
Delikanlı, ailevi şartlar gereği yüksek öğrenimini yarıda bırakarak yurtdışında devam ettirmek amacıyla Avusturya Viyana'ya gitmişti.
Orada aile bireyleriyle beraber olmayı, hem de üniversite öğrenimini devam ettirmeyi hedefliyordu.
Lakin işler onun düşündüğü gibi gitmemiş, üniversite eğitiminin zorluklarını görmüş, ailesine yük olmak istememişti. Haliyle
Türkiye'ye de dönemezdi artık. Avrupa'da kalmak zorundaydı. Fakat bunun için vize sorunu, vize alabilmesi için de çalışmak mecburiyeti vardı.
Ne yazık ki; 1980 li yıllar Avrupa için ekonomik krizin yaşandığı, işsizliğin had safhada olduğu dönemlerdi. Yani Viyana Eyaleti, oturum serbestliği ve iş edinmek için hiçte uygun bir zaman değildi.
Avusturya'nın Kärnten Eyaletinin orman bölgesi olduğundan biraz daha şeffaf, özellikle orman işçisine ihtiyaç duyduğu öğrenilince delikanlımız zoraki; bu eyaletin yolunu tutar...
5 - 6 saatlik bir yolculuktan sonra Gölhisarlı Hemşehrilerinin evine misafir olurlar. Orada 3 Hemşehrisi yanısıra; Türkiye 'nin değişik illerinden bir kaç tane daha Türk işçisi vardır.
Gölhisarlı gurbetçilerin vasıtasıyla bir orman firmasında işe başlayan delikanlımız, kesim yapılan ormanda yardımcı işci vasfındadır.
Aradan aylar geçmiş, hem Türkler, hem de Avusturyalı işçilerle birlikte çalışmaktadır. Avusturyalı ustalar kesim motoru ile ağaçları kesiyor, Türkler ise budama ve istifleme işlerini yapıyorlardı.
İşte bu Avusturyalı kesim ustalarından, iriyarı vücutlu, tıknaz orta boylu büyük, kepçe gibi elleri, geniş omuzlu, gösterişli pazularıyla Türkler'in Gobbi, diye çağırdıkları şahıs bir gün öğle molasında Sivaslı Mustafa ile şakayla karışık itişip kakışırken iş güreşe dönüşüverir.
Daha önceden de Mustafa'yla el kol hareketleri yapan Gobbi, herhalde biraz çekiniyordu ki; cesaret edemiyordu onunla güreş tutmaya.
Mustafa, 35 yaşlarında, iri yarı 190 cm. boylarında, siyah tenli, burma bıyıklarıyla adeta bir pehlivanı andıran bir görüntüye sahipti.
Derken iş ciddiye binince Türkler ve Avusturyalı işçiler heyecanla güreşe teşvik eden tezahüratlar da bulunuyorlardı. Hem eğleniyor, hem de bir rekabetin verdiği hazla müsabakayı takip ediyorlardı.
Gobbi kısa sürede iki seferde de Sivaslı'yı tuşlamış, şampiyon ! şampiyon ! naralarıyla diğer Avusturyalı işçiler ile birlikte sevinçle alaycı hareketler yapıyor, galibiyeti kutluyorlardı.
Sivaslı Mustafa'nın eniştesi Nazım, sessizce ve mahçup bir şekilde yerine oturan Mustafa'ya dönerek;
-"yazıklar olsun sana Mustafa, nasıl olur da yenilirsin ?! " şeklinde öfkeyle bağırır. Mustafa üzgün bir şekilde;
-"kolaysa sen çık, adam taş gibi" diye cevap verir.
Bunun üzerine Nazım meydana atlar, Gobbi'ye meydan okur.
Nazım, biraz dirense de Gobbi, onu da iki sefer kolayca yener.
