Taceddin Akbaş
Köşe Yazarı
Taceddin Akbaş
 

Taceddin Akbaş Yazdı 'DİN ÖĞRETİMİ VE ...İNTİHAR EYLEMİ HAKKINDAKİ ŞAHSÎ DÜŞÜNCELERİM'

Hemen herkesin bildiği gibi, Türkiye önceki gün kaldığı yurttaki yangın merdivenlerinden atlayarak intihar eden (hayatına son veren) Elazığ-Fırat Üniversitesi’ne bağlı Tıp Fakültesi’nin 2. Sınıfında okuyan (Hatay’lı) 20 yaşındaki Enes Kara’yı ve Enes’in intihar etmeden önce çektiği bir videoyu konuşuyor... O nedenle ben daha yazımın başında, bilmeyen sevgili okurlarıma, bilerek-isteyerek ya da aklî melekeleri yerinde iken intihar etmenin büyük günahlardan biri olduğunu hatırlatmak istiyorum! O nedenle Yüce Allah’tan Enes’in taksiratını affetmesini, ailesine ve sevenlerine de sabrı cemil ve ecri cezil vermesini niyaz ediyorum… Şimdi de asıl meramıma geçmek istiyorum: Tıp Fakültesi öğrencisi-doktor adayı Enes’in intihar nedenleri konusunda rivayetler muhtelif… O nedenle ben intiharın o yönünü değil, iyi bir fakülteyi tutturabilmiş ve 2. sınıfına gelmiş bir kişi oldukça çalışkan ve zekî bir öğrenci olması gerekir. Yani Enes müspet ilim ve bilimler konusunda iyi bir eğitim almış ya da almaya devam ediyorsa da ve hemen her öğrencinin istediği mesleklerden biri yapacak olan Tıp Fakültesi’nde okuyor, yani doktor adayı olsa da, ya hiç din eğitimi almamış ya da aldığı eğitim hiç tesir etmemiş olmalı ki; büyük günahlardan, daha doğrusu bir insanın hem bu dünyasını hem de öte dünyasını yıkacak ve telâfisi imkânsız bir fiili işlemiş… Kısacası ve açıkçası; genelde bütün intiharlar, özelde de ‘bize uzak mesafede olsa bile’ Elazığlı ve güzel isimli Enes’in (kaderi benzemesin ama bizim torunlarımızdan birinin adı da Enes) intihar etmesi bizi Burdur’da kahretti, üzdü hattâ ağlattı… O nedenle bizler kadere şek ve şüphesiz bir şekilde îman etmiş kişiler olarak bu ve buna benzer konular hakkında ciddi tedbirler almasının gerekliliğine inanıyoruz. Meselâ bilhassa gençleri intihara sürükleyen nedenleri araştırmamız, tartışmamız ve arayıp bulmamız gerekir. Bırakın gençleri, yetişkinleri, hattâ ihtiyar ya da yaşlıları bile hiçbir şeyden memnun ve tatmin olmayan, dolayısıyla da şükretmeyen bir devirde yaşıyoruz! Bunun en büyük nedeni de yeterli din kültürü veya anlaşılabilir ahlâk bilgisi derslerinin verilmeyişidir! Bu konu da çok yeni ve müşahhas bir örnek vermem gerekirse ki, gerekebilir. Özgür Özel’in beğenmediği, hattâ aşağılayıcı bir üslupla eleştirdiği 4-6 yaş Grubu Kur’an Kurslarının keyfiyet ve kemiyetleri geliştirilmeli. İlköğretim okullarının 1. Sınıfından başlayıp liselerin, hattâ yüksek okul ve üniversitelerin (seçmeli de olsa) tamamında mutlaka din öğretimi yapılmalı ve eğitimi verilmeli. Ve bu eğitim ve öğretimler Diyanet İşleri Başkanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ortak şekilde ve işinin ehli olan uzmanlar tarafından hazırlanan kitaplar okutularak ve işinin ehli, mesleğinin sevdalısı ya da gönüllüsü ve tabii ki akidesi sağlam ve yaşantısı düzgün olan hoca ya da öğretmenler tarafından verilmeli..! BİLİSAYAR OYUNLARI ISLAH EDİLMELİ Ve DİN EĞİTİMİNE AĞIRLIK VERİLMELİ! Allah’a (c.c) emânet, bendeniz biri ikiz üç erkek çocuk babası ve biri kız 6 torun dedesi olmakla beraber dar gelirli bir aile reisiyim. Ve torunlarımda çok müdahil olmadım ama evlâtlarımı, vaktiyle evimizin yakınındaki Ticaret Lisesi ve az ilerdeki Burdur veya Cumhuriyet Lisesi yerine (ki, ağabeylerimden biri bu Liselerimizden biri olan Cumhuriyet Lisesi’nde Din Kültürü Ahlâk Bilgisi Öğretmeni ve idarecisi olmasına rağmen) evimizin en uzak mesafesinde olan ve ancak dolmuşla gidilip gelinebilinen İmam Hatip Lisesi’ne (İHL) gönderdim… Bunun nedeni de iyi bir din görevlisi ya da gönüllüsü olmaları, en azından bir imam hatip veya müezzin olmalarını istememdi! Din görevlisi olamadılar ama en azından gönüllüsü oldular ve Kur’an okumayı öğrenmenin yanı sıra bir Müslüman’ın bilmesi farz veya vâcip, hattâ sünnet olan bilgileri öğrendiler. ‘Aldıkları eğitimin gereklerini yerine getirebiliyorlar mı?’ diye de bir soru yöneltilecek olursa, ben de öyle bir soruya, ‘Eh mümkün olduğunca ya da olabildiğince yapabiliyorlar! En azından helâl ve haramlarla birlikte intihar etmenin veya herhangi bir cana kıymanın, canlıyı öldürmenin büyük günahlardan olduğunu biliyorlar… Bu da beni mânevi sorumluluktan kurtarıyordur inşaAllah’ şeklinde cevap verebilirim! Ve bu vesileyle bir anne ve babanın evladının üzerindeki haklarını hatırlatarak bunların birincisi yaşama, diğerleri ise helal rızık verme, süt emzirme, güzel isim verme, sünnet ettirme, oyun oynama ve güzel terbiye etme hakkı ve diğerleri’ diyebilirim. Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; ben fakir ‘din hakkı hem İslâmidir hem de insânîdir!’ diyor ve bu konuda son olarak Yüce Rabb’imizin Zümer Sûresi’nin 39 ve 7. Âyeti kerimelerinde “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ve Nahl Suresinin 16 ve 43. Âyeti kerimelerinde “Eğer bilmiyorsanız zikir (ilim) ehline sorunuz…” buyruğunu; sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed (sav)’in de “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz… İlim Çin’de de olsa gidip alınız, tahsil ediniz… ” buyruğunu hatırlatıyor, herkese ‘dînî’ saygılar sunuyorum. BABANIN EVLÂDINA EN BÜYÜK MÎRASI GÜZEL AHLÂKTIR Hadis-i Şerif
Ekleme Tarihi: 14 Ocak 2022 - Cuma

