
Asrımız da bağlantısız bağımsız olarak varlıklarını sürdüren Türk Devletlerinin başında Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelirken; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, de facto statüsüyle de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmak üzere Türk Dünyası 7 devletten oluşurken; bu devletlerin 5’i Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasıyla birlikte bağımsız ülke haline gelmiş olan devletlerdir… Ve ‘Türk Dünyası’ kavramı, Türk Cumhuriyetlerini de kapsayan ancak coğrafî ve demografik bakımdan çok daha geniş bir dünyaya tekabül eden bir kavramdır… Ve daha yeniye gelene kadar bu ülkelerin insanlarından bahsedilirken ‘Türkî’ kelimesi kullanılırken, bu insanlar için son birkaç bıldır da Türk kelimesi kullanılmaya başlandı; ancak, SSCB’nin dağılmasıyla birlikte üye sayıları 7 olmasına rağmen, bu devletlerin siyasal düzlemde teşkilatlanma, sayısal anlamda veya coğrafî alanda birleşmeleri-bütünleşmeleri olmamış-olamamıştı… Ve bu dağınıklığın farkında veya fevkinde olan, siyasi ve güçlü bir topluluk oluşturamamanın yanında bir dil birliği de yapamamanın sıkıntısını çeken başta Türkiye Cumhuriyeti ve Hükümeti ile Azerbaycan ve Türkistan Devleti yöneticileri olmak üzere dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın Türklerin sesleri, nefesleri ve gönül kafesleri olabilmek için var güçleriyle çalışıyorlar ancak bunu bir türlü başaramıyorlardı. Amma velâkin en son gelen bilgilere ve yapılan açıklamalara göre bu devletler ortak bir alfabe oluşturulması yönünde çok önemli bir karar almışlar… Yani, Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu, toplam 34 harften oluşan ‘Ortak bir Türk Alfabesi’ üzerinde uzlaşarak âdetâ bir dil devriminin altına imza atmış!
Şöyle ki; Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine ve merkezi Kazakistan’ın Başkenti Astana’da olan Türk Akademisi’nden yapılan açıklama da, Tür Akademisi ve Türk Dil Kurumu (TDK) işbirliği ile 9-11 Eylül 2024 tarihleri arasında, Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’de Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu’nun 3. Olağan toplantısı yapılmış ve toplantı sonunda yapılan açıklama da Türk Dil Dünyası’ndan oluşan Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu üyelerinin katıldığı toplantının başarıyla tamamlandığına işaret edilmiş ve açıklama da şu görüşlere yer verilmiş:
“Toplantının temel amacı, bu alanda edinilen bilgiler ve komisyonun 2 yıllık faaliyet deneyiminden yararlanarak Türk dilleri için ortak alfabe projesine ilişkin çalışmaları sonuçlandırmaktı…” denmiş.
Toplantı da ilk olarak 1991 yılında bilim insanları tarafından önerilen Lâtin Tabanlı ‘Ortak Türk Alfabesi Projesinin’ kapsamlı bir şekilde gözden geçirildiğinin ve komisyonca bu Alfabe projesinde geliştirilmesi gereken hususlara ilişkin gerekli tespitlerin yapıldığının altını çizilen karar da, “Bu özverili çalışmanın sonunda 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi üzerinde anlaşıldı… Önerilen Alfabedeki her harf, Türk dillerinde bulunan farklı fonemleri temsil etmektedir. Ve Ortak Türk Alfabesinin geliştirilmesi, Türk halkları arasında karşılıklı anlayış ve iş birliğini teşvik ederken, onların dil mîrasını da korumaktadır… Ve Türk Akademisi ile Türk Dil Kurumu olarak bu süreçteki değerli katkılarından dolayı Türk devletlerinin hükümetlerine ve komisyon üyelerine teşekkür ediyoruz. İlgili tüm kurumlar, önerilen Ortak Türk Alfabesinin uygulamasını etkin bir şekilde destekleme davet edilmektedir…”
İslâm Ülkelerinin ve Türk Dünyası’nın şu ana kadar kurulmuş veya oluşturulmuş doğru dürüst, etkili ve yetkili bir siyasi, askeri ve ekonomik birlikleri olmadı-olamadı! Ama, İslâm Ülkelerinin ve Türk Devletlerinin ya da Türk Dünyasının tepelerinde Demokles’in Kılıcı gibi bekleyen bir AB’leri, NATO’ları, CENTO’ları, BM’leri, GK’leri, AET’leri ve saireleri var… Ve bu birlikler kendilerini genelde Emperyalist-yayılmacı ABD’nin, kapitalist-materyalist Batı ülkelerinin-Batılıların, özelde de Siyonist-katliamcı İsrail’in çıkarlarını korumakla görevli birer kuruluş olarak gördüler ve kararlarını bu ülkelerin lehine olacak şekilde aldılar! Yani bahsime konu paktlar, kurum veya kuruluşlar Müslüman ülkelerin, ister Müslüman olsun ister olmasın, Türklerin veya Türk Devletlerinin lehine ya da yararına olacak tek bir kararın altına imza atmadılar..! Arada bir attılarsa bile aldıkları kararları uygulamaya koymadılar… Bunun çok iyi farkında veya bilincinde olan Türk Dünyası’nın yöneticileri ‘ortak bir dînimiz var, öz dilimiz ve tek bir alfabemiz de olmalı…’ şeklinde düşünmüşler, taşınmışlar ve iyi-güzel bir karar almışlar… Bendeniz de ‘bu Alfabenin Türk Devletlerinin coğrâfî, fizîkî, siyâsî, ekonomi ve benzer konularda önemli bir birlik oluşturmalarına vesîle olur inşaAllah’ diyor; bu Alfabenin İslâm Dünyasına veya İslâm Âlemine de güzel bir örnek olmasını diliyor, herkese saygılar sunuyorum.
