Türkiye sermaye piyasalarında son dönemin en çok merak edilen konularından biri, Sermaye Piyasası Kurulunun 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesi oldu.
Fonlarında parası bulunan yüz binlerce yatırımcı açısından soru çok açık:
Para geri alınabilecek mi? Ne kadar ödeme yapılacak? Ne zaman yapılacak? 17 Eylül’de satış emri verenlerin durumu ne olacak? Tasfiye neden 6 aya uzatıldı? Ve kamuoyunda konuşulan “5 bin mağdur” ifadesi ne kadar doğru?
SPK’nın 17, 18, 21, 23 ve 28 Eylül 2026 tarihli karar ve açıklamalarını birlikte değerlendirdiğimizde, bu soruların önemli bölümüne artık daha net yanıt vermek mümkün.
Ancak en başta önemli bir ayrım yapılmalı:
Fonun tasfiyeye alınması, yatırımcının parasının tamamını kaybettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde yatırımcının son görünen fon değerinin tamamını kesin olarak alacağı anlamına da gelmiyor.
Nihai sonuç, fon portföyündeki varlıkların hangi değerlerden nakde çevrileceğine, fonun borç ve giderlerine ve tasfiye sonunda oluşacak bakiyeye bağlı olacak. SPK’nın belirlediği sistemde ödeme temel olarak yatırımcının sahip olduğu katılma payı oranı üzerinden gerçekleştirilecek.
Kamuoyunda son günlerde “yaklaşık 5 bin mağdur bulunduğu” şeklinde bilgiler dolaşıyor.
Ancak bu rakam tüm tasfiye sürecinin resmî mağdur sayısı değil.
5 bin civarındaki rakamın kaynağı, Bulls Portföy tarafından açıklanan üç fon.
Şirketin verdiği bilgilere göre; BPZ kodlu Bulls Portföy Para Piyasası Fonu’nda 2 bin 736,BMU kodlu Bulls Portföy Mutlak Getiri Hedefli Hisse Senedi Serbest Fon’da 1.901,
BOS kodlu fonda ise 638 yatırımcı bulunuyor.
Bu üç fondaki açıklanan yatırımcı sayılarının toplamı 5 bin 275.
Üç fonun toplam fon büyüklüğü de yaklaşık 1 milyar 220 milyon TL olarak açıklanmış durumda.
Fakat burada iki kritik ayrım var.
Birincisi, 5 bin 275 kişi bütün tasfiye kapsamının yatırımcı sayısı değil.
İkincisi, bu kişilerin tamamını şimdiden “mağdur” olarak tanımlamak doğru değil. Çünkü fonların tasfiyesi henüz sonuçlanmadı ve yatırımcıların nihai olarak hangi tutarı alacağı belli değil.
SPK’nın resmî olarak açıkladığı rakam çok daha büyük.
SPK, yatırımcı sayıları konusunda farklı rakamların kamuoyunda dolaşması üzerine 23 Eylül’de ayrıca açıklama yaptı.
Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre tasfiyesine karar verilen 131 fonda toplam 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.
Buradaki “tekil yatırımcı” ifadesi önemli.
Aynı kişinin birden fazla tasfiye fonunda yatırımı bulunuyorsa kişi toplam sayıda bir kez dikkate alınıyor.
Dolayısıyla bugün elimizdeki en güvenilir ve resmî sayı:
131 fon
7 portföy yönetim şirketi
455 bin 758 tekil yatırımcı.
Ancak 455 bin 758 kişinin tamamını da “zarar etmiş yatırımcı” veya “mağdur” şeklinde tanımlamak şu aşamada mümkün değil.
Bu sayı, tasfiye kapsamındaki fonlarda bulunan yatırımcıların sayısını gösteriyor.
