
Yazımın sonunda söyleyeceğim sözü en başında ifade edeyim: Okullar hiç kimsenin “ego”sunu tatmin etme yeri değildir.
İlk olarak öğretmen-veli ilişkisini ele alırsak; velinin gözünde öğretmen, günün her saati arandığında telefonuna cevap vermek zorunda olan bir kişi olarak görülmektedir. Üst makamlar açısından ise öğretmen, okula yapılan her ziyarette eksikleri üzerinden değerlendirilen; öz ve gerçek problemler yerine şekle bakılarak hakkında karar verilen bir konumdadır. Özellikle önemli gün ve haftalarda, hava şartları ne olursa olsun, öğrencilerle birlikte yapılan etkinliklerin yalnızca “şekil” olarak amacına ulaşması beklenmektedir.
Velilere bakıldığında ise farklı beklentiler öne çıkmaktadır. Varlıklı veli, ekonomik gücünü öne sürerek çocuğuna daha fazla ilgi gösterilmesini talep eder. Eğitimli veli, çocuğunun çok zeki olduğunu belirterek yeterince ilgilenilmediğini düşünür. Maddi imkânları kısıtlı olan veli ise çocuğuna yeterince ilgi gösterilmediğini, bunun sebebinin ekonomik durumu olduğunu dile getirir. Oysa öğretmen, sınıfa girdiği anda tüm öğrencileri eşit kabul eder ve velinin kimliğine bakmaksızın herkese eşit davranmaya özen gösterir.
Veli, derste işlenen konuları günlük olarak sorgular; anlamadığı ya da uygun bulmadığı bir durum olduğunda ise çoğu zaman doğrudan şikâyet yoluna başvurur. Elbette öğretmen de bir insandır ve hata yapabilir. Ancak evde kendi çocuğunu eğitmekte zorlanan bir velinin, sınıfta 25-30 öğrenciye eğitim vermeye çalışan öğretmene sürekli müdahale etmesi, çoğu zaman yapıcı olmaktan uzak bir tutum sergilemesine neden olur. Çocuğu en küçük bir tartışma yaşadığında dahi dinlemeden haklı gören veli, bu süreçte öğretmeni suçlamaya yönelebilir. Sorunu öğretmenle çözemezse üst makamlara şikâyet dilekçesi yazma yoluna gider.
Öğretmenin en küçük hatasında dahi çoğu zaman hemen soruşturma açılır. Oysa bu durumların büyük bir kısmı konuşarak çözülebilecek niteliktedir. Soruşturma süreçlerinin bu denli hızlı ve yoğun işletilmesi, yalnızca ilgili öğretmeni değil, okulda görev yapan tüm öğretmenlerin moralini olumsuz etkiler. Bu durum da eğitimde verimliliğin ve başarının düşmesine neden olur. Öğretmenin toplumdaki saygınlığı da giderek azalmaktadır. Nitekim 2005-2008 yılları arasında liselere giriş sınavlarında Türkiye birincisi çıkaran ilimiz, zamanla bu başarı grafiğinde gerileme göstermiştir.
Velilerin yaptığı önemli hatalardan biri de çocuğun ödevini öğretmene telefonla sormasıdır. İyilik yaptığını düşünen veli, aslında çocuğuna zarar vermektedir. Çünkü çocuk, öğretmen ödev verirken dikkat etmez veya yazmaz; “nasıl olsa ailem öğrenir” düşüncesiyle sorumluluk almamaya başlar. Bu durum zamanla alışkanlığa dönüşerek çocuğun tembelleşmesine yol açar.
Bir sonraki yazımda ise başarıya giden yolda çözümün ne olduğu ve neler yapılabileceği üzerine değinilecektir.
2026
Eğitimci Ramazan Özmen'in Eğitimde başarıya ulaşabilmek için neler yapılabilir? 2 bölüm yazısı Devamı
2026
Ramazan Özmen'in 'Eğitimde başarıya ulaşabilmek için neler yapılabilir?' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ramazan Özmen'in 'Eğitimci gözüyle Özmen’in kaleminden' adlı köşe yazısı... Devamı
TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Özdağ, Meclis’in görevine kesintisiz devam etmesi gerektiğini savundu
Palandöken, mevcut düzenlemede 72 aya kadar taksit imkânı ve faiz oranında yapılan indirimin önemli olduğunu ancak esnafın beklentisinin tamamen faizsiz bir ödeme planı olduğunu söyledi
Halk sağlığını korumaya yönelik yürütülen ilaçlama faaliyetleri, 124 mahallede aralıksız şekilde devam ediyor
Burdur Valiliği’nin talimatlarıyla hayata geçirilen Mahallem Geleceğim Projesi’nin ilk etkinliği Cumhuriyet İlkokulu’nda düzenlendi. Proje yaz boyunca farklı mahallelerde çocuklar ve ailelerle buluşacak.
ALARGA Spor Kulübü, SOA ve ANKARUNNING iş birliğiyle düzenlenecek etkinlik; fonksiyonel fitness, dayanıklılık sporları ve koşu kültürünü aynı çatı altında buluşturacak
Yorumlar (0)