Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki yakınlaşmanın ardından Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan “Mekke Güvenlik Anlaşması”na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Erbakan, X hesabından yaptığı açıklamada, söz konusu anlaşmayla Türkiye’nin Ortadoğu’da barışın ve çözümün bir parçası olmaktan ziyade, yeni sorunların içerisine çekilmeye çalışıldığını savundu.
“Müslüman Ülkeler İran’a Karşı Vekil Güç Olarak Kullanılmak İsteniyor”
ABD ve İsrail’in İran’ı kendileri açısından önemli bir güvenlik tehdidi olarak gördüğünü belirten Erbakan, İran’a yönelik tek taraflı saldırgan politikalarla istedikleri sonucu alamayan bu ülkelerin farklı yöntemlere başvurduğunu ileri sürdü.
Erbakan, ABD ve İsrail’in bölgedeki Müslüman ülkeleri İran’a karşı vekil güçler olarak kullanmak istediğini savunarak, ABD’nin etkisiyle imzalandığını öne sürdüğü Mekke Güvenlik Anlaşması’nın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Anlaşmanın isminin de asıl amacın üzerini örtmek amacıyla özellikle seçildiğini ileri süren Erbakan, küresel güç odaklarının Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan oluşan blok ile İran’ı karşı karşıya getirebilecek girişimlerine dikkat çekti.
“Ortadoğu’da Yeni İstikrarsızlıklara İzin Verilmemeli”
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ile İran arasında yaşanabilecek bir karşıtlığın Ortadoğu’daki istikrarı daha da bozabileceğini belirten Erbakan, bu tür hamlelerin farkında olunması ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı.
D-8 Ülkelerine “Kapsamlı Eylem Planı” Çağrısı
Fatih Erbakan, çözüm için Türkiye’nin öncülüğünde D-8 Teşkilatı’nı oluşturan ülkelerin acilen harekete geçmesi gerektiğini belirtti.
D-8 ülkelerinin ortaya koyacağı kapsamlı bir eylem planıyla bölge aktörlerinin bir araya gelmesini isteyen Erbakan, yeni çatışma ve istikrarsızlıkların yerine barış, kardeşlik ve güvenliği esas alan politikaların hayata geçirilmesinin önemine işaret etti.
Erbakan, bölge ülkelerinin dış güçlerin oluşturabileceği yeni kamplaşmalara karşı ortak hareket etmesi gerektiğini belirterek, Ortadoğu’da gerçek ve kalıcı çözümün ancak bölge halklarının ve ülkelerinin ortak iradesiyle sağlanabileceğini ifade etti.