SPK’nın 2026/61 sayılı bültenindeki 131 fonluk nihai liste incelendiğinde fonların yedi portföy yönetim şirketine dağıldığı görülüyor.
| Portföy Yönetim Şirketi | Tasfiye Listesindeki Fon Sayısı |
|---|---|
| Pardus Portföy | 42 |
| Hedef Portföy | 31 |
| Atlas Portföy | 16 |
| Bulls Portföy | 15 |
| Pusula Portföy | 12 |
| A1 Capital Portföy | 9 |
| Tera Portföy | 6 |
| Toplam | 131 |
SPK’nın 17 Eylül tarihli ilk kararında bu şirketlerin TEFAS’ta işlem gören fonlarının alım ve satımı durduruldu. Ardından 2026/61 sayılı bültenle tasfiye kapsamındaki güncel 131 fon listesi ve tasfiye yöntemi açıklandı.
Bu süreçte en fazla karıştırılan konulardan biri de bu. SPK’nın 17 Eylül tarihli kararında söz konusu yedi şirketin TEFAS’ta işlem gören tüm yatırım fonları alım ve satıma kapatıldı.
Ancak daha sonra yayımlanan güncel listede tasfiye edilecek fonlar ayrıca belirlendi ve sayı 131 olarak kesinleşti.
Dolayısıyla bir fonun TEFAS’ta işleme kapalı olması ile tasfiye listesinde yer alması aynı hukuki sonuç değil.
Yatırımcı öncelikle kendi fonunun 2026/61 sayılı SPK bültenindeki 131 fonluk tasfiye listesinde bulunup bulunmadığını kontrol etmeli.
SPK, 18 Eylül’de düzenlemenin arka planına ilişkin ayrıntılı bir açıklama yaptı.
Kurulun açıklamasına göre 2025 yılının son çeyreğinden itibaren bazı yatırım fonlarının, özellikle serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları üzerinden fiili dolaşımı düşük bazı şirket paylarında ekonomik gerçeklik ve şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine yol açtığı gözlemlendi.
Konu 2 Aralık 2025 tarihli Finansal İstikrar Komitesi toplantısında da gündeme geldi.
SPK, daha sonra fonların değerleme yöntemlerinden portföy yapılarına kadar çeşitli düzenlemeler yaptı ve 28 Ağustos 2026’da Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’i kapsamlı biçimde güncelledi.
Kurul, düzenlemelerin amacını yatırımcı tasarruflarının korunması, sistemik risklerin azaltılması, fonlar üzerinden manipülasyon imkânlarının sınırlandırılması ve şeffaflığın artırılması olarak açıkladı.
Burada önemli bir gazetecilik ayrımı yapılmalı:
Bunlar SPK’nın düzenlemeye ilişkin tespit ve gerekçeleri.
Bu açıklama, tasfiye edilen her fonun veya her portföy yönetim şirketinin ayrı ayrı hukuka aykırı işlem yaptığına ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı anlamına gelmiyor.
Hayır.
Yatırım fonlarının yapısını anlamak, bu süreçteki en önemli konulardan biri.
Yatırım fonunun malvarlığı, fonu kuran portföy yönetim şirketinin malvarlığından ayrı.
Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde fon malvarlığı kurucunun veya portföy saklayıcısının kendi malvarlığıyla birleştirilemiyor.
Bu nedenle portföy yönetim şirketinin kendisiyle ilgili mali veya hukuki bir sorun yaşanması, fon varlıklarının otomatik olarak şirket borçlarının ödenmesinde kullanılacağı anlamına gelmiyor.
Bu ayrım yatırımcı açısından son derece önemli.
Tasfiye sürecinin amacı fon portföyündeki varlıkları belirlenen kurallarla nakde çevirmek ve ortaya çıkan değeri hak sahiplerine dağıtmak.
SPK süreci doğrudan portföy yönetim şirketlerine bırakmadı.
Tera Portföy tarafından kurulan tasfiye kapsamındaki fonların işlemlerini Türkiye İş Bankası yürütecek.
A1 Capital Portföy, Atlas Portföy, Bulls Portföy, Hedef Portföy, Pardus Portföy ve Pusula Portföy fonlarının tasfiye işlemlerinde ise Ziraat Bankası görevlendirildi.
Bu bankalar tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için gerekli işlemleri yapmaya yetkili hale getirildi.
Fakat burada da yanlış anlaşılabilecek bir nokta var:
İş Bankası veya Ziraat Bankası yatırımcının ana parasını garanti eden kurumlar değil.
