Ali Babacan’dan Fon Yolsuzluğu Tepkisi: "Listeyi Açıklayın, Kim Kimmiş Herkes Öğrensin”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, fon yolsuzluğu iddiaları, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, ekonomi ve Türkiye ile Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalandığı belirtilen savunma anlaşması hakkında değerlendirmelerde bulundu.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, fon yolsuzluğu iddiaları, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, ekonomi ve Türkiye ile Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalandığı belirtilen savunma anlaşması hakkında değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fon soruşturmasına konu olan gelişmelerden haberdar olup olmadığının açıklanmasını isteyen Babacan, iddiaların tüm yönleriyle aydınlatılması için TBMM’de araştırma komisyonu kurulması çağrısını yineledi. Babacan, “Gazetecileri susturarak gerçeği ortadan kaldıramazsınız” ifadelerini kullandı. “Cumhurbaşkanı’nın Haberi Varsa da Yoksa da Vahim”
Fon yolsuzluğu iddialarına ilişkin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin açıklamalarını değerlendiren Babacan, söz konusu isimlerin Erdoğan’ı bilgilendirip bilgilendirmediğini sordu.
Bakanların ve AK Parti yöneticisinin daha önce fonlardaki manipülasyonlara ilişkin bilgilerinin bulunduğunu ifade ettiklerini hatırlatan Babacan, bu bilgilerin Cumhurbaşkanı’na aktarılıp aktarılmadığının hâlâ açıklanmadığını belirtti.
Babacan, Erdoğan’ın konudan haberdar olması durumunda gerekli adımların neden atılmadığının sorgulanması gerektiğini, haberdar olmaması hâlindeyse devlet yönetiminde ciddi bir sorun bulunduğunu savundu.
“Cumhurbaşkanı’nın haberi varsa da vahim, yoksa da vahim” diyen Babacan, yaşananları ağır bir yönetim sorunu olarak nitelendirdi.
“Fon Dosyasındaki İsimleri Açıklayın”Türkiye’nin yaklaşık bir aydır fon yolsuzluğu iddialarını tartıştığını belirten Babacan, kamuoyunun merak ettiği isimlerin açıklanmasını istedi.
Fon soruşturmasında sorumluluğu bulunanların ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulayan Babacan, “Şu listeyi açıklayın artık. Kim kimmiş herkes bir öğrensin” çağrısında bulundu.
Babacan, iddiaların kapsamlı biçimde aydınlatılmadan dosyanın kapatılmasının mümkün olmadığını savunarak, yolsuzlukla mücadelede şeffaflığın önemine dikkat çekti.
“28 Milyon İnsanın Hayallerini mi Yıkacaksınız?”Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da seslenen Babacan, 2023 seçimlerinde AK Parti’ye destek veren seçmenlerin beklentilerinin karşılanmadığını öne sürdü.
Siyasete yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele vaatleriyle çıkıldığını hatırlatan Babacan, vatandaşların geçmişte iktidara iyi niyetle destek verdiğini söyledi.
Babacan, “100 tane açgözlü hırsızı ele vermemek için size 2023’te oy veren 28 milyon insanın hayallerini mi yıkacaksınız?” sözleriyle iktidara tepki gösterdi. Fon yolsuzluğu iddialarının bütün yönleriyle araştırılması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini dile getirdi.
Fon Soruşturması İçin Meclis Araştırması ÇağrısıBabacan, fon yolsuzluğu iddialarının aydınlatılmasının en etkili yollarından birinin TBMM bünyesinde araştırma komisyonu kurulması olduğunu söyledi.
Geçmişte farklı olaylar ve kamuoyunu yakından ilgilendiren gelişmeler hakkında Meclis araştırmaları yapıldığını hatırlatan Babacan, fon meselesinde de aynı yöntemin uygulanmasını istedi.
İktidara Meclis denetiminden kaçınmama çağrısında bulunan Babacan, sürecin şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Babacan, “Fon dolandırıcılığı açığa çıksın, gerçekten suçu olan hesap versin, kirli olan, temiz olan ayıklansın istiyorsanız bunun şu andaki şartlardaki yolu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir araştırma komisyonu kurulmasıdır” dedi.
“Denetim Kurumlarının Elini Kimler Tuttu?”Fon yolsuzluğu iddialarının gündeme gelmesinin üzerinden yaklaşık bir ay geçmesine rağmen birçok sorunun yanıtlanmadığını savunan Babacan, denetim ve gözetim mekanizmalarının işleyişini eleştirdi.