İkinci galibiyetini alan Gobbi Türkler'in oturduğu yere doğru gelerek bir kolunu omuz hizasına kadar kaldırmış, diğer eliyle de şişirdiği pazusunu gösterek naralar atıyordu.Gözleriyle diğer bir Türk işçisi Yılmaz'ı alaylı bir şekilde süzerek işaret parmağıyla gel gel işareti yapıyor, Avusturyalı işçiler tezahüratlarına devam ediyordu.
Yılmaz, orta boylu güçlü bir gençti.
O da tereddütler içinde, ürkek adımlarla meydana çıkmıştı. Gobbi, gene hiç zorlanmadan onu da iki kez yenmiş, iyice havalara girmişti. Durmadan bağırıyor, Avusturyalı işçilerle birlikte adeta şov yapıyorlardı.
Sevinç gösterileri sürerken birden durdu. Geriye kalan son Türk işçisi Delikanlı'ya döndü. Ona da alaycı bir bakış fırlattı. Kollarını iki yana açarak gel - gel diye meydana davet etti.
Bütün gözler ona çevrilmişti. Acaba Delikanlı ne yapacaktı ?
Delikanlı, kendisine meraklı gözlerle bakan yüzler karşısında önce ne yapacağını bilemedi. Sıranın kendisine geleceğini hiç düşünmemişti. Ama çaresiz güreşecekti.
67 kg. ağırlığında, ömrü top peşinde geçmiş, futbol oynamıştı. Fiziği futbola çok uygundu. Ama güreşe hayır !
Ama çocukluğunda mahalle arkadaşlarıyla hep güreş tutmuş, ilçede yapılan yağlı pehlivan güreşlerini yakından takip etmişti.Yani güreşe meraklı birisiydi. Gölhisar Lisesi son sınıfta okulda seçmelerde birinci olmuş, 19 Mayıs törenlerinde düzenlenen okullararası güreş müsabakalarında şampiyonluğu vardı.
Güreşmek zorundaydı ama; Gobbi ile aralarında orantısız bir ağırlık, bir kilo, en az 25 kg fark vardı !
Delikanlı ayağa kalkmadan;
-"Ya Rabbi sana sığındım, sana dayandım. Bu gavur karşında, bana güç ver. Beni mağlup ve mahçup eyleme !"
Diye yürekten yakardı. Kendisini arenada gladyatörlerin önüne atılan bir zavallı gibi hissetti.
Ayağa kalktı. Cesaretini topladı. Kararlı bir şekilde yürüdü.
Gobbi, avını bekleyen, pençeleri hazır bir arslan gibi kollarını aç mış onu bekliyordu.
Güreş başlamış, Gobbi, kendinden emin, küçümser el kol hareketleriyle delikanlı ile adeta oynaşıyor, Avusturyalı işçiler de bu hareketlere kahkahalarla eşlik ediyorlardı.
Bu hengamede aniden Gobbi'ye alttan dalan delikanlının arkadan koyduğu sol çelme ile rakibini sırt üstü yapıştırdığı görüldü.
Başta Gobbi olmak üzere herkes şaşkınlık içerisinde, kimseden bir ses çıkmıyordu. Kimse ne olduğunu anlayabilmiş değildi !
Şaşkınlığı üzerinden atan Gobbi, eliyle işaret ederek tekrar güreş istedi.
İkinci güreşi ciddiye alan Gobbi, tüm gücüyle abanarak, delikanlının kollarının arasına girmeye çalışıyorken delikanlı, tekrar çevik bir hareketle; Gobbi'nin bacaklarından birisini yakalamış, göğsüne doğru çekerek, öbür ayağına bir tırpan sallayarak gene sırt üstü onu yere serivermişti.( güreşte tek dalış )
Bu sefer Türkler şaşkınlıklarını üzerlerinden atmışlar delikanlıya doğru koşmuşlar sarmaş dolaş olmuşlardı. Bu sefer sevinç çığlıkları atma sırası Türkler'deydi artık ( !..........)