Bankalar SPK’nın belirlediği tasfiye yöntemini uygulayan kuruluşlar.
Ödenecek para fonun kendi malvarlığından oluşturulacak.
SPK kararına göre tasfiye süreci başlamadan önce her fondaki toplam katılma payı ile yatırımcıların bireysel saklama hesaplarında bulunan paylar karşılaştırılıyor.
MKK ile görevlendirilen bankalar arasında;
yatırımcının sahip olduğu katılma payı,
rehin,
haciz,
tedbir,
diğer takyidatlar
ve gerçekleşmemiş emirler
için mutabakat yapılması öngörülüyor.
Bu işlemin tasfiye usulünün yürürlüğe girmesinden sonraki iki iş günü içinde gerçekleştirilmesi karara bağlandı.
İkinci aşamada fonun bütün borç ve alacaklarının netleştirilmesi gerekiyor.
Repo, ters repo, para piyasası işlemleri, vadeli mevduat, katılma hesapları, kullanılan krediler ve fonun diğer işlemlerinden doğan borç ve alacaklar bankalar, önceki saklama kuruluşları ve Takasbank arasında karşılaştırılıyor.
SPK bu işlemlerin en geç karar tarihini takip eden 10 iş günü içerisinde tamamlanmasını öngördü.
Bu nedenle yatırımcının hesabında görünen son fon değeri ile tasfiye sonunda dağıtılabilecek net para aynı olmak zorunda değil.
Burası tasfiyenin sonucunu belirleyecek en kritik aşamalardan biri.
SPK bankalara varlıkları bir anda ve kontrolsüz biçimde satma talimatı vermedi.
Kararda açıkça;
yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşullarının gözetilmesi
gerektiği belirtiliyor.
Görevli banka, fon portföyündeki varlıkları bu koşulları değerlendirerek belirleyeceği sıklıkta nakde çevirecek.
Bu yaklaşımın temel nedeni, özellikle büyük miktardaki hisse veya diğer finansal varlıkların kısa sürede piyasaya satışının fiyatı daha da aşağı çekme riskini azaltmak.
Hayır, mutlaka değil.
SPK kararının önemli ayrıntılarından biri, tasfiye boyunca elde edilen nakdin yatırımcılara dönemsel olarak aktarılabilmesine izin verilmesi.
Bankalar fon portföyündeki varlıkları nakde çevirdikçe ve ödeme planı oluşturdukça, para yatırımcıların mutabakatı yapılmış bireysel saklama hesaplarına katılma payı sahipliği oranında aktarılabilecek.
Dolayısıyla “6 ay boyunca hiç ödeme olmayacak, altıncı ayda herkes parasını alacak” şeklindeki yorum doğru değil.
Tasfiye sürecinde ara ödemeler yapılması mümkün.
28 Eylül’de yayımlanan yeni SPK açıklamasının en kritik bölümü bu konu.
Önceki düzenlemede 17 Eylül saat 13.30 sınırı konusunda kafa karışıklığı oluşmuştu.
SPK 28 Eylül açıklamasında durumu netleştirdi.
Tasfiye kapsamındaki fonlar 17 Eylül’de TEFAS üzerinden işleme kapatıldığı için 17 Eylül tarihinde verilen bütün talimatlar TEFAS tarafından iptal edildi.
SPK bu kişilerin tamamen hak kaybına uğramayacağını açıkladı.
17 Eylül tarihinde TEFAS’a talimat veren ve emri platform tarafından iptal edilen yatırımcılara tasfiye bakiyesinden, fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacak.
Ancak burada çok önemli bir ifade var:
SPK, “iptal edilen satış emrinin tutarı aynen ödenecek” demiyor.
Ödeme tasfiye bakiyesine ve yatırımcının fon payına bağlanıyor.
SPK’ya göre 16 Eylül ve öncesinde TEFAS’a iletilen alım ve satım talimatları normal işlem valörlerinde platformun olağan işleyişine dahil edildi.
Ancak bu tarihlerde verilen bazı emirler;
fonun temerrüdü,
veya fiyat açıklanmaması
nedeniyle gerçekleştirilemediyse bu talimatlar da tasfiye kapsamına giriyor.