Devlet kurumlarının vatandaşların küçük ölçekli gelirlerini dahi takip edebildiğini, buna karşılık milyarlarca dolarlık olduğu öne sürülen işlemlerin nasıl tespit edilemediğinin açıklanması gerektiğini ifade etti.
Babacan, “Denetim ve gözetimden sorumlu kurumların elini kimler tuttu?” sorusunu yönelterek, sürecin bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkarılmasını istedi.
“Yolsuzluk Yalnızca Rüşvet Almak Değildir”Yolsuzluğun yalnızca kamu parasının çalınması veya rüşvet alınmasıyla sınırlı olmadığını belirten Babacan, devletin yetki ve imkânlarının belirli kişi, şirket veya grupların çıkarına kullanılması durumunun da yolsuzluk kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İmar planlarının kişiye özel avantaj sağlayacak biçimde değiştirilmesi, kamu ihalelerinde rekabetin engellenmesi ve bazı gruplara siyasi yakınlıkları nedeniyle ayrıcalık tanınması gibi uygulamaları eleştiren Babacan, denetim mekanizmalarının çalışmasının engellenmesini de yolsuzlukla mücadele açısından önemli bir sorun olarak gösterdi.
Babacan, yolsuzlukla mücadele ettiğini söyleyen siyasetçi ve bürokratların bu konuda tutarlı ve samimi davranması gerektiğini vurguladı.
“Gazetecileri Susturarak Gerçeği Ortadan Kaldıramazsınız”Basın özgürlüğünün yolsuzlukların ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynadığını belirten Babacan, Türkiye’de gazetecilerin karşılaştığı hukuki ve idari işlemlere tepki gösterdi.
İddiaların zamanında haberleştirilmesinin kamuoyunun bilgilendirilmesini sağlayacağını ve olası zararların büyümeden önlenmesine katkıda bulunacağını ifade eden Babacan, haber yapan gazeteciler hakkında soruşturmalar yürütülmesini, gözaltı ve tutuklama kararlarını, erişim engellerini ve medya kuruluşlarına yönelik müdahaleleri eleştirdi.
Babacan, “Gazetecileri susturarak gerçeği ortadan kaldıramazsınız” diyerek, haber kuruluşlarına yönelik baskıların iddiaların üzerini örtemeyeceğini savundu.
“İhtiyacımız Özgür ve Gerçeğin Peşinden Giden Bir Basın”Babacan, basının kamu yararını ilgilendiren konularda soru sorma, araştırma yapma ve toplumu bilgilendirme görevini yerine getirebilmesi gerektiğini söyledi.
Gazetecilerin haber ve yorumlarının beğenilmemesinin medya kuruluşlarının kapatılması veya erişimlerinin engellenmesi için gerekçe oluşturamayacağını belirten Babacan, yargının eleştirileri susturmak amacıyla kullanılmaması gerektiğini ifade etti.
Özgür basının toplumun ve ülkenin çıkarlarını koruduğunu dile getiren Babacan, iktidarın hoşuna giden haberleri yapan bir medya yerine, koşullar ne olursa olsun gerçeği araştırabilen bağımsız bir basına ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
“Lekelenmeme Hakkı 86 Milyonun Hakkıdır”Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın fon soruşturması kapsamında adı geçen kişiler için kullandığı “lekelenmeme hakkı” ifadesini değerlendiren Babacan, masumiyet karinesinin herkes için eşit uygulanması gerektiğini söyledi.
Bir kişi hakkında kesinleşmiş bir suçluluk kararı bulunmadan o kişinin peşinen suçlu ilan edilmemesi gerektiğini belirten Babacan, bu hakkın yalnızca iktidara yakın isimlerle sınırlı tutulamayacağını ifade etti.
Geçmişte haklarında soruşturma yürütülen, gözaltına alınan veya tutuklanan ve daha sonra beraat eden kişilerin de aynı hakka sahip olduğunu hatırlatan Babacan, “Lekelenmeme hakkı 86 milyonun hakkı” dedi.
Babacan, hukuk önünde eşitliğin korunmasının adalet duygusu ve demokrasi açısından temel bir gereklilik olduğunu vurguladı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Arasındaki Savunma Anlaşması TartışmasıBabacan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalandığı belirtilen savunma anlaşmasına ilişkin açıklamaların yetersiz olduğunu savundu.
İslam ülkeleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesini önemli bulduğunu ifade eden Babacan, ancak anlaşmanın hangi ihtiyaç doğrultusunda hazırlandığının, hangi tehditleri hedeflediğinin ve Türkiye açısından ne gibi sonuçlar doğuracağının kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.
