Ümit Özdağ: “Fon Manipülasyonu Bundan Sonraki Seçimleri Kökten Etkileyecek”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomiden dış politikaya, okul güvenliğinden yerel yönetimlere, seçim ittifaklarından vatandaşlık politikalarına kadar birçok başlıkta açıklama yapan Özdağ, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Ankara Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomiden dış politikaya, okul güvenliğinden yerel yönetimlere, seçim ittifaklarından vatandaşlık politikalarına kadar birçok başlıkta açıklama yapan Özdağ, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
İzmir temaslarının ikinci gününde teşkilat toplantısı gerçekleştirdiklerini belirten Özdağ, Şoförler Odası, esnaf ve sanatkârlar ile Ege İhracatçılar Birliği’ni ziyaret ettiklerini söyledi. Özdağ, ekonomik krizden çıkışa ilişkin Zafer Partisi’nin projelerini de muhataplarıyla paylaştıklarını ifade etti.
Ekonomik tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, ağır bir ekonomik buhran yaşandığını savundu. Ankara’da bir emeklinin yaşamını yitirdiği olaya ve son günlerde polis memurlarının yaşamını yitirdiği olaylara değinen Özdağ, ekonomik sorunların toplumsal sonuçlarına dikkat çekti.
Özdağ, “2001 ekonomik krizi ile karşılaştırılırsa ekonomik 2001'deki kriz bunun yanında küçük bir meltem gibi kalıyor” ifadelerini kullandı.
“Fon Manipülasyonu 20 Milyar Dolarlık Zarara Neden Oldu”
Fon piyasasındaki gelişmelere ilişkin de konuşan Özdağ, yaklaşık 500 bin yatırımcının mağdur olduğunu ve bunların önemli bölümünün küçük yatırımcılardan oluştuğunu ileri sürdü.
Fonlara yatırım yapan vatandaşların devletin denetimine güvendiklerini belirten Özdağ, “Bu 500 bin insan rulet oynamadı arkadaşlar. Poker masasına bu paraları sürmedi. Devletine güvenerek, ‘devlet bunu kontrol ediyor’ diyerek bu paraları yatırdı” dedi.
Özdağ, yaşanan sürecin ekonomik ve siyasi sonuçları olacağını savunarak, “Bu fon manipülasyonu da ister 2027'de yapılsın, ister 2028'de; bundan sonraki seçimleri kökten etkileyecek süreçlerden bir tanesi olacaktır” diye konuştu.
Zararın vergi mükelleflerine yüklenmemesi gerektiğini söyleyen Özdağ, devletin sorumluların tespit edilmesi ve mağdurların zararlarının karşılanması için gerekli adımları atması gerektiğini ifade etti.
“Dışişleri Bakanımız Kendisini Savaş Bakanı İlan Etti”
Özdağ, dış politika konusunda ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Yemen’deki Husilere yönelik açıklamalarını eleştirdi.
Fidan’ın Husilere ilişkin yaklaşımını değerlendiren Özdağ, “Eskiden bir Dışişleri Bakanımız vardı. Şimdi Dışişleri Bakanımız kendisini savaş bakanı ilan etti” dedi.
Özdağ, Türkiye’nin Yemen’de doğrudan bir askeri müdahaleye yönelmesinin bölgesel sonuçları olacağını savunarak, Türkiye’nin Orta Doğu politikasının barış ve istikrarı desteklemesi gerektiğini söyledi.
Hakan Fidan’a yönelik eleştirilerini sürdüren Özdağ, “Savaş Bakanı Hakan Fidan, önce Kandil'den Türk ordusuna palavra sıkan PKK'ya verin cezayı” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Husiler konusunda nasıl bir politika izleyeceğinin ve bunun İran ile ilişkilere olası etkilerinin takip edilmesi gerektiğini belirten Özdağ, Türkiye’nin milli çıkarlarıyla ilgisi olmayan savaşların içerisine girmemesi gerektiğini söyledi.
“Türkiye Orta Doğu’da Ekonomik İş Birliklerini Desteklemeli”
İsrail-Filistin çatışmasına da değinen Özdağ, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik eleştirilerde bulundu. Özdağ, İsrail halkının barış isteyen siyasetçilere yönelmesi gerektiğini savundu.
Türkiye’nin bölgede ekonomik iş birliklerini teşvik eden bir dış politika izlemesi gerektiğini belirten Özdağ, “Hakan Fidan'ın yapmak istediği gibi Türkiye, Orta Doğu'da amacı Türkiye'nin milli çıkarlarıyla ilgisi olmayan savaşlar asla olmamalı arkadaşlar” dedi.
Okullardaki Şiddet İçin “Erken Uyarı Sistemi” Önerisi
Okullarda yaşanan şiddet olaylarına ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, sorunun yalnızca eğitim sistemiyle açıklanamayacağını söyledi.