Taceddin Akbaş Yazdı 'DİN ÖĞRETİMİ VE ...İNTİHAR EYLEMİ HAKKINDAKİ ŞAHSÎ DÜŞÜNCELERİM'

Hemen herkesin bildiği gibi, Türkiye önceki gün kaldığı yurttaki yangın merdivenlerinden atlayarak intihar eden (hayatına son veren) Elazığ-Fırat Üniversitesi’ne bağlı Tıp Fakültesi’nin 2. Sınıfında okuyan (Hatay’lı) 20 yaşındaki Enes Kara’yı ve Enes’in intihar etmeden önce çektiği bir videoyu konuşuyor... O nedenle ben daha yazımın başında, bilmeyen sevgili okurlarıma, bilerek-isteyerek ya da aklî melekeleri yerinde iken intihar etmenin büyük günahlardan biri olduğunu hatırlatmak istiyorum! O nedenle Yüce Allah’tan Enes’in taksiratını affetmesini, ailesine ve sevenlerine de sabrı cemil ve ecri cezil vermesini niyaz ediyorum… Şimdi de asıl meramıma geçmek istiyorum:

Tıp Fakültesi öğrencisi-doktor adayı Enes’in intihar nedenleri konusunda rivayetler muhtelif… O nedenle ben intiharın o yönünü değil, iyi bir fakülteyi tutturabilmiş ve 2. sınıfına gelmiş bir kişi oldukça çalışkan ve zekî bir öğrenci olması gerekir. Yani Enes müspet ilim ve bilimler konusunda iyi bir eğitim almış ya da almaya devam ediyorsa da ve hemen her öğrencinin istediği mesleklerden biri yapacak olan Tıp Fakültesi’nde okuyor, yani doktor adayı olsa da, ya hiç din eğitimi almamış ya da aldığı eğitim hiç tesir etmemiş olmalı ki; büyük günahlardan, daha doğrusu bir insanın hem bu dünyasını hem de öte dünyasını yıkacak ve telâfisi imkânsız bir fiili işlemiş…

Kısacası ve açıkçası; genelde bütün intiharlar, özelde de ‘bize uzak mesafede olsa bile’ Elazığlı ve güzel isimli Enes’in (kaderi benzemesin ama bizim torunlarımızdan birinin adı da Enes) intihar etmesi bizi Burdur’da kahretti, üzdü hattâ ağlattı… O nedenle bizler kadere şek ve şüphesiz bir şekilde îman etmiş kişiler olarak bu ve buna benzer konular hakkında ciddi tedbirler almasının gerekliliğine inanıyoruz.