SPK’nın tasfiye esaslarının A/6 maddesinde, gerçekleştirilemeyen belirli iade talimatlarından doğan tutarın fon hesabına borç olarak kaydedilmesi ve elde edilen nakitten öncelikli olarak ödenmesi yönünde düzenleme bulunuyor. 28 Eylül açıklaması da 16 Eylül ve öncesinde iletilip temerrüt veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen talimatları bu kapsamda değerlendirdi.
Bu ayrım, yatırımcının talimat tarihinin neden çok önemli olduğunu gösteriyor.
Bugünkü bilgilerle bunun garantisi yok.
Çünkü SPK açıklaması ödemeyi iptal edilen emrin o günkü ekran fiyatına değil, tasfiye bakiyesine ve katılma payı sahipliğine bağlıyor.
Bu nedenle yatırımcının son gördüğü fon fiyatıyla eline geçecek nihai tutar arasında fark oluşabilir.
Farkın yatırımcı lehine mi yoksa aleyhine mi olacağını ise bütün fonlar için bugün söylemek mümkün değil.
Bunun için portföydeki varlıkların hangi fiyatlardan satıldığının ve tasfiye sonunda hangi net bakiyenin oluştuğunun görülmesi gerekiyor.
Şu anda en çok sorulan ama kesin cevabı henüz olmayan soru bu.
Bugünkü resmî belgeler, bütün yatırımcıların yatırdıkları ana paranın veya son görünen fon değerinin yüzde 100’ünü alacağını garanti etmiyor.
Ancak “paralar tamamen kayboldu” şeklinde bir sonuç çıkarmak da yanlış.
Fonların kendi malvarlığı bulunuyor ve bu varlıklar tasfiye edilerek yatırımcılara dağıtılacak.
Nihai ödeme miktarını;
fonun elindeki varlıkların gerçek satış değeri,
fonun borçları,
tasfiye giderleri,
gerçekleşmemiş işlemler,
ve yatırımcının sahip olduğu katılma payı
belirleyecek.
Dolayısıyla bugün verilebilecek en doğru cevap:
Ödeme yapılacak; ancak her yatırımcının ne kadar alacağı henüz bütün fonlar için kesinleşmiş değil.
Evet.
SPK kararına göre fonların saklama hesaplarının görevli bankalara devredilmesinden itibaren mevcut fon yönetim ücreti, tasfiyeyi gerçekleştiren banka adına tahakkuk ettirilebilecek.
Fon izahnamesine uygun diğer giderler de işlemeye devam edebilecek.
Bu ayrıntı önem taşıyor çünkü tasfiye sonunda yatırımcıya dağıtılacak rakam yalnızca portföydeki varlıkların satış değerinden ibaret değil.
Fonun yükümlülükleri ve giderleri de net tasfiye bakiyesinin oluşumunda etkili olacak.
SPK ilk kararında fonların tasfiyesinin en fazla üç aylık süre içinde tamamlanmasını öngörmüştü.
Ancak 20 Eylül tarihli Kurul kararıyla bu süre 6 aya çıkarıldı ve değişiklik 21 Eylül’de kamuoyuna duyuruldu.
SPK gerekçe olarak fonların portföy yapısını ve piyasa koşullarını gösterdi.
Kurul, varlıkların mümkün olduğunca uygun piyasa koşullarında satılabilmesine imkân sağlamak amacıyla sürenin uzatıldığını belirtti.
Burada da önemli bir ayrım bulunuyor:
6 ay, tasfiyenin mutlaka 6 ay süreceği anlamına gelmiyor.
SPK bunu açıklamasında özellikle belirtti.
Koşullar uygun olursa tasfiye daha erken tamamlanabilecek.
Büyük bir yatırım fonunun portföyünde milyonlarca hatta milyarlarca liralık finansal varlık bulunabilir.
Bu varlıkların tamamının çok kısa sürede satılması, özellikle piyasa derinliği sınırlı hisselerde satış baskısını artırabilir.
Fiyatın hızla düşmesi ise fondaki yatırımcıların alacağı tasfiye tutarını daha da azaltabilir.
