CHP’li Türeli’den OVP’ye Sert Eleştiri: “Türkiye’nin Geleceğine Yön Verecek Bir Program Değil”

CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, ilgili bakanlar ve bürokratlar tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ankara CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, ilgili bakanlar ve bürokratlar tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

AKP’nin 24 yıllık iktidarı boyunca 5 Kalkınma Planı ve 21 Orta Vadeli Program hazırlandığını belirten Türeli, buna rağmen Türkiye’nin temel yapısal sorunlarının çözülemediğini, aksine daha da ağırlaştığını ifade etti.

Türeli, ekonomi yönetimindeki keyfiliğin, ekonomik kurumların yıpratılmasının ve güven kaybının Türkiye’yi ekonomik ve sosyal krizin içine sürüklediğini savundu.

“2021’deki Faiz İndirimi Türkiye’yi Krize Sürükledi”

2021 yılında uygulanan faiz politikasını eleştiren Türeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” yaklaşımının ardından Merkez Bankası’nın politika faizini hızla düşürdüğünü söyledi.

Türeli, Eylül 2021’de politika faizinin yüzde 19, enflasyonun da yaklaşık yüzde 19 seviyesinde olduğunu, dolar kurunun ise 8,5 lira civarında bulunduğunu belirtti. Faizin dört ay içerisinde yüzde 19’dan yüzde 8,5’e indirilmesinin ardından döviz kurunun 18,30 liraya kadar yükseldiğini kaydeden Türeli, enflasyonun da önce yüzde 35’lere, ardından yüzde 85 seviyelerine çıktığını söyledi.

Bu süreçte Türk lirasının değer kaybettiğini, tasarruf sahiplerinin döviz ve altına yöneldiğini belirten Türeli, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının ardından gayrimenkul ve diğer mal alımlarında da ciddi hareketlilik yaşandığını ifade etti.

“Rasyonel Politikalara Dönüş Sözü Tutulmadı”

2023 seçimlerinin ardından ekonomi yönetiminde değişikliğe gidildiğini hatırlatan Türeli, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in göreve geldiğinde “rasyonel politikalara” dönüleceğini açıkladığını söyledi.

Türeli, yeni ekonomi yönetiminin yüksek faiz ve dezenflasyon politikalarına yöneldiğini ancak üç yıllık istikrar programının sonunda beklenen sonuçların alınamadığını savundu.

2023 yılında hazırlanan Kalkınma Planı ve OVP’de cari açığın azaltılması, istihdamın artırılması ve yapısal sorunların çözülmesine yönelik hedefler bulunduğunu belirten Türeli, bu hedeflerin büyük bölümünün gerçekleşmediğini ileri sürdü.

Türeli, “Bütün bu hedefler ‘-ecek, -acak’ kipinde adeta bir iyi niyet ve temenniler belgesi niteliğinde kaldı” dedi.

“Kalkınma Planı İle OVP Arasında Uyum Yok”

Kalkınma Planı’nın devletin ekonomik planlama hiyerarşisinin en üstünde yer aldığını belirten Türeli, OVP, yıllık program, bütçe ve kamu yatırım programlarının Kalkınma Planı ile uyumlu olması gerektiğini söyledi.

Türeli, mevcut durumda 12. Kalkınma Planı ile yeni OVP arasında hedef ve rakamlar açısından uyumsuzluk bulunduğunu savundu.

Geçen yıl açıklanan OVP ile bu yılki program arasında da önemli sapmalar olduğunu ifade eden Türeli, büyüme hedeflerinin aşağı çekildiğini, cari açık, enflasyon ve bütçe açığı beklentilerinin ise yukarı yönlü revize edildiğini belirtti.

“OVP Kopyala-Yapıştır Bir Programa Dönüştü”

Yeni OVP’nin geçmiş yıllardaki programlarla büyük ölçüde benzerlik taşıdığını ileri süren Türeli, Türkiye’nin yapısal sorunlarını çözebilmek için yeni bir vizyon ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Programda hedeflerden neden sapıldığının yeterince analiz edilmediğini savunan Türeli, savaşların Türkiye ekonomisine etkisine değinilmesinin tek başına yeterli olmadığını ifade etti.

Türeli, büyüme, cari açık, enflasyon ve istihdam hedeflerinin de kendi içerisinde çeliştiğini belirterek, OVP’nin ekonomik karar alıcılara güven verecek bir perspektif sunmadığını söyledi.

“Bu Orta Vadeli Program’ın bir vizyonu yok” diyen Türeli, sanayici, işçi, memur, KOBİ, emekli ve çiftçinin programdaki hedeflere inanmadığını savundu.

