Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye'nin Kasım ayında Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi öncesinde TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada iktidarın çevre politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Dinçer, iklim krizine karşı samimi bir mücadele yürütülmediğini savunarak, "Gösterişli organizasyonlar ve kırmızı halılar çevre tahribatını gizleyemez" dedi.
"Doğal Alanlar Madene ve Ranta Açılıyor"
COP31'in hukuki ve operasyonel çerçevesine ilişkin düzenlemelerin Meclis gündemine gelmesi üzerine söz alan Dinçer, teknik hazırlıkların ötesinde Türkiye'nin çevre politikalarının sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Türkiye'nin Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle kuraklık, orman yangınları ve sel felaketlerinden en fazla etkilenen ülkeler arasında bulunduğunu belirten Dinçer, şunları söyledi:
"Dünya Antalya'ya baktığında sadece ihtişamlı bir organizasyon değil, iklim krizine karşı gerçek mücadele iradesi görmek isteyecektir. Bugünkü haliyle Türkiye bu zirveye hazır değildir. İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağımız dönemde bile doğal alanlarımız madene, inşaata ve ranta açılmaya devam ediyor."
380 Bin Maden Ruhsatına Dikkat Çekti
Konuşmasında çevre politikalarına ilişkin veriler paylaşan Dinçer, 2008-2023 yılları arasında 380 binin üzerinde maden ruhsatı verildiğini, tarım arazilerinin yüzde 60'tan fazlasının maden sahası haline getirildiğini öne sürdü.
"Süper İzin" olarak bilinen düzenlemeler ile Cumhurbaşkanlığı kararları sayesinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin etkisiz hale getirildiğini savunan Dinçer, geçmişte kamulaştırılan bazı madenlerin yeniden özel şirketlere devredildiğini ifade etti.
"COP31 Çevre Tahribatını Örtemez"
Yatırım süreçlerini hızlandırma gerekçesiyle çevresel denetimlerin zayıflatıldığını ileri süren Dinçer, uluslararası organizasyonların yaşanan çevre sorunlarını görünmez kılamayacağını söyledi.
"İster savaş uçağı alın, ister hava savunma sistemi kurun; çevre söz konusu olduğunda hiçbir gösterişli zirve geçmişte verilen zararları telafi edemez" diyen Dinçer, Akbelen Ormanı, Ege'deki zeytinlikler ve İliç maden faciasını hatırlatarak çevre politikalarının değişmesi gerektiğini savundu.
"Kömürden Çıkış İçin Takvim Açıklanmalı"
Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında kömürden elektrik üretimini artıran tek ülke olduğunu öne süren Dinçer, kömürden çıkış için bağlayıcı bir takvim bulunmamasını da eleştirdi.
Çevre politikalarında "adil geçiş" ilkesinin benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Dinçer, gerçek başarının uluslararası zirvelerin görkemiyle değil, doğayı, tarım alanlarını ve emekçiyi koruyan somut politikalarla ölçülebileceğini belirterek konuşmasını tamamladı.