ALLAH’A (c.c) VE RESULÜNE (sav) İTAAT EDİN.
BİRBİRİNİZLE ÇEKİŞMEYİN! YOKSA KORKUYA
KAPILIRSINIZ VE KUVVETİNİZ ELDEN GİDER…
O HALDE ZORLUKLARA SABREDİN; ÇÜNKÜ
ALLAH (c.c) SABREDENLERLE BERABERDİR:
Enfal sûresi, 46. Âyet
ALLAH’IN YARDIMI CEMAATLE (TOPLULUKLA)
BERABERDİR… Ve BİRLİKTE RAHMET, AYRILIKTA
AZAP VARDIR! Hz. Muhammed (sav)
BİR MUM DİĞERİNİ TUTUŞTURMAKLA, IŞIĞINDAN
BİRŞEY KAYBETMEZ… Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
BİR ELİN NESİ VAR, İKİ ELİN SESİ VAR… Türk Atasözü
SACAYAĞININ AYAĞI ÜÇ OLUR, BİRBİRİNE GÜÇ OLUR
BİRİ KIRILIRSA TAMAMI HİÇ OLUR!.. Ve YALNIZ OLAN
RAHAT GÖRMEZ, YARDIMLAŞAN YORULMA BİLMEZ!
ll Türkmen Atasözü
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
Ankara Altınköy Açık Hava Müzesi, Türk dünyasının farklı coğrafyalarından sanatçı ve sanatseverleri buluşturan “Altınköy Türk Dünyası Kültür ve Sanat Festivali”ne ev sahipliği yapıyor. Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmesi dolayısıyla düzenlenen festival, 10 gün boyunca kültür ve sanat etkinliklerine sahne olacak.
Ankara Sincan Belediyesi tarafından düzenlenen Türk Dünyası Festivali, vatandaşlara kültür, sanat ve geleneklerle dolu iki gün yaşattı. Sincan Park’ta gerçekleştirilen festival kapsamında, Türk tarihinin önemli miraslarından Orhun Kitabeleri’nin temsili anıtlarının yer aldığı meydanın da açılışı gerçekleştirildi.
Ankara’nın Sincan ilçesinde düzenlenen Türk Dünyası Festivali’nde, Türk dünyasına ait müzik, dans, geleneksel kültür ve sanatsal unsurlar vatandaşlarla buluşturuldu.
Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ın ev sahipliğinde, TÜRKSOY iş birliğiyle düzenlenen 3. Uluslararası Keçiören Türk Dünyası Şöleni, Lavanta ve Gül Bahçesi’nde büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Türk dünyasının ortak kültürel mirasını, kardeşlik bağlarını ve gönül birliğini Keçiören’de buluşturan şölen; geleneksel halk danslarından film ve belgesel gösterimlerine, konserlerden kültürel etkinliklere uzanan renkli anlara sahne oldu.
Türk Devletleri Teşkilatı tarafından 2026 yılı için Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilen Ankara'nın bu unvanının taşıdığı anlam, Keçiören Belediyesi Estergon Türk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen söyleşide kapsamlı biçimde değerlendirildi. İlahiyatçı Yazar Ayşe Sucu'nun moderatörlüğünde düzenlenen programın konuğu Prof. Dr. Fırat Yaldız oldu.
Birlik Vakfı Burdur Şubesi, Türk-İslam tarihinin öncü şahsiyetleri Ali Şir Nevai ve Babür Şah'ı düzenlenen özel bir konferansla gündeme taşıdı. Doç. Dr. İzzetullah Zeki, iki mütefekkirin Türk dili ve siyasi tarihindeki stratejik rollerini belgelerle aktardı.
Yorumlar (0)