SPK’nın bankalara “piyasa derinliği, likidite koşulları ve yatırımcı menfaatini” gözetme görevi vermesinin arkasındaki temel mantık bu.
Dolayısıyla 6 aylık süre yalnızca idari bir gecikme değil; portföyün zorunlu ve hızlı satışlarla değer kaybetmesini sınırlamaya yönelik bir mekanizma olarak da değerlendirilebilir. Bu, SPK’nın karar metnindeki satış ilkeleri ve süre uzatma gerekçesinden çıkan bir değerlendirmedir.
Mevcut kararlar kapsamında süreç Yatırımcı Tazmin Merkezi tarafından yürütülen bir tazmin süreci değil.
SPK, yatırımcıları tazmin amacıyla YTM’nin devreye alınacağı yönünde bir karar açıklamadı.
Buradaki ödeme mekanizması farklı:
Fonun kendi portföyündeki varlıklar satılıyor ve oluşan tasfiye bakiyesi yatırımcıya dağıtılıyor.
YTM sistemi ise yatırım kuruluşlarının yatırımcılara ait nakit veya sermaye piyasası araçlarını teslim etme yükümlülüğünü yerine getirememesi gibi farklı koşullar altında, SPK’nın tazmin kararıyla çalışıyor.
Dolayısıyla “Devlet fondaki zararı karşılayacak” veya “YTM herkesin ana parasını ödeyecek” şeklinde bir resmî açıklama bugün itibarıyla bulunmuyor.
5 bin 275 rakamının gündeme gelmesinin nedeni Bulls Portföy’ün üç fonuyla ilgili yaptığı açıklama.
Şirketin açıklamasına göre BPZ, BMU ve BOS fonlarının 17 Eylül tarihli toplam fon değeri yaklaşık 1,22 milyar TL.
Bulls Portföy ayrıca söz konusu üç fonun portföylerinin ağırlıklı olarak kolaylıkla nakde dönüştürülebilecek yatırım araçlarından oluştuğunu ve kendi tarafındaki tasfiye işlemlerini tamamladığını açıkladı.
Şirket, sürecin Ziraat Bankası nezdindeki işlemlerin tamamlanmasının ardından sonuçlanmasını beklediğini bildirdi.
Ancak bu açıklama yalnızca söz konusu Bulls fonları açısından şirketin verdiği bilgi.
Diğer şirketlerin ve diğer fonların portföy yapılarının aynı olduğu sonucuna buradan varılamaz.
Ayrıca 5 bin 275 rakamının SPK’nın açıkladığı 455 bin 758 tekil yatırımcı sayısıyla karıştırılmaması gerekiyor.
Hayır.
Her fonun portföy yapısı farklı.
Bazı fonlarda yüksek oranda nakit veya kısa vadeli para piyasası aracı bulunabilirken bazı fonlarda likiditesi daha düşük hisse senetleri veya farklı finansal araçlar bulunabilir.
Bu nedenle 131 fonun tamamının aynı gün tasfiye edilmesi veya bütün yatırımcıların aynı tarihte ödeme alması beklenmemeli.
SPK düzenlemesi görevli bankalara fon bazında ödeme planı belirleme imkânı tanıyor.
Bu da farklı fonlardaki yatırımcıların farklı tarihlerde ödeme alabileceği anlamına geliyor.
28 Eylül itibarıyla bazı temel konular hâlâ kesinleşmiş değil.
Her fonun nihai tasfiye bakiyesi açıklanmış değil.
Her yatırımcının alacağı kesin tutar belli değil.
131 fonun tamamı için tek bir ödeme tarihi açıklanmış değil.
Fon bazında hangi varlıkların hangi tarihte ve hangi fiyatlardan satılacağı bilinmiyor.
SPK tarafından şirket bazında 455 bin 758 yatırımcının dağılımı da açıklanmış değil.
Dolayısıyla sosyal medyada dolaşan “şu tarihte herkesin parası ödenecek”, “şu oranda kesinti yapılacak” veya “şu kadar para kesin kaybedildi” şeklindeki iddiaların resmî açıklamayla doğrulanmadan kesin bilgi olarak kabul edilmemesi gerekiyor.