1990’lı yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı için liselerde şiddet araştırması yapan akademisyen olduğunu belirten Özdağ, okul şiddetinin daha geniş toplumsal sorunların bir parçası olduğunu ifade etti.
Televizyon dizileri, sokak çeteleri, ekonomik dengesizlikler ve aile içindeki sorunların şiddet davranışını etkileyebileceğini savunan Özdağ, yalnızca okulların girişine güvenlik görevlisi yerleştirmenin yeterli olmayacağını söyledi.
Özdağ, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında bir erken uyarı ve ihbar sistemi kurulmasını önerdi. Böyle bir sistemle sorun yaşanan bölgelerin ve risk altındaki öğrencilerin daha erken tespit edilebileceğini belirtti.
“Muhalefet Partisine Mensup Belediye Başkanları Baskı Altında”
İzmir’deki yerel yönetimlere ilişkin tartışmaları da değerlendiren Özdağ, muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarının baskı altında olduğunu ileri sürdü.
Özdağ, “Türkiye'de eğer muhalefet partisine mensup bir yerel yöneticiyseniz düşman ceza hukuku uygulamalarına açıksınız demektir” ifadelerini kullandı.
Anayasa’nın eşitlik ilkesine atıfta bulunan Özdağ, iktidarı ve muhalefeti destekleyen belediyelere farklı uygulamalar yapıldığını savundu.
Belediye Başkanlarının Parti Değiştirmesi
Bazı belediye başkanlarının AK Parti’ye geçmesine ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, parti değişikliklerinin siyasi baskılarla bağlantılı olduğunu ileri sürdü.
Afyon, Aydın, Üsküdar ve Adalar üzerinden örnekler veren Özdağ, belediye başkanlarının siyasi parti değiştirmelerinin demokratik açıdan tartışılması gerektiğini söyledi.
Özdağ, “Düşman ceza hukuku ve ağır siyasi baskılardan kaçmak zorunda hisseden belediye başkanları siyasi parti değiştiriyorlar” dedi.
“Atatürk’te Birleşme Konusunda Samimi Olan Bütün Siyasi Partilere Kapımız Açık”
Seçimlerde ittifak yapılıp yapılmayacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Özdağ, seçim tarihinin henüz net olmadığını söyledi.
Ankara’da 2027 ilkbaharında yapılması planlanan bir seçimin 2028’e ertelenebileceği yönünde değerlendirmelerin daha fazla konuşulduğunu belirten Özdağ, seçim yasasında değişiklik yapılması gerektiğini savundu.
Siyasi partilerin seçim sistemi nedeniyle ittifaklara ihtiyaç duyabileceğini belirten Özdağ, Zafer Partisi’nin ittifak yaklaşımını şu sözlerle açıkladı:
“Birleşeceksek Atatürk'te birleşelim diyorum ve Atatürk'te birleşme konusunda samimi olan bütün siyasi partilere kapımız açık.”
Özdağ, bazı siyasi partilerle istişarelerde bulunduklarını da ifade etti.
Vatandaşlık Politikası Tartışması
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilen sığınmacılara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, vatandaşlık süreçlerinde usulsüzlük tespit edilmesi halinde vatandaşlıkların iptal edilmesi gerektiğini savundu.
Özdağ, İstanbul’da emlak satışı üzerinden sahtecilik yapılarak vatandaşlık verildiğinin tespit edildiğini ve ilgili dosyalardaki kişilerin vatandaşlıktan çıkarıldığını ileri sürdü.
Zafer Partisi’nin kuruluşundan bu yana Türkiye’deki sığınmacı ve kaçak sayıları konusunda yaptığı açıklamalara da değinen Özdağ, farklı kurumların açıkladığı rakamlar arasında uyumsuzluk bulunduğunu savundu.
“Türkiye’ye Bir Balkan Ülkesinin Nüfusu Vatandaş Diye Getiriliyor”
Suriyeli sığınmacıların Türkiye’deki geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, vatandaşlık verilen yabancılar konusunda daha sıkı düzenlemeler yapılması gerektiğini söyledi.
Özdağ, geçmişte yabancılara vatandaşlık verilmesine ilişkin seçimlerde oy kullanma konusunda kısıtlama getirilmesini önerdiklerini ancak bu teklifin desteklenmediğini belirtti.
Suriyeli öğrencilerin sayısına ilişkin verileri de gündeme getiren Özdağ, “Türkiye'ye bir Balkan ülkesinin nüfusu vatandaş diye getiriliyor” dedi.
Özdağ ayrıca, Suriyelilerin Türkiye’ye entegrasyonuna yönelik açıklamalar yapıldığını savunarak, vatandaşlık ve geri dönüş politikalarının kamuoyuna açık şekilde tartışılması gerektiğini ifade etti.