“Büyüme Hedefleri Aşağı Çekiliyor”

Türkiye ekonomisinin uzun dönem ortalama büyüme hızının yaklaşık yüzde 5 olduğunu belirten Türeli, 2024-2028 döneminde ortalama büyüme hedefinin yüzde 3,8 seviyesinde kaldığını söyledi.

2026 yılı için yüzde 3,3 büyüme hedefinin de yakalanmasının zor olduğunu savunan Türeli, yılın ilk iki çeyreğinde büyümenin yüzde 2,6 ve yüzde 2,3 seviyelerinde gerçekleştiğini belirtti.

Sanayi üretimi, inşaat, ticaret, özel tüketim ve ihracatta durgunluk yaşandığını ifade eden Türeli, hanehalklarının gelir kaybı ve yüksek faiz nedeniyle hem tüketimin hem de özel yatırımların büyümeye beklenen katkıyı sunamayacağını savundu.

Türeli ayrıca dolar cinsinden milli gelir rakamları üzerinden yapılan değerlendirmelerin de kur hareketlerinden bağımsız ele alınamayacağını söyledi.

“Cari Açık Hedefi İki Katına Çıkarıldı”

Türeli, OVP’de cari açık hedeflerinin de önemli ölçüde yükseltildiğine dikkat çekti.

Geçen yılki OVP’de 2026 yılı cari açığının 22,3 milyar dolar olarak öngörüldüğünü hatırlatan Türeli, yeni programda bu rakamın 47,5 milyar dolara çıkarıldığını belirtti.

2028 yılı için geçen yıl 18,5 milyar dolar olarak belirlenen cari açık hedefinin de yeni programda 37 milyar dolara yükseltildiğini söyleyen Türeli, 12. Kalkınma Planı’nda 2028 yılı için öngörülen 2,8 milyar dolarlık hedefe de dikkat çekti.

Türkiye’nin üretim yapısının ithalata bağımlılığının cari açığın temel nedenlerinden biri olduğunu belirten Türeli, yapısal dönüşüm sağlanmadığı sürece sorunun devam edeceğini söyledi.

“İstihdam Yaratma Kapasitesi Geriliyor”

İstihdam hedeflerinin de aşağı yönlü revize edildiğini belirten Türeli, geçen yılki OVP’de 2026 yılı için 33,3 milyon olarak öngörülen istihdamın yeni programda 32,6 milyona çekildiğini ifade etti.

İşsizlik oranının yüzde 8,4’ten yüzde 8,1’e indirilmesinin tek başına olumlu bir gösterge olmadığını savunan Türeli, ekonomik büyümenin ne kadar istihdam yarattığının esas alınması gerektiğini söyledi.

Türeli, 2024-2028 döneminde Kalkınma Planı’nda yaklaşık 5 milyon kişilik istihdam artışı öngörülürken, OVP’de bu rakamın yaklaşık 2,3 milyona düşürüldüğünü belirtti.

Geniş tanımlı işsizlik açısından Türkiye’de tablonun resmi işsizlik oranından çok daha ağır olduğunu savunan Türeli, atıl iş gücü dikkate alındığında oranın yüzde 30’lar seviyesinde bulunduğunu ifade etti.

“Tek Haneli Enflasyon Hedefi Yine Ertelendi”

Enflasyon hedeflerinin her OVP’de ileri bir tarihe ertelendiğini belirten Türeli, istikrar programının uygulanmaya başlanmasının üzerinden 38 ay geçtiğini söyledi.

Programın ilk döneminde 2026 yılı sonunda enflasyonun yüzde 8,5 seviyesine indirilmesinin hedeflendiğini hatırlatan Türeli, yeni programda tek haneli enflasyon hedefinin 2029 yılına bırakıldığını ifade etti.

Geçen yılki OVP’de 2026 yılı enflasyon hedefinin yüzde 16 olduğunu belirten Türeli, yeni programda bu oranın yüzde 28,4’e yükseltildiğini söyledi.

Türeli, enflasyonla mücadele politikalarının maliyetinin işçi, memur, emekli, çiftçi, esnaf ve KOBİ’ler tarafından ödendiğini savunarak, yeni OVP’de bu kesimlerin durumunu iyileştirecek yeterli tedbir bulunmadığını ileri sürdü.

