Fatih Karahan TBMM Komisyonunda Sunum Yaptı: Muhalefetten Merkez Bankası ve Hükümete Eleştiri
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Dr. Fatih Karahan, Meclise yakında gelecek hükümetin bütçesi öncesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Merkez Bankası’nın para politikası, enflasyon görünümü, finansal koşullar ve rezervlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ankara Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Dr. Fatih Karahan, Meclise yakında gelecek hükümetin bütçesi öncesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Merkez Bankası’nın para politikası, enflasyon görünümü, finansal koşullar ve rezervlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yaklaşık 30 dakika süren sunumun ardından muhalefet partilerinin komisyon üyeleri söz alarak hem Merkez Bankası’nın politikalarını hem de hükümetin ekonomi yönetimini eleştirdi.
Karahan: Dezenflasyon Süreci Yeniden İvme Kazanacak
Sunumuna enflasyon görünümünü değerlendirerek başlayan Karahan, yıl içinde yaşanan jeopolitik gelişmelerin özellikle enerji fiyatları üzerinden arz yönlü baskılar oluşturduğunu belirtti. Bu gelişmelere rağmen dezenflasyon sürecinin devam ettiğini söyleyen Karahan, para politikasındaki sıkı duruşun iç talepteki yavaşlamayı belirginleştirdiğini ifade etti.
Karahan, savaşın etkilerinin belirginleştiği mart-haziran döneminde enflasyonun ana eğiliminde yükselme riski oluştuğunu, ancak temmuz ayından itibaren ana eğilimde yeniden gerileme görüldüğünü söyledi.
Eylül itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 29,7 seviyesinde gerçekleştiğini belirten Karahan, yıllıklandırılmış enflasyonun ana eğiliminin ise yüzde 23,7 seviyesine gerilediğini açıkladı.
Karahan, “Fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda araçlarımızı kararlı kullanmaya devam edeceğiz” mesajı verdi.
Jeopolitik Riskler Enflasyon Üzerinde Baskı Oluşturuyor
Küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karahan, savaş ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle petrol ve doğal gaz fiyatlarının yüksek ve oynak seyrettiğini belirtti.
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksamaların sürdüğünü kaydeden Karahan, ticaret rotalarının uzaması ve sigorta maliyetlerindeki artışın ham madde maliyetlerini yükselttiğini ifade etti.
Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon açısından yukarı yönlü risk oluşturduğunu belirten Karahan, enerji dışı emtia fiyatlarının da savaş öncesine kıyasla yüksek seviyelerini koruduğunu söyledi.
“Enflasyon Beklentilerindeki Bozulma Sınırlı Kaldı”
Karahan, enflasyon beklentilerinin dezenflasyon sürecinin geleceği açısından önemini koruduğunu vurguladı.
Para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını belirten Karahan, buna karşın yıl başında öngörülen iyileşmenin henüz gerçekleşmediğine dikkat çekti.
Karahan, bu durumun dezenflasyon açısından risk oluşturmayı sürdürdüğünü ve para politikasında ihtiyatlı duruşun devam etmesini gerektirdiğini söyledi.
Politika Faizi Yüzde 37 Seviyesinde
Para politikası uygulamalarına ilişkin bilgi veren Karahan, mart ayında jeopolitik gelişmeler nedeniyle bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verildiğini, ağustos ayı sonunda ise yeniden başlandığını söyledi.
Karahan, mevcut durumda para piyasalarındaki faizlerin yüzde 37 seviyesindeki politika faizine yakın oluştuğunu belirtti.
Sıkı parasal duruşun makro ihtiyati tedbirler ve likidite yönetimiyle desteklendiğini ifade eden Karahan, kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek amacıyla büyüme sınırlarının da kullanıldığını kaydetti.
Kredi Büyümesi Yüzde 35’ten Yüzde 25’e Geriledi
Kredi büyümesinin alınan tedbirlerle yavaşladığını belirten Karahan, şubat sonunda yüzde 35 seviyesinde bulunan toplam kredi büyümesinin yüzde 25 civarına gerilediğini açıkladı.
Ticari ve bireysel kredi büyümelerinde belirgin bir yavaşlama görüldüğünü belirten Karahan, bu gelişmenin kredi kompozisyonunu iyileştirdiğini ve iç talepteki dengelenmeye katkı sağladığını söyledi.
TL Mevduatın Payı Yüzde 67’nin Üzerine Çıktı
Türk lirası mevduatın payındaki gelişmelere de değinen Karahan, ikinci çeyrekten itibaren TL mevduata girişlerin hızlandığını belirtti.
Karahan, TL mevduatın toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 67’nin üzerine çıktığını ifade etti. Bireysel yatırımcıların döviz ve kıymetli maden satışlarının sürdüğünü de belirten Karahan, sıkı para politikasıyla birlikte TL’ye yönelik tercihin korunduğunu söyledi.
Rezervler 171 Milyar Dolara Yükseldi
Merkez Bankası rezervlerine ilişkin de bilgi veren Karahan, 27 Şubat’ta 210 milyar dolar olan brüt rezervlerin jeopolitik gelişmelerin etkisiyle 26 Haziran’da 144,9 milyar dolara gerilediğini belirtti.
Rezervlerin 25 Eylül itibarıyla 171 milyar dolara yükseldiğini açıklayan Karahan, 27 Şubat sonrası yaşanan düşüşün 23 milyar dolarlık bölümünün altın fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklandığını söyledi.
Swap hariç net rezervlerin ise 25 Eylül itibarıyla 40 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirtti.
“Sıkı Para Politikası Duruşumuzu Sürdüreceğiz”
Sunumunun sonunda fiyat istikrarına ulaşma konusunda kararlılık mesajı veren Karahan, son verilerin sıkı para politikasının etkisiyle enflasyon görünümünün iyileştiğine işaret ettiğini söyledi.
Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin yukarı yönlü riskleri yeniden artırdığını belirten Karahan, dezenflasyon kazanımlarının korunması için ihtiyatlı duruşun sürdürüleceğini ifade etti.
Karahan, fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, kalıcı fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşul olduğunu vurguladı.
Muhalefetten Merkez Bankası ve Hükümete Eleştiri
Karahan’ın yaklaşık 30 dakika süren sunumunun ardından komisyon üyeleri söz aldı. Muhalefet partilerinin temsilcileri, Merkez Bankası’nın uyguladığı para politikasını ve hükümetin ekonomi yönetimini eleştirdi.
Muhalefet milletvekilleri, fon krizi, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, faiz politikası, kredi koşulları, rezervlerin seyri ve vatandaşların alım gücündeki gerilemeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmalarda, özellikle fon krizinin krizden öte yüzyılın vurgunu, soygunu olarak nitelendirmenin yanı sıra Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede uyguladığı politikaların sonuçlarının vatandaşların günlük yaşamına yeterince yansımadığı savunulurken, hükümetin ekonomi politikalarının da eleştiri konusu olduğu görüldü.
Muhalefet temsilcileri, enflasyonun yüzde 30’un altına gerilemesine rağmen fiyat seviyelerinin yüksekliğine dikkat çekerek, yalnızca yıllık enflasyon oranındaki düşüşün ekonomik sorunların sona erdiği anlamına gelmediğini dile getirdi.