Meselâ bilhassa gençleri intihara sürükleyen nedenleri araştırmamız, tartışmamız ve arayıp bulmamız gerekir. Bırakın gençleri, yetişkinleri, hattâ ihtiyar ya da yaşlıları bile hiçbir şeyden memnun ve tatmin olmayan, dolayısıyla da şükretmeyen bir devirde yaşıyoruz! Bunun en büyük nedeni de yeterli din kültürü veya anlaşılabilir ahlâk bilgisi derslerinin verilmeyişidir!

Bu konu da çok yeni ve müşahhas bir örnek vermem gerekirse ki, gerekebilir. Özgür Özel’in beğenmediği, hattâ aşağılayıcı bir üslupla eleştirdiği 4-6 yaş Grubu Kur’an Kurslarının keyfiyet ve kemiyetleri geliştirilmeli. İlköğretim okullarının 1. Sınıfından başlayıp liselerin, hattâ yüksek okul ve üniversitelerin (seçmeli de olsa) tamamında mutlaka din öğretimi yapılmalı ve eğitimi verilmeli. Ve bu eğitim ve öğretimler Diyanet İşleri Başkanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ortak şekilde ve işinin ehli olan uzmanlar tarafından hazırlanan kitaplar okutularak ve işinin ehli, mesleğinin sevdalısı ya da gönüllüsü ve tabii ki akidesi sağlam ve yaşantısı düzgün olan hoca ya da öğretmenler tarafından verilmeli..!

BİLİSAYAR OYUNLARI ISLAH EDİLMELİ

Ve DİN EĞİTİMİNE AĞIRLIK VERİLMELİ!

Allah’a (c.c) emânet, bendeniz biri ikiz üç erkek çocuk babası ve biri kız 6 torun dedesi olmakla beraber dar gelirli bir aile reisiyim. Ve torunlarımda çok müdahil olmadım ama evlâtlarımı, vaktiyle evimizin yakınındaki Ticaret Lisesi ve az ilerdeki Burdur veya Cumhuriyet Lisesi yerine (ki, ağabeylerimden biri bu Liselerimizden biri olan Cumhuriyet Lisesi’nde Din Kültürü Ahlâk Bilgisi Öğretmeni ve idarecisi olmasına rağmen) evimizin en uzak mesafesinde olan ve ancak dolmuşla gidilip gelinebilinen İmam Hatip Lisesi’ne (İHL) gönderdim… Bunun nedeni de iyi bir din görevlisi ya da gönüllüsü olmaları, en azından bir imam hatip veya müezzin olmalarını istememdi! Din görevlisi olamadılar ama en azından gönüllüsü oldular ve Kur’an okumayı öğrenmenin yanı sıra bir Müslüman’ın bilmesi farz veya vâcip, hattâ sünnet olan bilgileri öğrendiler. ‘Aldıkları eğitimin gereklerini yerine getirebiliyorlar mı?’ diye de bir soru yöneltilecek olursa, ben de öyle bir soruya, ‘Eh mümkün olduğunca ya da olabildiğince yapabiliyorlar! En azından helâl ve haramlarla birlikte intihar etmenin veya herhangi bir cana kıymanın, canlıyı öldürmenin büyük günahlardan olduğunu biliyorlar… Bu da beni mânevi sorumluluktan kurtarıyordur inşaAllah’ şeklinde cevap verebilirim! Ve bu vesileyle bir anne ve babanın evladının üzerindeki haklarını hatırlatarak bunların birincisi yaşama, diğerleri ise helal rızık verme, süt emzirme, güzel isim verme, sünnet ettirme, oyun oynama ve güzel terbiye etme hakkı ve diğerleri’ diyebilirim.

Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; ben fakir ‘din hakkı hem İslâmidir hem de insânîdir!’ diyor ve bu konuda son olarak Yüce Rabb’imizin Zümer Sûresi’nin 39 ve 7. Âyeti kerimelerinde “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ve Nahl Suresinin 16 ve 43. Âyeti kerimelerinde “Eğer bilmiyorsanız zikir (ilim) ehline sorunuz…” buyruğunu; sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed (sav)’in de “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz… İlim Çin’de de olsa gidip alınız, tahsil ediniz… ” buyruğunu hatırlatıyor, herkese ‘dînî’ saygılar sunuyorum.

BABANIN EVLÂDINA EN BÜYÜK MÎRASI GÜZEL AHLÂKTIR

Hadis-i Şerif

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nnchaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.