Buraya kadar tamam. Ancak, hemen herkesin bildiği gibi Burdur Merkez Devlet Hastanemizin kendisi eski olduğu gibi, fizîkî yapısı ve bilhassa havalandırması da yetersiz… Kısacası ve açıkçası, hastalık türlerinin ve hasta sayılarının inanılmaz bir şekilde artığı günümüz de Hastanemiz bir süredir artık ihtiyaca cevap vermiyor-veremiyor. Hadi hastalar ve hasta yakınları neyse ne amma, çünkü onlar Hastaneler de belli bir süre kalıyorlar… Fakat başta doktorlar olmak üzere yardımcı sağlık personeli, güvenlik ve temizlik görevlilerinin ömürlerinin neredeyse yarısı Hastaneler de geçiyor! O nedenle insanın onlara da diyecek bir şeyi olmuyor-olamıyor! YETERSİZ HASTANEYE, BİLİNÇSİZ HASTALARA DOKTOR VEYA SAĞLIK PERSONELİ NE YAPSIN? Sürekli okurlarımın bilecekleri gibi, bu hafta hem sevgili ebelerimizin, hem de hemşîlerimizin günlerini ve haftalarını kutlamış ve her iki meslek grubunun durumlarını özetlemeye çalışmıştım. Bugün de hastanelerimizin ve hastalarımızın durumunu özetlemeye çalışacağım: Şöyle ki, geçtiğimiz hafta, 3 aydır vücudum da meydana gelen kırıklığım ve belimde meydana gelen ağrılarım dolayısıyla ‘fizik tedavim için’ sık sık Burdur Devlet Hastanemize gidip geldim. Dolayısıyla da üzüldüm. Çünkü hastane koridorları veya poliklinikler koca koca göbekli, bastonlu, tekerlekli sandalyeli insanlardan, artı sedyeli hastalardan geçilmiyordu! Gerisi neyse ne amma, randevu saatlerinin gelmesine daha dakikalar olmasına rağmen doktorların kapısında kümelenen, arada bir de kapıyı çalan ve o esnada da yüksek sesle konuşan, geyik muhabbeti yapan, dolayısıyla da poliklinikleri köy kahvehanesine çeviren hastalar ve bilhassa hasta yakınları, birçok duyarlı insanı olduğu gibi beni de çok rahatsız etti. O nedenle ben tüm hastane çalışanlarına sabır selâmet diliyor, herkese sağlık, sıhhat ve afiyet dileklerimle birlikte saygılar sunuyorum. ADEMOĞLU MİDEDEN DAHA ŞERLİ-ZARARLI BİR KAP DOLDURMAZ. ADEMOĞLUNA BELİNİ DOĞRULTACAK BİRKAÇ LOKMACIK YETERLİDİR. ANCAK NEFSİNİN GALEBESİYLE İLLE DE MÎDESİNİ DOYURACAKSA, BÂRİ ONU ÜÇE BÖLSÜN; ÜÇTE BİRİNİ YEMEĞE, ÜÇTE BİRİNİ SUYA, ÜÇTE BİRİNİ DE NEFESE AYIRSIN… Hz. Muhammed (sav) SAĞLIK EN BÜYÜK ARMAĞAN, MEMNÛNİYET EN BÜYÜK ZENGİNLİK, SADÂKAT EN İYİ İLİŞKİDİR…Buddha
Ekleme Tarihi: 12 Mayıs 2022 - Perşembe

HASTÂNELER BİR YANDAN TEDÂVİ BİR YANDAN DA HASTA EDİYOR!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) raporuna göre ‘obezite de’ Dünya ikincisi, yani gümüş madalyalık, Avrupa birincisi, yani altın madalyalık olmuşuz! Ben şahsen bu madalyaları, kahır ekseriyeti, (yüzde 98-99’u) Müslüman olan milletimizin ruhuna, inancına kültürüne veya hayat tarzına uygun bulmadım-bulmuyorum. Çünkü bilinçli bir Müslüman acıkmadan, ellerini yıkamadan ve besmele çekmeden sofraya oturmaz, doymadan da sofradan kalkar ve önce şükreder, sonra da ellerini ve ağzını yıkar… Dolayısıyla da türlü türlü hastalıklara davetiye çıkarmaz veya sebebiyet vermez! Ki, günümüz insanı servet biriktireceğim derken sağlığını kaybeder, sağlığımı geri kazanacağım derken de servetini harcar! Yani insanoğlu bir kısır döngü içinde döner durur!

HASTÂNEMİZ YETERSİZ, HASTALARIMIZ BİLİNÇSİZ!