Anlaşmanın metninin henüz kamuoyuyla paylaşılmadığını belirten Babacan, belgenin TBMM’ye sunulup sunulmayacağını ve sürecin nasıl yürütüleceğini sordu.
Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar konusunda şeffaf davranması gerektiğini dile getiren Babacan, “Anlaşma yaptık diyorlar, anlaşmanın metni hâlâ ortada yok” ifadelerini kullandı.
“Bu Anlaşma Türkiye’ye Ne Kazandıracak?”ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki açıklamalarına da değinen Babacan, savunma anlaşmasının olası sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Anlaşmanın ABD’nin çıkarlarına hizmet edebileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, Türkiye’nin ve diğer İslam ülkelerinin bu süreçten ne kazanacağının açıklanmadığını söyledi.
Türkiye’nin bölgesel bir çatışmada taraf hâline gelip gelmeyeceğinin de netleştirilmesi gerektiğini ifade eden Babacan, dış politika ve güvenlik kararlarının ülkenin çıkarları temelinde ele alınmasını istedi.
“Ekonomi Artık Bir Beka Meselesi”Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri de değerlendiren Babacan, fon yolsuzluğu iddialarının piyasalara duyulan güveni zedelediğini savundu.
Ekonomik büyüme, yatırım ve ihracat için güven ortamının vazgeçilmez olduğunu belirten Babacan, hukuk ve adalet sistemine duyulan güvenin zayıflamasının ekonomik performansı da olumsuz etkileyeceğini ifade etti.
Ekonomik gücün ülkenin savunma kapasitesi açısından da belirleyici olduğunu kaydeden Babacan, Türkiye’nin insan kaynağı ve üretim potansiyelinin daha iyi değerlendirilebileceğini söyledi.
Babacan, güçlü bir ekonominin savunma sanayisi ve teknoloji alanındaki gelişmeleri destekleyeceğini belirterek, hukuk ve güven ortamının yeniden tesis edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı’nın Açıklamasına DestekAziz Mahmut Hüdayi Vakfı’nın sanal kumar, yasa dışı bahis, değerler eğitimi ve medya yayınlarına ilişkin açıklamasını değerlendiren Babacan, metindeki uyarıları önemli bulduğunu söyledi.
Vakıf tarafından yapılan değerlendirmelerde toplumsal sorunlar karşısında sessiz kalınmaması gerektiğine ilişkin mesajlara dikkat çeken Babacan, fon yolsuzluğu iddialarının ortaya çıkmasının toplumda büyük tepkiye neden olduğunu ifade etti.
Babacan, yolsuzluk iddialarına konu olan kişilerin kimliklerine veya siyasi yakınlıklarına bakılmaksızın hesap vermesi gerektiği konusunda toplumda ortak bir beklenti oluştuğunu savundu.
Yolsuzlukla Mücadele İçin İhale ve İmar Düzenlemesi ÖnerisiBabacan, yolsuzlukla mücadelede yalnızca mevcut iddiaların soruşturulmasının yeterli olmayacağını, benzer olayların yaşanmasını önleyecek yasal düzenlemelerin de hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
İktidar ve muhalefete çağrıda bulunan Babacan, Avrupa Birliği Kamu İhale Yasası olarak nitelendirdiği düzenlemenin TBMM gündemine alınmasını ve imar rantlarını önlemeye yönelik yeni bir yasal çerçeve oluşturulmasını önerdi.
Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele kapsamında üstlendiği yükümlülüklerin de yerine getirilmesi gerektiğini belirten Babacan, eksik kalan adımların tamamlanmasını istedi.
Babacan, “Yolsuzluklar baştan önlensin, yolsuzluğa alan açılmasın” diyerek, kamu ihalelerinden imar uygulamalarına kadar tüm süreçlerin şeffaflaştırılması çağrısında bulundu.
“Samimiyseniz Gelin Hep Beraber Düzeltelim”Konuşmasının sonunda iktidar ve muhalefete birlikte hareket etme çağrısı yapan Babacan, yolsuzlukla mücadelede somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
Yasal düzenlemelerin TBMM’de ortak bir çalışmayla hazırlanabileceğini belirten Babacan, kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflığın artırılmasını ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini istedi.
Babacan, yolsuzlukla mücadele konusunda yalnızca açıklama yapmanın yeterli olmadığını belirterek, iktidarın somut düzenlemeler için harekete geçmesi gerektiğini söyledi. DEVA Partisi lideri, “Hodri meydan diyorum, hodri meydan. Gelin, samimiyseniz düzeltelim hepsini” ifadeleriyle çağrısını yineledi.