Burdur Ermenilerinin bu topraklardaki serüveni, 1604-1610 yılları arasına, Safevi hükümdarı Şah Abbas dönemine kadar uzanıyor. İran’dan zorunlu göçle Osmanlı topraklarına gelen bu aileler, yerel halk tarafından kökenleri nedeniyle “Acemler” olarak isimlendirilmiş, yaşadıkları bölge ise “Acemhane” mahallesine dönüşmüştür.
Burdur Ermenilerini diğerlerinden ayıran en belirgin özellik, konuştukları nev-i şahsına münhasır lehçedir. Kuzey İran’daki Karabağ lehçesinden köken alan bu dil, üç yüz yıl boyunca Anadolu’nun kalbinde yoğrularak Batı Ermenicesi ve Türkçe ile harmanlanmış hibrit bir yapıya bürünmüştür.
Nerses Mkrtchyan’ın 1971 tarihli çalışmasında yer alan ve Anna Karagözyan tarafından anlatılan “Äraz” (Rüya) başlıklı hikâye, bu dilin ne kadar zengin bir sentez olduğunu kanıtlıyor. Metinde geçen "ğarşu" (karşı), "yol", "ayip", "şah selamet" gibi Türkçe kelimeler, gündelik yaşamın dile nasıl sirayet ettiğini gösteriyor.
Rüyadan Bir Kesit: > "Anna, yolumı çetenin intz pırrnetsin, parekıs el, şorerıs el mir kalan..." (Anna, yolda çeteler beni yakaladı, paramı da elbiselerimi de aldılar...)
Bu dilsel yapı, Burdur Ermenilerinin hem kendi geleneklerini koruduklarını hem de çevrelerindeki kültürle nasıl organik bir bağ kurduklarını gözler önüne seriyor.
yüzyılın sonlarında 12 bin nüfuslu mütevazı bir kasaba olan Burdur’da yaklaşık 200-250 Ermeni hanesi yaşamaktaydı. Bu topluluk, sadece inançlarıyla değil, eğitime ve ticarete verdikleri önemle de dikkat çekiyordu.
Dini Yaşam: Surp Asdvadzadzin Kilisesi etrafında şekillenen yaşamda, dindarlık okuryazarlıkla birleşmişti. Dönemin kaynakları, her evde birden fazla İncil bulunduğunu ve dini metinlerin derinlemesine incelendiğini kaydeder.
Eğitim: Çocuklar kız ve erkek ayrı olmak üzere Khorenian Okulu’nda eğitim görür, İstanbul basınını yakından takip ederlerdi.
Ekonomi: Özellikle dokumacılık ve halıcılıkta uzmanlaşmışlardı. Ermenice "el işi yapmak" anlamına gelen kavram, Türkçedeki "harç" kelimesiyle birleşerek "kharç ınil" (vergi/el işi üretmek) fiiline dönüşmüştü. Zarafetiyle ünlü Burdur halıları, Ermeni tüccarlar aracılığıyla Adana’ya kadar ulaştırılıyordu.
1904 yılında Harutiun Hagopian’ın "Şehrin İslam ve Hıristiyan halkının birbirleriyle olan dostlukları takdir edilecek bir durumdur" diyerek tarif ettiği o huzur iklimi, maalesef fırtınaya engel olamadı. 1915 yılının Ağustos ayında başlayan sürgünler, binlerce kişiyi Der Zor’a uzanan geri dönüşsüz bir yola sürükledi.
Tarihçi Raymond Kevorkian’ın verilerine göre, bin kadar sürgünden sadece yedi aile hayatta kalabildi. 1919’daki geri dönüş çabaları ise siyasi istikrarsızlık ve işgaller nedeniyle sonuçsuz kaldı. Bugün bu topluluğun torunları ABD’den Lübnan’a, Fransa’dan Ermenistan’a kadar dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda.
Burdur’un "Acemler"i, bugün sadece eski fotoğraflarda ve akademik çalışmalarda yaşıyor. Onları tarihin en ağır cezası olan unutulmaya mahkûm etmemek, Anadolu’nun bu çok sesli mirasına sahip çıkmaktan geçiyor.
Burdur’un en yüksek noktası olan Kestel Dağı, 6 Aralık 2025 itibarıyla etkili olan yağışların ardından beyaz örtüyle kaplandı. Bucak ilçesi sınırlarındaki zirvede kış manzarası gece yarısı itibarıyla kendini gösterdi.
Cinsel fonksiyon bozuklukları, sanıldığından çok daha yaygın bir sağlık sorunu olarak hem kadınları hem erkekleri etkiliyor. Uzmanlar, fizyolojik ve psikolojik faktörlerin bu sorunun temelinde yer aldığını belirtiyor. Erken tanı ve doğru tedaviyle büyük ölçüde çözüm mümkün. İşte detaylar…
Türkiye A Milli Futbol Takımımız, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nda ilk sınavına çıkıyor. Gürcistan deplasmanıyla başlayacak serüvende futbolseverlerin gözü kulağı maçın saatinde ve yayın kanalında olacak. İşte 2025 milli takım maç takvimi ve Gürcistan-Türkiye karşılaşmasının tüm detayları.
Mersin’in Erdemli ilçesinde yer alan Elaiussa Sebaste Antik Kenti’nde 30. dönem kazı çalışmaları başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında yıl boyunca sürecek kazılarda, Türk, Amerikan ve İtalyan ekipler ortaklaşa çalışacak. Antik kentte ortaya çıkarılan mozaikler ve mezarlar, bölgenin tarihî önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
İstanbul’da öğrenim gören Burdurlu üniversite öğrencileri, İstanbul Burdurlular Derneği’nin düzenlediği dondurma ve çay programında bir araya geldi. Etkinlikte iş insanlarıyla öğrenciler tanışma fırsatı bulurken, samimi bir dayanışma ortamı oluştu.
Antalya’nın Serik ilçesinde hasta taşıyan 112 ambulansı, yoğun trafikte ilerleyemedi. Araçların yol vermemesi nedeniyle dakikalarca beklemek zorunda kalan sağlık ekiplerinin mücadelesi cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Görüntüler, trafikteki duyarsızlığı bir kez daha gözler önüne serdi.
Yorumlar (0)