Hemen herkesin bildiği gibi, Devlet Hastanemizin fizîkî yapısı hem yetersiz hem de eski... Ancak İlimiz merkezinde başka hastanemiz de olmadığı için hepimiz Devlet Hastanemize muhtacız. O nedenle ben bazen olduğu gibi, bugünde hastâne ve hastalar üzerinden biraz zülfiyâre dokunacağım:

Şöyle ki; Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) raporları ayrı bir konu; Benim kendi tespit, görüş ve düşüncelerime göre (korana virüs konusu ayrı…) obezitenin hemen ardından kolesterol, tansiyon hastalığı, kalp damar rahatsızlığı, alzheimer, bel, kasık ve boyun fıtığı, romatizma, kireçlenme ve kas ağrısı, şeker ve kanser hastalığı gibi envai türlü rahatsızlık ve hastalıklar geliyor! Ki, zaten tansiyon ve benzeri rahatsızlıklar domino etkisi yapıyor! Ve tansiyonun yol açtığı hastalıklardan birkaçı durumunda olan kısırlık, iktidarsızlık, düşük ve sakat doğum, başta geliyor! Ayrıca yine DSÖ raporuna göre çocukların yüzde 10’u, yetişkinlerin ise yüzde 65’inden fazlası obez, yani insanların büyük bir kısmı yiyip yiyip aç yatan hastalardan ve doymak bilmeyen insanlardan olmuş(!)

Buraya kadar tamam. Ancak, hemen herkesin bildiği gibi Burdur Merkez Devlet Hastanemizin kendisi eski olduğu gibi, fizîkî yapısı ve bilhassa havalandırması da yetersiz…

Kısacası ve açıkçası, hastalık türlerinin ve hasta sayılarının inanılmaz bir şekilde artığı günümüz de Hastanemiz bir süredir artık ihtiyaca cevap vermiyor-veremiyor. Hadi hastalar ve hasta yakınları neyse ne amma, çünkü onlar Hastaneler de belli bir süre kalıyorlar… Fakat başta doktorlar olmak üzere yardımcı sağlık personeli, güvenlik ve temizlik görevlilerinin ömürlerinin neredeyse yarısı Hastaneler de geçiyor! O nedenle insanın onlara da diyecek bir şeyi olmuyor-olamıyor!

YETERSİZ HASTANEYE, BİLİNÇSİZ HASTALARA

DOKTOR VEYA SAĞLIK PERSONELİ NE YAPSIN?

Sürekli okurlarımın bilecekleri gibi, bu hafta hem sevgili ebelerimizin, hem de hemşîlerimizin günlerini ve haftalarını kutlamış ve her iki meslek grubunun durumlarını

özetlemeye çalışmıştım. Bugün de hastanelerimizin ve hastalarımızın durumunu özetlemeye çalışacağım:

Şöyle ki, geçtiğimiz hafta, 3 aydır vücudum da meydana gelen kırıklığım ve belimde meydana gelen ağrılarım dolayısıyla ‘fizik tedavim için’ sık sık Burdur Devlet Hastanemize gidip geldim. Dolayısıyla da üzüldüm. Çünkü hastane koridorları veya poliklinikler koca koca göbekli, bastonlu, tekerlekli sandalyeli insanlardan, artı sedyeli hastalardan geçilmiyordu! Gerisi neyse ne amma, randevu saatlerinin gelmesine daha dakikalar olmasına rağmen doktorların kapısında kümelenen, arada bir de kapıyı çalan ve o esnada da yüksek sesle konuşan, geyik muhabbeti yapan, dolayısıyla da poliklinikleri köy kahvehanesine çeviren hastalar ve bilhassa hasta yakınları, birçok duyarlı insanı olduğu gibi beni de çok rahatsız etti. O nedenle ben tüm hastane çalışanlarına sabır selâmet diliyor, herkese sağlık, sıhhat ve afiyet dileklerimle birlikte saygılar sunuyorum.

ADEMOĞLU MİDEDEN DAHA ŞERLİ-ZARARLI BİR KAP DOLDURMAZ. ADEMOĞLUNA BELİNİ DOĞRULTACAK BİRKAÇ LOKMACIK YETERLİDİR. ANCAK NEFSİNİN GALEBESİYLE İLLE DE MÎDESİNİ DOYURACAKSA, BÂRİ ONU ÜÇE BÖLSÜN; ÜÇTE BİRİNİ YEMEĞE, ÜÇTE BİRİNİ SUYA, ÜÇTE BİRİNİ DE NEFESE AYIRSIN…

Hz. Muhammed (sav)

SAĞLIK EN BÜYÜK ARMAĞAN,

MEMNÛNİYET EN BÜYÜK ZENGİNLİK,

SADÂKAT EN İYİ İLİŞKİDİR…Buddha

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.