Gobbi, gözleri fal taşı açılmış gözleri ile ne olup geldiğinin farkına varmaya çalışıyor gibi şaşkın şaşkın bakışırken; Avusturyalı işçiler ise hayretten adeta dona kalmışlar;
Oh Mein Gott !
Allah'ım !
"unglaublich ! Unglaublich ! "
İnanılmaz !
İnanılmaz ! diye bağırıyorlardı.
Öfkesinden deliye dönen Gobbi, bir kez daha güreş istiyor, delikanlıyı kolunu yakalamış, meydana doğru çekiyordu.
Henüz Almancası olmayan Delikanlı, diğer Türk arkadaşlarının;
-"Nein, nein !
genug, genug !..
Hayır, hayır yeterli, yeterli ! diye seslendiklerini duydu.
Anladı ki arkadaşları onun bir daha güreşmesini istemiyorlardı.
Ama Gobbi, çok ısrar ediyordu.
Bunun üzerine Delikanlı,
-"bırakın güreşelim." Dedi. Arkadaşları,
-"yapma, etme bir yerini kırdıracaksın !" deseler de; delikanlı hiç oralı olmadı.
Biliyordu ki; Gobbi, bir ayı kadar güçlüydü. Ama güreşten hiç anlamıyor, güreş tekniklerini ( fent ) hiç bilmiyor, sadece acı kuvvetine güveniyor, öyle güreşiyordu.
Delikanlı ise onu çevikliği ve bildiği güreş oyunlarıyla rahatça yenebileceğini biliyordu.
Artık kendisine olan güveni bir hayli fazlaydı.
Nitekim öyle de oldu. Gobbi, güreşe hırsla girmiş, güçlü kollarıyla delikanlıyı bir mengene gibi sıkmaya çalışırken birden vücudunu kıvırarak kaçıran, ayaklara yüklenen delikanlı, iki bacağını kapıp, gerisin geriye doğru hızla sürükleyince, ( güreşte çift dalma tekniği ) Gobbi, tüm kuvvetini, ağırlığını ve dikkatini kollarına verdiği için gene sırt üstü uzanıp kalmış, delikanlının altındaydı .
Sonrası ise; Delikanlıdan birden bir nida yükseldi.
Delikanlı sağ elini havaya kaldırmış, işaret parmağını dikmiş;
-"ALLAH Ü EKBER ! ALLAH Ü EKBER ! " diye haykırmıştı. Bu ses, ormanda bir zafer
çıplığı gibi yankı bulmuş, sanki zilletten felağa çıkan bir mazlumun kurtuluş muştusu gibiydi...
Gobbi, almış olduğu galibiyetlerle Türkleri adeta ezmiş, gururları incinmişti.
Bu müsabakalar alelade bir çekişme değil; Avusturyalılarla, Türkler arasında bir onur mücadelesi olarak geçmişti.
Gobbi, her galibiyetinden sonra istavroz, haç çıkartıyor, işaret parmağını öpüp semaya kaldırıp, Tanrısına teşekkür ediyordu.
Türkler'de gene sevinç çığlıkları, Avusturyalılar'da ise hüzün ve şaşkınlık hakimdi.
Türkler, delikanlıyı kutluyorlar, bir yandan da Gobbi'yi gözlüyorlardı.
Gobbi, tuş olduğu yere oturmuş, hayal kırıklığı içerisinde; yorgun, bezgin, şaşkın bakışlarla Türklere doğru başını kaldırmış onların sevinçlerini seyrediyordu. Bir müddet sonra ayağa kalktı. Delikanlı'ya doğru yaklaştı. Herkes olacakları heyacan içinde, merakla ve birazda endişeyle bekliyordu. Acaba Gobbi, nasıl bir tepki verecekti ?
Gobbi, delikanlının karşısında durdu. Elini uzattı. Delikanlının elini samimiyetle sıktı. Delikanlının anlayamadığı bir şeyler mırıldandı. Sonra onun sağ elini havaya kaldırarak, diğer eliyle işaret edip;
"ŞAMPİYON ! " diye seslendi.
