Mahmut Arıkan: "Cumhurbaşkanlığı Yargı Makamı Değildir!”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’de düzenlenen grup toplantısında fon soruşturması, basın özgürlüğü, ekonomi, genç işsizliği ve adalet sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ankara Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’de düzenlenen grup toplantısında fon soruşturması, basın özgürlüğü, ekonomi, genç işsizliği ve adalet sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Halk TV’ye yönelik operasyona tepki gösteren Arıkan, iktidara “Türkiye’yi germeyin” çağrısı yaptı. Fon soruşturmasında adı geçen kişilere ilişkin listelerin Cumhurbaşkanı’nın önünde olduğuna yönelik açıklamaları eleştiren Arıkan, “Cumhurbaşkanlığı, yargı makamı değildir” dedi. Yemen’deki gelişmelere de değinen Arıkan, Türkiye’nin öncülüğünde Ankara’da bir “Yemen Diyalog Masası” kurulmasını önerdi. “Türkiye’yi Her Sabn”ah Yeni Bir Krize Uyandırmayı

Konuşmasının başında Halk TV’ye yönelik operasyona değinen Arıkan, basın kuruluşlarına yönelik müdahaleleri eleştirdi. İddiaların araştırılmasına karşı olmadıklarını belirten Arıkan, soruşturmalarda herkesin lekelenmeme hakkının korunması gerektiğini vurguladı.

Fon soruşturmasında adı geçen kişiler için bu hakkın hatırlatıldığını, ancak muhalif seslerin de aynı güvenceye sahip olması gerektiğini ifade eden Arıkan, “Buradan iktidara sesleniyorum: Türkiye’yi germeyin! Türkiye’yi her sabah yeni bir krize uyandırmayın!” diye konuştu.

“Parayı İade Etmek, Adaleti İade Etmez”

Fon soruşturmasına ilişkin açıklamaları eleştiren Arıkan, şüphelilere ait olduğu belirtilen listelerin Cumhurbaşkanı’nın önünde bulunduğu yönündeki ifadelerin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını savundu.

Arıkan, “Eğer burası bir hukuk devletiyse -ki iktidar mensupları bunu sık sık dile getiriyorlar- liste, Cumhurbaşkanının önünde değil, yargının önünde olmalıdır! Zira; Cumhurbaşkanlığı, yargı makamı değildir!” ifadelerini kullandı.

Paraların yatırımcılara iade edilmesinin yaşanan mağduriyetleri tamamen ortadan kaldırmayacağını belirten Arıkan, vatandaşların devlete ve adalete duyduğu güvenin de zarar gördüğünü söyledi.

“Bu millet, evladının geleceğinden kısarak biriktirdiği parayı kaybetti. Şimdi parayı geri verip, bütün bunlar hiç yaşanmamış gibi davranamazsınız!” diyen Arıkan, “Parayı geri vermek banka hesabını kapatabilir. Ama milletin vicdanındaki hesabı kapatmaz!” değerlendirmesinde bulundu.

“131 Fonda Yaşananlar, Diğer Fonlar İçin De Uyarı Olmalıdır”

Tasfiye sürecindeki 131 yatırım fonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, benzer riskler taşıyan başka fonların da incelenmesi gerektiğini söyledi.

Bir kamu bankasının bünyesindeki iki yatırım fonunu incelediklerini belirten Arıkan, söz konusu fonlarda yaklaşık üç yıl boyunca yalnızca ikişer yatırımcı bulunduğunu, bu dönemde fon değerlerinin yaklaşık dört katına çıktığını ileri sürdü. Arıkan, daha sonra yatırımcı sayısının arttığını ve fonlardan milyarlarca liralık para çıkışı gerçekleştiğini ifade etti.

Bir fonda, fiyatların yüksek olduğu dönemde giren paradan 4 milyar 190 milyon lira daha fazla çıkış yaşandığını belirten Arıkan, Sermaye Piyasası Kurulu’na, ilgili kamu bankasının yönetimine ve ekonomi yönetimine sorular yöneltti.

Arıkan, “131 fon hakkında işlem yaparken, benzer riskleri taşıyan başka fonları da incelediniz mi? Milyarlarca liralık çıkışların hangi hesaplara yapıldığını araştırdınız mı? Yeni bir fon krizinin yaşanmayacağını garanti edebiliyor musunuz?” diye sordu.

Açıklamalarının bir suçlama değil, erken uyarı niteliği taşıdığını vurgulayan Arıkan, yeni mağduriyetlerin önlenmesi için bugünden tedbir alınması gerektiğini kaydetti.

“Millete Üretim, Kendilerine Fon, Faiz, Fırsat”

Ekonomi politikalarını da eleştiren Arıkan, iktidarın yönetim anlayışını “3F” olarak nitelendirerek “Fon, faiz, fırsat” ifadelerini kullandı.

Eski ekonomi bakanı ile Ticaret Bakanı’nın paralarını fonlara yatırdıklarına ilişkin açıklamalara değinen Arıkan, iktidarın vatandaşı üretime ve yatırıma yönlendirirken kendi tercihlerinde finansal getiriyi öne çıkardığını savundu.