Bu aşamada yatırımcı açısından en önemli konu kendi işlem geçmişini ve fon kayıtlarını doğru biçimde korumak.
Özellikle 16 ve 17 Eylül tarihlerinde alım veya satım emri veren yatırımcıların emir tarihini, saatini, tutarını ve emrin gerçekleşip gerçekleşmediğini gösteren kayıtları saklaması önem taşıyor.
MKK yatırımcı kayıtları, banka veya aracı kurum işlem dökümleri, TEFAS emir kayıtları ve varsa iptal bildirimleri daha sonra yapılacak mutabakat açısından önem taşıyabilir.
Bunun yanında yatırımcının kendi fonunun gerçekten 131 fonluk tasfiye listesinde olup olmadığını kontrol etmesi gerekiyor.
SPK da yatırımcıların yalnızca resmî açıklamalara itibar etmesini özellikle istedi.
Bugün itibarıyla bütün kararlar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo şu:
Tasfiye kapsamındaki fonların malvarlıkları ortadan kalkmış değil.
Bu varlıklar kurucu portföy yönetim şirketlerinin malvarlığından ayrı olarak korunuyor.
SPK tarafından görevlendirilen İş Bankası ve Ziraat Bankası ilgili fonların varlıklarını yatırımcı menfaati ve piyasa koşullarını dikkate alarak nakde çevirecek.
Elde edilen para yatırımcıların katılma payı sahipliği oranında hesaplarına aktarılacak.
17 Eylül’de TEFAS tarafından iptal edilen emirlerin sahipleri de tasfiye bakiyesinden pay alacak.
Ancak yatırımcıların tam olarak ne kadar para alacağı bugün itibarıyla bütün fonlar için belli değil.
Bu nedenle süreci ne “herkes parasını tamamen kaybetti” şeklinde yorumlamak doğru ne de “herkes parasının tamamını kesin alacak” demek mümkün.
Gerçek sonuç, her fonun tasfiye bilançosu ortaya çıktığında görülecek.
Yatırımcılar açısından bundan sonraki en önemli gelişmeler;
fon bazındaki ilk nakit ödemelerin başlaması,
tasfiye edilen varlıkların değerleri,
fonların tasfiye bakiyeleri,
bankaların ödeme planları
ve sürecin hangi fonlarda tamamlandığına ilişkin yapılacak resmî açıklamalar olacak.
Özellikle SPK’nın 28 Eylül’de 17 Eylül emirleri konusunda yeni açıklama yapmak zorunda kalması, sürecin uygulama detaylarının yeni kararlarla netleşmeye devam edebileceğini gösteriyor.
Bu nedenle tasfiye süreci tamamlanana kadar yapılacak her yeni SPK, MKK, KAP ve görevli banka açıklaması yatırımcılar açısından doğrudan önem taşıyor.
Nizamettin Bilici
Doğayı Dinle Genel Yayın Yönetmeni
Haber görseli yapay zekâ ile temsili olarak hazırlanmıştır.
Kaynaklar
Sermaye Piyasası Kurulu
SPK 2026/60 Sayılı Kurul Bülteni
SPK 2026/61 Sayılı Kurul Bülteni
Merkezi Kayıt Kuruluşu
Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu
Takasbank
Yatırımcı Tazmin Merkezi
Bulls Portföy Yönetimi
Kamuyu Aydınlatma Platformu
Karacaören Baraj Gölü’nden paylaşılan görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Burdurlu öğretmenlerin Kaş’ta çektiği teke zortlatması videosu ilgi gördü.
Dereboğazı yolunda yeni önlemler alınsa da kalıcı çözüm bekleniyor.
Burdur Ağlasun’da öğrenciler harçlıklarını DMD hastası için topladı.
Doğal temizlik nedir? Sirke ve karbonat gerçekten işe yarıyor mu?
Sosyal medya içerikleriyle tanınan ve “ilyassmutluu” kullancı adlı Bucaklı fenomen Survivor hayali için Bucak’tan İstanbul’a yürümeye başladı.
Yorumlar (0)