Bunun üzerine hem Türkler, hemde Avusturyalı işçiler, bravo ! bravo ! diye tempo ile alkış tutup bağrıştılar. Delikanlıyı teker teker tebrik ettiler.
O günden sonra özellikle Gobbi, Delikanlıya karşı hep sevecen ve saygıyla davrandı. Ona ismiyle değil;
" ŞAMPİYON " şeklinde hitap etti. Diğer Avusturyalı işçiler de öyle...
Delikanlının Gobbi'ye karşı elde ettiği bu başarı sonrası çalışma arkadaşları Türkler, Delikanlıya,
-" yahu sen gerçekten bir pehlivanmışsın da meğer bizim haberimiz yokmuş" şeklinde meraklı sorular yöneltince Delikanlı;
-" eh biraz geçmişte güreşmişliğim vardı.Yanlız Gobbi'yi yenen ben değildim sanki. Ona karşı gördüğünüz gibi hep çok rahat kazandım. Adam hakikaten çok güçlüydü. Ama hep galip geldim. Dediğim gibi ben sadece güreştim. Galiba; onu yenen başka bir güç olmalı. Belkide bu işin sırrı; ya benim güreş öncesi ettiğim niyazda, yada içinizden birisinin yürekten ettiği duada saklı kim bilir... Diyerek mütevazi, fakat işin manevi boyutunu anlatmaya, duanın ve imanın gücünü işaret etmeye çalışıyordu
2026
Bülent Okunakol'un Seni Yaradana Kurban Olayım! adlı yazısı Devamı
2026
Bülent Okunakol'un Gölhisar Dosyası-27- Gölhisar Turizm Gerçeği Yapraklı'da Bir hayalim var ! adlı yazısı Devamı
2026
Bülent Okunakol'un Gölhisar Dosyası 28 Gölhisar Turizmi, Nasıl Gelişir ? adlı yazısı Devamı
2026
Bülent Okunakol’un Toplumumuzun bir numaralı sorunu Adlı yazısı Devamı
2026
Bülent Okunakol'un 'Çarşamba günü yazmıştım Galatasaray Kocelispor'u yenemez diye!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Bülent Okunakol'un 'Bu Galatasaray'da Şampiyonluk havası yok!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Bülent Okunakol'un 'Dünyanın efendileri kaybediyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Bülent Okunakol'un Ey Milletvekili sen kimin vekilisin? adlı yazısı Devamı
Burdur'un Bucak ilçesinde otomobilin ile motosikletin karıştığı trafik kazasında bir kişi yaralanırken, o anlar çevredeki güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Sanayi Mahallesi'nde meydana gelen kazanın ardından yaralı sürücü hastaneye kaldırıldı.
Tefenni Belediye Başkanı Ümit Alagöz, yapılan uyarıların ardından bazı seracı vatandaşların çöp, plastik atık ve pasaları belediyenin gösterdiği alana taşımaya başladığını açıkladı. Alagöz, pazartesi günü denetim ve ceza işlemlerinin hızlandırılacağını hatırlattı.
Bucak’ta görev yaptığı süre boyunca "mazluma umut, zalime korku" olan, uyuşturucu tacirlerine ve suç makinelerine geçit vermeyen Başsavcı Sefa Aygün, HSK kararnamesiyle Didim Cumhuriyet Başsavcısı oldu.
Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde küçükbaş hayvan çiftliğinde çıkan yangında 5 kuzu telef oldu, bin balya ise küle döndü. Ekiplerin müdahalesiyle söndürülen yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan, işletme ziyaretleri kapsamında Marmopol Marble Enerji, Artsam Sünger A.Ş. ve Dekor Mobilya’yı ziyaret ederek üretim süreçleri ve sektörel çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Burdur'un Bucak ilçesinde U dönüşü yapmak isteyen bir otomobili fark eden motosiklet sürücüsü direksiyon hakimiyetini kaybederek yere düştü. Kazada yaralanan sürücü hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Yorumlar (0)