Arıkan, “Millete, üretimin riskini, kendinize finansal getiriyi uygun gören bir anlayışla bu ülke nasıl kalkınacak?” diye sordu.

Türkiye’nin ekonomik büyümesinin finansal kazançlarla değil, üretim, istihdam ve sanayiyle sağlanabileceğini belirten Arıkan, “İktidardakilerin hesap bakiyesi büyüyünce Türkiye büyümüyor! Türkiye; tezgâh çalışırsa, fabrika üretirse, gençler iş bulursa büyüyecektir!” dedi.

“Gençlerin Hayallerinin Peşinden Koştuğu Bir Türkiye İnşa Edeceğiz”

Genç işsizliği ve eğitim-istihdam sorunlarına dikkat çeken Arıkan, OECD’nin son raporuna göre Türkiye’nin ev genci oranında 38 ülke arasında ilk sırada bulunduğunu söyledi.

Türkiye’de 18-24 yaş grubundaki gençlerin yaklaşık üçte birinin eğitimde veya istihdamda yer almadığını belirten Arıkan, gençlerin emeklerinin karşılığını alamadığını ve gelecek kaygısı yaşadığını ifade etti.

İktidarın açıkladığı programlara rağmen sorunun çözülemediğini savunan Arıkan, gençlere seslenerek mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.

Arıkan, “Göreceksiniz, gençlerin evde beklediği değil, hayallerinin peşinden koştuğu bir Türkiye’yi inşa edeceğiz!” diye konuştu.

“Adaletin Zirvesi, En Güçlü Kişinin Bile Ayrıcalıksız Durduğu Yerdir”

Uluslararası Adalet Zirvesi üzerinden iktidara eleştiriler yönelten Arıkan, Türkiye’nin hukuk, yolsuzluk algısı ve basın özgürlüğü alanlarındaki sıralamalarını gündeme getirdi.

Türkiye’nin 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 118’inci, 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 124’üncü ve 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 163’üncü sırada bulunduğunu belirten Arıkan, iktidarın uluslararası toplantılarda adalet üzerine konuşmasını eleştirdi.

Ankara 2 No’lu Baro Başkanı’nın, bazı avukatların hâkim ve savcı olmaları sürecinde referans olduklarına ve bakanlıkların ayrıcalık tanıdığına yönelik açıklamalarını da gündeme taşıyan Arıkan, Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulundu.

Arıkan, “Adalet Bakanlığımıza soruyoruz: Bu ayrıcalığı kim, hangi yetkiyle tanıdı? Hâkim ve savcı olmak için hukuk mu bilmek gerekiyor, yoksa doğru kişiyi mi bilmek gerekiyor?” ifadelerini kullandı.

Atama süreçlerinin kamuoyuna açıklanmasını isteyen Arıkan, “Adaletin zirvesi; en güçlü kişinin bile hâkim karşısında ayrıcalıksız durduğu yerdir” dedi.

“Bayrak Hepimizin, İktidar Sizin”

İktidarın 25 yıllık yönetimini değerlendiren Arıkan, yapılan yolların ve üniversitelerin yanı sıra yolsuzluk, işsizlik ve adalet sorunlarının da konuşulması gerektiğini söyledi.

Adalet saraylarının büyüklüğü yerine adaletin işleyişinin tartışılması gerektiğini savunan Arıkan, gazetecilere yönelik operasyonlara da tepki gösterdi.

“Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet” söylemi üzerinden yapılan tartışmalara değinen Arıkan, bu değerlerle ilgili bir sorunları olmadığını belirterek, “Bu ay yıldızlı bayrak hepimizin bayrağıdır. Bu vatan, aziz milletimizin ortak yurdudur” dedi.

Arıkan, “Ancak; bu milletin, tek parti iktidarıyla problemi var! Çünkü bayrak hepimizin ama iktidar sizin, iktidarda siz varsınız!” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de ekonomik ve toplumsal eşitsizliklerin arttığını ileri süren Arıkan, bir kesimin finansal kazanç peşinde koşarken diğer kesimin borç ve geçim sıkıntısıyla mücadele ettiğini söyledi. Arıkan, herkes için eşit, adil ve onurlu bir yaşamın inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Gıda Fiyatları Üzerinden Ekonomi Eleştirisi

Türkiye’nin gıda enflasyonunda dünyada beşinci sırada bulunduğunu söyleyen Arıkan, market fiyatlarındaki artışların vatandaşın yaşamını zorlaştırdığını ifade etti.

Bir yıllık fiyat değişimlerine ilişkin örnekler veren Arıkan, makarnanın 13 liradan 35 liraya, beş kilogram unun 100 liradan 195 liraya, bir litre sütün 29 liradan 65 liraya ve bir kilogram çayın 155 liradan 310 liraya yükseldiğini belirtti.