“Enflasyonun Nedeni Ücretler Değil”

Türkiye’de enflasyonla mücadelede yanlış bir teşhis konulduğunu savunan Türeli, ücret artışlarının enflasyonun temel nedeni olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Yüksek enflasyon nedeniyle alım gücü düşen çalışanların ücret artışı talep etmesinin doğal olduğunu belirten Türeli, Türkiye’deki enflasyonda piyasa yapısının ve rekabet sorunlarının da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Türeli, dezenflasyon programının bir yandan iç talebi baskıladığını, diğer yandan yüksek faiz yoluyla döviz girişini teşvik ederek kurun baskılanmasını amaçladığını ancak bu politikanın beklenen sonuçları vermediğini savundu.

“Tarımda Yaşanan Sorunlar Gıda Enflasyonunu Besliyor”

Tarım sektöründeki sorunlara da değinen Türeli, tarımsal ürün fiyatlarının hedef enflasyona göre belirlenmesinin çiftçiyi zor durumda bıraktığını söyledi.

Gerçekleşen enflasyonun hedeflerin üzerinde kalması nedeniyle çiftçilerin maliyetlerini karşılamakta zorlandığını belirten Türeli, tarım sektöründeki sorunların yüksek gıda enflasyonunun temel nedenlerinden biri olduğunu savundu.

“Vergi Yükü Çalışanların Üzerinde”

Bütçe açığının her yıl arttığını belirten Türeli, yüksek faiz politikasının faiz giderlerini de yükselttiğini söyledi.

Türkiye’nin vergi sisteminin büyük ölçüde dolaylı vergilere dayandığını belirten Türeli, KDV ve ÖTV gibi vergilerin toplam vergi gelirleri içerisinde önemli bir paya sahip olduğunu ifade etti.

2026 yılında vergi gelirlerinde yüzde 32’lik artış öngörüldüğünü belirten Türeli, mevcut vergi yapısının çalışanlar üzerindeki yükü artıracağını savundu.

Türeli ayrıca 2026 yılı için tahmini bütçe açığının 2,6 trilyon lira, vazgeçilen vergi tutarının ise 3,6 trilyon lira olarak öngörüldüğünü belirterek vergi adaletsizliğine dikkat çekti.

“Kamu Varlıkları Bütçe Açığını Kapatmak İçin Özelleştiriliyor”

Türeli, Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğundaki bazı otoyol, köprü ve çevre yollarının özelleştirme kapsamına alınmasını da eleştirdi.

Yeni OVP’de dört yıl için toplam 597 milyar liralık özelleştirme geliri hedeflendiğini belirten Türeli, kamuya ait ve gelir sağlayan varlıkların uzun süreli işletme haklarının devredilmesine karşı olduklarını söyledi.

Söz konusu köprü ve otoyolların kamu tarafından finanse edilerek yapıldığını ve gelir elde ettiğini belirten Türeli, bu varlıkların zarar eden tesisler olmadığını savundu.

Türeli, yaklaşık 30 yıllık işletme süresi boyunca elde edilecek gelirlerin bugünden toplu olarak alınmasının kamu kaynaklarının gelecekteki gelirlerini tüketmek anlamına geldiğini ileri sürdü.

Özelleştirme sonrasında geçiş ücretlerinin artabileceğini de savunan Türeli, “Milyonlarca insanın vergileriyle finanse edilmiş kamusal varlıkların özelleştirme veya işletme hakkının devri adı altında özel sektöre aktarılmasına açık ve net biçimde karşıyız” dedi.

“Yoksulluk Kader Değil, Siyasi Tercihin Sonucudur”

Açıklamasının sonunda OVP’nin Türkiye’nin geleceğine yön verecek bir vizyon ortaya koymadığını savunan Türeli, Türkiye’nin yeniden üretim, yatırım, istihdam ve ihracat odaklı bir ekonomik modele geçmesi gerektiğini söyledi.

İnşaat ağırlıklı büyüme modeli yerine sanayinin öncülük ettiği, teknoloji yoğunluğunun artırıldığı, istihdamın ve üretimin güçlendirildiği bir kalkınma modeline ihtiyaç olduğunu belirten Türeli, tarım sektörünün de yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini ifade etti.

CHP’nin temel önceliklerinden birinin Türkiye ekonomisini üretime dayalı bir modele kavuşturmak ve gelir dağılımını düzeltmek olduğunu söyleyen Türeli, sosyal devletin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Türeli, ekonomik politikaların demokrasi, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler çerçevesinde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, “Yoksulluk kader değildir” mesajını verdi.

 

CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türelicumhurbaşkanı yardımcısı cevdet yılmazOVPOVP programıTürkiyeAnkara

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.