Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir: “Halk TV’ye El Koymak, Demokrasiye Darbedir”
Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Halk TV’ye kayyum atanmasına tepki gösterdi. Emir, kararın halkın haber alma hakkına ve basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale olduğunu savunarak, “Bu milletin hiçbir evladı bu zulme, bu baskıya, bu sindirme çabalarına asla boyun eğmeyecek” dedi.
Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Halk TV’ye kayyum atanmasına tepki gösterdi. Emir, kararın halkın haber alma hakkına ve basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale olduğunu savunarak, “Bu milletin hiçbir evladı bu zulme, bu baskıya, bu sindirme çabalarına asla boyun eğmeyecek” dedi. “Halkın Haber Alma Hakkına Saldırıyorlar”
Halk TV’ye el konulmasını eleştiren Murat Emir, iktidarın basın kuruluşları ve haber platformları üzerindeki baskıyı artırdığını öne sürdü. Emir, televizyon kanallarına, internet haber sitelerine ve sosyal medya hesaplarına yönelik müdahalelerin halkın gerçekleri öğrenmesini engellemeyi amaçladığını söyledi.
Kararın siyasi olduğunu savunan Emir, Halk TV’nin farklı siyasi görüşlerden yurttaşlar tarafından takip edildiğini belirterek, kanalın susturulmasının Türkiye’de demokrasiye zarar vereceğini ifade etti.
Emir, “Siyaset yapacak halleri kalmamış, millete söyleyecekleri söz kalmamış. Millet fakirlikten, fukaralıktan, bunca yorgunluktan sonra inim inim inlerken hiçbir sorunu çözemeyeceğini bilen iktidar susturayım, sindireyim, korkutayım ve bu şekilde koltuğuma sahip çıkayım derdine düşmüştür” diye konuştu.
“Sipariş Usulü Verilmiş Bir El Koymadır”Halk TV’ye yönelik kararın öncesinde bazı siyasi isimlerin kanalı hedef gösterdiğini ileri süren Emir, yaşananların siyasi bir müdahalenin parçası olduğunu iddia etti.
19 Mart sürecini ve belediyelere yönelik operasyonları da gündeme getiren Emir, “19 Mart darbesi de sonrasındaki kayyum darbesi de belediyelere yapılacak bu hukuksuz operasyonlarda hepsi sarayda tezgahlanmaktadır” ifadelerini kullandı.
Emir, şirketlere ve medya kuruluşlarına el konulmasına imkân tanıyan yasal düzenlemeyi de eleştirerek, bunun darbe dönemlerini hatırlattığını söyledi. Söz konusu düzenlemeye ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarını belirten Emir, yüksek mahkemenin henüz karar vermediğini kaydetti.
İmamoğlu’nun Savunmasına Dikkat Çektiİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davaya da değinen Emir, İmamoğlu’nun 589 gündür cezaevinde bulunduğunu belirtti. İmamoğlu’na yöneltilen suçlamaları eleştiren Emir, savunma için yeterli zaman tanınmadığını öne sürdü.
Halk TV’ye yönelik müdahalenin İmamoğlu’nun savunmasının kamuoyuna ulaşmasını engellemeyi amaçladığını savunan Emir, İBB duruşmalarının TRT’den canlı yayımlanmasını isteyen iktidarın şimdi Halk TV’nin yayın yapmasını engellediğini söyledi.
Emir, “Çünkü bitiksiniz. Çünkü çökmüşsünüz. Çünkü yoksunuz. İstanbul'daki iddianame çökmüş, sizin iktidarınız da çökmüş” ifadelerini kullandı.
Kavala ve Tayfun Kahraman Kararlarını HatırlattıAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını ileri süren Emir, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman hakkındaki kararları gündeme getirdi.
Emir, AİHM’nin Kavala hakkında verdiği kararın ardından İstanbul’daki ilgili mahkemenin tutumunu eleştirirken, Tayfun Kahraman hakkında verilen hak ihlali kararının da uygulanmasını beklediklerini söyledi.
Anayasa Mahkemesi kararlarının yargı organları açısından bağlayıcı olduğunu vurgulayan Emir, hukuk devleti ilkesinin zedelendiğini savundu.
Fon Krizindeki 187 Milyar Liralık Vurgunu SorduBasın toplantısında kamuoyunda “fon krizi” olarak anılan gelişmelere de geniş yer ayıran Emir, yetkililerin açıkladığı 187 milyar liralık zararla ilgili sorular yöneltti.
Emir, “Tekrar soruyoruz. Nereye kaçarsanız kaçın, ne kadar kaçarsanız kaçın, şu sorudan kurtulamayacaksınız. Bakanın açıkladığı 187 milyar liralık vurgun vuran 214 kişi kimdir? Nerede bunların hepsi?” dedi.
Fon tasfiyesine ilişkin yasa teklifini de eleştiren Emir, yatırımcıların zararlarının hangi ölçütlere göre hesaplanacağının belirlenmesinin Sermaye Piyasası Kurulu’na bırakılmasını doğru bulmadığını ifade etti.
SPK’nin süreçteki sorumluluğunun araştırılması gerektiğini savunan Emir, yatırımcıların zararlarının gerçek değer üzerinden karşılanıp karşılanmayacağına ilişkin belirsizlik bulunduğunu söyledi. Emir, yaşananların siyasi ve idari sorumluluğunun da ortaya çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
Mekke Anlaşması ve Yemen’e Asker Gönderilmesi TartışmasıEmir, Türkiye’nin Yemen’e asker gönderilmesi ihtimaline de karşı çıktı. Mekke Anlaşması olarak anılan düzenlemenin Meclis gündemine gelmesi hâlinde kamuoyu önünde tartışılması gerektiğini belirten Emir, Türk askerinin Suudi Arabistan’ın petrol sahalarını korumak ve İsrail’in güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Türk askerinin Yemen’e gönderilmesi ihtimaline ilişkin açıklamalarını hatırlatan Emir, böyle bir adımın Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmeyeceğini savundu.
Saraçhane Davalarında Beraat Kararlarını DeğerlendirdiEmir, 19 Mart sürecinin ardından Saraçhane gösterileri nedeniyle yargılanan gençler hakkındaki beraat kararlarına da değindi. Gençlerin anayasal haklarını kullandıkları için gözaltına alındığını ve yargılandığını ileri süren Emir, kararların devam eden davalar açısından da önem taşıdığını söyledi.
Gençlerin eğitim ve çalışma hayatlarının yaşanan süreçten etkilendiğini belirten Emir, beraat eden yurttaşlara destek mesajı verdi.
Konuşmasının sonunda yurttaşları Halk TV’ye ve basın özgürlüğüne sahip çıkmaya çağıran Emir, demokratik hakların kullanılmaya devam edileceğini vurguladı.
“Bu Baskıya Boyun Eğmeyeceğiz”Emir, toplantının soru-cevap bölümünde, fon işlemlerinde 100 milyon liranın üzerinde işlem yaptığı belirtilen 240 kişiye ilişkin listenin ellerinde bulunmadığını açıkladı.
Söz konusu bilgilerin açıklanması gereken makamların iktidar ve ilgili bakanlıklar olduğunu belirten Emir, muhalefetin elindeki bilgilerin sınırlı olabileceğini ifade etti.
Emir, iktidarın baskı politikalarına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek, “Biz demokrasi içerisinde yasal haklarımızı sonuna kadar kullanarak asla sinmeden, asla çekilmeden bu zorbalığa asla boyun eğmeyeceğiz” dedi.