Bu ürünlerden oluşturduğu sepetin fiyatının bir yılda yüzde 79 arttığını söyleyen Arıkan, açıklanan resmî enflasyon oranlarıyla vatandaşın karşılaştığı fiyatlar arasında fark bulunduğunu savundu.

Emekli maaşlarının belirlenmesinde enflasyon verilerinin esas alınmasını eleştiren Arıkan, “Emekli makarnayı, sütü, zeytini TÜİK’in rakamlarıyla mı alıyor? Emekli, maaşını TÜİK’in rakamlarına göre alıyor” dedi.

Savunma Sanayisi ve Toplumsal Ahlak Vurgusu

Arıkan, TUSAŞ Motor Sanayii Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit’in yabancı elektrikli araçların kamera, sensör ve veri toplama sistemleri nedeniyle stratejik tesislere alınmadığı yönündeki açıklamalarını olumlu karşıladığını belirtti.

Millî güvenliğin yalnızca sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını ifade eden Arıkan, verilerin, teknolojinin ve dijital egemenliğin korunmasının da önemli olduğunu söyledi. Arıkan, teknolojik bağımsızlık için çalışan mühendislere, bilim insanlarına ve savunma sanayisi çalışanlarına teşekkür etti.

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın yolsuzluk, kayırmacılık ve denetimsizliğe ilişkin açıklamasını da değerlendiren Arıkan, toplumsal ahlakın ve kul hakkının korunmasına yönelik çağrıyı desteklediğini ifade etti.

Arıkan, doğruyu kimin söylediğine bakılmaksızın hakkın teslim edilmesi ve yanlışların dile getirilmesi gerektiğini belirterek vakfa teşekkür etti.

“Milletin Evlatları Savaşın Maliyet Kalemi Değildir”

Konuşmasında Mekke Anlaşması ve Yemen’deki gelişmelere de yer veren Arıkan, dünyada yeni bir siyasi ve güvenlik düzeninin şekillendiğini söyledi.

Mekke Anlaşması’na ilişkin güvenlik güvencelerinin yalnızca sözlü açıklamalarla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Arıkan, devletlerin geleceğini ilgilendiren kararların açık hükümler ve hukuki denetimle güvence altına alınmasını istedi.

ABD’nin bölgesel hesaplarına ilişkin soru işaretlerini dile getiren Arıkan, Türkiye’nin ve Türk askerinin bu süreçte üstleneceği rolün açık biçimde belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

14 Ekim 1950’de Türk askerinin Kore’ye ayak basmasının yıl dönümüne de değinen Arıkan, geçmişte alınan askerî kararların değerlendirilmesi ve bunlardan ders çıkarılması gerektiğini söyledi.

Arıkan, “Anadolu’nun evlatlarını belirsiz hedeflerle, ucu açık taahhütlerle karşı karşıya bırakmayın” diyerek atılacak adımların amaç, kapsam ve sınırlarının açıkça ortaya konulmasını istedi. Türkiye’nin geleceğine ilişkin kararlarda Meclis iradesinin ve ülke güvenliğinin esas alınması gerektiğini belirten Arıkan, askerlerin hayatlarının siyasi hesapların üzerinde tutulması çağrısında bulundu.

“Ankara’da Yemen Diyalog Masası Kurulmalıdır”

Yemen’de kalıcı istikrarın yalnızca savunma anlaşmalarıyla sağlanamayacağını ifade eden Arıkan, iç savaşın çözümüne yönelik diplomatik girişimlerin önemine dikkat çekti.

Türkiye’nin öncülüğünde Ankara’da bir “Yemen Diyalog Masası” kurulmasını öneren Arıkan, Yemen’deki ilgili tarafların, bölge ülkelerinin ve İslam dünyasından gözlemcilerin bu süreçte bir araya gelmesini istedi.

Türkiye’nin diplomatik birikimini ve bölgesel ilişkilerini kullanarak arabuluculuk sorumluluğu üstlenebileceğini belirten Arıkan, Millî Görüş Hareketi olarak Yemen’de barışın sağlanmasına katkı sunmaya hazır olduklarını söyledi.

“Türkiye Çöküyor”

Konuşmasının sonunda Türkiye’deki yönetim anlayışını eleştiren Arıkan; ekonomi, eğitim, medya, adalet ve finans piyasalarında yaşanan sorunları “çöküş” olarak nitelendirdi.

Bir ülkenin ayakta kalabilmesi için adalet, ahlak, millî ve manevi değerler ile üretimin güçlü olması gerektiğini belirten Arıkan, iktidarın bu alanları zayıflattığını savundu.

Adaletin yerini güçlünün korunmasına, liyakatin yerini kayırmacılığa ve üretimin yerini finansal kazanç arayışına bıraktığını ileri süren Arıkan, iktidarın itibar söylemiyle mevcut sorunları örtemeyeceğini söyledi.

Arıkan, “Biz kolonları kestiğiniz, kaçak kat çıktığınız için size muhalefet ediyoruz!” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut ArıkanTBMMsaadet burdursaadet bucakTürkiyeAnkara

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz.